Türk ceza kanunu tasarısı (ss.664) ve (664'e 1inci ek)
Yozgat Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 124. Birleşim · 2. yasama yılı · 26 Eylül 2004 · 421 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Bekir Bozdağ (AK Parti), 26 Eylül 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 124. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK CEZA KANUNU TASARISI (SS.664) VE (664'E 1İNCİ EK)); konuşma 421 kelime.
Bekir Bozdağ (AK Parti, Yozgat). “Türk ceza kanunu tasarısı (ss.664) ve (664'e 1inci ek)”. TBMM Genel Kurulu, 124. Birleşim tutanağı, 26 Eylül 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bekir-bozdag-22-2004-09-26-turk-ceza-kanunu-tasarisi-ss-664-ve-664-e-1inci-ek (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA BEKİR BOZDAĞ (Yozgat)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz Türk Ceza Kanunu Tasarısının 345 inci maddesi üzerinde, AK Parti Grubunun görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Yürütme maddesi üzerinde konuşmak, belki zait görülebilir; ama, şimdiye kadar birtakım şeklî şeyler de söylendi, eleştiriler yapıldı. Müsaade buyurursanız, ben, Türk Ceza Kanunu Tasarısının getirdiği güzellikler ve yenilikler hakkında, bu yürütme maddesi üzerinde konuşurken bir demet sunmak istiyorum.
Değerli milletvekilleri, Türk Ceza Kanunu Tasarımızın Meclisimizce kabul edilen 1 inci maddesinde Ceza Kanununun amacının, kişi hak ve özgürlüklerini, kamu düzen ve güvenliğini, hukuk devletini, kamu sağlığını ve çevreyi, toplum barışını korumak, suç işlenmesini önlemek olduğu hüküm altına alınmıştır. Mevcut Türk Ceza Kanununda böylesi bir madde yoktu. İlk defa, bu madde, bu Meclis tarafından yeni Türk Ceza Kanununa konulmuştur.
Değerli milletvekilleri, bir ülkenin demokratik, hukuk devleti olması için, sadece o ülkenin anayasasında demokratik, hukuk devleti olduğunun yazılı olması yetmez; mutlaka, anayasa ve kanunların da demokratik, hukuk devleti ilkelerine uygun olması, uygulamanın da bu uygunluğu teyit edici nitelikte olması gerekmektedir. İşte, bu nedenle, bu madde, demokratik, hukuk devleti ilkelerine uygun ceza kanununun uygulanmasını temin maksadıyla, yasa koyucu tarafından, uygulayıcılara bir ihtar mahiyetinde, Ceza Kanunumuzun başlangıcına konulmuştur.
Türk Ceza Kanunu, daha başlangıcında kişi hak ve özgürlükleriyle başlayan, insancıl karakteri önde olan, özgürlükleri öne alan, bireyi öne alan bir ceza kanununudur. Bu maddeyle, uygulayıcılarımıza, kanunu uygularken, yasa koyucunun iradesinin özgürlükten yana olduğu, bireyin temel hak ve hürriyetlerinden yana olduğu, maddelerin her birini yorumlarken, bu iradenin gözönünde tutulması gerektiği, bir kez daha, altı çizilerek ihtar edilmiştir. Onun içindir ki, son zamanda yaşanan Avrupa Birliğiyle alakadar ilişkiler çerçevesinde, Avrupa Birliği üyesi ülkelerin temsilcileri, yetkilileri, Türk Ceza Kanununun çıkmasını önemsemişlerdir; önşart olmayan bir kanun, bir konu tartışılırken, birdenbire, Avrupa Birliği için önşart haline gelmiştir. Bunun esas sebebi, tartışma konusunun dışında ve ötesinde, Türk Ceza Kanunu Tasarısının getirdiği standartlardır, getirdiği ileri adımlardır, getirdiği güzelliklerdir, hukuk devletini ikame etme noktasında ortaya koyduğu anlayış ve felsefedir. Avrupalılar da bunu görmüşler ve Avrupa standartlarında bir ceza kanunuyla karşı karşıya olduklarını onlar da kabul ve ikrar etmişlerdir. Bu açıdan da çok önemli.
Bakın, bizim bir diğer maddemiz, suçta ve cezada kanunîlik ilkesinin yer aldığı 2 nci madde. Burada, Anayasanın 38 inci maddesi tekrar edilmiş âdeta; ama, ikinci ve üçüncü fıkralarında önemli düzenlemeler getirilmiş ve uygulayıcıya da bu noktada önemli ihtarlarda bulunulmuştur. Nedir o; ikinci fıkrasında, idarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamayacağı; üçüncü fıkrasında ise, kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulamasında kıyas yapılamayacağı, suç ve ceza içeren hükümlerin kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamayacağı ifade edilmiştir.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
28 konuşma daha · 26 Eylül 2004