Gelir vergisi kanunu vergi usul kanunu
İstanbul Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 18. Birleşim · 1. yasama yılı · 7 Ocak 2003 · 1.192 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hasan Aydın (CHP), 7 Ocak 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 18. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GELİR VERGİSİ KANUNU VERGİ USUL KANUNU); konuşma 1.192 kelime.
Hasan Aydın (CHP, İstanbul). “Gelir vergisi kanunu vergi usul kanunu”. TBMM Genel Kurulu, 18. Birleşim tutanağı, 7 Ocak 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasan-aydin-22-2-2003-01-07-gelir-vergisi-kanunu-vergi-usul-kanunu (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA HASAN AYDIN (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına arkadaşlarım konuştu; belki bütün maddelerde aynı noktalara değinildiği için, birçok maddede de konuşma gereği duymadık; ama, burada, özellikle de bu maddede çok açık bir şey var, kaldırılan bir maddeden söz ediliyor; yani "nereden buldun..."
Sayın Bakanımız ve Adalet ve Kalkınma Partili diğer arkadaşlar da ifade ettiler -bizim iddialarımızın çarpıtıldığı- aslında yapmaya çalıştıklarınızla bizim dediklerimiz arasında bağın olmadığını ifade etmeye çalıştılar. Doğrusu bu değil. Yine, Sayın Bakanın ifade ettiği gibi, belki yirmi yıl önce bir kazanç elde etmiş, zamanaşımına uğramış, kalkıp "bu mu sorulacak" anlamına gelebilecek bir ifadede de bulunulabiliyor.
Değerli arkadaşlarım, işin esas yanı bence şu: "Biz devletiz" diyoruz. Devletin bazı kuralları var, devletin bazı vazgeçilmez ilkeleri var, vatandaşların tümüne ortak uygulanması gereken, eşit uygulanması gereken, asla ayırt edilmemesi gereken, uygulama alanında ayırt ettiğiniz zaman adil ve adaletli bir devlet olmaktan vazgeçebileceğiniz anlamına gelebilecek bazı reel gerçekler var. Türkiye'de biz bugün çalışandan vergi almaktayız, tüccardan vergi almaktayız, hatta öylesine ki, küçük bir işyeri açmak için vergi dairesinin ön denetimleri dahil olmak üzere ya da iflas etmiş olan bir işyerinizi kapatmak için uzunca bir bürokratik süreci geride bırakabileceğiniz bir sistem içerisindeyiz; ama, şu yasayla birlikte malî miladın kaldırılması... Kaldırılan ne; yani, dün ile bugün arasında bir değişiklik yoksa, kaldırılan ne? Kötü olan neydi de kaldırıyoruz, yerine yenisini koyuyoruz? Adalet ve Kalkınma Partili hangi arkadaşım "bakınız, biz bunu yaptık, bu yasada şu ifade ediliyor, biz dün kötü olan bir şeyi değiştirdik, yerine güzel bir şey ikâme ettik" demektedir? Hayır, sadece savunma yapılmaktadır. Denilmektedir ki; sizin dediğiniz doğru değil, bu noktayı çarpıtıyorsunuz, biz kayıt içine alacağız, vesaire, vesaire... "Nereden buldun" diye sorulamayacaksa, "nereden buldun" anlamında kendisini ifade eden yasa maddesini kaldıracaksanız, günün birinde karşınıza bayağı ciddî bir mal varlığıyla, para varlığıyla birileri çıktığında onun siyasal, onun yasal bir dayanağı olamayacaksa, kayıtdışılık cennetini nasıl kayıt içine alabilecek durumda olabiliriz?!
Şimdi, bu, sadece, ülkede adaletli çalıştığı zaman, alnının teriyle kazandığı zaman vergi veren insanlara karşı kötülük değil, aynı zamanda dünlerde zaman zaman yaşadığımız... Sevgili arkadaşlarım, günümüzde Türkiye öyle bir hale geldi ki, toplum yapısındaki bu bozulma, bireylerin yapısını da bozdu. Benim gençliğimde, ben hatırlıyorum, 1980'li yıllardan önce, sağcı ya da solcu hiç fark etmez, bir tüccar, bir memur bir hırsızlık yapsa idi, gelip, onu, hanımına, eşine itiraf edemezdi. Türkiye öyle bir noktaya geldi ki, aynı devlet dairesinde çalışan, aynı maaşı alan iki insandan biri, eğer bir yerlerden parayı çalmış ve çırpmışsa, altına bir araba, eşine bilezikler, kendine bir ev almışsa, toplumun neredeyse takdir ettiği "bravo, çok yetenekli ve beceriklidir" dediği, hatta diğerinin de, çalmayan o memurun, çalmayan o görevlinin hanımının, kendi eşine "ne kadar beceriksizsin" diyebildiği bir toplum yapısından geçmekteyiz, bireylerin de bozulmuşluğundan geçmekteyiz.
Burada bir şeyi şahsen merak ediyorum: Anayasa değişikliği konusunda, Anayasaya uyum yasaları konusunda muhalefetle iktidar çok ciddî bir uyum içerisinde çalıştı. Şimdi anlıyorum ki, Adalet ve Kalkınma Partili arkadaşlarımızın anlamış oldukları uyum şu: Biz bir şeyi önerirsek, Cumhuriyet Halk Partisi de bu konuda bizimle bir problem çıkarmazsa, çok iyi bir muhalefet yapacak; bu konuda bir tartışma olmazsa, iyi bir uzlaşma içerisindeyiz; ama, bizim kafaya koyduğumuz 17 maddeden ibaret bir paketin bir tek maddesinin değişimi konusunda bile bir tavır alırsanız, siz uzlaşmaz olursunuz, siz muhalefet noktasında farklı... Bu, doğru değil; yani, biz, bu Parlamentoda, gerektiğinde, evet, biz bunu Plan ve Bütçe Komisyonunda şekillendirdik, biçimlendirdik, burada oy çokluğuyla kanunlara dönüştürdük, paket olarak gönderdik, Cumhurbaşkanımızdan geri geldi; acaba, oturup düşünmemiz gerekmez mi; muhalefet partisi bu konuda önerilerde bulundu, muhalefet partisinin, acaba, bu konulardaki önerilerinde doğruluk payı olabilir mi?.. Ya da muhalefet partisi zaten bu konuda bir muhalefet anlayışı kararı içerisinde, iyi ya da kötü maddeleri ayırt etmeksizin tümüne karşı, Cumhurbaşkanından bu noktada geriye dönüşü bizim için hiçbir anlam ifade etmemeli mi?!.
Ayrıca, savunmuş olduğumuz bu düşünceler, koymuş olduğumuz şu yasa maddelerinin günlerdir uygulanmadığından söz edilmektedir. Uygulanan ne; yani, malî miladı kaldırarak, uygulanmamış olan, uygulanma fırsatı bulamamış olan, uygulandığında muhtemelen toplumun neredeyse tüm kesimlerinin iyi olacağına inandıkları, toplumun tüm kesimlerinin fayda bulacaklarına inandıkları bir maddenin, daha uygulanmaya geçmeden, yararlı olup olamayacağını nasıl kestirebiliyoruz?!
Ben bir şey daha ifade etmek isterim değerli arkadaşlarım; eğer, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Türkiye'nin geleceğindeki ekonomiyi düzeltme noktasında, namuslu, dürüst, onurlu, çalışan işadamının kazancına güvenerek değil, onun vergisine güvenerek değil, çalan, çırpan, yetimin hakkını yiyen, devletinden kaçıran, hırsızlık yapan, anasından doğmamış bebeğin sütünden çalıp para biriktirenin kazancıyla Türkiye'nin ekonomi çarkını döndürecekse, lanet olsun, o çark dönmesin daha iyi! (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar.)
Haramla, haram sermayeyle, hırsızlık sermayesi ile bir ülke insanının geleceğini garanti altına alma felsefesini karıştırmayalım. Bunlar hırsızdırlar. Ülkede vergi vermeyenler insan değildir. Ülkede diğer insanların haklarını çalarak, onu bir karakteristik olaya dönüştürmüş olarak bir rant biriktirmiş olabilirler; ama, emin olunuz ki, siz, onlara ne kadar tolerans tanırsanız tanıyın, onlara daha fazla parayı çalma ve çırpma noktasında "aman, ülkenin ekonomisi bozulmasın, aman, bir miktar sermaye kaybolmasın" iyi niyetiyle de olsa taviz verseniz, bunun, ülkenin geleceğine asla bir faydası olmayacak ve Türkiye, buraya dayanarak geleceğini aydınlatma şansını yakalayamayacaktır.
Gelin, biraz düşününüz; yani, bir tarafın ret, bir tarafın kabul oylarının toptan kalktığı bir anlayışla "bu Parlamentoda iktidar bizim elimizde, iktidar olmanın ötesinde de bu ülkenin menfaatlarını sadece biz düşünürüz" felsefesiyle değil, hepimiz bu geminin ortak yolcularıyız, bu ülkede, bu ülkenin geriye gidişinden tümümüz sorumlu olacağız. Size üç hesap sorulacaksa, Cumhuriyet Halk Partisine de bir hesap sorulacak. Hesabın bize az sorulmuş olması, bizim, ülkeyi sizden daha az sevdiğimiz anlamına gelmediği gibi, bizim sayımızın az olması, ülke gerçeklerini sizden daha az gördüğümüz anlamına da gelmez. Bizi biraz dikkate alınız. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar.) Gerçekten dikkate alınız. Bu sayısal üstünlükle, bu sayısal üstünlük psikozuyla böyle devam ederek ülkeye çok daha fazla katkı yapamayacaksınız ve yine samimiyetle inanıyorum ki, iyi niyetinize dayanan, geleceği inşa etme noktasındaki hedef ve hayallerinizi daha kolay yakalayamayacaksınız.
Konuşmamızın temel amacı sadece muhalefet etmek değil. Bugün burada ortaya çıkmış olan... Bakınız, bir şeye itiraz ediyorsunuz siz, rica ediyorum... Muhalefet partisinin bütün dediklerine itiraz ediyorsunuz, topluca el kaldırıyorsunuz; Cumhurbaşkanının dediklerine tümüyle itiraz ediyor, topluca el kaldırıyorsunuz; bu, iyi bir yol değil. Bu yolun, dışarıdan baktığınızda, resmini çektiğinizde çok sempatik bir yanı yok. Bir sayı üstünlüğünün böylesine bir şekilde kullanılmasının sizin hedeflerinize katkı yapacağına da ben inanmıyorum.
Ben şöyle düşünüyorum: Gelin... Elbette bugün maddelerin değişmesi mümkün değil; gerçi, çok da acele ediliyor, yani, onu da anlamış değilim... Bu nasıl bir hızdır ki, bu nasıl bir aceledir ki, yıllardır büyük bir sıkıntı içinde yaşayan bir ülkenin Cumhurbaşkanı geri göndermiş, biraz inceleyelim, biraz üzerinde çalışalım, biraz "acaba"ları değerlendirelim demeden, hatta, gereksinim bile duymadan, alelacele, derhal, hemen, Parlamentoya getirip, madde üzerinde söz isteyen var mı, var -konuşanlar, Cumhuriyet Halk Partililer, muhalefet- kabul edenler, kabul etmeyenler, kabul edilmiştir... Neyi kabul ediyoruz arkadaşlar?!
AYHAN ZEYNEP TEKİN (Adana)Ne yapalım?
HASAN AYDIN (Devamla)Tabii ki kabul edeceksiniz de, bir ülkenin geleceğini, bir ülkenin geleceğindeki temel meseleleri bu kadar acele, bu kadar hızlı, bu kadar panik... Arkamızdan kovalayan yok, bir hafta sonra da olsa, bu yasalar çıkacaksa yine çıkar; ama, biraz müzakereye, biraz uzlaşmaya, biraz toplumun geleceğini inşa etmeye yönelik düşünürsek, ülkenin geleceği açısından daha iyi şeyler yapmış oluruz. Umuyor ve diliyorum ki, bu alışkanlık ve bu gelenek inatla ve ısrarla böyle sürmez, ülkenin geleceğini düzgün bir şekilde inşa etme konusunda birbirimize daha fazla katkı yaparız.
Tümünüzü saygıyla, sevgiyle selamlıyorum; sağ olun. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
22 konuşma daha · 7 Ocak 2003