İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 100. BİRLEŞİM · PAZARTESİ

Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

Bihlun Tamaylıgil

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 100. Birleşim · 4. yasama yılı · 3 Mayıs 2010 · 478 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Bihlun Tamaylıgil (CHP), 3 Mayıs 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 478 kelime.

Bihlun Tamaylıgil (CHP, İstanbul). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim tutanağı, 3 Mayıs 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bihlun-tamayligil-23-2010-05-03-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

BİHLUN TAMAYLIGİL (İstanbul)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüştüğümüz çerçeve 13’üncü madde üzerinde şahsım adına verdiğim değişiklik önergesi adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, demokrasi, demokrasi kültürü ve bu hak kullanımı açısından baktığımızda emeğin hakkı, emeğin grev hakkı, üretimden kaynaklanan hakkını kullandırmak ve vermek en önemli görev.

Bugün burada görüşülen madde, Anayasa’nın 53’üncü maddesinin 128’inci maddeye uyarlanmasıyla gerçekleşen bir madde. Ama ne getiriyor, kime ne getiriyor, ne kazandırıyor veya hangi riskleri içeriyor? Acaba bunların altını çizmemizde bir sakınca olacak mı? Bakınız, toplu görüşme, toplu sözleşmeye… Uzlaşma kurulları yine verilen önergelerle kamu çalışanları Yüksek Hakem Kurulu gibi bir yapıya ve oradan çıkan kararlar da daha önce Bakanlar Kurulu kararıyla son noktaya ererken şimdi yargı yolu olmayan, toplu sözleşme hükmünde uzlaşma kurulunun kararı hâline dönüşüyor.

Değerli arkadaşlar, Anayasa’nın 128’inci maddesinde, kamu çalışanlarının, memurların özlük hakları, sosyal hakları tek tek belirlenen kanunlara atıfta bulunulmuştur. Orada ne vardır? Tazminat aylıkları vardır, sağlıkla ilgili ödentiler vardır, ölüm ödentileri vardır. Ama şimdi bu toplu sözleşmeyle ilgili getirilen bağlayıcı karar bunların kazanılmış olduğu noktadan nereye doğru geri gideceğinin hiçbir şekilde açıklığını ortaya koymamaktadır, statü hukukuyla oluşmuş olan kazanımları ne yazık ki kayıp olma riskiyle karşı karşıyadır.

Değerli arkadaşlarım, ülkemizin onayladığı çeşitli sözleşmelerden bir tanesi de ILO sözleşmeleridir ve ILO sözleşmelerine baktığımız zaman orada bağlayıcı olan kararlar vardır. 87, 98 ve 151 sayılı ILO kararları, uluslararası olarak baktığınızda, memurlarımıza toplu sözleşme ve grev hakkını veriyor. Neden grev hakkından rahatsız oluyoruz? Neden grev hakkı vermiyoruz? Sendika hakkının en önemli bütünleyici faktörü olan grev hakkı neden verilmiyor? Biz Anayasa’nın 90’ıncı maddesini değiştirdik. O madde içeriğinde ne diyor? Uluslararası sözleşmeler iç hukuk oluşumunda ön noktadadır, birinci geçerlilik noktasındadır. Peki, bu ILO sözleşmelerinin yaptırımları ve kararları varken bugüne kadar sizi ne tuttu, neden bu değişiklikler yapılmadı?

Bakın değerli arkadaşlarım, dünyanın en büyük işçi sendikası federasyonu olan ve 155 ülkede 175 milyon işçiyi temsil eden Uluslararası Sendika Konfederasyonu 28 Nisan 2010 tarihinde Türkiye’yle ilgili bir basın bülteni yayınladı. Bu bültenin içerisinde de Türkiye'deki sendikal hakların sık sık ihlal edildiğini, toplu sözleşme ve grev haklarının en ağır biçimde engellendiğini, işçilere sendikadan çıkmaları için baskı yapıldığını, sendikaların iç işlerine müdahale edildiğini belirtiyorlar. Uluslararası raporları, uluslararası değerlendirmeleri sık sık göz önüne alıp buna göre uygulamalar yapılıyor. Peki, bunlar hiç dikkate alınmıyor mu?

Bugün baktığımızda, ne yazık ki 1 Mayıstaki yaşadığımız o bayram havasının içerisinde geçmişi hatırlama gerekliliğini de ortaya koymak gerekiyor. “Ayakların başları yönettiği yerde kıyamet kopar. Taksim’de inatlaşma hoş olmaz.” diye iki sene önce söyleyen sizlerdiniz. O ayakların baş olduğu yerde kıyamet kopmadı, öyle bir gerçeklik olamadı çünkü bu ülkede işçi sendikası, demokratik kitle örgütleri her zaman baş tacıdır, emekçinin temsilidir, emekçinin hak arayışının en önemli organıdır. Ama Taksim’de inatlaşmak gerçekten hoş oldu. Taksim’de, iki gün önce, biz 1 Mayıs coşkusunu yaşadık.

ORHAN KARASAYAR (Hatay)AK PARTİ’nin sayesinde oldu.

BİHLUN TAMAYLIGİL (Devamla)Keşke geçen sene o biber gazlarını yemeseydik...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

36 konuşma daha · 3 Mayıs 2010

36 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook