Maliye bakanlığı, gelir bütçesi
İstanbul Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 35. Birleşim · 2. yasama yılı · 23 Aralık 2003 · 891 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Birgen Keleş (CHP), 23 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MALİYE BAKANLIĞI, GELİR BÜTÇESİ); konuşma 891 kelime.
Birgen Keleş (CHP, İstanbul). “Maliye bakanlığı, gelir bütçesi”. TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim tutanağı, 23 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/birgen-keles-22-2003-12-23-maliye-bakanligi-gelir-butcesi (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA BİRGEN KELEŞ (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi selamlıyorum, saygılar sunuyorum.
2004 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarısının 3 üncü maddesi bir denge maddesidir. Ben de, bu denge maddesinden yararlanarak, size, borçların nasıl hızla arttığını, bunun nelere yol açacağını ve ortaya çıkaracağı sakıncaları anlatmak istiyorum; daha doğrusu, zaten bildiğiniz bu konuya biraz daha dikkatinizi çekmek istiyorum.
Bildiğiniz gibi, gider bütçesinde yer alan ödenekler ile gelir bütçesinde yer alan gelir arasındaki farkın net borçlanmayla karşılanacağı, bu maddede öngörülmektedir. Bir önceki yıla göre toplam harcamalar yüzde 14,1; faizdışı harcamalar yüzde 15,6; toplam gelirler ise yüzde 14,2 oranında artırılmıştır.
Sayın milletvekilleri, büyüme dahil, ortalama, TÜFE'nin yüzde 14,4; TEFE'nin yüzde 12,6 ve gayri safî millî hâsıla deflatörünün yüzde 12,5 oranında arttığını dikkate alırsak, ne kadar kırılgan bir yapı oluşturduğumuzu anlamamız çok kolaylaşır.
2004 yılı gelir tahminleri iyimser, harcama tahminleri ise, her zamanki gibi, düşük tutulmuştur. Kısa bir süre önce konuşan Sayın Kılıçdaroğlu, sosyal güvenlik kurumlarına aktarılacak kaynağın geçen yılla aynı tutulduğunu ve bunun gerçekçi olmadığını belirtmişti.
Gene bir başka örnek; sosyal güvenlik kurumlarında prim tahsilatındaki artışın yüzde 30'lar gibi çok yüksek bir oranda olacağı öngörülmüştür. Buna karşılık, mahallî idarelerle ilgili harcama tahmininin ise, seçim yılı olduğu halde ve kaçınılmaz olarak harcamalarda bir artış öngörülmesi gerektiği halde, 2003 yılıyla hemen hemen aynı tutulmuştur. Oysa, bütçedışı kamu kesimi dengesinde yer alan sosyal güvenlik kuruluşları, KİT'ler ve mahallî idareler ve bunların yapılarında gerçekleşen olumsuzluklar doğrudan doğruya bütçeye yansımakta ve denge maddesinde yer alan borçlanma miktarını etkilemektedir.
Değerli arkadaşlarım, ayrıca, bütçenin denge maddesini etkileyecek olan, ama, bütçede görülmeyen gelir ve gider kalemleri vardır ve bunlar, getirilen hükümlerle, 2004 yılı içinde mümkün hale getirilmiştir. Örneğin, Maliye Bakanına yetki verilerek geçiştirilen 23 üncü madde, 28 inci madde, 45 inci madde ve benzerleri, bütçenin gelir ve gider hesaplarıyla ilişki kurulmadan mahsup ve harcama yapılabileceğini öngörmektedir ve bu konuda da Maliye Bakanını yetkili kılmaktadır. Garip olan durum, 2002 yılında çıkarılan Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanuna rağmen, bu hükümlere 2004 yılı bütçesinde de yer verilmiş olmasıdır. Borçlanmayla ilgili yasa 2002 yılında kabul edildiği ve Borçlanma İdaresi kurulduğu halde bu hükümlere yer verilmesinin nedeninin açıklanması gerekir. Kuşkusuz, bu yolla hükümet, bir yandan daha kolay borçlanma olanağına kavuşmakta, öte yandan da bütçe denetimini bertaraf edebilmektedir ve Türkiye Büyük Millet Meclisi de, kendi kabul ettiği hükümlerle, hükümet üzerindeki denetimini daha kısıtlamış olmaktadır.
Sayın milletvekilleri, Sayıştayın 2002 Yılı Hazine İşlemleri Raporunda, bütçeye gelir kaydedilmeyen işlemlerin dikkate alınması sonucunda 12,4 katrilyon lira faizdışı fazla verdiği ileri sürülen 2002 yılı bütçesinin, 11,8 katrilyon lira faizdışı açık verdiği bildirilmektedir. Tıpkı 2003 yılında olduğu gibi 2004 yılı bütçesinde de faiz dışı fazla, en önemli hedeflerden birisi, hatta en önemlisi olarak kabul edilmektedir; çünkü, faizdışı fazla verildiği takdirde, borç stokundaki artış, yani net borçlanma, faiz ödemelerinden daha az olacaktır. Eğer, reel faiz, büyüme hızıyla aynı düzeydeyse, o takdirde, faizdışı fazla verilmesi borç yükünü de zamanla azaltacaktır.
Bu durum, açıktır ki, faizdışı dengenin borç yüküyle ilgili ciddî bir gösterge olması için, tüm gelir ve gider hesaplarının bütçe içinde gösterilmesini beraberinde getirmektedir. Örneğin, 2002 yılında, kamu kesiminde iç ve dışborç stoku toplamı 64,8 katrilyon lira artmıştır. 2002 yılı bütçe açığı ise, 40,1 katrilyon Türk Lirasıdır. Bu durum, bütçeye gelir ve gider kaydedilmeyen kalemlerin varlığını göstermektedir ve aradaki fark, 24,7 katrilyon lira gibi küçümsenmeyecek bir miktardır. Gerek gelir tahminlerinde iyimser hedefler benimsenmesi gerek öngörülen harcama büyüklüklerinin düşük tutulması sonucunda, 2004 yılı bütçesinde de benzer bir tabloyla karşılaşılması mümkündür.
Hükümet, iç ve dışborç stokundaki net artıştan çok, iç ve dışdorç stokunun gayri safî millî hâsılaya oranının önemli olduğunu ileri sürmektedir. Ne var ki, iktidarın görevde bulunduğu bir yıl içerisinde, içborç stokunun yüzde 25, konsolide bütçe dışborç stokunun da yüzde 13 oranında arttığı yadsınamaz bir gerçektir.
Maliye Bakanının sözlerinin aksine, iç ve dışborç stoku net olarak artmıştır; yani, anapara ve faiz ödemelerinden sonra artmıştır. Kaldı ki, borç çevirme oranına baktığımızda, yüzde 70-75 olması gereken oranın, ortalama yüzde 90'ın üzerine çıktığı görülmektedir. Böyle bir durumda da borçların azalması söz konusu değildir.
Sayın milletvekilleri, Türkiye gibi sorunları çok olan ve gelişmiş ülkelerle arasındaki gelişmişlik farkını kapatmak isteyen bir ülkede, bütçe gelirlerinin büyük bir oranının iç ve dışborç faiz ödemelerine ayrılması doğru değildir, ayrılmamalıdır.
Vasıtalı vergilerin toplam vergilerin yüzde 70'ine, kayıtdışı ekonominin ise yüzde 65'lere ulaştığı bir ekonomide, ciddî önlemler alınması gerektiği açıktır. Oysa, bugüne kadar, bu yönde olumlu bir adım atılmadığı gibi ve önemli bir adım atılmadığı gibi, tam ters yönde gelişmeler olmuştur.
Hükümetin "vergi barışı" adı altında hayalî ihracatçıları, sahtekârları, kaçakçıları affetmesi "nereden buldun" sorusunu sorma olanağını ortadan kaldırması, esasen, büyük vergi yükü altında olan geniş halk kesimlerini olumsuz yönde etkileyen vasıtalı vergilerde ek artışlar öngörmesi, ciddî ve adil bir vergi reformu yapma niyetinde olmadığını göstermektedir.
Kayıtdışı ekonomiyi kayıt altına almak için ise, bugüne kadar ciddî bir girişim yapılmamıştır. Borçları borç alarak ödemek, anapara ve faiz ödemelerinden daha fazla borç almak ve bir yıl içinde iç ve dışborç stokunu net olarak 46,2 katrilyon lira artırmak çözüm değildir.
Hükümet üyelerinin, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri ve Kıbrıs gibi çok haklı olduğumuz konularda çelişkili ve savunmamızı olumsuz yönde etkileyen sözler söylemesi, gerekli tepkileri göstermemesi, Türkiye'nin hiçbir şekilde hak etmediği davranışlar ve açıklamalar karşısında suskun kalması, en olumsuz raporları bile "objektif bir değerlendirmedir" diye tanımlaması, Irak olayında olduğu gibi Türkiye yararına olmayan girişimlere yeşil ışık yakması, büyük ölçüde üst düzey yetkililerin dışpolitika konularını iyi bilmemesinden kaynaklanmaktadır; ancak, kuşkusuz, bunda, Türkiye'nin bir borç çıkmazı içinde olmasının da katkısı vardır ve bu gidiş, mutlaka durdurulmalıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
39 konuşma daha · 23 Aralık 2003