Genel kadro ve usulü hk.k.h.k.nin eki cetvellerin toki başkanlığına ait bölümünde değ.yap.hk.kan.tas.(s.sayısı:429)
İstanbul Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 84. Birleşim · 2. yasama yılı · 5 Mayıs 2004 · 1.759 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ali Kemal Kumkumoğlu (CHP), 5 Mayıs 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 84. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GENEL KADRO VE USULÜ HK.K.H.K.NİN EKİ CETVELLERİN TOKİ BAŞKANLIĞINA AİT BÖLÜMÜNDE DEĞ.YAP.HK.KAN.TAS.(S.SAYISI:429)); konuşma 1.759 kelime.
Ali Kemal Kumkumoğlu (CHP, İstanbul). “Genel kadro ve usulü hk.k.h.k.nin eki cetvellerin toki başkanlığına ait bölümünde değ.yap.hk.kan.tas.(s.sayısı:429)”. TBMM Genel Kurulu, 84. Birleşim tutanağı, 5 Mayıs 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-kemal-kumkumoglu-22-2004-05-05-genel-kadro-ve-usulu-hk-k-h-k-nin-eki-cetvellerin-toki-baskanligina-ai (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerin Toplu Konut İdaresi Başkanlığına Ait Bölümünde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının tümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; söz konusu idareyle, aslında, Türkiye'nin en temel sorunlarından birisine çözüm bulmak adına çok önceden kurulmuş, düşünülmüş, belki, Türkiye'deki gelişmelere dönük alınması gereken önlemlerin çok geç alındığı bir sürece müdahale etme anlamında, yeniden uygulamasına dönük birtakım değişikliklerin yapıldığı bir idareyle ilgili çok önemli değişiklikleri içeren bir kanun tasarısını şu anda görüşmekteyiz.
Konut sorunu, ülkemizde süreç doğru takip edilemediği için, benzeri ülkelerde yaşananlar, gerek siyasal ihmal nedeniyle gerekse ülkemizin kaynaklarının yetersizliği nedeniyle doğru biçimde takip edilip, gerekli önlemler, zamanında, çağdaş bir ülkede yapılması gereken anlayışla alınamadığı için, hâlâ Türkiye'nin en temel sorunu olarak karşımızda durmaktadır. Çarpık kentleşmeden gecekondulaşmaya kadar, altyapısı olmayan, suyu olmayan, elektriği olmayan, doğru dürüst badanası, sıvası, çatısı olmayan binalarda, milyonlarca yurttaşımız, hâlâ, yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor ve biz, böyle bir sorunu çözmek üzere Toplu Konut İdaresine yeni yetkiler, yeni sorumluluklar vermek durumuyla karşı karşıyayız.
Değerli arkadaşlarım, bugün, hükümetin Parlamentomuzun gündemine taşıdığı bu temel soruna dönük, bu kadar önemli değişikliklerin yapıldığı bir kanun tasarısıyla ilgili hazırlıkları nedir? Gerçekten, bu iş yeterince ciddîye alınıp, fark edilebilmiş midir? Acil eylem planında yer aldığı, kanun tasarısının gerekçesinde hükümet tarafından ifade edilen bu konuya dönük olarak hükümet, gerçekten yeterli bir hazırlıkla mı karşımıza gelmiştir; Meclisin karşısına, komisyonların karşısına hatta Genel Kurulumuzun karşısına yeterli hazırlıkla mı gelebilmiştir; bu konuda iyimser olmak, iyi şeyler söyleyebilmek gerçekten mümkün değil.
Değerli arkadaşlarım, konu, Plan ve Bütçe Komisyonuna sadece bir kadro talebi olarak gelmiştir, yürütme ve yürürlük maddeleriyle birlikte 3 maddeden ibaret, işlevselliği olan tek maddelik bir düzenleme olarak gelmiştir Meclisimize. Ne zaman; Bayındırlık Bakanlığı tarafından hazırlanıp 27.1.2004 tarihinde; yani, daha üç ay bile geçmemiş üzerinden. Üç ay önce, Bayındırlık Bakanlığı, şüphesiz, Toplu Konut İdaresinin ihtiyaçlarını da dikkate alarak, bu konuya ilişkin düzenlemeyi tek maddelik, 55 kadro talebinden ibaret, dış ilişkiler konusunda kurulacak bir dairede görev yapabilecek 55 kadroyla ilgili bir talep olarak Meclisin gündemine getirmiştir. Peki, Meclisin komisyonlarına -yani, Meclise- havale edildiğinde, sadece 55 kadro talebiyle getirilen bu kanun tasarısı, bugün Genel Kurulumuza nasıl bir kanun tasarısı olarak gelmektedir; bugün, Genel Kurulumuza, bu tasarı, değerli arkadaşlarım, Türkiye'deki toplukonut anlayışını, yaklaşımını, Toplu Konutun gücünü olağanüstü biçimde artıran, ona olağanüstü sorumluluklar yükleyen 8 maddelik bir kanun tasarısı haline dönüştürülerek getirilmiştir; yani, âdeta, şöyle düşünülmektedir: Kervan yolda dizilir. Biz, önce, bunu, böyle, Meclise bir sunalım, sonra, günün ihtiyaçlarına göre, kimin ne söylediğine bakarak, bu işi, orada, komisyonlarda, önergelerle, ilave maddelerle çözebiliriz, halledebiliriz... Tabiî, öyle olunca, yani, zamanında, gerçekten, bu çok temel, anlamlı ve önemli ihtiyaçlar yeterince dikkate alınarak, bunun gerekleri yeterince önemsenip, buna yönelik düzenlemeler gerektiği biçimde yapılamadığı için, bugün, maalesef, Genel Kurulumuzun gündemine getirilmiş olan 8 maddelik bu düzenleme, hem kendi içinde tutarsızdır hem de hükümetin genel politikalarına dönük yaklaşımlara ilişkin politikalarıyla çelişen, onunla tutarsız duran birçok yaklaşımla iç içedir.
Kanun tasarısının adından başlarsak, bu kanun tasarısının adı değişmiştir. Bu kanun tasarısının tek madde olarak Meclise havale edildiği biçimiyle önerilen "Dış İlişkiler Dairesi Başkanı" olarak adını koyduğumuz Başkanlığın adı 2 defa değiştirilmiştir. Bu kanun tasarısının Meclisimize havale edildiği biçimiyle talep edilen kadroların nitelikleri değiştirilmiştir. Bu kanun tasarısında, Toplu Konut İdaresine, yerel yönetimlere devrettiğimiz yetkilerin tamamının -resen kullanabileceği ölçüde olağanüstü yetkiler- verilmesi, daha sonradan yapılan ilave maddelerle düzenlenmiştir. Türkiye'nin, gelecekte en büyük KİT'i olma özelliğini taşıyabilecek nitelikler, hükümet tarafından yapılan düzenlemeyle değil, burada, komisyonlarda, bu kanun tasarısına eklenen maddelerle oluşturulmaya çalışılmıştır. Bu, doğru bir çalışma biçimi değil.
Değerli arkadaşlarım, bakın, Meclise sunulan kanun tasarısının gerekçesinde, hükümet, özet olarak, şunu söylemektedir: "Tasarıyla, idarenin artan işyükü dikkate alınarak, merkez teşkilatında kullanılmak üzere 55 adet kadro ihdas edilmekte ve idarenin görevlerindeki nitelik ve nicelik değişimi göz önünde bulundurularak 'Dış İlişkiler Dairesi Başkanı' unvanı 'Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Dairesi Başkanı' olarak değiştirilmektedir." Bu kanun tasarısı bu gerekçeyle bu Meclise sunulmuştur.
Değerli arkadaşlarım, şimdi görüştüğümüz bu kanun tasarısı ne getiriyor? Bu tasarı, hem kendi içerisinde hem hükümetin bugüne kadarki uygulamalarıyla ve Parlamentoda halihazırda değişik altkomisyonlarda görüşmekte olduğumuz yasa metinleriyle bire bir bir çelişkili, yüzde yüz birbirinin karşısında uygulamalar haline dönüşmüştür. Bunlara ilişkin bir iki örneği, arkadaşlarımla, sayın milletvekilleriyle paylaşmak istiyorum.
Değerli arkadaşlarım, biz, şimdi, yerel yönetim yasa tasarılarını, yani, İktidara mensup arkadaşlarımızın "son ikiyüz yılın en büyük yasa değişikliği" diye seslendirdikleri yasa tasarılarını, hem İçişleri Komisyonunda hem Avrupa Birliği Uyum Komisyonunda hem de ana komisyon olarak Plan ve Bütçe Komisyonunda, altkomisyonlarda görüşmekteyiz. Şimdi, bu yerel yönetim yasa tasarıları; yani, hem Belediye Yasasıyla ilgili hem büyükşehir belediyeleriyle ilgili hem de il genel meclisiyle ilgili tasarılar altkomisyonlarımızda görüşülüyor. Buradaki iddia nedir? "Biz, yerel yönetimlerimize olağanüstü biçimde yetki devirlerinde bulunacağız" demektedirler; temel talep budur, yaklaşım budur.
Peki, buradaki düzenleme nedir, Toplu Konut İdaresindeki düzenleme nedir? Değerli arkadaşlarım, Toplu Konut İdaresindeki düzenlemeye göre, bir belediyenin vermesi, sunması gereken en doğal -dünyanın her yerinde geçerli olan- en bilinen hizmetlerden biri olan imarla ilgili konularda belediyeleri tamamen by-pass edip, her türlü yoğunlukta imar durumu verme, oluşturma ve bu anlamda plan yapma yetkisi resen Toplu Konut İdaresine verilmektedir.
Biraz sonra, burada, İktidar Partisine mensup milletvekili arkadaşlarım da bu konuyla ilgili görüşlerini ifade edeceklerdir. Şimdi, bu nedir değerli arkadaşlarım? İktidar Partisi milletvekilleri veya yöneticileri tarafından, hem buradaki arkadaşlarımıza, bu kanunu yapmak üzere görevli olan arkadaşlarımıza hem yurttaşlarımıza hem belediye başkanlarımıza, belediye yöneticilerimize hem de bu oluşturmakta olduğumuz yerel yönetimlerle ilgili yasa tasarılarıyla olağanüstü beklentiler içerisine sokulan yöneticilere ve yurttaşlarımıza, bu konuda verilmesi gereken bir cevap yok mudur!..
Değerli arkadaşlarım, bakın maddede ne söyleniyor: "Her tür ve ölçekteki imar planlarını yapmaya, yaptırmaya ve tadil ettirmeye yetkilidir... Başkanlıkça tespit edilen ilan yerlerinde -yani, yaptığı bu planı, sadece başkanlıkça tespit edilen ilan yerlerinde ilan ediyor- ve varsa belediyesinde onbeş gün süreyle ilan edilir. Onbeş günlük ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Başkanlık itirazları onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar."
Değerli arkadaşlarım, hiç böyle bir düzenleme olabilir mi? Bir defa, kim itiraz edecek, itiraz etme hakkı kime ait; vatandaş mı itiraz edecek, mağdur olduğunu düşünen yurttaş mı itiraz edecek, kendi planlarına çok aykırı bulduğu için belediye mi itiraz edecek, büyükşehir belediyesi mi itiraz edecek, kim itiraz edecek? Hem planı yapan hem de bu itirazları değerlendiren kurumun aynı olmasını nasıl cevaplandıracaksınız sayın eski belediye başkanları, belediye başkanlığı yapmış milletvekili arkadaşlarım?..
Peki, böyle bir düzenleme olur mu? Kararı verene, birileri itiraz edecek -kararını vermiş zaten- bu itirazı yapanların itirazını da aynı kurum değerlendirecek; hangi ölçüye göre değerlendirecek, neye göre değerlendirecek? Nasıl bir sınırlama getirmişiz? "Bunu yapabilir" diyen arkadaşlarımız, acaba, açıp, bugün görüşmekte olduğumuz tasarı maddesine, bir defa, merak edip bakmışlar mı? Burada böyle bir düzenleme var mı, bunun muhatabı kim, nasıl olacak, hangi ölçülere göre bu itirazlar yapılabilecek veya bu itirazları hangi hakkaniyet ölçülerine göre doğrudur veya yanlıştır diye değerlendirecek, kim yapacak bunu; hiçbir belirleyici durum yok.
Değerli arkadaşlarım, hükümetin çok genel bir yaklaşımı var; devlet, ticaretle uğraşmaz. Bir topluiğneyi, bir iğneyi devletin yapamadığı süreçlerde; sermaye birikiminin özel teşebbüste hiç olmadığı süreçlerde; insanların giyecek elbise yapabilmek için patiska bezi bile bulamadığı, bunu kurabilecek özel bir sermaye birikiminin olmadığı süreçlerde; devletin kısmen bu sermaye birikimini sağlayabilmiş bir organ olarak yapmış olduğu yatırımları, sanki, bugün, devlet hâlâ aynı anlayışla yatırım yapsın yaklaşımıyla, devletin yatırım yapabileceğini, devletin hâlâ yatırım yapabilme noktasında birtakım sorumluluklarının olduğunu söyleyen, seslendiren arkadaşlarımızı, çağı kavrayamamakla, ekonomik gerçekleri yeterince algılayamamakla suçlayan arkadaşlarım, şimdi, sadece konut yapmak için bu kadar olağanüstü yetkilerle donatılmış, her türlü kamulaştırmayı yapabilme gücü olan, ulusal, uluslararası bütün şirketlerle, bankalarla, sermaye kuruluşlarıyla ortaklıklar kurma yetkisi olan bir kuruluşu, bir devlet kurumunu, yani, bir devasa KİT'i, sadece konut yapmak üzere hangi anlayışla kuruyor?! Hangi anlayışla kuruyorsunuz değerli arkadaşlarım?! Hani, devlet, ekonomik faaliyetlerle uğraşmazdı; hani, devlet, ticaretin dışında durmalıydı; hani, özel teşebbüsün yapabildiği işleri devletin yapmasından daha anlamsız, daha önemsiz, daha çağdışı kalmış bir yaklaşım, bir uygulama olamazdı?! Bu ne?! (AK Parti sıralarından "icap ederse" sesi)
Evet, icap ederse!.. Demek ki, bu "icap ederse olur" işi, sadece sizin yaklaşımınıza bağlı. Sizin düşündüğünüz noktalarda olabilecek "icap ederse olabilir" değildir; başkalarının da düşündüğü noktalar, başkalarının da haklı olabileceği, başkalarının da savunduğu konular da olabilir. Bunu savunmak, bunun doğru olduğunu seslendirmek, bunun Türkiye için hâlâ ciddî bir ihtiyaç olduğunu, Türkiye'nin hem günlük ihtiyaçlarının karşılanabilmesinde hem ulusal çıkarlarının ve menfaatlarının korunabilmesinde, hâlâ, bu tür organizasyonların devlet tarafından yapılabileceğinin, bir ihtiyaç olarak, birileri tarafından vurgulanması, ne dünya gerçeklerini kavramamak ne bugünkü ekonomik gerçekleri kavramamak anlamına gelir. O zaman, lütfen, işinize geldiğinde "efendim, ihtiyaçsa yaparız" işinize gelmediğinde "böyle düşünmek çağın ekonomik gerçeklerini kavramamaktır" anlamına gelen ifadeleri kullanmaktan biraz imtina edin. Mesela, bu konudaki kanaatlerinizi, Sayın Maliye Bakana da seslendirin ve özel toplantılarınızda Sayın Maliye Bakanına "Sayın Bakanım, devlet, yeri geldiğinde, gerektiğinde, ihtiyaç duyulduğunda, kendi geleceği açısından önemli saydığı alanlarda, yurttaşın günlük ihtiyaçlarının karşılanabilmesine dönük, sosyal devlet olmanın gereği olarak yapılması gereken birtakım işlerin yapılabilmesinde, birtakım sorunların aşılabilmesinde yatırım yapar" deyin. O zaman, değerli arkadaşlar, o, buradan "devlet bu işlerle uğraşmaz" dediğinde, ona alkış tutmayın.
MEHMET SOYDAN (Hatay)Onu biz biliriz!
ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla)Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; tabiî, burada, her türlü düzenleme her biçimde yapılabilir denildiğinde, çok ilginç bir anekdotu da arkadaşlarımla paylaşmak isterim. Değerli arkadaşlarım, Toplu Konut İdaresine, her alanda, her konuda, her yoğunlukta... Belediyeler orayla ilgili ne düşünmüşler, Toplu Konut burada 100 000 konut yaptığında bunun altyapısı o belediye tarafından nasıl yapılacak; biz, belediyelerden stratejik plan talep ediyoruz, Toplu Konut İdaresinin yaptığı bu uygulama bu stratejik planlarla ilgili midir ilgili değil midir; bu, çevreyle, doğayla, çevre duyarlılığıyla uyumlu mudur uyumlu değil midir gibi konuların, hiçbir ayırım gözetmeksizin, bu kurula verilen bu yetkinin Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşüldüğü toplantılara, çok ilginçtir, hükümeti temsilen Çevre ve Orman Bakanımız katıldı...
SALİH KAPUSUZ (Ankara)Yine burada.
ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla)Evet, yine burada.
... ve maalesef, Çevre ve Orman Bakanı, diğer konularda olduğu gibi; yani, Maden Kanununda olduğu gibi, Bor Enstitüsüyle ilgili tartışmalarımızda olduğu gibi, âdeta, yine, kendisiyle ve temsil ettiği kurumla olağanüstü biçimde çelişen bir yaklaşımla, Cumhuriyet Halk Partili milletvekillerinin, hiç olmazsa çevre konusunda buraya birtakım tahditler getirilmesi noktasındaki önerilerini bile duymazlıktan gelip, hükümet adına, bu önerilere, karşı çıkmıştır.
Değerli arkadaşlar, bu işin, kısmen, belli bir zaman dilimi içerisinde, bu anlayış ve bu yaklaşımla yürütülebilmesi mümkün olabilir. Vatandaşın beklentileri, hâlâ, tam anlamıyla bitmemiş olabilir; ama, biliniz ki, bu uygulamayı, bu anlayışı, bu ikircikli tavrı; orada ayrı burada ayrı, o kanun maddesinde ayrı bu kanun maddesinde ayrı, falanca konuyla ilgili başka filanca konuyla ilgili başka olan tavrınızı ve yaklaşımınızı, vatandaş, giderek ve en kısa sürede görecektir; bununla ilgili gerekli olanı da, şüphesiz, yapacaktır. Ben, onunla çok fazla ilgili değilim; ama, daha önemli olan ve beni daha çok kaygılandıran şey şudur: Bu tavrınızdan ve bu yaklaşımınızdan, bu ülke, onulmaz ve tamir edilmez yaralar alacaktır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
7 konuşma daha · 5 Mayıs 2004