İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 24. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Sosyal yardımlaşma ve dayanışma kurumu başkanlığı teşk.ve gör.hak.kan.tas.(ss.649)

Mehmet Mesut Özakcan

Aydın Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 24. Birleşim · 3. yasama yılı · 1 Aralık 2004 · 764 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Mesut Özakcan (CHP), 1 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA KURUMU BAŞKANLIĞI TEŞK.VE GÖR.HAK.KAN.TAS.(SS.649)); konuşma 764 kelime.

Mehmet Mesut Özakcan (CHP, Aydın). “Sosyal yardımlaşma ve dayanışma kurumu başkanlığı teşk.ve gör.hak.kan.tas.(ss.649)”. TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim tutanağı, 1 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-mesut-ozakcan-22-2004-12-01-sosyal-yardimlasma-ve-dayanisma-kurumu-baskanligi-tesk-ve-gor-hak-kan (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA MEHMET MESUT ÖZAKCAN (Aydın)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 649 sıra sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Kurumu Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısının 3 üncü maddesinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, Türkiye'de, sosyal yardımlaşma, dayanışma, sosyal hizmet yapılanması, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu, Aile Araştırma Kurumu, Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü ve Özürlüler İdaresi Başkanlığı; artı, yerel yönetimler şeklinde ortaya çıkmış bulunuyor.

Sosyal hizmetlerin tek çatı altında toplanması gerekirken, hizmetlerin ve kurumların dağınıklılığı, yasal temellere oturtulmaktadır. Çıkarılan bu yasalarla, aynı işin birçok kurum tarafından yapılması ve özet olarak, hizmet tekrarı ve israf söz konusudur. Öte yandan, tasarının bu haliyle kanunlaşması sonucunda, yoksullukla mücadelede birbirinden kopuk, değişik kuruluşlarca yürütülen sosyal yardım ve hizmet programlarını birleştirecek ortak bir yapı oluşturulması için yakalanan fırsat kaçırılmış olacaktır. Ayrıca, sosyal yardım ve sosyal hizmet alanındaki dağınıklılığın önlenmesi, sosyal hizmet ve sosyal yardım kuruluşlarının bir çatı altında birleştirilerek yeni bir kurumsal yapı oluşturulması, Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planında önerilmiştir. Daha da öte, bu konu, Avrupa Birliği müktesebatında yer almış ve hükümetin Acil Eylem Planında da vaat edilmiştir. Buna rağmen, böyle bir tasarının Türkiye Büyük Millet Meclisine sevk edilmesi, tek başına hükümetin sosyal güvenlik sorunlarının çözümünü hayır işlerine indirgeme anlayışının tipik bir örneği olarak ortaya çıkmaktadır. Diğer taraftan, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Kurumu Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı, Türkiye Büyük Millet Meclisinde henüz yasalaşmayan ve Anayasaya aykırı maddeler içeren Kamu Yönetimi Temel Kanununa paralel olarak hazırlanmıştır. Yasalaşmayan çerçeve kanuna göre hazırlanan teşkilat yasasının Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülmesi zaman kaybından başka bir anlam taşıyamayacaktır. Eğer, bu genel müdürlük oluşturulacaksa, fon kuruluna bu sektörle ilgili eğitim veren üniversite yetkilisi ya da yetkililerin de bulunması gerekirdi. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürü de eşgüdüm açısından bu yönetimde, kurulda bulunabilirdi. Genel olarak yapılanmaya baktığımızda kurumda gördüğümüz tablo; İçişleri, Sağlık, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlarının müsteşarları düzeyinde temsil ediliyor. Müsteşarların, içinde bulundukları iş yoğunluğunda bu kurullara katılmaları -ki "ayda bir kez toplanır" denilmektedir- ne kadar mümkün olabilir, onu da merak ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, tasarıyla, balık vermek değil, balık tutmanın öğretileceği ifade edildi. Oysa, bu tasarı, sadece sorunun ekonomik yardım boyutunu dikkate alan bir tasarıdır; sorunun sosyal boyutu yoktur.

Sevgili arkadaşlarım, ülkemizde 13 500 000 yeşilkartlı var. Yeşilkart, asgarî ücretin üçte 1'i veya daha az gelir düzeyi olan yoksullara veriliyor. Bu tablo, yoksullukla ilgili içinde bulunduğumuz ülke koşullarını çok açık ve anlaşılır bir şekilde ifade etmektedir. Yoksulluğu ortadan kaldırmak, yoksullara iane ve bağışla değil, işsizliği ortadan kaldırmakla ancak mümkün olabilir. Oysa, bu tasarıyla, genel müdürlük olarak oluşturulacak bu kurum, sürekli bir yardım kurumu genel müdürlüğü haline getirilmiş olacaktır. Bu kurum, 2004 yılı bütçesi 2 katrilyona yaklaşan bir kurum.

Değerli milletvekilleri, bu kurumun gelirleri, Gelir ve Kurumlar Vergisinin yüzde 4'ü, trafik cezalarının yüzde 50'si, RTÜK reklam gelirlerinin de yüzde 15'inden teşkil oluyor. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Kurumuna, bu söylediğim oranda, Gelir ve Kurumlar Vergisinden, trafik cezalarından ve RTÜK reklam gelirlerinden pay ayrılmakta. Ayrıca, il ve ilçelerde toplanan kurban derileri ve bağışlar hariç.

Sayın Bakan, Fonla ilgili olarak "fonun bir sorunu yoktur, fonun borcu yoktur" açıklamasında bulundular aradan önceki oturumumuzda.

Değerli milletvekilleri, ben, daha önce Sayın Bakanımıza yazılı olarak bir soru önergesi sunmuştum. Sağ olsunlar, Sayın Bakanımız da yazılı olarak bu soru önergeme yanıt verdiler. Bakınız, Fonla ilgili alınan kredilere yönelik bu soruma aldığım yanıt şöyle: "Bugüne kadar iki konuda kredi alınmıştır. Bunlardan birincisi, 17 Ağustos 1999 Marmara depremi sonrası -tabiî ki, bu hükümet döneminde değil; ama, borç devam ediyor; borcun olmadığı ifade edildiği için bu açıklamayı yapma ihtiyacı duydum- 252 530 000 ABD Doları tutarındaki deprem felaketi acil yardım kredisi için Hazine Müsteşarlığıyla malî protokol anlaşması imzalanmıştır -tabiî, bu para kullanılmış- sosyal riski azaltma projesi kapsamında Türkiye Cumhuriyeti ile Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası arasında 14 Eylül 2001 tarihinde 500 000 000 ABD Doları tutarındaki kredi anlaşması imzalanmıştır." Tabiî, bu krediler -bu hükümeti kastetmiyorum- geçmiş dönemlerde alınmış olabilir; ama, bu borç bu hükümet döneminde de devam ediyor; onu ifade etmek istiyorum.

Bu kredilerin nasıl geriye ödeneceği konusunda da sorum vardı. Sayın Bakanımız onu da yanıtlamışlar. "Söz konusu kredilerle ilgili kredi geri ödeme takvimi aşağıda belirtilmiştir" deniliyor. "Deprem kredisinin geri ödemesi konusunda Fon bilgi sahibi değil; Hazine Müsteşarlığının bilgisi dahilinde; ama, sosyal riski azaltma kapsamında kullanılan kredi ödeme vadesi 15 Nisan 2007 tarihinde başlayıp 15 Ekim 2016 tarihinde sona ermektedir. Kredi ödeme dönemleri 15 Nisan ve 15 Ekim olup, söz konusu dönemlerde ödenecek olan tutarlar 25'er milyon dolardır" şeklinde yanıtlanmış. Sayın Bakanımızın "Fonun borcu yoktur" ifadesiyle bu yazılı önergeme almış olduğum yazılı yanıtın çeliştiğini düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, Yüce Meclise saygılarımı sunuyor, hepinize teşekkür ediyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

26 konuşma daha · 1 Aralık 2004

26 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook