Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)
Konya Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 59. Birleşim · 2. yasama yılı · 27 Şubat 2004 · 462 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Atilla Kart (CHP), 27 Şubat 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU TASARISI (SS.349)); konuşma 462 kelime.
Atilla Kart (CHP, Konya). “Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)”. TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim tutanağı, 27 Şubat 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/atilla-kart-22-2004-02-27-kamu-yonetimi-temel-kanunu-tasarisi-ss-349 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ATİLLA KART (Konya)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan tasarının 29 uncu maddesi üzerinde, kişisel görüşlerimi beyan etmek üzere söz almış bulunmaktayım; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, bu tasarı, "MEHTAP" ve "KAYA" özlemlerini giderecek bir tasarı değildir; bunu anlatmaya çalışıyoruz.
12 nci maddeye ilişkin değerlendirmemde de ayrıntılı olarak hep ifade ettim. Ülkemizde 1980'li yıllardan itibaren uygulanmaya başlanılan serbest piyasa ekonomisinin temel yaklaşımının sonucu olarak sürekli küçültülmeye çalışılan kamu yönetiminin, geçen zaman içinde denetim fonksiyonu her geçen gün artmaktadır.
Denetim mekanizmalarının gereğince kurulmaması ve çalışmaması sebebiyledir ki, son on yılda iki ciddî ekonomik kriz doğmuştur. Kriz sonucunda sorunlu alanlar olarak ortaya çıkan sektörlerin, aslında denetimin hiç yapılmadığı veya yetersiz sektörler olduğu da zaman içerisinde ortaya çıkmıştır.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun, evrensel normlara uygun olarak 1990'lı yılların başında hayata geçmesi halinde, kamu bankalarının soygunundan doğan Hazine zararının doğmayacağı, artık, bugün bir gerçek olarak karşımızda durmaktadır. Türkiye, bankacılık sektöründen kaynaklanan Hazine zararlarını bu denetimsizlik sebebiyle giderememiştir, gidermekte zorlanmaktadır.
Bu idarî denetimi sağlayacak mekanizmalar, hep ifade ediyoruz, özerk kurulların yanında, teftiş kurullarıdır. Kontrolör yapılanmasıyla idarî denetimden beklenen amaca ulaşılması mümkün değildir. Bu görevliler, yani kontrolörler, ast-üst ilişkisi içinde görev yapan kamu görevlileridir, talimatla görev yapan kamu görevlileridir. Hükümet -tekrar ediyoruz- adlî ve yasama denetim mekanizmalarının yanında idarî aşamadaki bu denetim mekanizmalarını neden güçsüz ve etkisiz hale getirmek istediğini, demagoji yapmadan, tatminkâr ve tutarlı bir şekilde açıklamalıdır. İdarî denetim mekanizmalarındaki bu kopukluk karşısında idarenin bütünlüğünün nasıl sağlanacağını hükümet açıklamalıdır.
Değerli arkadaşlarım, komisyon görüşmelerinde, sureti haktan görünerek "merak etmeyin, beş on bürokratın düşünceleriyle bu devlet yıkılmaz" diyen Sayın Bakan, şimdi ise, gerçek düşüncesini ifade ederek ve var gücüyle Sayın Müsteşara sahip çıkarak inandırıcılığını ve tutarlılığını her geçen gün kaybetmektedir.
Aslında, bu hükümetin Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısıyla neyi gerçekleştirmek istediğini, Sayın Başbakanın 2003 yılı bütçesinin eleştirilerine verdiği cevabın içeriğinde görmek, yakalamak mümkün değerli arkadaşlarım. Sayın Başbakan, Genel Kurulda eleştirileri cevaplandırırken, Türkiye'nin bölgenin süpermarketi olacağını, beşerî sermayesinin yeterli ve güçlü olduğunu, kendince önemle ve gururla ifade etmiştir. İnsan unsurunu beşerîi sermaye olarak nitelendiren ve ülkenin hedefini böylesine talihsiz ve ufuksuz bir hedefle sınırlandıran Sayın Başbakanın bu değerlendirmesi, aslında bu tasarının da özünü ifade etmektedir. "İşveren-taşeron-müşteri" ilişkisi bundan daha veciz ve maalesef bir o kadar da incitici bir şekilde ifade edilemezdi. Böyle bir değerlendirmeden sonra, hangi kamu yönetimi yapılanmasından söz edilebilir?! Bu değerlendirme, kamu yönetimindeki temel kültürü ve yetersizliği göstermeye yeterlidir. İnsan kaynakları daire başkanlığı düzenlemesi, çağdaş bir kavram olabilir. Buna, Sayın Koç'un bu noktadaki eleştirileri noktasında, bu şekilde savunmalar getirildi; ancak, bu kavram ve uygulama, özel sektör anlayışı ve ilişkilerinin hâkim olduğu alanlarda geçerlidir değerli arkadaşlarım. Bu kavramın, yani "insan kaynakları daire başkanlığı" kavramının kamu yönetiminde yeri yoktur. Salt bu düzenleme dahi, kamu hizmeti kavramına, işveren-müşteri ilişkileri içinde bakıldığını göstermeye yeterlidir.
Sayın milletvekilleri, 12 nci maddede çok ayrıntılı olarak ifade ettim.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
59 konuşma daha · 27 Şubat 2004