İcra ve iflas kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun (ss.225)
Konya Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 108. Birleşim · 1. yasama yılı · 17 Temmuz 2003 · 620 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Atilla Kart (CHP), 17 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 108. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İCRA VE İFLAS KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN (SS.225)); konuşma 620 kelime.
Atilla Kart (CHP, Konya). “İcra ve iflas kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun (ss.225)”. TBMM Genel Kurulu, 108. Birleşim tutanağı, 17 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/atilla-kart-22-2003-07-17-icra-ve-iflas-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-ss-225 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ATİLLA KART (Konya)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; getirilen tasarının tamamı hakkında şahsım adına söz almış bulunmaktayım; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, icra ve iflas hukukunun temel özelliği ve amacı, bilindiği üzere, alacaklı ve borçlunun hak ve hukukunu belli bir denge üzerinde korumak ve devamında da alacağın tahsilini sağlamaktır. Getirilen tasarıya ilişkin genel gerekçede de tutarlı olarak ifade edildiği gibi, ekonominin etkin ve dengeli olarak işleyebilmesi için, öncelikle, işletmelerin verimli bir şekilde çalışmaları, borçlarını ödeyebilecek ve alacaklarını tahsil edebilecek durumda olmaları gerekir. Ekonomik bir düzende, rekabet edemeyen işletmeler hep olacaktır. İşte, bu gibi durumlarda, alacaklı ile borçlu arasındaki dengeyi gözeten öngörülebilir bir icra yapılanması, bu işletmeler için etkili bir çıkış yolu sağlayarak, onların yeniden yapılandırılmalarına imkân tanıyarak, böylece, ticarî yükümlülüklerinin yerine getirilmesini ve ekonominin istikrar kazanmasını sağlayacaktır. Bu temel özellik ve amaca ulaşılamadığında ise, hukuka ve amaca aykırı bir illegal yapılanmanın doğması kaçınılmazdır.
İcra iflas hukukunun uzun yıllar içinde geldiği durum ise günümüzde şudur: Yargının bütün unsurlarıyla bağımsız olmaması, ekonomik ve sosyal yapıdaki bozukluk ve dengesizlik ve diğer sebepler, diğer faktörler, icra ve iflas hukukunun artık işlemez bir hale gelmesine yol açmıştır. Gelinen süreçte, alacaklı, hak ve hukukunu korumak amacıyla hukukdışı arayışlar içine girmiş, ihkakı hak yoluna başvurmak zorunda kalmıştır. Yine, uygulamada, hepimizin bildiği üzere, çek-senet tahsil mafyaları doğmuştur. Bu süreç, maalesef, hukukun iflası demektir. Ülkemizde bu süreci hep birlikte yaşıyoruz. Bu süreç, beraberinde, yolsuzluk batağını da getirmiştir değerli arkadaşlarım veya başka bir ifadeyle, yolsuzluk batağını daha da büyütmüştür.
Mevcut İcra ve İflas Yasasına bakıyoruz; haczi caiz olmayan mallar ve hakları düzenleyen 82 nci madde, uygulamada bir ve ikinci haciz ihbarnameleri olarak bilinen 89 uncu madde, gayrimenkul haczinin kapsamını düzenleyen 91 ve müteakip maddeler, iştirak halinde tasarruf edilen malları düzenleyen 94 üncü madde, istihkak hükümlerini düzenleyen 96 ve müteakip maddeler, paraya çevirmeyi düzenleyen 106 ve müteakip maddeler, ihalenin yapılmasını düzenleyen 115 ve müteakip maddeler, ihalenin feshini düzenleyen 133 ve müteakip maddeler, sıra cetveli hükümlerini düzenleyen 140 ve müteakip maddeler ve en nihayet, danışıklı mal kaçırmayı önlemeye yönelik 277 ve müteakip maddeler; bunların devamında da, konkordato ve iflası düzenleyen hükümler.
Bütün bu hükümlerde, bakıyoruz, hep yukarıda sözünü ettiğim genel dengeyi korumak amacı vardır. Alacağın tahsilini engellemeye yönelik girişimlerin temel dayanağını teşkil eden İcra ve İflas 277 ve müteakip maddelere ilişkin olarak ise, getirilen düzenlemede, ciddî ve tutarlı bir düzenlemenin yapılmadığını görüyoruz; bunu, önemle ifade ediyorum; bunu, önemli bir eksiklik olarak görüyorum.
Yukarıda ana başlıklarıyla ifade ettiğim madde ve kurumları, temel gerekçede ifade edilen espri ve amaçla yapılan bir düzenlemenin olmadığını görüyoruz. Bu yönüyle tasarıda gerekçe ve düzenleme bakımından önemli çelişkilerin olduğunu tekrar ifade etmek istiyorum; bunu, somut olarak da açıklamak istiyorum.
Uygulamada, bilindiği üzere, mal kaçırma ve bunun yanında, alacağın tahsilini önlemeye yönelik girişimler, genellikle, İcra ve İflas Kanununun 277 ve müteakip maddeleri çerçevesinde gerçekleştirilmektedir. Aile ve akrabalık ilişkileri veya hukukdışı başka yollarla, danışıklı olarak mal kaçırıldığını ve alacağın tahsilinin güçleştiğini, uygulamada, hep yaşayarak, görerek biliyoruz. Getirilen tasarıda, bu konunun öneminin anlaşılamadığı, bu konunun uygulamada ne kadar önemli bir yer işgal ettiğinin anlaşılamadığı görülüyor. 277 ve müteakip maddelere ilişkin olarak tutarlı ve ayrıntılı bir düzenleme yapılmadığı takdirde, getirilen düzenlemede istenilen amaca ulaşılmasının mümkün olamayacağı görüşündeyim.
Değerli arkadaşlarım, konuşmamı özetlemek istiyorum. İcra ve iflas hukukunda etkili ve verimli olmanın önkoşulu, genel hukuk reformundan geçmektedir. Bunun yanında, yargıç teminatı, icrayla bağlantılı adlî kolluk yapılanması, bilirkişilik kurumu yapılanması, yardımcı personel yapılanması, çok ortaklı şirketlere tasarruflarını kaptıran yurt dışındaki vatandaşlarımızın hak ve alacaklarının korunmasına yönelik düzenlemeler, ticarî sırla ilgili düzenlemeler ve bankacılık mevzuatıyla ilgili düzenlemeler ve en nihayet, cezaî müeyyidelerin etkin bir şekilde uygulanması sağlanamadığı takdirde, bu düzenlemede istenilen amaca ulaşılmasının çok güç olacağı görüşündeyim.
Sorumluluk anlayışımın gereği olarak, bu kaygılarımı Genel Kurulla paylaşmak istedim.
Bu düşüncelerle, getirilen düzenlemenin ekonomik ve sosyal hayatımıza yararlı ve verimli olması dileğiyle, Genel Kurulu tekrar saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
11 konuşma daha · 17 Temmuz 2003