Sosyal yardımlaşma ve dayanışma kurumu başkanlığı teşk.ve gör.hak.kan.tas.(ss.649)
Ankara Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 24. Birleşim · 3. yasama yılı · 1 Aralık 2004 · 597 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Beşir Atalay (AK Parti), 1 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA KURUMU BAŞKANLIĞI TEŞK.VE GÖR.HAK.KAN.TAS.(SS.649)); konuşma 597 kelime.
Beşir Atalay (AK Parti, Ankara). “Sosyal yardımlaşma ve dayanışma kurumu başkanlığı teşk.ve gör.hak.kan.tas.(ss.649)”. TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim tutanağı, 1 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/besir-atalay-22-2004-12-01-sosyal-yardimlasma-ve-dayanisma-kurumu-baskanligi-tesk-ve-gor-hak-kan-5 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
DEVLET BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara)Sayın Başkan, yerimden bir açıklama yapabilir miyim.
BAŞKANBuyurun Sayın Bakan.
DEVLET BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara)Teşekkür ederim Sayın Başkan. Sayın Çetin'e de teşekkür ediyorum.
Değerli milletvekilleri, şimdi, hayırsever vatandaşla ilgili bir de önerge var; onun için kısa bir açıklama yapma gereğini duydum. 1986 yılında çıkan Fonun kuruluş kanununda -ki, aynen, ifade böyledir- kastedilen şudur, genelgelerde falan da yer alıyor: "Bu konularla ilgilenen..." Yani, biz, tabiî, Ankara gibi büyük kentleri değil de, ülkemizin daha yaygın yerleşim birimlerini, orta ve küçük ölçekli yerleri gözönüne alırsak, bu tür konularla ilgilenen, vatandaşın bu tür dertlerine eğilen, sosyal konulara yatkın, çevrede böyle bilinen vatandaşların bu kurul içinde daha faydalı olacağı... Zaten, bu konularla ilgili, daha önce birikimi var, ihtiyaç sahiplerinin belirlenmesinde, tespitinde valiliğe veya Fon kuruluna destek verebilecek, vakıftaki kurula destek verebilecek kişiler. Daha önceki kanunda, Fonu kuran 1986 yılında çıkan kanunda, hayırsever vatandaşların belirlenmesi ve vakıf mütevelli heyetine atanması valilere yetki olarak verilmişti; yine, ilçelerde de, kaymakamlarımız teklif edecek, valilerimiz karar verecekti. Bu konuda, mülkî idare amirlerimiz o ildeki bu insanları bulmakta, bilmekte zorlanabilir şeklinde eleştiriler geliyordu. Onun için, belki daha demokratik bir mekanizma, il bazında, bir anlamda yerel parlamento diyebileceğimiz il genel meclisi üyeleri -oradaki toplum temsilcilerinden oluşuyor, oradan seçilen insanlar- o yörede kimlerin bu konuda daha fazla katkı verebileceğini daha iyi bilebilirler. İl genel meclisini teşkil eden üyeler, birçok partiden seçilmiş arkadaşlarımız oluyor. Dolayısıyla, hayırsever diye nitelenen, daha doğrusu o bölgede bu konularda zaten tecrübesi olan kişilerin il genel meclisinde belirlenmesinin daha uygun olacağı düşünüldü bu tasarıda; açıklaması budur.
Diğer konularda, değerli milletvekillerimizin buradaki konuşmalarıyla ilgili söyleyebileceğim çok şey var; fakat, bir yandan da, tasarımız bir an önce kanunlaşsın istiyoruz, sizlerin vaktini de çok fazla almak istemiyorum. Sayın Tütüncü'nün, Sayın Koç'un konuşmalarıyla ilgili, sosyal devletle ilgili, sosyal bilimler dalından gelen birisi olarak benim de söyleyeceklerim var; ama, fazla uzatmak istemiyorum. Sayın Çetin'in söylediği şeyde hassasiyet gösteriyoruz, ondan endişe etmesinler.
Bizim hedefimiz, mümkün olabildiğince, bütün vatandaşların sosyal güvenlik şemsiyesi altında ve küçük de olsa kendi geliriyle geçinir olması; eğer yardım ulaştırılacaksa da, çaresizse, yaşlıysa, hastaysa, çalışma imkânı yoksa, vesaire, bunların tespit edilmesi ve kendilerine ulaşılması.
Burada, vakit olmadığı için anlatamadım. Bu konuda, 2003 yılının başından itibaren çok çalışma yaptırdık. Bu çalışmayı vakıflarımız yaptı... Bakın, Devlet İstatistik Enstitüsüne, Türkiye'de -ilk defa yapıldı, bizde hiç yapılmamıştır- yoksulluk profili araştırması yaptırdık. Bununla ilgili kitabı, CD'yi sayın milletvekillerimize daha önce göndermiştim. Orada da şuna şükrediyoruz: Gerçekten, Türkiye, yoksulluktan insanların öldüğü bir ülke değil; yani, açlık sınırı altında kabul edilen mutlak yoksulluk oranı ülkemizde çok düşük, yüzde 1 civarında, onun biraz daha altında. Dolayısıyla, biraz önceki konuşmalarda da ifade edildi; tabiî, bizim toplumumuzda, sosyal yardımlaşma mekanizmaları çok geniş, çok geniş bir yardım ağı var. Bu ağ, komşu ve akrabadan başlayarak sivil toplum kuruluşları ve diğer mekanizmalardan oluşmaktadır.
Burada, tabiî, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu ve vakıflarımız da çok önemli rol oynuyor. Bütün bu mekanizmaların kullandığı kaynaktan daha fazlasını kullanıyor; bu, ciddî bir kaynaktır. Dolayısıyla, bizde, öyle, açlık seviyesinin altında diyebileceğimiz yoksulluk oranı çok düşük; ama, normal yoksulluk; yani, normal hayat standardını yakalayamama, iyi bir konutta oturamama, evinde kullandığı eşyalar, sağlık hizmetinden yeterince faydalanamama, eğitimden faydalanamama, gıda standardı olarak normali yakalayamama çerçevesinden baktığımızda, toplumumuzda yılların biriktirdiği, miktarı ve oranı da düşük sayılamayacak bir yoksul oranı vardır.
Diğer politikalarımızla, bütün çabamız, bu oranları düşürmemizdir; ama, onurluca yardım, vatandaşa, çevresinde bile bilinmeyecek şekilde, iyi tespit edilmiş, adresi bilinen, durumu takip edilen şekilde yardım ulaştıracak bir mekanizma için epey adım attık ve bunu geliştireceğiz. Bu kurumla, vakıflarımıza müdahalemiz biraz daha kolay olacak ve onu geliştireceğiz. Onu, ben, bu vesileyle ifade etmiş olayım.
Bütün çabalarınız, katkılarınız için, tekrar, teşekkür ediyorum.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
26 konuşma daha · 1 Aralık 2004