Yolsuzlukların sebeplerinin sosyal ve ekonomik boyutlarının araştırılması hk 10/9
Genel Kurul, 18. Birleşim · 1. yasama yılı · 7 Ocak 2003 · 1.889 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ali Topuz (CHP), 7 Ocak 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 18. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YOLSUZLUKLARIN SEBEPLERİNİN SOSYAL VE EKONOMİK BOYUTLARININ ARAŞTIRILMASI HK 10/9); konuşma 1.889 kelime.
Ali Topuz (CHP, İstanbul). “Yolsuzlukların sebeplerinin sosyal ve ekonomik boyutlarının araştırılması hk 10/9”. TBMM Genel Kurulu, 18. Birleşim tutanağı, 7 Ocak 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-topuz-22-2003-01-07-yolsuzluklarin-sebeplerinin-sosyal-ve-ekonomik-boyutlarinin-arastirilm (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ALİ TOPUZ (İstanbul)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Ankara Milletvekili Sayın Salih Kapusuz ve 24 milletvekilinin, yolsuzlukların sebeplerinin, sosyal ve ekonomik boyutlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun düşüncelerini, değerlendirmelerini sunmak üzere söz almış bulunuyorum; hepinizi, şahsım ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
Sayın milletvekilleri, Meclis araştırması, Türkiye Büyük Millet Meclisinin bilgi edinme ve denetim yapma yetkileri çerçevesinde, Anayasanın 98 inci maddesinin üçüncü bendinde belirtilen amaca dönük olarak belirlenmiştir. Anayasa metnini aynen okuyorum: "Meclis araştırması, belli bir konuda bilgi edinilmek için yapılan incelemeden ibarettir." Esas amacı bilgi edinmektir; ama, bu konu "Türkiye Büyük Millet Meclisinin bilgi edinme ve denetim yolları" başlıklı bölümünde ele alınmıştır. Demek ki, elde edilecek bu bilgilerin denetim amacıyla kullanılması asıl amaçtır.
İçtüzüğümüzün konuyu düzenleyen 104 üncü maddesi aynen şöyle başlamaktadır: "Meclis araştırması, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Anayasanın 98 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince yapacağı incelemedir."
İçtüzüğün, Meclis araştırma komisyonlarının kuruluşu ve yetkileriyle ilgili 105 inci maddesinde de, böyle bir komisyonun kurulmasına karar verildiği zaman, bu komisyona üç ay içerisinde görevini bitirme talimatı verilmektedir. Bu komisyon, eğer, üç ay içerisinde görevini yetiştiremez ise, bir aylık bir eksüre daha alma şansına, hakkına sahiptir; ama, dört ay kesin süredir.
Dört ay bittiği halde, eğer, araştırma bir sonuca varamamışsa, bunun nedenlerini belirten bir raporla Meclisin önüne yeniden gelmek gerekiyor. Eğer, Meclis uygun görürse, yeni bir komisyon kurarak, araştırmanın devamını isteyebiliyorsunuz.
Şimdi, hukukî prosedürü bu olan bir işlem üzerinde konuşuyoruz. Tabiî, araştırma komisyonu raporunu Yüce Meclise sunduğu zaman, bu araştırmada elde edilen bilgilere dayanarak bir soruşturma açılmasını gerekli kılan durum söz konusuysa, Meclis, onu belli bir çoğunlukla oyluyor ve araştırmayı soruşturmaya dönüştürebiliyor.
Şimdi, demek ki, öncelikle bilgi edinmek esastır. Geriye doğru baktığımızda, Parlamento tarihinde, bu, bilgi edinme ve soruşturmaya yönelme iddiaları, büyük bir genellikle muhalefet partileri tarafından Meclisin gündemine getirilmiştir. Bunun çok temel bir sebebi vardır; muhalefet partileri, yeterli bilgiyi kamu kurum ve kuruluşlarından, devlet dairelerinden alma hakkına ve şansına sahip olamadıkları için, hükümetle de yeterli şekilde ilişki kuramadıkları için, Meclisin denetim imkânlarını kullanma yolunu seçerler; çünkü, iktidar partileri, iktidar grupları, bir konuyla ilgili bilgi edinme konusunda herhangi bir kısıtlamaya tabi değildirler, iktidar partileri, hükümetleri vasıtasıyla, incelemek istedikleri, bilgi edinmek istedikleri her konuya ulaşma imkânına sahiptir.
Şimdi, burada, yeni ve değişik bir durumla karşı karşıyayız. İktidarı büyük bir çoğunlukla elinde bulunduran bir grup, bilgi edinme ihtiyacını duyuyor. Neyle ilgili; yolsuzluklarla ilgili. Yolsuzluklar ne; Türkiye'nin gündemindeki birinci konu. Zaten, Sayın Bakan ve önerge sahipleri adına konuşan arkadaşımız Sayın Kapusuz, Türkiye'de yolsuzluğun ne kadar yaygın olduğunu, burada, hep birbirini destekleyerek anlattılar. Onlara, benim, başka bir şey ilave etmeme gerek yok. Gerçekten, geçtiğimiz dönem, yolsuzluklarla dopdolu bir dönemdir. Bunun üzerine yürümek, tabiî ki, hepimizin temel görevidir.
Ancak, burada, çok ince bir noktayı dikkatinize sunmakta yarar görüyorum. Sayın Kapusuz ve arkadaşlarının verdiği araştırma önergesi soyut, çok soyut düzeyde; somut bir konuyu incelemeye dönük, bilgi edinmeye dönük bir anlayışla kaleme alınmamış. Çok genel olarak, bir ölçüde felsefe yaparcasına, siyaset oluşturmak amacına dönük olarak, çok geniş çerçevede Türkiye'nin neresinde, hangi kurumunda, hangi dönemde, hangi sektörde, hangi alanda, ne türlü yolsuzluklar varsa, bunların tümünün sebeplerine, sonuçlarına ve bunları ortadan kaldırmaya dönük önlemleri için bir araştırma önergesi getiriyor.
Şimdi, bu kadar geniş kapsamlı bir araştırma önergesinin, uygulamada nasıl bir program izleyerek hangi konuların üzerine nasıl gidileceği konusunda bazı kaygıları taşıdığımı konuşmamın başında ifade etmek istiyorum; çünkü, soyut düzeyde kalmış, somut bir alan belirleyerek belli konudaki yolsuzluğu araştırmaya dönük, onun bilgilerini elde etmeye dönük bir iddia ortaya konulmamış. Herhalde, komisyon kurulduktan sonra, o komisyon, gündemine, oturacak, bakacak, araştıracak, nereden başlayayım diyecek ve bu geniş çerçeve, bu geniş yelpaze içerisinde kendisine bir rota çizecek.
Tabiî, hemen burada şunu sormak gerekir: Yolsuzluklar, Türkiye'nin birinci sorunudur dedik ve bütün seçim kampanyasını bu konunun üzerine bina ettik, hem Adalet ve Kalkınma Partisi hem Cumhuriyet Halk Partisi olarak; çünkü, Türkiye'nin gerçekten en öncelikli olan konusu; ama, bu konuyla ilgili hâlâ bilgi edinmeye ihtiyacımız var. Doğrusu bunu anlamak bana biraz zor geliyor. (CHP sıralarından alkışlar)
Eğer hükümet bilgi edinmekte bir güçlük çekiyor da, Meclis çalışmalarıyla yeni bir bilgiye ulaşma yöntemini geliştireceklerse, o ayrı bir şey, benim hiç şimdiye kadar hiç karşılaştığım bir olay değil. Merak ettiğim konulardan birisi bu. Yani, hükümet bilgiye ulaşamıyor, hükümet yolsuzlukların sebeplerini bulamıyor, onların nedenleri üzerinde, sonuçları üzerinde, alınması gereken tedbirler üzerinde herhangi bir uygulamaya geçemiyor bilgi eksikliğinden, Meclis bilgileri bulacak, hükümet de onun gereğini yerine getirecek gibi bir tabloyla karşı karşıyayız; çok garip bir tablo.
Değerli arkadaşlarım, şimdi, sonunda söyleyeceğim sözü, hemen sözümün başında söyleyeyim. Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak biz bu araştırma önergesini destekleyeceğiz, bu komisyonun kurulmasına olumlu oy vereceğiz; hiç kuşku yok, buna olumlu oy vereceğiz; ama, ne yaptığımızı bilmemiz gerekir. Onun için bu kadar dil dökmeye çalışıyorum; yani, beklenti düzeyinizi bu söylediklerimi de dikkate alarak tespit etmeniz sizler açısından yararlı olacaktır diye söylemeye çalışıyorum.
Şimdi, biz, bir kere Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu konuda önceliği hiçbir partiye vermek niyetinde olamayız; çünkü, yolsuzlukla mücadele bizim temel niteliğimizi teşkil eder. (CHP sıralarından alkışlar) Tarih boyunca Cumhuriyet Halk Partisi yolsuzluklara karşı tavrıyla dikkat çekmiş; zaten, çürümüş bir imparatorluk düzeninden, yozlaşmış bir toplumsal düzenden Türkiye'yi çağdaş, yeni bir düzene taşırken, getirdikleri sistemin temeline dürüstlüğü yerleştirmiş bu Türkiye'nin kurucuları, Cumhuriyet Halk Partisinin kurucuları. İkinci Genel Başkanımız İsmet İnönü "beytülmale el sürdürmeme" sözcüğüyle herkes tarafından belleklerde yer etmiş bir devlet adamı. Unutmayalım, yakın bir geçmişte -1998'in sonu 1999'un başında- biz, dışarıdan desteklediğimiz bir hükümeti yolsuzluk nedeniyle düşürmüş bir parti ve onun hesabını, faturasını da ödemiş bir parti olarak burada bulunuyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)
O nedenle, kimse, yolsuzluklarla mücadelede Cumhuriyet Halk Partisinin önüne geçme hakkına, o kadar kolay kolay sahip değildir; ama, ben, Adalet ve Kalkınma Partisinin de yolsuzluklarla mücadelede samimî bir davranış içerisinde olduğunu görüyorum; biraz sonra söyleyeceğim konularda da o samimî davranışın örneklerini vermelerini de onlardan beklediğimi ifade etmek istiyorum.
Değerli arkadaşlarım, şimdi bir noktayı daha söylemek isterim: Gerek Sayın Bakanın gerekse önerge sahipleri adına konuşan değerli arkadaşımızın söylediği gibi, hükümet ile Meclis el ele, yolsuzluklar üzerinde ciddî bir çalışma yapacak gibi bir izlenim vermeye çalışıyorsunuz.
Şimdi, arkadaşlar, hükümetin görevi ayrıdır, Parlamentonun görevi ayrıdır. Sakın, hükümet ile Parlamentoyu birbirine karıştırmayın; iktidarın görevi ayrıdır, muhalefetin görevi ayrıdır. Anayasada düzenlenen bu görevleri birbirine karıştırmaya kalkışırsanız, bundan çok kötü sonuçlar çıkar, altından kalkmak zor olur.
Parlamentoya düşen görev, denetim görevidir; bilgi edinecek, denetleyecek. Kimi denetleyecek; yürütmeyi denetleyecek. Yürütmeyle beraber ne yapılacağına karar verecekler ve yürütmeyi de denetimi de hükümetle beraber götürecekler. Bu, bir zamanlar, bir eski başbakanın, yürütme nedir, yasama nedir, yargı nedir, kuvvetler ayrılığı ilkesi nedir bilmeyen bir başbakanın, bir tarihte, bu Yüce Meclisten, yürütmenin, yargının ve yasamanın uyum içerisinde çalışmalarını sağlamaya dönük bir Meclis komisyonu kurmasına benzeyen bir davranıştır. Öyle bir komisyon kurmak istemişti o başbakan... (CHP sıralarından alkışlar) "Yürütme, yargı ve yasama uyum içinde çalışsın..." Halbuki, bizim Anayasamız, bu üç kuvvetin ayrı ayrı, kendi sorumluluklarını yerine getirmesini ve de birbirini denetlemesini öngörmektedir.
Şimdi, değerli arkadaşlarım, öyle zannediyorum ki, Adalet ve Kalkınma Partili arkadaşlarımız, yolsuzlukla mücadele etmenin çok önemli bir konu olduğunu bildikleri için, kamuoyuna da bu beklentileri verdikleri için, şu anda da yolsuzluklarla mücadele etme konusunda çok somut bazı girişimlerde bulunamadıkları için zaman kazanmaya dönük bir gayret içindedirler. Hiç gülümsemeyin... Bir araştırma komisyonu en az dört ayda sonuç verecek ve belki, dört ayda da sonuç veremeyeceği için, bir ikinci dört aylık süre için yeni bir komisyonun kurulmasına yol açabilecek bir beklentiye gerek olmadan, yolsuzlukların üzerine gidebilmenin çok güzel fırsatları vardır elinizde; oralardan başlamalısınız, size biraz sonra onları söyleyeceğim; ama, bir şeyin altını çizeyim, beni mazur görün, iktidar-muhalefet ilişkilerini gerginleştirmek istemiyoruz, biz de istemiyoruz, siz de istemiyorsunuz. Dikkat ederseniz, muhalefet olarak da bu sorumluluk içinde çalışıyoruz; ama, bazı şeyleri söylemek muhalefetin vazgeçemeyeceği görevleri arasında olur. Eğer, bir yerde bir oyalama görülüyorsa veya böyle görünüp başka türlü davranıldığını tespit ediyorsak, bunu da bütün açıklıklarıyla ortaya koymak zorundayız. Öyle sanıyorum ki, henüz iki ay bile dolmamış olmasına rağmen Adalet ve Kalkınma Partisi, uygulamalarında çok değişik bir izlenim vermektedir. Sanki, bir meseleyi çözüyormuş gibi davranıyorlar; ama, o meseleyi çözmediğini, çözemediğini, o meselenin çözümünü ertelediğini gösteren bulgular, belgeler var elimizde; her konuda... Yani, bu, izlenen dışpolitikada da öyle, getirilen kanun tasarılarının savunulmasında da öyle. Mesela "yolsuzlukla mücadele edeceğiz" diyorsunuz "kayıtlı ekonomiyi gerçekleştireceğiz, kayıtdışı ekonomiyi önleyeceğiz" Diyorsunuz; ama, Malî Milat Yasasını kaldırıyorsunuz, nereden buldun yasasını kaldırıyorsunuz, hatta bilerek, naylon fatura kullananları affetmeye hazırlanıyorsunuz... Öbür taraftan "yolsuzlukları önleyeceğiz" diye konuşuyorsunuz! (CHP sıralarından alkışlar)
Bir yandan, Sayın Başbakan, görünüşte, büyük bir çaba sarf ederek, bütün ülkeleri dolaşarak Türkiye'nin savaşa girmemesi, bölgede savaşın olmaması için, savaşı önlemek için çaba sarf ediyor, öteki taraftan, dün akşam dinlediğim Dışişleri Bakanı, bir televizyon programında ne yapacakları sorusuna "en son dakikada, Türkiye'nin yararları neyse onun gereğini yapacağız" diyerek, giderek Türkiye'nin kabul etmeye mecbur kalabileceği bir süreci işlettiğini göstermektedir.
Değerli arkadaşlar, çok basit bir örnek daha vereyim...
ÜNAL KACIR (İstanbul)Bu cümlenin neresine takıldınız?
ALİ TOPUZ (Devamla)Cevap vereyim, şurasına takıldım: En son noktada Türkiye'nin karar vermesi demek, hiçbir konuyu müzakere etme şansının kalmadığı bir noktada kendisine deklare edilen, önerilen siyaseti kabul etmesi anlamına gelir. Amerika ile ilişkilerinizde en son noktaya kadar bir sonuca bağlamazsanız -eğer şimdiye kadar bağlanmamışsanız, o ayrı bir hikâye- son noktada bağlayacağız demek, onlar ne isterse onu yapacağız demektir; bunu hep beraber yaşayacağız ve göreceğiz.
Şimdi değerli arkadaşlar, çok daha başka, sade bir örnek vereyim: Adalet ve Kalkınma Partisinin ilk siyaset hamlesi, Adalet ve Kalkınma Partisi Sayın Genel Başkanının yeni milletvekillerine yaptığı ilk konuşma; kükreyerek söylediği bir şey vardı orada: "Sizden Meclis lojmanlarında oturmayı reddetmenizi istiyorum, bekliyorum." Öyle değil mi?.. (AK Parti sıralarından "Hayır" sesleri)
"Oturmamanızı bekliyorum" demedi mi?... "Oturmayın" demedi mi, "oturmamanızı rica ediyorum" demedi mi?.. (AK Parti sıralarından "Hayır" sesleri) "Hayır" mı diyorsunuz?.. Yani, siz başka şeyler duyuyorsunuz, biz başka şeyler mi söylüyoruz?
Değerli arkadaşlarım, "Meclis lojmanlarında oturmamanızı sizden istiyorum" dedi ve de Meclis Başkanımız bu meseleyi biraz daha genişleterek, bütün lojmanların ve eğitim tesislerinin, dinlenme tesislerinin elden çıkarılması gerektiğini söyleyerek kamuoyu önünde kendisine, partisine destek sağlamaya çalıştı, "bravo, bakın, nereden, ne güzel yerden başladılar" dedirtmek için uğraştı; ama, size soruyorum; 400 tripleks milletvekili lojmanı, artı 176 daire, toplam 576 dairede şu anda 298'i eski milletvekili, 52 tanesi de bu dönem seçilmiş milletvekili olmak üzere 350 kişi oturmaktadır. (CHP sıralarından "hayda" sesleri, alkışlar) Bunların içerisinde bir tane Cumhuriyet Halk Partili - ne eski ne yeni- yoktur; ama, şu sıralarda oturan 52 arkadaşımız hâlâ orada oturmaktadır. Var mı buna bir itirazınız?.. Siz böyle bir durumdayken topluma hangi güveni vereceksiniz, sizin neyinize güveneceğiz biz, toplum neyinize güvenecek sizin? (CHP sıralarından alkışlar, AK Parti sıralarından gürültüler)
Değerli arkadaşlarım, bütün bunlar şunu gösteriyor: Siz başka düşünüyorsunuz başka türlü yapıyorsunuz, böylece milleti kandırabileceğinizi zannediyorsunuz, uyum içindeki bir muhalefetin de bunlara sessiz kalacağını zannediyorsunuz ve istediğiniz gibi Türkiye'yi yönetebileceğinizi zannediyorsunuz.
RESUL TOSUN (Tokat)CHP Mecliste olsaydı o vekiller de şu anda orada oturuyor olacaktı.
ALİ TOPUZ (Devamla)Değerli arkadaşlarım, öyle, varsayımlar üzerinde konuşmayın.
Mesela, burada benim sizden beklediğim tek şey, ilgililerinizden, yetkililerinizden birisinin kalkıp, haklısınız, biz burada bir ihmal yaptık bunu düzelteceğiz en kısa zamanda demesidir; bunu derse, ancak bir şey kazanırsınız, bunu demezseniz her şeyi kaybedersiniz. (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlarım, bütün bunlar benim de bir konuda yanıldığımı gösterdi. Ben, Adalet ve Kalkınma Partisinin iktidara çok iyi hazırlandığını zannediyordum; ama, görüyorum ki, şimdi, Adalet ve Kalkınma Partisi iktidara hazırlanamamış; bu konuda çok ciddi sıkıntıları var.
Değerli arkadaşlarım, yolsuzlukla mücadele temel bir sorunumuzdur; ama, bununla mücadelenin tek ve önemli yolu...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ALİ TOPUZ (Devamla)Sayın Başkan, birkaç dakika lütfeder misiniz?
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
22 konuşma daha · 7 Ocak 2003
