İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 62. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında (s.s.610)

Ali İhsan Köktürk

Zonguldak Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 62. Birleşim · 5. yasama yılı · 9 Şubat 2011 · 882 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ali İhsan Köktürk (CHP), 9 Şubat 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI HAKKINDA (S.S.610)); konuşma 882 kelime.

Ali İhsan Köktürk (CHP, Zonguldak). “Bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında (s.s.610)”. TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim tutanağı, 9 Şubat 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-ihsan-kokturk-23-2011-02-09-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-hakkinda-s (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının ikinci bölümü üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Öncelikle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti, kuvvetler ayrılığı ve yargı bağımsızlığı ilkeleri temelinde şekillenen laik, demokratik, sosyal bir hukuk devletidir. Ancak, bir süre önce 12 Eylül’le hesaplaşma, temel hak ve özgürlükleri genişletme savıyla halkımızın gündemine getirilen, gerçekte ise Adalet ve Kalkınma Partisinin bağımsız yargıya da hâkim olma hedef ve anlayışını içeren bir referandum sürecini geride bıraktık. Aradan bugüne kadar geçen süreçte ise temel hak ve özgürlüklerin genişlemediğini, 12 Eylülcülerden hesap sorulmadığını, tersine ülkemizin hukuk devletinden giderek uzaklaştığını ve buna basamak oluşturan düzenlemelerin birer birer, alelacele Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşındığını yaşayarak gördük.

Yine, bağımsız yargının en önemli kurumunun yani Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulunun Adalet Bakanlığının blok listesiyle oluştuğuna, referandum sürecinde Adalet ve Kalkınma Partili il başkanlıkları tarafından teşekkül edilen baro başkanlarının yüksek kurulun üyesi olarak atandığına, bağımsız yargı adına içimiz burkularak tanıklık ettik.

Değerli milletvekilleri, bu sürecin devamı olarak dün ve bugün de iktidarın yargıdaki hâkimiyetini pekiştiren, yüksek yargıyı da tıpkı yasama gibi yürütmenin kuyruğuna takacak bir torba kanun tasarısını görüşüyoruz. İç Tüzük hükümlerini tamamen bertaraf ederek komisyonlardaki muhalefet partisi milletvekillerinin söz ve önerge hakkını kısıtlayan, üniversite öğrencileri ve alanlardaki emekçilere karşı gösterilen baskıcı tavrını Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altındaki ihtisas komisyonlarına da taşıyan iktidarın bağımsız yargıya egemen olma ihtirasıyla hazırladığı yeni bir düzenlemeyle karşı karşıya bulunuyoruz.

Değerli milletvekilleri, daha bundan iki üç yıl önce Yargıtaydaki üye sayısını en fazla 150’yle sınırlamaya çalışan, buna karşı çıkanları reform karşıtı ilan eden Adalet ve Kalkınma Partisinin Anayasa ve Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulu değişikliğinden sonra bu tasarıyla Yargıtaydaki üye sayısını 137 artırarak 387’ye çıkartma suretiyle yüksek yargıyı da kendi arzu ve istekleri doğrultusunda yeniden biçimlendirme çabalarını ibretle izliyoruz, görüyoruz.

(x) 610 S. Sayılı Basmayazı 08/02/2011 tarihli 61’inci Birleşim Tutanağı’na eklidir.

Yine, müsteşarı kanalıyla yüksek yargıya üye seçimlerini kilitleyerek 10’uncu üyenin boşalmasından itibaren iki ay içerisinde gerçekleştirilmesi gereken üye seçimlerini 33 ve 34’üncü üyelerin boşalmasına kadar yapmayan siyasal iktidarın bu somut örneklerle de görünen yüksek yargıyı kilitlemeye yönelik bu çelişkili tavrının aslında bugün de gerçekte yargıyı hızlandırmaya yönelik olmadığını biliyoruz.

Değerli milletvekilleri, bütün bunlardan yola çıkarak öncelikle Sayın Bakan bugün iş yükü gerekçesiyle normalin çok üzerinde artırmaya çalıştığı yüksek yargıdaki üye sayısını Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulu değişikliğinden önce niye 150’nin altına düşürmeye çalıştığını bu çatı altında açıklamalıdır.

Sayın Bakan bahsettiği Yargıtaydaki iş yükünün ağırlığına rağmen bir süre önce Yargıtaydaki üye seçimini engelleyerek yüksek yargıyı niye kilitlemeye çalıştıkları konusunda bizi bu çatı altında aydınlatmalıdır.

Yargıtaydaki ceza daire sayısını 7’ye, hukuk daire sayısını 13’e düşüren Sayın Recep Tayyip Erdoğan imzalı tasarı Adalet Komisyonu gündeminde iken ceza daire sayısını 15’e, hukuk daire sayısını 23’e çıkaran bu tasarıyla yapılmak isteneni ve bu çelişkiyi bize burada anlatmalıdır, halkımızı buradan aydınlatmalıdır.

Yine, Sayın Bakan şayet bugünkü gerekçelerinde samimi olduğunu iddia ediyorsa, önceki işlem, eylem ve söylemlerinden ötürü Türk halkından, bağımsız yargıdan ve komisyonlardaki üye sayısının düşürülmesi tavrının yanlış olduğunu ifade eden ancak reform karşıtı olmakla suçlanan muhalefet partisi milletvekillerinden, muhalefet partisinden bu çatı altında özür dilemelidir ancak, değerli milletvekilleri, Sayın Bakan böyle bir tavırdan uzaktır. Adalet ve Kalkınma Partisi yargı konusunda dün samimi olmadığı gibi bugün de samimi değildir.

Değerli milletvekilleri, ayrıca bu tasarıyla, Yargıtay dairelerinin görevlerinin yasa ile belirlenmesi uygulamasından vazgeçilerek Yargıtay dairelerinin görevlerinin karara bağlanması hususu Büyük Genel Kurula bırakılmaktadır. Oysaki mahkemelerin görevlerinin yasayla düzenlenmesi gerektiği Anayasa’mızın 37, 154 ve 155’inci maddelerinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin de 6’ncı maddesinde düzenlenen adil yargılama ilkesinin ve doğal hâkim ilkesinin zorunlu sonucudur. Dolayısıyla getirilen bu düzenleme, hem Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne hem Anayasa’mızın emredici hükümlerine aykırılık oluşturan, belli davaların değişken bir şekilde belli dairelerde görülmesini sağlamaya yönelik, yüksek yargıda da belli davalar için özel daireler yaratmaya dönük, hukukla bağdaşmayan amaçlar içeren, son derece tehlikeli bir düzenlemedir.

Değerli milletvekilleri, tasarının 11 ve geçici 2’nci maddesiyle, hâkim ve savcılar üzerinde iktidarın Adalet Bakanlığının kılıcı hâline gelen hukuksuz telefon dinlenmelerinde önemli bir rol üstlenen adalet müfettişleri ve savcılar âdeta korumaya alınmaktadır. Yargıç ve savcılarla ilgili kişisel kusur durumunda bile doğrudan dava açılamaması, devlete karşı açılacak davaların ağır şartlara bağlanması, yeni açılan yasa yolunun geçmiş olaylar için de geçerli kılınması, yargıç, savcı ve müfettişler karşısında hakkını arayan kişilerin hak arama özgürlüklerini etkin kullanmalarını engelleyici nitelikte olduğu gibi, siyasal iktidarın bilinen mevcut davalara müdahale iradesini açıkça ortaya koymakta, iktidar baskısı altındaki yargıdaki açık hukuksuzluklar himaye edilerek meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır.

Yine tasarıda, Yargıtaya üye seçiminin yapılmasından itibaren on beş gün içerisinde Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunun yeni baştan belirleneceği ifade edilmektedir. Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunda yeni seçilen ve mevcut üye ayrımı yapılmadan Yargıtayda üyelerin hangi dairelerde görev yapacaklarını belirleyeceği öngörülmüştür. Bu şekilde, yargının yapısı tamamen değiştirilmektedir.

Değerli milletvekilleri, yargı bağımsızlığı ve yargıçlık güvencesi esaslarına göre iki yıllık süre için seçilen Kurulun görevinin yasa ile sona erdirilerek, yeniden seçim yapılmasının öngörülmesi hukuk devletinde, Anayasa’nın açık hükümleri karşısında kabul edilemez.

Sonuç olarak, değerli milletvekilleri, tasarı, yüksek mahkemelerimizin bağımsızlık esasına göre oluşan yapısını kökten değiştirmektedir, yüksek yargıyı siyasallaştırmaktadır. Siyasal iktidarın iradesi doğrultusunda yüksek mahkemelerde özel daireler oluşturmakta, görevlerini kötüye kullanan hâkim, savcı ve adalet müfettişlerini iktidarın özel koruması altına almaktadır.

Sonuç olarak tasarı, “hukuk devleti” ve “kuvvetler ayrılığı” ilkeleriyle örtüşmeyen, hukuk devletimizi parti devletine dönüştüren kabul edilemez bir düzenlemedir ve böyle bir düzenlemeye Cumhuriyet Halk Partisi olarak destek olmamız mümkün değildir.

Bu duygu ve düşüncelerle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

79 konuşma daha · 9 Şubat 2011

79 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook