İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 59. BİRLEŞİM · CUMA

Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)

Cemil Çiçek

Ankara Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 59. Birleşim · 2. yasama yılı · 27 Şubat 2004 · 663 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Cemil Çiçek (AK Parti), 27 Şubat 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU TASARISI (SS.349)); konuşma 663 kelime.

Cemil Çiçek (AK Parti, Ankara). “Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)”. TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim tutanağı, 27 Şubat 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cemil-cicek-22-2004-02-27-kamu-yonetimi-temel-kanunu-tasarisi-ss-349 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara)Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; evvela, Sayın Işık'ın sorduğu sorularla ilgili olarak bir iki hususa temas etmek istiyorum.

30 uncu maddede, strateji geliştirme başkanlığı, "Danışma Birimlerinin Görev ve Yetkileri" başlığı altındadır. Şüphesiz, bunlar, danışma nitelikli kuruluşlardır.

Devlet hayatı dinamik bir hayat; şartlar devamlı değişiyor, her gün değişiyor, her sene değişiyor. Özellikle, globalleşen dünyamızda, eskiden ülke şartları sadece kendi içerisinde oluşuyordu. Bugün dünyanın herhangi bir yerindeki bir beyan, bir olay, anında, dünyanın bir başka ülkesinde hiç istenmedik sorunları gündeme getirebilmektedir. O sebeple, çok önceden konulmuş birkısım yapılara göre bugünün şartlarında devlet hizmetini götürmekte bazı zorluklarla karşı karşıya kalınmıştır.

Esasen, devlet bünyesindeki birkısım kuruluşlar görevlerini bugünün şartlarında yapabilmiş olsalardı, zaten, böyle bir düzenlemeye gerek yoktu, böyle bir yasayı çıkarmaya gerek yoktu. Anlaşılıyor ki, bizim yönetimimizde bir eskime var, günün şartlarını doğru dürüst okuyamama var, anında bilgiye ulaşıp onu karar haline getirememe durumu söz konusu. Onun için, yeni bir anlayışla, devlet yönetimini yeni baştan bir gözden geçirmek gerekiyor. O sebeple, böyle bir tasarı hazırlandı. Bunun içerisine de strateji geliştirme başkanlığı konuldu.

Şüphesiz, böyle bir başkanlığın kurulmuş olması, APK'dan bazı noktalarda farklılıklar ifade edecektir. Her ne kadar, bugün AKP var ise de, bunlar büyük ölçüde fonksiyonel değil, senede bir defa belki bütçe hazırlanmasına yardımcı olur, onun dışında yeteri kadar kadrosu da yoktur, imkânı da yoktur, anlayışı da farklıdır. Onun için, burada yeni bir anlayış geliştirilmiştir ve APK'dan farklı görevleri olacak, bütçenin dışında -şüphesiz, bütçeyi de hazırlayacak yine- bu başkanlık, sadece araştırma, veri derleme, politika önerileri geliştirme gibi faaliyetler yapmakla kalmayacak, aynı zamanda, malî alanda da sorumluluk üstlenecektir. Böylece, politika geliştirme fonksiyonu ile bu politikaları bütçeye yansıtma fonksiyonu birleşmiş olacaktır.

Ayrıca, Sayın Işık'ın bahsettiği, bütçe hazırlanırken, şüphesiz, bu strateji geliştirme başkanlıkları daha bilimsel metotlara ve usullere göre çalışacak; çünkü, bunun arkasında çok ciddî bir birikimi olacak, arşivi olacak, verileri olacaktır. Bugünkü gibi sembolik bir kuruluş olmanın ötesinde, bu anlamda daha fonksiyonel bir birim olarak varlığını sürdürecektir.

Şimdi, Sayın Çetin'in söylediği birkaç husus var; onu kısaca cevaplamak isterim: Tabiatıyla, bugünkü, beş yıllık kalkınma planları var, şu an sekizinci Beş Yıllık Plan, dokuzuncusu da hazırlanacak, onuncusu da hazırlanacaktır. Buna karşılık, planlara uygun olarak kalkınma programları var. Bunlar bir harita diliyle ifade etmek gerekirse, kalkınma planları bir anlamda 1/1 000 000 ölçeğindeki yaklaşımlardır, programlar bunu 1/100 000'e, 10 000'e indirmektir. Şimdi, bu çerçevede, bakanlıkların bu strateji geliştirme merkezleri ise, bu direktifler doğrultusunda, kendi açılarından, kendi görev alanlarıyla ilgili, bunu 1/1 000'lere indirmek suretiyle, uygulanabilir, herkesin görebildiği, herkesin takip edebildiği, herkesin anlayabildiği tarzda bir çalışmayı orta yere koymuş olacaktır. Bu da, şeffaf bir kamu yönetimi açısından, kimin, neyi, ne zaman, nasıl, neye göre yaptığını kamuoyunun denetimi açısından fevkalade faydalı olacaktır diye düşünüyoruz. Kaldı ki, zaten 30 uncu maddede yazılı hususlara baktığımızda, bu neviden görevlerin yapılmasında, böyle bir birimin kurulmasında herhangi bir sakınca da yoktur.

Bu maddeyle ilgili olarak dile getirilen sakınca, bir kadrolaşma iddiasıdır; yani, bu neviden yeni yeni birimler kurulmak suretiyle devlete adam alınacak, kadrolaşma yapılacak diye. Bu hükümet için söylenmeyecek en önemli şeylerden bir tanesi de budur. Çünkü, her sene devletten 3 misli, 5 misli aldığımızın ötesinde insan emekli olduğu halde, bizim bu sene kamuya alacağımız her alandaki görevli sayısı 40 000'i geçmeyecektir. Zaten bunu bir taahhüt haline getirmişiz. Eğer bir hükümet kadrolaşma ihtiyacında ise, böyle bir görüntüsü varsa, neden 100 000 kişi ayrılmışken, 40 000 alacağım deyip de 60 000 kadroyu iptal etsin ki?!. Onun için, bunlar, belki, bir siyasî söylem olarak söylenebilir, bunda bir mahzur da yoktur; ama, şunu söyleyelim ki, bizim kadrolaşmak diye bir niyetimiz olmadığı gibi, Türkiye'de herkes her istediğini de yapamaz. Türkiye bir hukuk devletidir. Bir yanlış yapılırsa, bunun, bugünkü hukuk düzeni içerisinde, en azından, dört beş tane bariyeri vardır. Bir yerde bir yanlışlık yapılırsa, bir başka noktada zaten onu düzeltecek mekanizmalar bu devletin kendi içerisinde de vardır.

Sayın Kılıçdaroğlu'nun sorusu, büyük ölçüde, şahsa yönelik bir konu. Dolayısıyla, böylesine bir çatı altında şahıslarla ilgili karşılıklı bir değerlendirme yapmayı, doğrusu ben pek uygun bulmuyorum; ama, istiyorsanız, onu bir başka şekilde, bir başka platformda tartışırız.

Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

59 konuşma daha · 27 Şubat 2004

59 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook