Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)
Ankara Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 59. Birleşim · 2. yasama yılı · 27 Şubat 2004 · 711 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Cemil Çiçek (AK Parti), 27 Şubat 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU TASARISI (SS.349)); konuşma 711 kelime.
Cemil Çiçek (AK Parti, Ankara). “Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)”. TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim tutanağı, 27 Şubat 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cemil-cicek-22-2004-02-27-kamu-yonetimi-temel-kanunu-tasarisi-ss-349-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara)Sayın Başkan, çok değerli arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Üzerinde müzakere yaptığımız tasarı, kamu yönetiminin yeniden yapılandırılmasıyla ilgili bir tasarıdır. Görüştüğümüz madde de "Hukuk Müşavirliği" başlığını taşıyan, bakanlıklardaki, kuruluşlardaki, kurumlardaki hukuk müşavirlerinin görevlerini, sorumluluklarını, yetkilerini belirleyen bir maddedir.
Şüphesiz, bu kürsüye gelen her arkadaşımız bu neviden tasarılar görüşülürken iki türlü konuşma yapar; birincisi, doğrudan doğruya ilgili madde üzerinde, tasarı üzerinde; ikincisi de, bu tasarı vesilesiyle ya da bu madde vesilesiyle biraz da dışa dönük, biraz da tribünlere dönük konuşma. Bunun ikisi de saygıya değerdir; çünkü, burası, milletin kürsüsüdür, milletin vekillerinin burada istediği gibi konuşma hakkı vardır. Kaldı ki, AK Parti İktidarı olarak biz, bu Meclisten, insanlar, fikirlerini, düşüncelerini, cebir ve şiddete kaçmaksızın, terörü teşvik etmeksizin; ama, kişisel haklara da tecavüz etmeden, istediği gibi konuşsun diye kanun çıkaran bir iktidarız. Onun için, bu çerçevede her türlü görüşmeyi, her türlü fikri saygıyla karşılıyoruz; ama, zaman zaman, insanlarımızın yanlış anlamalarına imkân verecek, toplumda gerginliklere, sıkıntılara sebebiyet verecek, yanlış anlamalara sebebiyet verecek, insanlar hakkında, kişiler hakkında, kurumlar hakkında, partiler hakkında yanlış hükümler tesis edilmesine imkân verecek, aslı esası olmayan, gerçekle bağdaşmayan, hiçbir temeli olmayan sözler söylenirse, buna karşı söylenecek, elbette, bazı şeylerin de olması gerekir.
Değerli arkadaşlarım, bakınız, siyaset adına hayalet taşlamaktan vazgeçmeliyiz. Bunun, siyasete bir faydası olmadı, çok samimî söylüyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar) İnsanların niyetlerini okuyan bir alet edevat da icat edilmedi. Hiç kimse, bir diğerinin demokrasiye sadakatinin, cumhuriyete sadakatinin mihenk taşı değildir; kimsenin böyle bir, görevi de yoktur. Yani, birileri, bu kürsüde konuşan bir değerli arkadaşımız, böyle bir, cumhuriyete sadakat kantarı icat edildi de, o kantara çıktı 100 kilo vurdu da, bir başkası 80 kiloda mı kaldı?! Böylesine indî değerlendirmelerin siyasete bir faydası olduğunu mu zannediyoruz ya da konuşan kişiye bir prim yaptığını mı zannediyoruz?!
Şimdi, bakınız, 28 Martta bir seçim var. Buradaki konuşmalar dinleniyor. Eğer, meseleyi böylesine keskin bir eksene getirir, oturtursanız, ya yarın vatandaş, bize yüzde 50 verir, size yüzde 15 verirse, o zaman durumunuz ne olacak, o zaman nasıl izah edeceğiz bu durumu?! (AK Parti sıralarından alkışlar) Yani, cumhuriyete sadakati olanlar yüzde 15, sadakati olmayanlar yüzde 50 mi diyeceğiz?! Neden, faydası olmayan, toplumda kamplaşmalara, kutuplaşmalara sebebiyet veren böylesine bir anlayışı buradan dile getirmeye çalışıyoruz?! Bunlar, yanlıştır.
Bu Hükümeti tenkit edebilirsiniz, belki tenkit edilecek 50 tane noktasını da bulabilirsiniz; ama, bu Meclisin çatısı altında olan ve buradan güvenoyu almış bir hükümetin cumhuriyete sadakatini tartışma konusu yapmak, emin olun, rejime de, sisteme de, demokrasiye de zarar verir. Hepimiz cumhuriyete inanıyoruz, bunda hiç kimsenin tereddütü yok. Bunlar, bizim temel mutabakatlarımızdır. Gelin, ihtilaflarımızı başka konuda götürelim, bu noktada değil; birincisi budur.
İkincisi, Topluma Kazandırma Yasası. Şimdi, hatırlıyorsanız, İstanbul'daki ikinci terör olayı olduğu zaman, burada, bu konu yine gündeme geldi. Ben, o zaman -hatırlarsanız, tutanaklarda da var- dedim ki: Cumhuriyet Halk Partisi olarak, eğer bu kanunun nasıl gündeme geldiğini, neden gündeme geldiğini konuşmak istiyorsanız, bir önerge verin, gelin, detaylarını burada konuşalım. Bizim bu konuda çekineceğimiz hiçbir husus yoktur.
Daha birkaç gün evvel, burada, bu Mecliste, Kıbrıs'la ilgili müzakereler yapılırken, genel görüşme yapılırken, Cumhuriyet Halk Partisi adına söz alan değerli arkadaşımız "siz bu konuyu Millî Güvenlik Kurulunda görüştünüz mü" dedi. Eğer, bir işin Millî Güvenlik Kurulunda görüşülüp karara bağlanması işin doğruluğunun temelini oluşturuyorsa, biz, bu konuyu Millî Güvenlik Kurulunda konuştuk. (AK Parti sıralarından alkışlar) Oradan çıkan karar çerçevesinde, bir devlet ihtiyacı olarak... Hatta, bu Grubun içerisinde pek çok arkadaşımız "böyle bir yasa niye gündeme geliyor" dediğinde "devletin ihtiyacı olarak gündeme geliyor; devlet hayatında, devlet yönetenler, yeri gelir, bağırlarına taş basarlar, şahsen kanaatleri o istikamette olmasa bile, ülkenin âli menfaatı icabı, bu neviden kararları alırlar, bu neviden yasaları çıkarırlar" dedik.
Dolayısıyla, eğer, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Eve Dönüş Yasası ya da Topluma Kazandırma Yasası Türkiye'nin gündemine nasıl geldi, ne zaman geldi, kimler getirdi; bu, bir devlet politikası olarak mı geldi, yoksa, AK Parti İktidarının bir talebi, bir ihtiyacı olarak mı gündeme geldi; bunun teferruatını öğrenmek isterseniz, biz, bu hesabı bu Yüce Meclise vermekten şeref duyarız. Bunu çok açık olarak söylüyorum.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)Siz çıkardınız Sayın Bakan. Siz çıkardığınıza göre, sizin tasarrufunuzda.
ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Devamla)Devletin ihtiyacı ile siyasetin ihtiyacını karıştırmamamız lazım gelir diye düşünüyorum.
Bakın, cumhuriyet diyoruz, devlet diyoruz. Bu neviden, aslı esası olmayan birkısım yaklaşımlarla, emin olun, korumaya çalıştığımız değerlere en fazla zararı veririz diye düşünüyorum.
Bu duygularla, hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
59 konuşma daha · 27 Şubat 2004