Gündemdeki çalışma konularına ilişkin
Denizli Milletvekili ·
Genel Kurul, 114. Birleşim · 3. yasama yılı · 21 Haziran 2005 · 1.043 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ümmet Kandoğan, 21 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GÜNDEMDEKİ ÇALIŞMA KONULARINA İLİŞKİN); konuşma 1.043 kelime.
Ümmet Kandoğan (Denizli). “Gündemdeki çalışma konularına ilişkin”. TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim tutanağı, 21 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ummet-kandogan-22-2005-06-21-gundemdeki-calisma-konularina-iliskin (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Danışma Kurulu önerisi aleyhinde söz almış bulunuyorum.
Mutat olduğu üzere, her salı, çarşamba ve perşembe günleri Danışma Kurulları toplanıyor; o haftanın gündemiyle ilgili ortak bir mutabakata varıyorlar veya anlaşamıyorlar. Bu haftaki Danışma Kurulu önerisi üzerinde AK Parti Grubu ile Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun anlaştığını görüyoruz. Bugünkü toplantıda görüşülecek olan kanun tasarı ve teklifleri yer almış; ancak, çarşamba ve perşembe günleri, bugün, görüşmede, bu kanun tasarı ve teklifleri bitirilebilirse, çarşamba ve perşembe günleri Türkiye Büyük Millet Meclisinde hangi kanun tasarılarının ve tekliflerinin görüşüleceğiyle ilgili, yine, herhangi bir bilgi elimizde mevcut değil. Herhalde, yarın veya perşembe günü yeni Danışma Kurulu toplanacak, çarşamba ve perşembe günü Türkiye Büyük Millet Meclisinde hangi kanun tasarılarının ve tekliflerinin konuşulacağı yeni bir Danışma Kurulu önerisi olarak Meclis gündemine gelecek.
Değerli milletvekilleri, onlarca kez burada söylüyoruz; Danışma Kurulu önerileri açık olsun, anlaşılır olsun; o hafta hangi kanun tasarıları ve teklifleri görüşülecekse, çok net bir şekilde huzurlarımıza gelsin, bizler de milletvekilleri olarak bu kanun tasarı ve teklifleri üzerinde araştırma yapabilecek, inceleme yapabilecek ve Mecliste katkı yapabilecek gerekli zamanı bulabilelim.
Şimdi, Danışma Kurulu önerisinin girişinde "sözlü sorular ile diğer denetim konularının görüşülmeyerek" ibaresi var. Aylardan beri -dikkatinizi çekmek istiyorum- bu Mecliste sözlü soru önergelerinin görüşülmesi yapılamadı, aylardan beri Meclis araştırmalarıyla ilgili bu Mecliste bir çalışma yapılamadı. Ancak, İçtüzüğümüzün 96 ncı ve 115 inci maddeleri arası, Meclisin denetim konularına ayrılmış. Denetimin nasıl yapılacağı, 96 ncı ve 115 inci maddeler arasında yer almış. İçtüzüğün bu amir hükmü ortada dururken… İçtüzüğün bu amir hükmünü de okumak istiyorum müsaade edersiniz: "Sözlü soruların cevaplandırılması için; Anayasa, kanun ve İçtüzük gereği zorunluluklar hariç olmak üzere, haftanın en az iki gününde, birleşimin başında ve birer saatten az olmamak şartıyla…" Çok açık ve net bir hüküm. Salı ve çarşamba günleri, birleşimin başında, birer saatten az olmamak şartıyla bu Meclisin denetim çalışması yapacağı, İçtüzüğün 98 inci maddesinin ikinci fıkrasında kayıt altına alınmış. O zaman, ben, her iki grubumuza sormak istiyorum; 98 inci maddenin ikinci fıkrası ortada dururken, haftanın her iki gününde birer saatten az olmamak üzere sözlü soruların ve denetim konularının görüşülmesi 98 inci maddenin ikinci fıkrasında yer almış olmasına rağmen, aylardan beri 98 inci maddenin ikinci fıkrasının uygulanmamasının sebebini gelip, her iki grubun, bu kürsüden, hem bizlere hem de milletimize izah etmesi gerekmektedir.
Yine, 99 uncu maddenin ikinci fıkrasında "yazılı sorular, Başbakanlığa veya ait olduğu bakanlığa gönderildiği tarihten itibaren en geç onbeş gün içinde cevaplandırılır. Bu süre içerisinde cevaplandırılmazsa, Başkan tarafından Başbakanın veya ilgili bakanın dikkati çekilir ve yine cevaplandırılmazsa, bu husus gelen kâğıtlar listesinde ilan edilir" deniliyor.
Şimdi, ben, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bir soru önergesi verdim. Soru önergemde... Bugüne kadar -dikkatinizi çekmek istiyorum sayın milletvekilleri- 1 564 sözlü soru önergesi verilmiş; bunlardan cevaplananı 761; bir kısmı geri çekilmiş; ancak, şu anda, sözlü soru önergelerinden 396 tanesine cevap verilmemiş. Bu sözlü soru önergeleri, çok basit meseleleri ihtiva eden soru önergeleri değil ki; değerli milletvekillerimizin o gün gündemde olan, Türkiye'nin önemli meseleleriyle ilgili, Başbakanlığa veya ilgili bakanlıklara sormuş olduğu ve mutlaka cevabını istediği çok önemli konular. Eğer…
ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye)Kamuoyu biliyor!
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)Kamuoyunun bilmesi bizi bağlamaz ki Sayın Milletvekili. Eğer İçtüzükte bu amir hüküm konulmuşsa ve bunun cevaplandırılması için yeterli süre verilmiş ve bu süre sonunda yapılmayan işlemlerle ilgili hükümler belli ise, Türkiye'nin bildiği konular diyerek, milletvekillerinin bu konudaki çalışma sahasını nasıl sınırlandırabilirsiniz?! Bu cümleleri burada nasıl sarf edebilirsiniz?!
Bakınız, 7 087 adet yazılı soru önergesi verilmiş, bunlardan 1 171'ine hâlâ cevap verilmemiş. Eğer, bunları yok sayıyorsanız, bunları önemsiz addediyorsanız, bunları lüzumsuz kabul ediyorsanız, bunlara söyleyecek bir sözümüz yok; ancak, burada dikkatinizi çekmek istiyorum, yazılı soru önergelerini cevaplandırmayanların başında Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Başbakanı geliyor değerli milletvekilleri. Şu ana kadar, Sayın Başbakan, kendisine yöneltilen yazılı soru önergelerinden, süresi geçmiş olmasına rağmen ve Başkanlıkça da ikaz yazısı yazılmış olmasına rağmen, tam 271 tanesine cevap vermemiştir. Buradan, şöyle bir değerlendirme yapmak istiyorum: Demek ki, Sayın Başbakan, bu 271 soruya makul ve mantıklı bir cevap veremeyeceğini düşündüğü için, bu soru önergelerine cevap vermeyi herhalde gerçekleştirememiştir diye düşünüyorum.
İkinci sırada, İçişleri Bakanı geliyor; 128 adet yazılı soru önergesini, yine, süresi içerisinde cevaplandırmayan bakanların başında. Şimdi, bu milletvekilleri, İçişleri Bakanına hangi konularda soru soruyorlar?.. Hiç gündemde olmayan, Türkiye'yi ilgilendirmeyen, lüzumsuz konular değil ki! Eğer, bir milletvekili İçişleri Bakanına soru soruyorsa, mutlaka, bunlar, Türkiye'nin gündeminde olan, Türk insanını ilgilendiren, Türk Milletinin dertlerini ilgilendiren konularda sorulmuş olan sorulardır.
Bütün bunları yapmayacaksınız, bütün bunları cevaplandırmayacaksınız, sonra da, geleceksiniz, bir Danışma Kurulu önerisiyle, yine, denetim konularını görüşmeden, kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesi bölümüne geçeceksiniz.
Bu soru önergelerinde neler var mesela; cari açıkla ilgili soru önergeleri var. Cari açığın, Türkiye'de, dünyada emsali görülmemiş ölçüde arttığını ifade eden sorular var. Geçen sene hükümet 7,6 milyar dolar hedef göstermişken -2004 yılı hedefi 7,6 milyar dolar ifade edilmiş olmasına rağmen- yıl sonunda 15,6 milyar dolar olmuş ve bu sene bu rakamın 20 milyar dolara ulaşması söz konusu. Bunu sormuş milletvekilleri. Dışticaret açığını sormuşlar. Bu sene 40 milyar dolara ulaşacağı tahmin edilen ve yine dünyada çok az ülkenin ulaştığı bir rakam olan bu dışticaret açığının sebeplerini sormuşlar. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2002 yılında yüzde 70,3 iken, bugün niye yüzde 63'lere düştüğünü sormuşlar. Doğrudan yabancı yatırımın, bu kadar söylenmesine rağmen, niye, 2004 yılında, sadece + 350 000 000 dolar olduğunu sormuşlar. Toplam borcun 2004 yılında 235 milyar dolara ulaşmasının sebeplerini sormuşlar. Yatırım açısından niye en riskli yedinci ülke olduğunu sormuşlar. İşsizlik oranlarının her geçen gün artmasının sebeplerini sormuşlar. 2002 yılında 10,3 olan işsizlik, 2005 yılında yine 10,3; ama, 2005'in ilk dört ayında 11,7'nin sebebinin izah edilmesini istemişler.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)Gelir dağılımının her geçen gün niye bozulduğunu ve bunun sebeplerini sormuşlar. En üst gelir grubu ile en alt gelir grubu arasındaki uçurumun her geçen gün niye artmakta olduğu sorulmuş. 2002 yılında yoksulların genel nüfusa oranı yüzde 26,96 iken, 2003 yılında bu niye yüzde 28,12'ye ulaşmıştır diye sorulmuş. Kırsal kesimde 9 429 000 yoksul varken 2002 yılında, bu rakamın 2003 yılında 10 081 000'e niye çıktığı sorulmuş. Tarımın 2002 yılında gayri sâfi millî hâsıladan aldığı pay yüzde 14 iken, bugün yüzde 10'lara niye düştüğü sorulmuş ve bunun cevabı öğrenilmek istenmiş. Tarımdaki destekler, Avrupa Birliği ülkelerinde 491 dolar iken, Türkiye'de bu rakamın niye 100 doların altında olduğu öğrenilmek istenmiş.
Buna benzer birhayli soru sorulmuş; ama, bunların büyük çoğunluğuna cevap verilmemiş.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
30 konuşma daha · 21 Haziran 2005