Başbakanın türk-alman ticaret ve sanayi odasının açılışı nedeniyle almanya'ya gerçekleştirdiği ziyaret hakkında
Antalya Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 84. Birleşim · 2. yasama yılı · 5 Mayıs 2004 · 436 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Fikret Badazlı (AK Parti), 5 Mayıs 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 84. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAŞBAKANIN TÜRK-ALMAN TİCARET VE SANAYİ ODASININ AÇILIŞI NEDENİYLE ALMANYA'YA GERÇEKLEŞTİRDİĞİ ZİYARET HAKKINDA); konuşma 436 kelime.
Fikret Badazlı (AK Parti, Antalya). “Başbakanın türk-alman ticaret ve sanayi odasının açılışı nedeniyle almanya'ya gerçekleştirdiği ziyaret hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 84. Birleşim tutanağı, 5 Mayıs 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/fikret-badazli-22-2004-05-05-basbakanin-turk-alman-ticaret-ve-sanayi-odasinin-acilisi-nedeniyle-alm (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
FİKRET BADAZLI (Antalya)Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; 26 Nisan 2004, yani geçtiğimiz salı günü Almanya'nın Köln Şehrine giderek katılmış olduğum Türk-Alman Ticaret ve Sanayi Odaları açılışıyla ilgili olarak gördüklerimi nakletmek, izlenimlerimi sizlerle paylaşmak üzere, şahsım adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi en içten duygularla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, malumlarınız olacağı üzere, 26.4.2004 tarihinde, 40 civarında milletvekili arkadaşımla, böylesine bir gururu beraberce yaşamak üzere Almanya'ya gittik. Gördüklerimiz, yaşadıklarımız, izlenimlerimiz, gerçekten çok keyif vericiydi. Manzarayı sizlere tasvir ederken, izninizle, biraz nostalji yapmak istiyorum.
Bundan kırk elli yıl önce, benim küçüklük ve gençlik yıllarımda, Türkiye'nin, Fas'tan Tunus'a, Libya'dan Mısır'a, Hindistan'dan Pakistan'a, İran'dan Endonezya'ya, az da olsa, dostları vardı. Bu dostlar, her zaman Türkiye'nin arkasında dururlardı. Gel zaman git zaman, bunların tümüyle ilişkiler soğutuldu. Geçmişteki siyasetçilerin şu veya bu şekildeki beceriksizlikleri veya birilerinin empozeleri sayesinde, âdeta, Türkiye, dostsuz, hatta, dört bir yanı düşmanla veya dostluğuna güvenilmeyen ülkelerle sarılı ve dünyada, üretimine de kotalar konularak, yalnızlığa benzer bir yaşama mahkûm edildi.
Yarattıkları böyle bir ülkeyi yöneten siyasetçiler de, bu defa dünyanın en büyük ordusunu yaratıp, durmadan caydırıcı güç bulundurmamızın zorunluluğunu vurgulayıp, ordumuzu en modern silahlarla, teknolojiyle teçhiz edelim savlarıyla, bugün, Türkiye'yi, anlatmaya çalıştığım gibi -aslında, ulusumuz doğuştan asker olup, ordumuzla gayet tabiî övünüyoruz ama- devasa bir ordu sahibi yaptılar, hem de yaşadığımız devirde, Avrupa ülkeleri sınırları kaldırırken, bazı kuzey Avrupa ülkelerinin ordularının kaldırılmasını tartışmaya başladığı bir devirde.
Bunu ifade ederken şunu anlatmak istedim: Yedi düvelle düşmanlık içerisinde yaşayamazsınız. Dünyada, küreselleşmekten, globalleşmekten bahsedilen bir devirde, siz, kimseye güvenmeden, kendinize özgü bir tarzda hayatı idame ettiremezsiniz.
Ekonomiyi iyileştirme, fukaralığı yenme, zengin toplum olma, hayat standardını artırma... Bütün bunlar, çok çok üretmek ve ürettiğini dünya pazarlarına satmakla mümkündür. Bunu gerçekleştirmek için de, ülkeler nezdinde dostluklar kurmak ve ilişkileri geliştirmek icap eder.
3 Kasım 2002 tarihinde AK Partinin iktidara geldiğinde, AB ilişkilerinde, çok dar bir takvimde yapılması gereken çalışmalar vardı. 58 inci cumhuriyet hükümeti kurulmuştu. Değerli liderimiz, Başbakanımız -o zamanlar henüz Başbakan değilken- onbeş yirmi günde, gece gündüz, 40 000 - 50 000 kilometre yol katederek -galiba ikisi hariç- tüm AB ülkelerine seri ziyaretler yapmış; gittiği yabancı ülkelerde devlet törenleriyle karşılanırken, büyük saygı ve sevgi görürken, bunları görmezden gelen bazı kısır görüşlü veya kıskanç çevreler "sıfatı ne de gidiyor" diye eleştiri yağmuruna tutmuşlardı.
O dönemde, benim Devlet Başkanım, İran'a yapacağı ziyareti "o ülkeye gitmem" diye dondurmuştu; ama, zaman içerisinde, eskiden beri süregelen politikaların yanlışlığı ve AK Parti İktidarının çok değerli lideri, kendisiyle gururlandığımız Başbakanımızın çabalarının ve izlediği siyasetin doğruluğu anlaşılmıştır. Bu defa, benim Devlet Başkanım, daha önce gitmediği İran'a ziyaret yapmıştır...
Çok kıymetli Başbakanımız, günümüze kadar, 60'ı geçen dünya ülkesini ziyaret etmiş ve dünyanın gündemine Türkiye'yi sokmuştur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
7 konuşma daha · 5 Mayıs 2004