Vatandaşlarımızın ölümüne sebebiyet veren taşıtlar hakkında
Adana Milletvekili ·
Genel Kurul, 59. Birleşim · 2. yasama yılı · 27 Şubat 2004 · 776 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Atilla Başoğlu, 27 Şubat 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: VATANDAŞLARIMIZIN ÖLÜMÜNE SEBEBİYET VEREN TAŞITLAR HAKKINDA); konuşma 776 kelime.
Atilla Başoğlu (Adana). “Vatandaşlarımızın ölümüne sebebiyet veren taşıtlar hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim tutanağı, 27 Şubat 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/atilla-basoglu-22-2004-02-27-vatandaslarimizin-olumune-sebebiyet-veren-tasitlar-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ATİLLA BAŞOĞLU (Adana)Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; üretilmeye başladıkları 1997 yılından beri kaza anında yanan 403 Mercedes otobüsler ve buna benzer tasarımlı vasıtalarla ilgili olarak önceki dönemlerde verilen soru önergeleri ve daha sonra, bu dönemde her iki parti tarafından verilen Meclis araştırması önergelerine rağmen, bu önergelerin, Sanayi Bakanı Ali Coşkun Bey tarafından son anda durdurulması ve anılan otobüslerin hâlâ karayollarında kaza anında veya seyir halinde yanmaya devam etmesi üzerine gündemdışı söz alarak huzurlarınızda bulunuyor; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.
Saygıdeğer milletvekilleri, toplum düzeninin ve ahlakının yüksek standartlarda olduğu ülkelerde, insan olan insanın önce yalan söylemediği, kişi ve toplumları yanıltmadığı gözlenir ki, bu toplumlarda huzur, refah ve paylaşım sorunları yoktur. Aksi hareketlerin yaşanmış olduğu toplumlar ise, eylemlerin yoğunluğu çerçevesinde, bir kaos içerisinde yuvarlanır dururlar.
Yüksek ahlakî vasıflarla donanmış toplumlarda bir birey ile bir başbakanın veya bir bakanın, vermiş olduğu ifadelerle kişileri veya toplumları yanlış yöne sevk etmesi arasında bir fark yoktur; zira, oralardaki bakış açısı, her söylemin de bir insanın ağzından çıkmış olmasıdır ve eğer bir başarısızlık veya yanlışlık mevcut ise, ilgililer, bütün ahlakî düzenin yüksek olduğu toplumlarda olduğu gibi, basit bir hareketle, görevlerinden ayrılırlar ve görevlerini, kendilerinden sonra gelen daha liyakatli devlet adamlarına teslim ederler.
Tabiî ki, ahlak kavramının ne olduğunu henüz tespit edemeyen ve ahlakı, yalan ve toplum düzeninin bozulmasından başka yerlerde arayan toplumlarda ise durum çok farklılık arz eder. İşte bu toplumlarda, en üst düzey yöneticilerden kaynaklanan ve bilhassa gücü kullanarak yapılan yanlış bilgilendirme ve yönlendirme, suya atılan bir taşın çıkardığı halkalar gibi dalga dalga toplumun her safına yayılır ki, bundan sonra o toplumda rahat, huzur, refah ve paylaşımı bulabilmek imkânsızdır.
Değerli milletvekilleri, bir devlet adamının milletine yalan, hatta yanlış söyleme hakkı yoktur, olamaz. Üzücüdür ki, Sanayi Bakanımız Ali Coşkun Beyefendi, kamuoyunda Karapınar olayı olarak bilinen ve devamlı yanan 403 Mercedes otobüslerle ilgili Meclis araştırmasında, milletimize ve yaşanan olaylara karşı bilemediğimiz ve anlayamadığımız bir koruyuculuğu üstlenmiş ve ilgili üretici firmanın aleyhine, birsürü, yasal bilirkişi vasfı taşıyan şahsın ve üniversitenin raporları da olmasına rağmen, kendisini bilirkişilerin üstünde görerek, CHP'den Sayın Atilla Kart ve AKP'den Sayın Musa Uzunkaya Beyefendilerin Meclis kürsüsünden insanlık adına haykırarak vermiş oldukları Meclis araştırmasına son anda yapmış olduğu muhalif görüşlü konuşmayla, iktidar milletvekillerimizin de -onbeş gün içerisinde ne değiştirmiştir ki- inanarak 42 kişiyle, bir sorgulama gerektirecek şekilde verdikleri Meclis araştırmasına, eksiksiz karşı oy kullanarak araştırmanın düşürülmesine ve Genel Kurul salonunda, tutanaklar tarihine gömülmesine sebebiyet vermiştir.
Değerli milletvekilleri, peki, düşürülen Meclis araştırmasından sonra neler oldu?.. Hadise, birçok arkadaşımız için, hatta Meclisimiz için kapanmış bile olsa, siyasal hayatında "mücadele her şeyin bittiği yerden başlar" diyen Ulu Önder Atatürk'ü rehber edinenler için takip edilen bir konudur; hele hele, böyle bir konu kapanmamıştır ve kapanmayacaktır. Bu ahlaktan hareketle, hemen aynı gün, Meclis araştırmasının durdurulduğu gün itibariyle, hem AKP'den hem de CHP'den bu kadar değerli kişinin yapmış oldukları araştırmalar ve çalışmalar boş muydu diye düşünerek, Sayın Bakanımıza, "Meclis araştırmasını durdurduğunuz günden beri yanan 403 Mercedes otobüslerimiz kaç tanedir" diye (7/918) esas numaralı soru önergemizi verdik. Soru önergemize, beklediğimiz -çalışılmamış veya çalıştırılmamış- cevap geldi. Zira, cevapta, Sayın Bakanımız "bize intikal eden bir olay yoktur" derken, bilerek veya bilmeyerek, bizi, Yüce Meclisi, daha da önemlisi Yüce Milleti kandırmaya mı çalışıyordu?..
Zira, sıradan bir kişi olarak, Türkiye'deki ilgililerle yapmış olduğumuz görüşmelere göre, birhayli 403 Mercedesin yandığı ve en son, bayramdan evvel, 21 Ocak 2004 tarihinde İstanbul'da turist taşıyan bir otobüsten başlayarak geriye doğru sayabileceğimiz oldukça ciddî ve yüksek bir rakamın varlığı elimize ulaştı, ki; bunlardan bazıları...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Başoğlu.
ATİLLA BAŞOĞLU (Devamla)...Mersin'de Hidayet Turizm, Kula'da Hakiki Koç, Kayseri'de Malatya VIP, Mucur'da Kent Turizm, Bursa'da Kâmil Koç, Karacabey'de Nilüfer Turizm, Samsun'da Sahil Turizm, Boğazlıyan'da Ses Turizm, Kömürler'de Hidayet Turizm ve daha niceleri... Ama, eminiz ki, bunları daha niceleri de takip edecek. Şu ana kadar elimize ulaşan bilgiler, 25 tane Mercedes otobüsün yandığı şeklindedir. Takdir, Yüce Meclisindir ve koskoca bir bakanın, bizim gibi sıradan bir milletvekilinin ulaşmış olduğu bilgilere ulaşamamasına da, doğrusu hayret ettik.
Şimdi, Sayın Bakanım, bir mühendis ve hesap adamı olarak;
Ülkemizdeki kaza riskinin yüksekliğine rağmen ve 403 Mercedeslerin piyasaya çıkışına kadar olan bu kadar kazaya rağmen yanma olayının olmayışını, bu oranın 403'lerle beraber artışını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Meclis araştırmasını durdurduğunuz tarih itibariyle olmuş ve olacak kazalardaki maddî ve manevî hasarlardan ötürü vicdanınız sızlayacak mıdır?..
İdarî tedbir almamakla ve hakikat arayışçılarını durdurmakla, olmuş ve olacak tüm olayların sorumluluğunu üstlendiğinizin farkında mısınız?..
Hüsnüniyetten uzak, yetkilerinizi suiistimal ettiğinize veya altına girdiğiniz sorumluluğu taşıyabildiğinize inanıyor musunuz?..
Ve en önemlisi, yananların, yeşil köşkün lambası olmadığını ne zaman fark edeceksiniz?..
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye ne Hans'ın ne de Sam'ın çöplüğüdür. Vatandaşlarımızı yanan tabutlara mahkûm eden bir zihniyetten Tanrı hepimizi korusun derken, Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu olayların sonuna kadar takipçisi olacağımızı arz eder, hepinize saygılarımı sunarım. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
59 konuşma daha · 27 Şubat 2004