İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 59. BİRLEŞİM · SALI

Anayasa değişikliği

Ali Topuz

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 59. Birleşim · 1. yasama yılı · 1 Nisan 2003 · 2.382 kelime · yaklaşık 12 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ali Topuz (CHP), 1 Nisan 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ); konuşma 2.382 kelime.

Ali Topuz (CHP, İstanbul). “Anayasa değişikliği”. TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim tutanağı, 1 Nisan 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-topuz-22-2003-04-01-anayasa-degisikligi (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA ALİ TOPUZ (İstanbul)Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Anayasamızda değişiklik yapılmasına ilişkin teklifin üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, değerlendirmelerimizi, düşüncelerimizi ve önerilerimizi sunmak üzere söz aldım; hepinizi, en içten duygularımla ve saygılarımla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bugün yapmakta olduğumuz iş, bir anayasa değişikliğidir; görüşeceğimiz konu, bir anayasa değişikliğidir. Sıradan bir yasadan farklı bir durumdur. Bir anayasa değişikliğinin nasıl ele alınmasına ilişkin bazı hatırlatmalar yapmak ihtiyacını duyuyorum.

Anayasa değişiklikleri, hem Mecliste hem de toplumumuzda geniş bir konsensüsü aramamız gereken konulardır. Anayasalar, ileriye dönük olarak bütün yaşamımızı şekillendiren belgelerdir. Bunlar üzerindeki değişiklik, hem iyi düşünülerek saptanmalıdır hem de mümkün olduğu kadar geniş bir çerçevede paylaşılarak kararlaştırılmalıdır. Önce, Parlamento içerisinde uzlaşma aranmalıdır; sonra, toplumda geniş bir uzlaşma, konsensüs aranmalıdır. Toplumdan bilgi almalı, toplumu bilgilendirmeli, interaktif bir ilişki içerisinde bu konularla ilgili ortak noktayı hep beraber yakalamalıyız. Herhangi bir partinin Parlamentoda bulundurduğu çoğunluk ona tek başına anayasa değişikliği yapma hakkını verse bile, düşünülmesi gereken şey, bu uzlaşma sürecini işletmek olmalıdır; aksi takdirde... Bunu yaparsınız; bugün, sizin çoğunluğunuz var; hiçbirimize danışmadan, hiçbirimizle uzlaşmadan bir anayasa değişikliği yapmayı deneyebilirsiniz; çünkü, Mecliste 365 tane sandalyeniz var; ama, unutmayın, arkanızda yüzde 65 oy yok.

RESUL TOSUN (Tokat)Yüzde 80 oy var.

ALİ TOPUZ (Devamla)Arkanızda ancak yüzde 35 oy var.

RESUL TOSUN (Tokat)Arkamızda yüzde 80 oy var.

RECEP KORAL (İstanbul)Allah bereket versin!

ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye)Her gün aynı şeyi söylüyorsunuz.

ALİ TOPUZ (Devamla)Bunun hâlâ farkında değilseniz ve kendinizi birtakım yapay gerekçelerle avutmak istiyorsanız... Avutmanızdan dolayı bir şikâyetim yok; çünkü, bunun sonunda hüsrana biz uğramayacağız, siz uğrayacaksınız. (AK Parti sıralarından "konuya gel" sesleri) Ben size demokrasiyi anlatıyorum. Eğer demokrasiden nasip almak istemiyorsanız, istediğiniz gibi düşünebilirsiniz. Ben size diyorum ki, sandalye sayınız ne olursa olsun, anayasa değişikliğine tek başına karar vermenin toplumsal vicdanı rahatsız edecek yanlarını düşünün; bunun zararını siz çekersiniz, bundan bir yarar doğacaksa, hiç unutmayın, o yarar, mutlaka, bize gelir; ama, biz yararın peşinde değiliz; biz, demokrasinin peşindeyiz; bu bir. Yani, Anayasanın değiştirilmesi için uygun bir ortam yaratılması gerekir. Bugün ne yapılıyor; ona bakıyoruz. Hiç böyle bir şey denediniz mi?.. Hiç böyle bir şey denediniz mi?..

Şimdi, biraz evvel buradan konuşan Adalet ve Kalkınma Partisinin sayın sözcüsü "efendim, biz, Uzlaşma Komisyonuna çağrı yaptık" diyor, hem de "her iki partiden de, üçer kişi olsun dedik" diyor. Değerli arkadaşlarım, Uzlaşma Komisyonu bundan önceki dönemde ortaya çıkan bir kurumdu ve Parlamentoda beş veya altı tane grup vardı. Her gruptan üçer kişiden oluşan bir Uzlaşma Komisyonu, o zaman için geçerliydi ve eşit koşullarla, daha o komisyonun oluşması da sizin bir lütfunuz değil, gelenekten gelen bir şey.

İki partili bir meclis olduğu zaman, artık, uzlaşmanın yolları daha kolaydır. Bizim duyarlılıklarımızı dikkate almadan hep kendi duyarlılıklarınıza dönük olarak uzlaşma arayışı, bizim size teslimiyetçi bir yaklaşımla destek vermemiz anlamına gelir, bunu, bize nasıl reva görebilirsiniz; bu, aynı şeyi, biz, size de reva görmeyiz. Uzlaşma, tarafların duyarlı olduğu konular üzerinde mutabakat sağlamaktır, duyarlı olduğu konuları gözetmektir. Nedir bizim duyarlı olduğumuz konu? Şimdi anlıyorum ki, siz de duyarlı olmaya başlamışsınız, YÖK Kanunuyla beraber onu da getireceğinizi söylüyorsunuz ve bu anayasa değişikliğinin Meclise sunulması sırasında hangi açıkgöz davranış içindeyseniz, başka bir açıkgöz davranış içerisinde, yeni bir teklifi de buraya getirmeye çalışıyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, dokunulmazlık, milletvekillerinin kendileriyle ilgili geniş bir haktır; eğer, bu Meclisi oluşturan milletvekilleri, kendileriyle ilgili bir hakkı en alt düzeye indirecek feraseti göstermeyecek olursa, başka kimselerden haklarını terk etmesini nasıl talep edeceklerdir? (CHP sıralarından alkışlar) Bizim, örnek olmak gibi bir sorumluluğumuz var. Biz, iğneyi önce kendimize batıracağız ki, ondan sonra başkasına bir şeyler batırabilelim. Siz, hiçbir fedakârlık yapmayacaksınız, kendinizle ilgili konuları hep kapatacaksınız; başkalarından fedakârlık isteyeceksiniz.

Değerli arkadaşlarım, geçenlerde, bundan bir süre önce ilgili komisyondan araştırdım, buraya 40'ın üzerinde dokunulmazlık dosyası intikal etmiş; belki, hâlâ, daha buraya gelmemiş sayıları 100'e varacak dokunulmazlık dosyaları var. Bu vesileyle Sayın Adalet Bakanından rica ediyorum: Sayın Bakanın görevlerinden biri de adaletin hızlandırılmasıdır. Seçimlerden bu yana dört ay oldu, dokunulmazlıkların kaldırılması talebiyle buraya ulaştırılması gereken teklifler, hâlâ, neden o mahkemelerden buraya gelmedi veya geldi de, devletin hangi kademesinde sumenaltı edildi de Meclisin gündemine gelmedi? Bunu, lütfen, Sayın Bakan araştırmalıdır; onun sorumluluğu altındadır.

Bu dokunulmazlık dosyaları sizin bakanlarınız için de olsa, üyeleriniz için de olsa, bizim üyelerimiz için de olsa, yapmamız gereken şey, önce bu dokunulmazlık dosyalarını Meclisin Genel Kuruluna indirip, anayasa değişikliği gerçekleşinceye kadar bu dokunulmazlıkları kaldırıp, yargının önünü açmaktır. Şimdi, yargı işlemiyor; dokunulmazlıkları olan insanlar yüzünden yargı işlemiyor! Bunu, nasıl içinize sindirebiliyorsunuz?! Hani Türkiye'yi yeni bir döneme taşımıştık; hani, Türkiye'de her şeyi iyileştirecektik?.. Her şeyden önce, adaletin sağlanması gerekir, yargının işletilmesi gerekir. Dokunulmazlık, yargının işletilmesini de sağlayacak çok önemli bir temel unsurdur. Siz, bunu da getirmiyorsunuz ve şimdi, burada, bir anayasa değişikliğiyle -o da bir teklif olarak- karşımıza geliyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, bu anayasa değişikliği neyi içeriyor; iki ayrı konuda düzenleme içeriyor; bir tanesi, seçilme yaşının 25'e indirilmesini öngörüyor, diğeri de ormanla ilgili iki maddeyi içeriyor.

Şimdi, bunların ikisi neden beraber geldi? Bir müddet sonra, çok kısa bir müddet sonra milletvekili seçimi yapılacak da, madem böyle düşünüyoruz, şu yaşı 30'dan 25'e indirelim, 25 yaşındakiler de milletvekili seçilebilsin kaygısından mı kaynaklanıyor, yoksa, bu iki konuyu bir araya getirerek, bundan bir kurnazlık çıkarma amacını mı taşıyorsunuz?

AHMET YENİ (Samsun)Gençler şimdiden hazırlansın diye.

ALİ TOPUZ (Devamla)Değerli arkadaşlarım, bir kurnazlık peşinde olduğunuz bu tasarının 4 üncü maddesinden anlaşılıyor; oraya yazmışsınız kurnazlığınızı. Diyorsunuz ki; bu, maddelerin hepsi, halk oylamasına giderse, beraber oylansın. Değerli arkadaşlarım, siz, oy verecek olan insanları, birbirinden tamamen ayrı iki konuda ya "evet" ya "hayır" demeye mahkûm etme hakkını nereden alıyorsunuz?! Nerden alıyorsunuz?! (CHP sıralarından alkışlar) Bunun hukuk dayanağı nedir bana söyler misiniz?! Birine "evet" birine "hayır" diyen vatandaşın elinden bu oy hakkını alma hakkı size nereden veriliyor?! Bu uygulama, totaliter rejimlerde, dikta rejimlerinde, sözümona, halk oylaması yapan birtakım diktatörlerin yaptığı halk oylamasına benziyor, 1980'den sonra, 1982 Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının oylamaya sunulması sırasında da "bu Anayasa kabul edildiği zaman falan adam da devlet başkanı olur, ikisine birden oy vereceksiniz" diyen mantıktan bir adım geri değil; belki, ondan birkaç adım daha ileri, yanlış bir adımdır. (CHP sıralarından alkışlar) Doğrusu, ben, bunu, Adalet ve Kalkınma Partisine yakıştıramadım, Adalet ve Kalkınma Partisinin demokrasi anlayışına yakıştıramadım; siyaset anlayışına yakıştıramadım. Nasıl böyle düşünebilirsiniz?! Bunu savunabilir misiniz, bunun gerekçesi var mı? İşte, benim "kurnazlık" diye tabir ettiğim sizin davranışınızın özü budur.

Şimdi, başka bir kurnazlık; YÖK Yasası ile dokunulmazlıkları beraber getireceğiz... Yani, bizi de, ya ikisine "evet" ya ikisine "hayır" demeye mecbur bırakan bir duruma sokabileceğinizi zannediyorsunuz. Bu yanlış yoldan dönmelisiniz. Bunu, bizim için söylemiyorum, bunu, sizin için söylüyorum. Bu sıralarda yüzde 65 oyla, yine sizin gibi bir çoğunluğa sahip olan bir parti, bir zamanlar, bizim bütün uyarılarımıza rağmen, şimdi, sizin yaptığınız bu yanlışları yapa yapa, sonunda, bugün, Parlamentonun dışında kaldı.

MEHMET BEŞİR HAMİDİ (Mardin)Siz de kalmıştınız.

ALİ TOPUZ (Devamla)Siz, gerileme sürecini başlatıyorsunuz. Korkarım, bu, sizi, ANAP'tan daha kısa bir süre içerisinde yok olmaya götürebilir, bizim gönlümüz buna razı değil; çünkü, biz de size umut bağladık... (AK Parti sıralarından alkışlar [!]) Size umut bağladık; sizinle beraber, şu, geçmişin bütün çirkinliklerini bir tarafa bırakarak, Türkiye'yi kurtarabileceğimizi zannediyoruz; öyle düşünüyoruz. O nedenle, hata yapmayın. Size, bunu, uzun yıllar siyasî tecrübe kazanmış bir arkadaşınız olarak, buradan, dostça söylüyorum.

MEHMET BEŞİR HAMİDİ (Mardin)Bize güvenebilirsiniz...

RESUL TOSUN (Tokat)Son düşüncenizi çok beğendik, sizi alkışlıyoruz Sayın Topuz; sizinle beraberiz.

ALİ TOPUZ (Devamla)Aklınızı ve mantığınızı kullanmadan alkışlamayın; aklınıza uysun alkışlama! O alkışlamanın bir gereği vardır; onu yapmazsanız, yaptığınız işin hiçbir anlamı kalmaz! (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, 25 yaş, daha, Adalet ve Kalkınma Partisi parti olmadan çok önceleri, Cumhuriyet Halk Partisinin, bir gün Anayasayı bu açıdan değiştirme imkânına sahip olabilirse, bunu gerçekleştireceğini vaat ettiği konulardan bir tanesidir. Seçim bildirgemizde de var; maddeler üzerindeki konuşmalar sırasında da, değerli arkadaşlarım, zaten, bu konudaki görüşlerini, ayrıntılı bir şekilde, burada açıklayacaklardır. Bu konu, bizim bir tartışma konumuz değildir; bizim, bu konunun şimdi neden getirildiğine ilişkin tartışmamız var. Keşke, bu konuyu, bir demokratikleşme paketi içinde, içinde dokunulmazlıkların da bulunduğu daha geniş bir paket içinde getirebilmiş olsaydınız.

Şimdi, gelelim asıl meseleye. Zaten, bu nokta da, sizin, bu teklife sonradan ilave ettiğiniz bir unsurdur. Günlerden beri, Sayın Orman Bakanı ve ondan önce, partinizin yöneticileri, Sayın Genel Başkanınız, bu, orman alanı dışına çıkarılmış alanlardan değerlendirilmesi mümkün olan yerlerin satılarak çok yüksek değerde bir gelirin sağlanabileceği yolunda bazı iddialarla toplumun önüne çıktılar. O iddialar, zaten, böyle bir anayasa değişikliğinin gelmekte olduğunun habercisiydi. Bu konu, hiçbirimizin bilmediği bir konu değil. Halk arasında "2/B uygulaması" diye tartışılan konu, gerçekte, birkaç boyutuyla üzerinde durulması, dikkat çekilmesi gereken bir konudur. Oluşmuş bir fiilî durumu çözme mecburiyetiyle karşı karşıya olduğumuz aşikârdır; ama, bu meseleye, bakkal hesabı yapar gibi, 5 milyar metrekareye yakın bir alan bu kapsamdadır, metrekaresini ortalama 5 dolardan satarsak, buradan 25 milyar dolar gelir sağlanır diyerek bu işe başlanamaz, başlanmamalıdır; çünkü, bu hesap da yanlıştır, böyle bir başlangıç da yanlıştır. Hesap neden yanlıştır; bu arazilerin değerlendirilebilmesi aşamasına gelebilmeniz için yapmanız gereken çok önemli işler vardır.

Bakın, bu arsalar nasıl oluşmuştur; burada, yanımda devletin tapusu var, geçerliliği olması gereken tapular var. O zamanlar, herhangi bir şekilde, bu arazilerin bir kısmının tapusunu üzerine geçirmiş olan birtakım kişiler, onları bir başka kişilere satmışlardır, hem de devletin garantisi altındaki tapularla satmışlardır; parasını almış, kaybolmuşlardır. Daha sonra, ikinci, üçüncü şahıslar ellerindeki tapulara dayanarak, en azından, bir kısmı itibariyle belediyelere başvurmuşlardır; imar planları yapılmış, onlara uygun olarak projeler yapılmış, binalar yapılmış, iskân edilmiş, içine girilmiş, yaşamaya başlamışlar; ama, bir müddet sonra, Hazinenin açtığı dava dolayısıyla, bu tapuların iptal edildiği iddiaları haberi ortaya çıkmış. Birinci şahıslar ortada yok, ikinci şahıslar parayı vermiş tapuyu edinmiş. Siz, şimdi, satarken, bu ikinci şahıslardan da, bir daha para mı alacaksınız allahaşkına?!.. Bir kere bedelini ödemiş bu vatandaşlardan, nasıl para isteyeceksiniz? Devletin kusuru yüzünden, devletin garantisi altındaki bir kurumun yanlış işlemlerinden dolayı adamları zarara sokacaksınız, onlardan bir daha para mı isteyeceksiniz? Bu araziler, büyük parseller halindedir; bazen, kişilere, hisseli tapularla devredilmiştir; üzerinde, yüzlerce, binlerce, onbinlerce bina yapılmıştır. Parselasyon yapmadan, ıslah planı yapmadan bunları nasıl vereceksiniz; kime vereceksiniz?.. Bir arazinin üzerindeki 5 000 hak sahibine, 5 000 kişiye hisseli tapu mu vereceksiniz? Nasıl yapacaksınız bunu?! Bunları hiç düşündünüz mü?

Değerli arkadaşlarım, değerli Adalet ve Kalkınma Partili milletvekili arkadaşlarım; size güzel bir hedef gösteriyor sizin yöneticileriniz; burada 25 milyar dolar var... Siz de, iyi niyetle, mademki burada bu var, alalım, sıkıntımızı giderelim diyorsunuz. Burada bu para yok. Bu parayı elde etmek bir senede, iki senede, üç senede, beş senede, on senede mümkün değildir, zaman gerekecektir; ama, bu iş mutlaka yapılmalıdır; ama, sizin dediğiniz gibi yapılamaz bu, sizin getirdiğiniz biçimiyle yapılamaz. Eğer, bu konuya inanıyorsanız ve biraz sonra okunacak olan, bu konularla ilgili verdiğimiz önergeleri dikkatle izler, samimîyetle ve iyi niyetle değerlendirecek olursanız, o önergelerimize katılarak, belki, getirdiğiniz teklifi işleyebilir hale getirme imkânınız olabilir; ama, bu konuyla ilgili olarak şu kadarını buradan söylemek istiyorum: Bir kere, 169 uncu maddeyi, mutlaka, bu metnin dışına çıkarmanız lazımdır. Çok büyük bir hata yapıyorsunuz. Siz, 169 uncu maddeyle ormanları özelleştiriyorsunuz ve orman köylüsünün bir tekel olarak elinde bulunan hakkı onun elinden alıyorsunuz; çünkü, buraya özel sektörü soktuğunuz zaman, o orman köylüsünün burada bugün yararlanmakta olduğu haktan yararlanma olanağı kalmayacaktır; çünkü, o özel sektör daha ucuz bir işgücü oraya getirerek o insanların ekmeğini onların elinden alacak. Bir kere, bundan vazgeçin.

170 inci maddeye gelince. 170 inci maddenin kentleri ilgilendiren kısmı var, orman köylülerini ilgilendiren kısmı var. Orman köylüleriyle ilgili olan bölümünde orman köylüsüne tanıdığınız hak nedir; bu Anayasa değiştikten sonra bir yasa çıkaracaksınız, o yasada, bu gelirlerden ne kadarını oraya vereceğinizi tespit edeceksiniz. Bu orman köylüsünün beklediği bu değil. Orman köylüsünün beklediğinin ne olduğunu, yine bizim verdiğimiz önergeyi, eğer, dikkatlice, iyi niyetle okursanız, anlamaya çalışırsanız, orada göreceksiniz.

Değerli arkadaşlar, 170 inci maddeyle ilgili olarak şunu söylemek istiyorum. Bugün oluştuğunu farz ettiğiniz, hesapladığınız -bize göre oluşması biraz güç- size göre 25 milyar, 30 milyar, 50 milyar doların sağlanması mümkün olan bu konu, yani, 31.12.1981 tarihinden önce orman niteliğini kaybetmiş olan arazilerin bir kısmının değerlendirilmesinden elde edilecek olan kaynaktır.

Bu kaynağın bir an için elde edildiğini düşünerek soruyorum size: Bu kaynak hangi gerekçeyle oluşmuştur; 5 milyar metrekarelik bir orman alanının, orman bütünlüğümüzün içerisinden ayrılmasıyla söz konusu olmuştur; yani, orman varlığımızdan 5 milyar metrekareyi kaybetme pahasına oluşmuştur.

Sizin şimdi getireceğiniz yeni düzenlemeyle, buradan oluşacak kaynakla, evvelemirde yapmanız gereken şeyler şunlardır:

Birincisi, orman köylüsüne, orada işletmekte olduğu, kullanmakta olduğu bu alana giren yerlerin kullanılmasını ücretsiz olarak devretmektir. (CHP sıralarından alkışlar) Ücretsiz!.. Öyle, parasıyla marasıyla değil, ücretsiz!.. Onlar, orada, fedai olarak ormanı bekleyen insanlardır ve onların geçinmeleri için de başka hiçbir olanakları yoktur.

Siz, buradan 25 milyar dolar kazanacaksınız; gidip, onu, bütçenin açıklarını kapatmak için kullanacaksınız; orman köylüsü, orada yaşamına, o sefaletine hâlâ...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Topuz; sözlerinizi tamamlar mısınız.

SALİH KAPUSUZ (Ankara)Yorulmayın Sayın Topuz...

ALİ TOPUZ (Devamla)Sevgili Başkan, beni kimse yoramadı bugüne kadar; siz de yoramazsınız. (CHP sıralarından alkışlar)

SALİH KAPUSUZ (Ankara)Sizi sevdiğimiz için söylüyoruz.

ALİ TOPUZ (Devamla)Şimdi, değerli arkadaşlarım, o orman köylüsüne öncelikle vereceksiniz; ücretsiz...

İkincisi, orman kadastrosu çok eksiktir. Bunun tamamlanması, bu olayın çözülmesi için zaten gerekli olan bir şeydir. Şu anda satmayı düşündüğünüz yerlerin pek çoğunun orman kadastrosu bile yoktur. O zaman, buradan elde edilecek parayla, orman kadastrosunu bitirmeyi amaçlayacaksınız. Daha bitmedi...

Bu varlığı oluşturduğunu iddia ettiğiniz, bu varlığın sebebi hikmeti olan 5 milyar metrekarelik kayıp ormanı kazanmamız gerekir. Varsa böyle bir para, onunla Türkiye'de bir kısmı, belki, henüz işgal edilmemiş, kullanılmamış, boş kalmış -bu esasa giren- araziler olmak üzere- bir kısmı da ormana elverişli başka araziler bularak, ormanlarımıza yeniden 5 milyar metrekarelik orman alanı kazandırmamız lazım, onun için gerekli yatırımları bu paradan ödemeniz lazım.

Bu da yetmedi. Kentleşmiş bölgelerde, kasaba haline gelmiş, İstanbul'daki bazı ilçeler ve bazı ilçelerin bazı bölgeleri gibi kentleşmiş -artık, bunları, bu binaları yok farz edemezsiniz; bunları yıkamazsınız, ormana dönüştüremezsiniz- yerleri ne yapacaksınız; bulunduğu yerde koruyacaksınız, ıslah edeceksiniz, imar planlarını yapacaksınız; bunun altyapıları yapılacak, planlanacak, sosyal donatıları konulacak. Bu kaynaklar nereden çıkacak? İşte, o kaynağı buradan alacaksınız.

SALİH KAPUSUZ (Ankara)İşte, bütün bunların olması için bu anayasa değişikliği şart!

ALİ TOPUZ (Devamla)Eğer, bütün bunlar için bu anayasa değişikliğini yapıyorsanız, o zaman, bizim, biraz sonra burada okunacak önergemizi kabul edeceksiniz demektir. Eğer, bu önergeyi kabul edecek olursanız, hem orman köylüsünün hem de kentlerde bu konuda çözüm bekleyen vatandaşlarımızın gerçekten beklediği çözümü onlara vermiş olacaksınız. Eğer, bizim buraya getireceğimiz önergeleri reddedecek olursanız, bununla, sizin, çok iyi niyetli olmadığınız anlaşılmış olacaktır.

Sizi iyi niyetli olmaya davet ediyorum; sizi, bizim verdiğimiz önergeler doğrultusunda hareket etmeye davet ediyorum ve hepinize sevgiler, saygılar sunuyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

32 konuşma daha · 1 Nisan 2003

32 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook