Sağlık hizmetleri temel kan.,sağlık personelinin tazminat ve çalışma esaslarına dair kan.tas.( s.sayısı : 934 ) (doktorlara mecburi hizmet hk.)
Denizli Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 114. Birleşim · 3. yasama yılı · 21 Haziran 2005 · 952 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Uğur Neşşar (CHP), 21 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SAĞLIK HİZMETLERİ TEMEL KAN.,SAĞLIK PERSONELİNİN TAZMİNAT VE ÇALIŞMA ESASLARINA DAİR KAN.TAS.( S.SAYISI : 934 ) (DOKTORLARA MECBURİ HİZMET HK.)); konuşma 952 kelime.
Mehmet Uğur Neşşar (CHP, Denizli). “Sağlık hizmetleri temel kan.,sağlık personelinin tazminat ve çalışma esaslarına dair kan.tas.( s.sayısı : 934 ) (doktorlara mecburi hizmet hk.)”. TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim tutanağı, 21 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ugur-nessar-22-2005-06-21-saglik-hizmetleri-temel-kan-saglik-personelinin-tazminat-ve-calisma-e (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Denizli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 934 sıra sayılı kanun teklifinin 6 ncı maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım; öncelikle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, yasanın özüne, bu maddenin özüne girmeden önce, iki gözlemimi aktarmak istiyorum. Bunlardan bir tanesi AKP sözcüleriyle, diğeri de AKP yöneticileriyle ilgili.
Şimdi, AKP sözcüsü arkadaşlarımı izlediğim zaman, aynı inanmışlık, aynı belagat içerisinde, iki sene önce tam tersini söyledikleri şeyi bugün savunduklarını görüyorum. Bu, hakikaten enteresan bir olay. Bakana gelince de, her zamanki çocuk doktoruna yakıştırdığım o sevecen üslubunu, zaman zaman çocukları azarlayan baba görüntüsü içerisinde sertleştirerek, aynı şeyi, iki sene önce söylediğini bugün reddettiğini, tam tersini söylediğini görüyorum; bu, hakikaten içler acısı bir durum.
İkinci gözlemim ya da üçüncüsü -her neyse- bütün bu yaşananlardan ne AKP Grubunun ne de Sayın Bakanın herhangi bir şekilde yararlanmadıklarını görüyor olmak. Yani, iki sene önce söylediğiniz şeyi bugün tamamen değiştiriyorsunuz, en azından, yanlış olduğunu, o zamanki istediğiniz hedefe ulaşamadığınızı dile getiriyorsunuz, o kadarını kabul ediyorsunuz; ama, o hiddetiniz ve her şeyi bilirliğinizde bir değişiklik olmuyor. Burada bir yanlışlık var, bu yanlışlığın da özü, o konuşmalara neden olan esas gerekçeler. O gerekçeler de, bu özün, kesinlikle, memleketin koşullarına göre üretilmemiş, dış kaynaklı, Dünya Bankası, IMF programları doğrultusunda dayatılan, dayatılması birtakım parasal yardımların verilmesi için şart koşulan bazı uygulamalara geçmek.
Sayın Babacan da burada, gelmiş, sevindim; çünkü, IMF deyince kendisinin de mutlaka dikkatle dinlediğini biliyorum.
Bunun arkasında yatan temel yanılgı, sağlığın piyasalandırılabileceği; ben bir parça bunu açmak istiyorum, bu maddeyle ilişkisi de bu. Bu maddeyle, hekimlere ve yardımcı sağlık personeline bir miktar parasal katkı sağlanıyor. Bu, belki, bu yasanın hekimler lehine ya da sağlık çalışanları lehine tek olumlu maddesi olabilir; ama, arkasında yatan mantık, yine aynı mantık; yani, işleri parayla çözeceğiz mantığı. Sayın Bakan da bilir -onun çok iyi bir doktor olduğundan hiç kuşkum yok- yıllarca, ne ben hastaneye para için gittim ne de Sayın Bakan gitti. "Acil" dediler mi, biz gittik, sabahlara kadar gerekiyorsa çalıştık, çoluğumuzu çocuğumuzu ihmal ettik, gittik. Tabiî ki, bunun nispeten ödüllendirilmesi, bir miktar para verilmesi, daha önce 657'yle verilmiş katkının, yataklı olmayan kurumlara da yaygınlaştırılması, miktarının artırılması, bunlar güzel şeyler; fakat, sağlığı düşünürken sadece parayla düşünmek, bu, çok yanlış. Bu, iki sene önceki yanlışın dayandığı nokta; yani, sağlığın parayla ifade edilmesi. Neydi o zamanlar; hatırlarsınız, ben, toplantıların ilk başında yoktum, kusura bakmayın, belki, tekrar olacak; ama, hepimiz iki sene önce, hatırlıyoruz, Sayın Başbakanın, televizyonlara çıkıp, ellerini de şöyle kaldırıp "Allah'ın izniyle bunu biz kaldırdık" diye konuştuğunu. Allah, bu yasayı kaldırıp kaldırmama konusunda Sayın Başbakana izin verdi mi, onu sizin izanınıza bırakıyorum; ama, bugün, aynı yasayı iki sene sonra geri getiriyorsunuz.
Yine, iki sene önce Sayın Sağlık Bakanının, o demin anlattığım sevecen ifadesiyle, biraz da, belki, büyüklere masallar anlatır gibi, televizyonlarda, çıkıp "biz, insanlara paralar vereceğiz, doktorlar koşa koşa Doğu Anadoluya gidecekler, insanların gitmediği yerlere gidecekler" diye konuştuğunu hatırlıyoruz. Dolayısıyla, bu, sonuç vermemiştir; yani, paranın sağlıkla aynı anda yan yana kullanılması hiçbir zaman sonuç vermemiştir, vermeyecektir; çünkü, sağlık, buzdolabı değildir, parayla alınıp satılmaz; sağlık, temel bir haktır ve bu temel hakkı karşılamak da devletin görevidir. Devletler de, bunu, kendi ulusal politikalarıyla geliştirdikleri modellerle yaparlar.
Bir parça daha bu IMF politikalarının altına inmek istiyorum; yani, AK Partinin iki senede sağlıkta duvara çarptığı ilk deneyimden yola çıkarak, bu, vahşi kapitalizmin neoliberalizm adıyla yeniden canlandırılmaya çalışıldığı yeni bir dönem. Aslında, bu, yeni yaşanmadı, daha önce de yaşandı ve bununla ilgili yapılan hiçbir uygulama bugün için sonuç vermedi. Buna itiraz edenler on yıllarca; yani, aşağı yukarı sağlığın sosyalleştirilmesiyle ilgili yasa çıktıktan beri bu yasayı savunanlar, sağlığın sosyalleştirilmesini savunanlar, sağlığın parayla yan yana anılmamasını söyleyenler hep gericilikle, dinozorlukla ve çağdaş dünyayı anlamamakla suçlandılar; ama, dünya değiştikçe, bu sözü edilen politikalar değişik ülkelerde uygulandıkça bunların sonuç almadığı görüldü. Görülmesine rağmen, hâlâ, bugün, ülkemizde uygulanmaya çalışılıyor.
Evet, sağlıkta dönüşümün bu mecburî hizmetle ilgili kısmından başladık. Bu fırsatı, tabiî ki, genel anlamda, AKP'nin sağlık politikalarını eleştirmek için değerlendirmek istiyorum.
Demin bir arkadaşım daha söyledi, sağlık, yazboz tahtası değildir, gerçekten değildir -şu anda yapılan uygulama bunun bir acıklı örneğidir- ve sağlık, o ülkenin koşulları yadsınarak, o ülkenin uzmanları reddedilerek, inkâr edilerek yönetilemez ve yönetilemeyeceği de her geçen gün bir kere daha görülmektedir. Çünkü, hem ülkenin koşulları, yani, ne Doğu Anadoluyu İstanbul'la mukayese edebilirsiniz ne Güney Anadoluyu Karadenizle mukayese edebilirsiniz, her yerde yaşayan insanların yerleşim yerlerinden tutun da altyapı imkânları farklıdır ve sağlığı, sadece doktoru oradan oraya göndermekle çözme olanağı yoktur. Sağlık, bir bütündür, birtakım bileşenlerden meydana gelir. Bu bileşenlerin en üstünde, sadece, hekim ve sağlık çalışanları vardır, bunun altında, altyapı, bazı sosyal mekanizmaların ülke çapında adaletli, hakkaniyetli uygulanması yatar. Yani, siz, istediğiniz kadar doktoru gönderin, eğer oradaki insanlar temiz içmesuyunu içemiyorlarsa, yani -İskandinav ülkelerinden örnek vermeyi çok seviyor Sayın Bakan, İsveç'te bütün musluk suları içiliyor, şişeyle su satın almıyorlar- altyapıyı oluşturmadıysanız, doktoru göndermekle bir işi başaramazsınız. Doktorun yanına hemşireyi gönderemiyorsanız, yine başaramazsınız. Kaldı ki, çok iyi biliyorsunuz, yine, Sayın Başbakan hemşirelere güveniyor, doktorlara iğne bile yaptırmıyor.
Dolayısıyla, sağlık, bir ekip çalışmasıdır. Bu ekibin içerisinde, tüm sağlık çalışanları yanında, diğer araç gereçler de vardır. Yani, eğer, doktoru gönderdiğiniz yerde tansiyon aleti yoksa… Sağlık Bakanının arzu edip de bir türlü gerçekleştiremediği bir uygulamadan söz etmek istiyorum; o da, eğitim hastanelerindeki uzmanları, Anadolu'nun hiçbir olanağı olmayan yörelerine dağıtma arzusu; arkadan, sıra, herhalde, şeflere de geliyor. Şimdi, siz, yıllarca, tüm olanaklarıyla çalışan bir hastanedeki bir uzmanı, on yıllık bir uzmanı, bir cerrahı alır da, altyapısı olmayan bir Anadolu hastanesine gönderirseniz ya da Sayın Bakanın daha iyi bildiği bir alanda, bir yenidoğancıyı Anadolu'da hiçbir olanağı olmayan bir hastaneye gönderirseniz, bu kişiden gerekli verimi, gerekli yardımı alamazsınız. Yapacağız, sadece, o kişinin işgal ettiği kadronun sizin atayacağınız başka insanlar için boşaltılması olur. Dolayısıyla, sadece doktor göndermekle sağlık sorunlarını da çözemeyeceğiniz ortada.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla)Sayın Başkan, bitiriyorum.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
30 konuşma daha · 21 Haziran 2005