Sosyal yardımlaşma ve dayanışma kurumu başkanlığı teşk.ve gör.hak.kan.tas.(ss.649)
Ankara Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 24. Birleşim · 3. yasama yılı · 1 Aralık 2004 · 1.012 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Beşir Atalay (AK Parti), 1 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA KURUMU BAŞKANLIĞI TEŞK.VE GÖR.HAK.KAN.TAS.(SS.649)); konuşma 1.012 kelime.
Beşir Atalay (AK Parti, Ankara). “Sosyal yardımlaşma ve dayanışma kurumu başkanlığı teşk.ve gör.hak.kan.tas.(ss.649)”. TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim tutanağı, 1 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/besir-atalay-22-2004-12-01-sosyal-yardimlasma-ve-dayanisma-kurumu-baskanligi-tesk-ve-gor-hak-kan-3 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
DEVLET BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara)Sayın Başkanım, teşekkür ederim.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; tekrar saygıyla selamlıyorum.
Doğrusu, çok hassas, çok özgün bir konuyu görüşüyoruz. Böyle bir konunun bu tür konuşmalarla değerlendirilmesi, doğrusu, beni çok üzdü.
Değerli arkadaşlar; yani, sosyal yardım... Yoksul vatandaş, imkânı az olan vatandaş, ihtiyacı olan vatandaşa yardımı en iyi nasıl ulaştırırız; bunun çabası içindeyiz.
Bakın, yoksulluğun ideolojisi, siyaseti, dini falan olmaz. Yani, içinde birazcık, zerre kadar insanlık olan, bunda ideoloji, din vesaire aramaz, siyaset falan aramaz. (AK Parti sıralarından alkışlar) Bunu elbirliğiyle -yani, ben bunu başta , konuşmamda da arz ettim- daha iyi nasıl yapabiliriz; buna bizim gayret etmemiz lazım.
Bakın, Sayın Öktem iyi dinlememişler; bu fonu kullanırken, Bakanlık olarak ve Hükümet olarak, yoksulluğu azaltıcı... Sadece geçici yardımlar değil, bu yardımları kalıcı hale nasıl getiririz; yani, kalıcı dediğim, kişilere bir defa yardım yaparak onu yardım istemeyecek duruma nasıl getiririz; burada ana ilkemiz bu.
Değerli milletvekilleri, ben burada vakit sınırlı olduğu için geniş rakamlar veremedim; bakın, bugün incelensin, giderek, Fonun şu anda yaklaşık yüzde 30'u, kaynağının yüzde 30'u, bu kalıcı yardımlara zaten yönlendirilmiş durumda ve inşallah, iyi projeler, sonucu garanti, bu kaynağı israf etmeyeceğimiz, iyi projeler bulduğumuzda bunu giderek artıracağız diyoruz.
Değerli milletvekilleri, ama, bir şey daha ifade edeyim; tekrar vurguluyorum; yoksulluk, en gelişmiş ülkelerde de belli oranda vardır; yaşlısı vardır, ihtiyaç sahibi vardır ve sosyal yardım mekanizmaları da vardır ve bunlar -hele çok yadırgadım- iyi sosyal yardım uzmanlarıyla yürütülür. Ülkeler, en gelişmiş ülkeler, bunu en iyi sistemlerle ve en iyi sosyal yardım uzmanlarıyla yürütürler. Rasgele elemanlarla bunu yürütürseniz, isabetli olmaz.
Burada, bakın "daha onurlu iktidar" falan gibi dolaylı olarak başka şeyler söylenen ifadeleri, tabiî, kimse kabul etmez, siz de kabul etmezsiniz; yani, elimizi vicdanımıza koyalım, düşünelim.
Değerli arkadaşlar, ben, polemiği çok iyi becerebilen birisi değilim, o manada siyasî bir geçmişim de yok; ama, burada, bir siyasî partinin mensubuyum ve bu hükümetin üyesi olmaktan onur duyuyorum. Bu hükümet, Türkiye'nin hem içeride hem dışarıda itibarını ve onurunu yükseltmiştir; elini vicdanına koysun, herkes bunu görecektir. (AK Parti sıralarından alkışlar) Yine, bunu, siyaseten bir laf olarak da söylemiyorum, ben, bunu, bütün gönlümle görüyorum; dışilişkilere fazla katılan, rol alan bir Bakanım; bazen Başbakanımızın yerine veya onun heyetinde veya Dışişleri Bakanımıza vekâleten gidince, bunu, ben, dış dünyada daha çok görüyorum.
FAHRİ KESKİN (Eskişehir)Dünya şahit.
DEVLET BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla)Yani, bunu, Meclis olarak da hepimiz görürüz. Bunda Meclisimizin de büyük payı vardır. Şu iki yıllık yasama faaliyetiyle, aldığı kararlarla, çıkardığı yasalarla bu prestijin gelişmesinde en büyük katkıyı Meclis vermiştir; iktidar ve muhalefet olarak; bunu da teslim edelim. Yani, ülkemizin onurunu yükseltmek hepimizin görevi değil mi; bu, hepimizi sevindirmez mi... Lütfen, konuya biraz da böyle bakalım ve ben, bu konuda ayrıntıya da girmiyorum; ama, inanın, ben, şunu hiç gündeme getirmedim -komisyonlarda da bazen üzerinde duruldu- yardımların taraftarlara verilmesi, partiliye verilmesi falan... Değerli arkadaşlar, bırakın sosyal yardımları, Hükümetimiz şunu geliştirmeye çalışıyor; yani, istihdamda, kurumlarda işe yeni alımlarda veya bütün uygulamalarda vatandaşa şunu dedirtebilir miyiz: Benim hakkımsa, hakkım veriliyor, ben, hakkımı alıyorum; hakkım değilse, alamıyorum. Yani, artık, kanıksanmış, geleneksel hale gelmiş, iliklere işlemiş; bir işe başvuracağım veya bir işimin olması için teşebbüste bulunacağım, sonra gidip aracılar bulacağım, değerli milletvekillerimize, başka kimselere rica edeceğim, amiyane ifadesiyle torpil bulacağım vesaire... İnanın, biz, Hükümet olarak, bunu, birazcık azaltmak için, kaldırmak için çok çaba sarf ediyoruz.
Değerli milletvekilleri, ben buna gönülden inanıyorum; vatandaşa bu güveni verebilirsek; yani, bu dönem ve bundan sonra, Türkiye'de insanlar hak ettiğini alıyor, aracı falan bulmaya da hiç gerek yok dedirtebilirsek, siyasete de güven gelir, devlete de güven gelir, Parlamentoya da güven gelir. Biz bunun çabası içerisindeyiz.
Bakın, değişik kurumlara -belki sizlere gelen bile yok, takip bile etmiyorsunuz- şu sıralarda çok uzman yardımcısı falan alınıyor; tamamen, devlet memurları sınavında, merkezî sınavda aldığı puana göre çağırılıyor. Bana gelen yok; çünkü, biliyorlar ki, bu, artık, ciddî ilkelerle, ciddî yöntemlerle yapılıyor. Biz bunu her konuda yapmalıyız.
Bakın, şu yardımlarda -ben, genelgelerimi getirsem, valilerimizle, kaymakamlarımızla toplantılarımda onlara söylediklerimi burada size bir nakletsem de görseniz, vakit yetmez buna- hep şunu diyoruz: Bunlarda, en küçük, böyle, objektifliği bozan, ilkeleri zedeleyen bir şeye müsaade etmeyin, etmeyiz. Sizlerden de ben burada istirham ediyorum, illerimizde, ilçelerimizde varsa, iletin, üzerine gidelim, beraber gidelim.
Yani, ben, Sayın Kandoğan'a katılıyorum; değerli yöneticimizdir, mülkî idarede uzun süre yöneticilik yapmıştır. Bakın, ben samimiyetle inanıyorum, şu anda -iki yıldır da bu işi yürütüyorum- bu fon ve vakıf irtibatı çok önemli bir mekanizmadır, devlet ile vatandaş arasında çok önemli bir mekanizmadır. Bunu daha hassas, daha iyi yürütmek için çaba sarf edelim, bunu, vatandaşa da, gerçekten, kalıcı, gelecekle ilgili iş imkânı falan sağlayacak yönde yönlendirelim. Bununla ilgili olumsuz değerlendirmeleri ben hiç yapmadım; halen çok iyi yürüyor, kuruluşundan beri iyi yürümüş ve çok iyi kurulmuş bir mekanizma; ama, işte, bu kuruluş kanunuyla benim kendi niyetim, bunu biraz daha güçlü kılmak.
Burada, eminim, Sayın Milletvekilimizin de biraz ifadeleri maksadını aşmıştır; burada, örgüttür, başka şeylerdir, gönüllü kuruluşlar irtibatlarıdır vesaire.. Hepimizin tezi değil mi arkadaşlar?.. Özellikle, sosyal yardımlar, zaten, bizim geleneğimizde, tarihimizde sivil toplum olayı olarak yürümüştür. Bakın, çevremize bakın, yürüyen şeylere; biz bir vakıf medeniyetinden geliyoruz; yani, devlet bunları yürütmemiştir.
Şimdi, biz de, devletin yürüttüğü bu mekanizmada o toplumun temsilcileri daha fazla bulunsun istiyoruz; hem o ilde, o ilçede faaliyet gösteren gönüllü kuruluş temsilcisi hem hayırseverler bulunsun istiyoruz; yani, en iyi yöntem neyse, bunu gerçekleştirmeye çalışıyoruz.
Sonra -Değerli Milletvekilim söyledi- bunu yönetenler, bakın, valilerimiz ve kaymakamlarımızdır; buradaki ifadelerin bir kısmı onları da rencide eder; yani, bu fonun ve vakıfların yardım politikasını bu kadar hafife almaya, rencide etmeye de, doğrusu, hakkımız yok.
Değerli arkadaşlar, burada, benim istirhamım -sosyal yardım konusu bu- daha iyi nasıl yaparız; bize katkı verin; memnun oluruz bundan.
Zaten komisyonlarımızda uzun uzun tartışıldı. Böyle, maksadı aşan gergin siyasî değerlendirmeler bu konuyla çok fazla bağdaşmıyor.
Sosyal devlet, sosyal güvenlik kurumları, onların yeri var. Burada, biz, bir sosyal yardım kuruluşu tasarısını görüşürken, ülkenin bütün sosyal problemlerini bu konunun içine sığdırırsak, zaten içinden çıkamayız; hepsinin ayrı yerleri var.
İşte, yakında, inşallah, genel sağlık sigortası tasarımız huzurunuza gelecek, yeşilkartla ilgili tartışmalar bitecek; sosyal güvenlik kurumlarıyla ilgili olanlar gelecek, bunlar burada tartışılacak; ama, bu konuyu, birazcık kendi alanında tartışır ve bize katkı verirseniz, çok memnun olurum.
Tekrar, hepinize çok teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
26 konuşma daha · 1 Aralık 2004