Serbest bölgeler kanunu ile gümrük kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında (s.s.275)
Denizli Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 10. Birleşim · 3. yasama yılı · 23 Ekim 2008 · 891 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ali Rıza Ertemür (CHP), 23 Ekim 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 10. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SERBEST BÖLGELER KANUNU İLE GÜMRÜK KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI HAKKINDA (S.S.275)); konuşma 891 kelime.
Ali Rıza Ertemür (CHP, Denizli). “Serbest bölgeler kanunu ile gümrük kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında (s.s.275)”. TBMM Genel Kurulu, 10. Birleşim tutanağı, 23 Ekim 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ertemur-23-2008-10-23-serbest-bolgeler-kanunu-ile-gumruk-kanununda-degisiklik-yapilmasina-da (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ALİ RIZA ERTEMÜR (Denizli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 275 sıra sayılı Serbest Bölgeler Kanunu ile Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 1’inci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Şahsım ve grubum adına yüce Meclisi saygıyla selamlarım.
Değerli arkadaşlar, ülkemizde serbest bölgeler, bir ülkenin siyasi sınırları içerisinde olmakla beraber gümrük hattı dışında bırakılan, ihracat için yatırım ve üretimi artırmak, istihdam yaratmak, yabancı sermaye ve teknoloji girişini hızlandırmak, ekonominin girdi ihtiyacını ucuz ve düzenli şekilde temin etmek gibi amaçlarla kurulmuşlardır. Serbest bölgelerin dünyadaki örneklerine bakıldığında yüz yıldan bu yana faaliyet gösteren Hamburg Serbest Limanı ve Trieste Limanı ilk örneklerdir. Ülkeler ekonomilerini güçlendirmek amacıyla dış ticaretlerini geliştirme aracı olarak çeşitli şekilde serbest ticaret ve üretim bölgeleri kurmuşlardır. Singapur ve Hong Kong serbest limanları ile daha sonra kurulan Güney Kore, İrlanda, Portekiz, Çin ve Tianjin Havaalanı serbest bölgeleri endüstriyel gelişmede en başarılı uygulamaları gerçekleştirmişlerdir.
Ülkemizde bugün sayısı yirmiyi bulan serbest bölgelerimiz, 2007 yılında gerçekleştirdikleri 24,6 milyar dolar toplam ticaret hacmiyle ekonomimizde önemli yer kaplamaktadır. Akdeniz Bölgesi’nde Antalya, Mersin, Adana Yumurtalık; Ege Bölgesi’nde İzmir, İzmir Menemen Deri ve Denizli; Marmara Bölgesi’nde İstanbul Atatürk Havalimanı, İstanbul Trakya, İstanbul Deri ve Endüstri, Avrupa, Çorlu, Bursa, Kocaeli, TÜBİTAK MAM Teknoloji; Karadeniz Bölgesi’nde Samsun, Trabzon, Rize; İç Anadolu Bölgesi’nde Kayseri; Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde Erzurum, Mardin, Gaziantep.
Türkiye serbest bölgeleri, lojistik açıdan ülkemizin her yerinde hizmet verecek bir konuma gelmiş bulunmaktadır. Serbest bölgelerin, yatırımlar, yabancı sermaye girdisi, teknoloji transferi ve istihdama sağladığı katkıların dışında gerçekleşen ticaret hacmiyle de son derece önemli bir yere sahip olduğu aşikârdır ancak gerçekleşen bu ticaret hacminin açılımına baktığımızda karşımıza çıkan tablo çok daha dikkat çekicidir. Sadece Ege Serbest Bölgesine baktığımızda 2007 yılında 1 milyar 108 milyon dolar yurt dışı satış rakamı gerçekleşmiştir. Aynı dönemde yurt içine satışların toplamı 1 milyar 151 milyon dolardır. Bu bölgemizde ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 96’nın üzerindedir.
2008 yılının ilk dokuz ayında ise 913 milyon 350 bin 238 dolar yurt dışına satışa karşılık, 728 milyon 100 bin 138 dolar yurt içine satış gerçekleştirilmiş olup ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 125’tir. Kaldı ki serbest bölgelerimizden yurt içine gönderilen malların önemli bir bölümünü -yaklaşık yüzde 90’ını- sanayi ara malları ile yatırım malları oluşturmaktadır yani bölgelerden yurt içine satış yönünde gerçekleştirilen mal hareketleri, malların işlenerek tekrar yurt dışına ihraç edilmesi suretiyle yine üretimi ve ihracatı desteklemektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bilindiği gibi 3218 sayılı Kanun ile kurulup işletilen serbest bölgelerin gelişimi, 6 Şubat 2004 tarihinde çıkarılan 5084 sayılı Kanun ile olumsuz yönde etkilenmiştir. Bugün yapılması gereken, bu olumsuzluğu gidermek ve 2008 yılı sonunda getirilecek kısıtlamaları ortadan kaldırmaktır ancak yeni düzenlemeye baktığımızda beklenenleri tam olarak karşılayamayacağı görülmektedir.
Gerek 5084 sayılı Yasa gerekse mali ve gümrük idarelerinin kanunlarında yapılan değişiklikler hatta bazen de kanun değişikliği dahi olmadan yalnızca yeni getirilen yorumlar, serbest bölge firmalarının çalışma koşullarını her geçen gün ağırlaştırmakta ve yeni gelecek yatırımcıların da gözlerini korkutmaktadır. Bu yaklaşımlar hem serbest bölgelerin kuruluş amaçlarıyla hem de sıfırdan yatırım çekmek amacıyla kalkınma ajansları oluşturacak bu alanlarda yatırıma yönelen Hükûmet politikalarıyla ters düşmektedir. Daha da vahim olarak, serbest bölge kullanıcılarının ruhsatları devam ederken müktesep haklarının korunmamış olması, hem ülkemizin hem de Ege Bölgesi’nin özellikle doğrudan yabancı yatırımcı çekme yolundaki çabalarını son derece güçleştirmektedir. Yatırımcıyı ikna için yapılan tanıtım ve pazarlama faaliyetlerindeki harcamaların boşa gitmesi bir yana, zamanın ve enerjinin önemli bir bölümü de bu uğurda boşa harcanmış olmaktadır. Diğer yandan çevremizdeki birçok ülkenin yatırımcıyı çekme yarışı içinde bir dizi teşvik içeren bölgeler geliştirme çabasında oldukları göz ardı edilemez. Değişen mevzuat, verilen sözlerin tutulmaması önemli ölçüde dezavantajımız olmaktadır.
Tasarıda yer alan yatırımcı kullanıcılara göre önce otuz yıla kadar olan kiralama süresinin kırk dokuz yıla çıkarılması olumludur. Umarız ki yönetmelikle düzenleme aşamasında kanunun bu güven sağlama ve iyileştirme yaklaşımına uygun hareket edilecektir.
Değerli arkadaşlarım, Yatırımların ve İstihdamın Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki, adıyla çelişen ve serbest bölgelere olan yatırımları durma noktasına getiren 5084 sayılı Kanun aradan geçen dört buçuk yılı aşkın süre sonrasında düzeltilmeye çalışılmaktadır. Bu düzenlemede üretici firmalarda çalışan personelin gelir vergisi stopajı muafiyeti üretimden yapılan satışların yüzde 85’ten fazlasının yurt dışına olması şartına bağlanmaktadır. Bu durum, kanun öncesinde bölgeye yatırım yapmış ve yurt içine yönelik satışlarda bulunan firmalar açısından bir hak kaybı yaratmaktadır. Ayrıca firmaların dönem başında ürettikleri malların ne kadarının yurt içine, ne kadarının da yurt dışına satılabileceği hususunda belirsizlik yaşanacaktır. Bu vergilerin yıl sonunda tahsil edilebilir olması da konuyu tam olarak çözmeye yetmeyecektir zira bir yıl içinde işten ayrılan personel için gelir vergisi stopajı ödenmemesi hâlinde bu tutar işçinin maaşına eklenecektir. Yıl sonunda yüzde 85 şartının oluşturulmaması hâlinde işten ayrılmış olan personelden ne şekilde ve nasıl tahsil edilebileceği soru işaretidir. Tersi durumda da başlangıçta kesilmiş olan gelir vergisi stopajının iadesinde ve özellikle de işten ayrılan personele ödenmesinde birtakım sorunlar açığa çıkacaktır. Kısacası istihdam edilen personel için gelir vergisi stopajı ödenip ödenmeyeceği ancak yıl sonunda belli olabilmektedir. Bu durum firmaların işçilik maliyetlerini hesaplayamamasına yol açacağı gibi uygulamada da ciddi problemler doğuracaktır.
Bir başka konu da hem yurt içinde hem de yurt dışına yönelik satış yapan firmaların bu avantajdan faydalanabilmek için farklı yollara başvuracakları gerçeğidir. Tasarının 1’inci maddesiyle, serbest bölgedeki faaliyetlere sadece ihracat terminolojisiyle yaklaşılmaktadır. Bu durum, ülke içindeki firmaların ihmal edildiğini açıkça göstermektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; serbest bölgelerin ülke ekonomisine olan katkıları göz önünde bulundurularak kuruluş amaçları doğrultusunda gerekli düzenlemelerin yapılması, ülkemizin en önemli sorunlarından biri olan işsizliğin çözümünde önemli bir rol oynayabilecektir.
Bu duygu ve düşüncelerle hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
72 konuşma daha · 23 Ekim 2008