İcra ve iflas kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun (ss.225)
Niğde Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 108. Birleşim · 1. yasama yılı · 17 Temmuz 2003 · 1.583 kelime · yaklaşık 8 dakikalık okuma
Kaynak göster
Orhan Eraslan (CHP), 17 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 108. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İCRA VE İFLAS KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN (SS.225)); konuşma 1.583 kelime.
Orhan Eraslan (CHP, Niğde). “İcra ve iflas kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun (ss.225)”. TBMM Genel Kurulu, 108. Birleşim tutanağı, 17 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/orhan-eraslan-22-2003-07-17-icra-ve-iflas-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-ss-225 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ORHAN ERASLAN (Niğde)Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygıdeğer üyeleri; 225 sıra sayılı İcra ve İflas Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi, saygıyla, sevgiyle selamlarım.
Değerli arkadaşlarım, icra ve iflas, deyim itibariyle çok sevimli bir deyim değil; ama, devlet odur ki, alacaklıya, alacağını hukuk içerisinde tahsil imkânını verir, borçluya, borcunu hukuk içerisinde tasfiye imkânını verir. Bu açıdan, modern devletlerin tamamında böyle bir yasa vardır, olmak zorundadır.
İcra ve İflas Yasasında yaptığımız değişiklikler, Avrupa Birliği müktesebatına uyum çerçevesi içerisinde bir değişiklik değildir; her şeyden önce onu bilmemiz gerekir. Çünkü, Avrupa Birliğinin bu konuda kendi arasında da bir birlik yoktur. Bugün huzurunuza gelen değişikliklerin özü, esası, gizlemeye gerek yoktur, IMF tarafından istenilen değişikliklerdir.
Adalet Komisyonuna tasarı geldiğinde -ben alt komisyonda da görev yapan bir arkadaşınızım- çok kötü bir biçimde 107 maddelik bir yasa tasarısıyla karşı karşıya kaldık. Neler yok bunun içerisinde; her şey var. Şimdi, bunun tamamına yok diyebilirdik, menfi bir muhalefet yapabilirdik, Cumhuriyet Halk Partisi olarak onu tercih etmedik; çünkü, Sayın Bakan bu konuda ısrarlı, IMF'nin bir dayatması olduğu anlaşılıyor, onun ısrarından öyle anladık; o zaman, bunu, hiç olmazsa toplumumuza, ülkemize, insanımıza en az tahribat verecek şekilde, ne şekilde düzeltiriz, ne şekilde iyileştirebiliriz diye bir çalışma içerisine girdik ve burada hakşinas olmak gerekir, hem Sayın Komisyon Başkanı Köksal Toptan Beyin hoşgörüsüyle hem de Sayın Bakanın hoşgörüsüyle 30'a yakın maddede önemli sayılabilecek bir değişiklik yapıldı. Birkaç maddede daha değişiklik yapılsaydı, bu biraz daha derlenip toparlanabilirdi.
Sipariş bir yasayla karşı karşıyayız, işin doğrusunu söyleyelim, birbirimizden saklamaya gerek yok; ama, bu sipariş yasalar artık çok canımızı sıkar oldu; sabahleyin komisyonda sipariş yasa, öğleden sonra Genel Kurulda sipariş yasa... Biz, hani, Sayın Başbakan tüccar siyaset dediyse, tüccar terzi de değiliz ki sipariş üzerine çıkaralım. Yani, bunu kendimiz telif edebilsek, ülke menfaatlarıyla bağdaştırabilsek, daha iyi olacağını, daha doğru şeyler yapabileceğimizi düşünüyorum.
Değerli arkadaşlarım, bizim İcra ve İflas Yasamızın kökeni Kıta Avrupasıdır, mehazı Kıta Avrupasıdır, İsviçre'dir. Şimdi, İsviçre İcra ve İflas Yasası bir bütün, onun hemen hemen önemli kurumlarının tümünü almışız, tümünü getirmişiz; ama, bu yasaya, bu değişiklikle, İsviçre yasasında olmayan, Kıta Avrupası yasasında olmayan bir Anglosakson aşısı yapmaya çalışıyoruz; yani, var olan makineye, başka bir makinenin parçası da var, bu parçayı da buraya monte edelim, bu alet başka bir alet olsun diyoruz; ama, kusura bakmayın, o zaman, bu alet, müncefil aleti oluyor, ne işe yaradığını kimse bilmiyor, ne iş yapacağını da kimse bilmiyor. Bu hususa dikkatinizi çekmek istiyorum. O doğrultuda, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına önerge de getireceğiz.
Değerli arkadaşlarım, bu yasa tasarısının 50 maddesi icra hukukuna ilişkindir. Burada, çok temel sayılabilecek, esasa ilişkin, bir iki nokta dışında,. önemli değişiklikler yok. Bu iki noktayı da sahiplenmenizi arzu ediyorum.
İki nokta şöyle vardır icra hukukunda: Bir, çerçeve 2 nci maddeyle getirilen 9 uncu maddedeki değişiklik. Bundan önceki durumda, vatandaşın parası icra dairesinde herhangi bir sebeple kalırsa faizsiz ödeniyordu. Getirilen değişiklikle, bunun, ulusal bankalardan birinde değerlendirilerek faizli ödenmesi, nemalandırılması esası getirildi. Bunu önemsiyoruz, olumlu buluyoruz, bunun sahiplenilmesini de arzu ediyoruz.
Bir de, çocuk teslimiyle ilgili konuda olumlu bulduğumuz bir değişiklik daha var; biz bunu geliştirdik de. Çocuk teslimlerinde psikolog, pedagog, sosyal çalışmacının, icra memurunun yanına alınmasını da olumlu buluyoruz. İcra hukukuyla ilgili bunun dışındaki değişiklikler detayda değişikliklerdir; esas itibariyle, sadra şifa olucu değişiklikler de değildir.
Değerli arkadaşlarım, takip hukuku da dediğimiz icra hukukumuzda eleştirilen noktalar nelerdir; birincisi, bizde en çok eleştirilen nokta, takibin uzun sürmesi; yani, tahsilatın zor olması meselesidir. İkincisi, borçluların suiistimale kolay gidebilmesi ve tahsilat imkânsızlığının sıkça ortaya çıkabilmesidir. Üçüncüsü, takibin masraflı olmasıdır. Bu eleştirilen noktalarda getirilen herhangi bir çözüm yoktur; yani, icra hukukuyla ilgili kısımda, etkili, bu derde devadır diyebileceğimiz değişiklikler yoktur. Kısacası, köylü Mehmet ağanın borcunu ödemesi noktasında herhangi bir değişiklik yoktur ya da alacaklı Hasan efendinin alacağını tahsil etme noktasında, çok temel itibariyle, herhangi bir değişiklik yoktur; detayda, önemli sayamayacağımız noktalardadır. İcra hukuku kısmı böyle.
Değerli arkadaşlarım, asıl değişiklik, IMF'nin de arzu ettiği asıl değişiklik, iflas hukuku dediğimiz bölümdedir. Onun için, biz, icra hukuku bölümüne, 50 maddeye olumlu noktada bakıyoruz. Her şeye rağmen, çok esasa ilişkin olmamakla birlikte, olumlu oy vereceğiz; ama, iflas hukuku noktasında birtakım sıkıntılar vardır. Bu sıkıntılar; bir kere, iflas hukukumuza yeni müesseseler getirilmiştir; bu müesseselerin niçin getirildiği çok açık değildir. Vakıa, sorumlu muhalefet anlayışı gereği, demin de arz etmeye çalıştığım gibi, bu tahribatları onarmaya, bir ölçüde yumuşatmaya, bir ölçüde ağır tahribatların önüne geçmeye de çalıştık. Bu uğurda, bir arkadaşınız olarak da, emeğimin geçtiğini sanıyorum.
Şimdi, yeni getirilen müesseseler nelerdir; kısaca bunlara değinmek istiyorum.
Değerli arkadaşlarım, birincisi "iflasın ertelenmesi müessesesi" İcra ve İflas Kanunumuza getirilmiştir. Bu müessese, Türk Ticaret Kanununun 324 üncü maddesinde deyim olarak, kavram olarak mevcuttu, yeni keşfedilmiş bir kavram değil; ancak, sadece kavram olarak Türk Ticaret Kanununda bulunduğu için uygulanabilirlik noktasında değildi. Şimdi, yeni müessese olarak, 179 uncu maddeye eklenen ikinci fıkra ve 179/a ve 179/b maddeleri doğrultusunda yeni bir uygulama alanı bulunuyor. Bu da şekil olarak şudur: Bildiğiniz gibi, Ticaret Kanunu hükümlerine göre, şirketler, pasifleri aktiflerini geçtiği zaman iflaslarını istemek durumundadırlar. Eğer, şirket, borcunu ödeyebileceği doğrultusunda haklı bir proje sunabilirse, buna, bir kayyım atanarak, iki yıl icra takibi yapılmadan bir dönem tanınıyor. Önce bir yıl, talep halinde bir yıl daha; toplam iki yıllık bir süre tanınabiliyor. Böyle bir müessese icra iflas hukukumuza girmiş oldu.
Bildiğiniz gibi, adi konkordato vardı. Konkordato mehli onsekiz ay olarak düşünülmüştü, bu da icra takibi yapılmadan geçirilecek bir mehildi; altı artı oniki ay biçiminde, onsekiz aydı. Bu da alt komisyondaki çalışmalarımızda beş aya kadar düşürüldü.
"Mal varlığının terki suretiyle konkordato" diye bir kavram, bir kurum daha geldi.
Anglo-Sakson örneğinden -yani, Amerika'dan "chapter eleven" olarak bilinen, Anglo-Sakson hukukundan- uzlaşma suretiyle borçların yeniden yapılandırılması ya da kamuoyunda bilinen adıyla "İstanbul Yaklaşımı" denilen şey de icra iflas hukukumuzun içerisine girdi.
Değerli arkadaşlarım, tasarı, alt komisyona ilk geldiğinde, çok şaşırtıcı, hayret verici bir şey, inanılmaz derecede kötü bir metin, hileli müflis mantığıyla hazırlanmış bir metindi. Bunda, bir kere, 52 nci maddesinde, 72 nci maddesinde, 88 inci maddesinde, İş Kanunuyla sağlanamayan şeyler sağlanmaya çalışılmıştı. İşçinin kıdem tazminatı alacağının, bu konuda icra takibi yapılmasının önüne geçiliyordu. Bunun başka mahzurları doğabilecekti, toplu tensikatları ortaya çıkarabilecekti. Güya şirket kurtarmadaki mantık istihdamı yaratmak ise, bu şekilde tensikata imkân verilmemesi gerekirdi; bu konuda bir konsensüs sağlandı ve verdiğimiz önergelerle, kıdem tazminatının takip yapılamaz halden çıkarılması sağlanmış oldu ve uzun uzun süreler; yani, alacaklıya alacağını on yılda tahsil imkânını sağlayacak sürelerin kısaltılması neticesi sağlandı.
Esas, uzlaşma suretiyle borçların yeniden yapılandırılmasında vahim olan bir şey vardı; borçlu, alacaklılarını ikiye ayırabiliyordu: Projeden etkilenen alacaklılar, projeden etkilenmeyen alacaklılar. Şimdi, projeden etkilenen alacaklılar, uzlaşma yoluyla, yeniden yapılandırmada, takip yapmayacaktı; o borçlunun, alacaklılarının yüzde 51'inin oyuyla alacağına kavuşmama durumunda kalacaktı. Bunun, öncelikle tüm alacaklılar arasında olması, birkısım alacaklıların borçlu tarafından ayrılmaması imkânının sağlanılması düşünüldü, bu, olumlu doğrultuda bir onarma oldu.
Değerli arkadaşlarım, en önemli onarma da şu oldu: Takibi geciktiren; yani, para tahsilatını geciktiren maddeler peşi peşine geldiği zaman, iflasın ertelenmesi, adi konkordato, mal varlığının terki suretiyle konkordato ve uzlaşma suretiyle borçların yeniden yapılandırılması doğrultusunda konkordatoyu üst üste koyduğunuzda, yaklaşık on yıl gibi bir süre, alacaklının alacağına kavuşamama imkânı doğabiliyordu, teorik düzeyde. Bunu önlemek için, 309/ü maddesini teklif ettik; bu kabul gördü komisyonda. Bu maddeyle de, borçlu, bu geciktirme yollarından ancak birisine başvurabilecek, ondan olumlu sonuç alamadıysa, diğerine başvurmayacak; yani, bu olmadı o olsun, o olmadı bu olsun diye sürgit, ilânihaye alacaklıyı bekletme gibi bir durumun doğmamasına çaba sarf ettik.
Değerli arkadaşlarım, İcra ve İflas Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısını onarırken iki şeye dikkat etti Cumhuriyet Halk Partisi Grubu:
Birincisi şudur: Eğer, alacaklı, alacağını, hukuk sistemi içerisinde tahsil edemezse, bu imkân verilmezse, geçmişte yaşandığı gibi hukuk dışı yollara sapabilir; yani, hukuk, bir anlamda özelleşebilir ya da daha açık deyimiyle, mafya usulü tahsilatlar çoğalabilir. Bu da, hukuk düzenini temelinden sarsar. Ona imkân vermemek, borçlunun hukukunu korurken, alacaklının da hukukunu koruyup dengede tutmak, etkin bir takip hukuku yaratabilmek. Birinci yol bu.
İkincisi: İflasla ilgili konularda, özellikle temel esprisi ödünç para vermeye dayalı ulusal bankaların durumu da gözetilmiştir. Değerli arkadaşlarım, onarımdan önceki şekliyle tasarı yasalaşsaydı, sizi temin ederim, iki yıllık süre içerisinde, ülkemizde, millî banka diye bir şey kalmazdı. Neden kalmazdı; çünkü, bu şekilde, on yıllık, oniki yıllık tahsil imkânsızlığı sürecine giren bankalar, tahsil edemedikleri her alacak için Bankalar Kanununa göre karşılık da bulundurmak zorunda olacaklarından, batma tehlikesiyle karşı karşıya kalabilirler ve kredi açmaya da cesaret edemezlerdi. Bunu gözetmek durumunda kaldık. Nitekim, hepimizin bildiği bir Endonezya örneği vardır. Bu şekilde, benzer bir tasarıyla, benzer bir sipariş tasarıyla, millî bankaların batırılarak, tahkime tabi yabancı bankaların geldiği hatırdan çıkarılmamalıdır, unutulmamalıdır diye düşünüyorum.
Değerli arkadaşlarım, iflas noktasında, batık bankaların sahiplerinden tahsilat kolaylığı sağlayan maddelerin bulunmamasını, önemli bir eksiklik olarak sayıyorum. Genel olarak, kamuoyumuzda, banka batması olayları şu şekilde değerlendiriliyor: "Bu bankalar da çok oldu canım, hep de hortumluyorlar..."
Arkadaşlar, bankalar, banka hortumlamanın mağduru durumundalar. Hortumlayan, bankaların sahipleri, çoğunluk hissesini elinde tutanlar. Yoksa, bankaların hepsi, ister özel olsun ister resmî olsun, Türk Milletinin malı, zenginliği; hortumlayanlar, sahipleri. Yani, orada, banka tüzelkişiliği mağdur durumundadır; esas itibariyle, onu soyan, onu hortumlayan fail durumundadır. Ben, onlardan tahsilat kolaylığı sağlanması doğrultusunda birtakım düzenlemelerin olmasını bekliyordum. Onun olmamasını önemli bir eksiklik sayıyorum; ama, bu, illâ bu yasayla düzenlenecek diye bir şey yoktur; başka bir yasayla, özel bir yasayla da böyle bir düzenlemeye gidilebilir, gidilmelidir de. Aksi halde, temiz toplum mücadelesi dediğimiz mücadeleyi başarılı tamamlayamayız, alın akıyla tamamlayamayız; herkes, verdiği taahhütleri laf olarak söylemiş olur, bunun bir karşılığı olmaz, icraatı olmaz.
Bu itibarla, İcra ve İflas ve Kanunu tasarısının, söylediğimiz ve ileride önergelerle de değiştirmeye çalıştığımız maddeleri dışındaki maddelerine olumlu oy vereceğiz. Yalnız, değişiklik önerdiğimiz, özellikle Anglo-Amerikan hukukundan kaynaklanan ve tahsilatı geciktirici, hukuk dışına çıkmayı sağlayacak noktalarda da olumsuz oy vereceğimizi bildirmek istiyorum.
Hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
11 konuşma daha · 17 Temmuz 2003