Maliye bakanlığı, gelir bütçesi
İstanbul Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 35. Birleşim · 2. yasama yılı · 23 Aralık 2003 · 1.014 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Birgen Keleş (CHP), 23 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MALİYE BAKANLIĞI, GELİR BÜTÇESİ); konuşma 1.014 kelime.
Birgen Keleş (CHP, İstanbul). “Maliye bakanlığı, gelir bütçesi”. TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim tutanağı, 23 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/birgen-keles-22-2003-12-23-maliye-bakanligi-gelir-butcesi-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA BİRGEN KELEŞ (İstanbul)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın milletvekilleri, madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum ve Yüce Meclise saygılar sunuyorum.
2004 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarısının 12 nci maddesi yatırımlara ilişkindir ve bu maddede, yıllık programlara ek yatırım cetvellerinde yer alan projeler dışında, herhangi bir projeye harcama yapılmayacağı ifade edilmektedir.
Ayrıca, yeni başlanacak olan yatırımların da, 2004 yılı yatırım ödeneğinin, toplam proje maliyetinin yüzde 10'undan az olamayacağı ifade edilmektedir. 12 nci maddede, bunlar dışında da bazı kısıtlamalar vardır.
1980 sonrasında, ısrarla izlenen kamu kuruluşlarına yatırım yaptırmama politikası sonucunda, yatırımlar, yıllardır en fazla kesintiye uğrayan bütçe kalemleri olmuştur. O kadar ki, önce tarım, madencilik, sanayi sektöründe yatırım yapmaktan vazgeçen hükümetler, daha sonra enerji, altyapı, eğitim, sağlık gibi sektörlerde de benzer bir tutum izlemişlerdir.
Bütçe dengeleri kurulurken en kolaylıkla vazgeçilen ve kesintiye uğrayan bütçe kalemi, hep yatırımlar olmuştur. Gerek kamu kuruluşlarında yatırım yaptırmama politikası gerek bütçede yer alan yatırımlara mümkün olduğu kadar az ödenek ayrılması sonucunda, yatırım projeleri stoku hızla artmış ve pek çoğu da zamanla önemini yitirmiştir. Bu böyle olmakla birlikte, 2004 yılı bütçesi hazırlanırken yapılan yatırım ayıklama işlemini, akılcı, yararlı bir işlem olarak değerlendirmek mümkün değildir; çünkü, gerekli çalışma yapılmadan, usulen yapılan değerlendirmeler sonucunda yatırımlar listelerden çıkarılmıştır. Oysa, içerisinde bulunduğumuz koşullarda, yatırımların listelerden çıkarılması değil, yeni yeni projelerin yatırım listelerine katılması gereklidir.
Sayın milletvekilleri, Türk ekonomisinin çok büyüdüğü veyahut da büyümekte olduğu sık sık ifade edilmektedir; ancak, sabit fiyatlarla hazırladığımız verilere bakıldığında, ekonominin büyümediği, tam tersine, bir küçülme içerisinde olduğu görülmektedir. Bu da, son yıllarda, toplumda görülen yoksullaşmayla tutarlıdır. Yine görülmektedir ki, büyüme denilen, gerçek anlamda verimlilik artışından kaynaklanmamaktadır. Oysa, ekonominin verimlilik artışı, rekabet etme kapasitesini belirleyen en önemli unsurdur. Büyüdüğü iddia edilen bir ekonomide işsizliğin artması da, sık görülen bir olay değildir. 2003 yılı büyüme tahmini ve 2004 yılı için öngörülen büyüme, sabit fiyatlarla incelendiğinde görülmektedir ki, aslında, son beş yılda yaşanan krizler sonucunda, 1998 yılındaki üretim düzeyine, bugün, ancak ulaşılmıştır. Tabiî, bu arada, nüfus 6 000 000 arttığı için, bugün kişi başına düşen üretim veyahut da gelir, 1998 yılındakinden daha küçüktür.
Sayın milletvekilleri, Türkiye'nin içerisinde bulunduğu koşullarda, yatırımlar, sadece büyüme açısından değil, kapasite kullanma açısından da fevkalade önemlidir. Yıllardır yatırım yapılmaması sonucunda, kapasite kullanım oranları en üst düzeye yükselmiştir ve yeni kapasitelere olan ihtiyaç, bugün, her zamankinden daha fazladır.
Yatırımların yetersizliği ne zaman söz konusu olsa, hükümet üyeleri "kamuya yatırım yaptırmama ilkemiz var; biz, özel sektörün yatırım yapmasını istiyoruz" demektedirler.
Sayın milletvekilleri, bir defa, hiç kimsenin, ülke aleyhine sonuç veren, toplum aleyhine sonuç veren politikaları benimseme ve bunu yıllarca sürdürme hakkı yoktur.
İkincisi, 1980 sonrasında azalan sadece kamu yatırımları değildir, aynı zamanda özel yatırımlardır.
Üçüncüsü, yatırımlardaki azalma, sadece tarım, madencilik, imalat sanayii gibi sektörlerle sınırlı değildir. Sabit fiyatlarla toplam sabit sermaye yatırımları içerisinde, sektörlerin oranlarına baktığımızda, tarım sektörünün 1981'de yüzde 10,5'ten, 2004'te yüzde 4,1'e madencilik sektörünün 1981'de yüzde 4,7'den 2003'te yüzde 2,1'e, imalat sektörünün ise 1981'de yüzde 28,7'den 2004'te yüzde 23'e indiğini görmekteyiz.
Aynı sektörlerin toplam kamu kesimi sabit sermaye yatırımları içerisindeki oranları ise daha hızlı bir şekilde azalmıştır. 1981 ile 2004 arasında tarım, madencilik ve sanayi sektörlerinin toplam kamu sabit sermaye yatırımları içerisindeki oranları, tarımda yüzde 10,2'den yüzde 7,2'ye, madencilikte yüzde 9,7'den yüzde 2,1'e; imalat sanayiinde ise yüzde 21,9'dan yüzde 2,7'ye inmiştir.
Benzer bir durum, özel sektör yatırımları için de söz konusudur. 1981 ve 2004 yılları arasında tarım sektörünün toplam özel sabit sermaye yatırımları içindeki oranı yüzde 10,8'den yüzde 2,8'e inmiştir.
Konsolide bütçe yatırımlarının toplam bütçe harcamaları içindeki oranı 1976 yılında yüzde 22'den 2004 bütçe tasarısında yüzde 4,7'ye inmiştir. Tabiî, bu durum, üretken sektör oranlarındaki azalışı daha da dramatik bir hale getirmektedir.
Diğer ilginç bir nokta, her vesileyle suçlanan, kara delik olarak nitelendirilen, kamu iktisadî teşebbüslerine yapılan transferin toplam bütçe harcamaları içerisindeki oranının, 1976 yılında yüzde 9,1'den 2004'te binde 9'a inmesidir; ama, hâlâ, karadelik olarak nitelendirilmesidir. Faizlerin toplam harcama içindeki oranlarıysa 1976 yılında yüzde 2,6'dan 2004'te yüzde 41,1'e yükselmiştir.
İktidar, yatırımlara ideolojik olarak yaklaşmaktan en kısa sürede vazgeçmelidir. Yağmur duasına çıkmış insanlar gibi, özel sektör yatırım yapsın diye beklemek ve yabancılara, gelip yatırım yapmaları için olmayacak tavizler vermek, yabancılara verilen tavizleri hiçbir gelişmiş ülkede olmayan düzeylere çıkarmak; bu uğurda, Doğrudan Yabancı Yatırımlar Yasasında ve 4916 sayılı Yasada olduğu gibi, ülkenin birliğini, bütünlüğünü bozabilecek yasal değişiklikler yapmak çıkar yol değildir arkadaşlarım.
Dışsatımın ve rekabet gücünün artırılması, teknolojinin yenilenmesine ve üretim kapasitesinin artırılmasına bağlıdır; bu, yatırımlarla gerçekleştirilebilir. Yatırım olmayan dönemlerde, dışticaret artışındaki hızlı yükselişler de sakıncalı sonuçlar yaratabilir. Dünyanın hiçbir ülkesinde, ithalat artışı, Türkiye'de olduğu gibi, olağan karşılanmaz; çünkü, aramal ve yatırım malı ithalatının artması, sadece üretimdeki ve yatırımlardaki artıştan kaynaklanmamaktadır. AKP İktidarı bunun böyle olduğunu iddia ediyor "önemli değildir ithalat artışı, aramallar ve yatırım malları artıyor, üretim ve yatırımlar artıyor demektir" diyor.
Değerli arkadaşlarım, ciddî bir çalışma yapıldığında görülmektedir ki, Türkiye'de üretilen malların yabancı mallar tarafından ikame edilmesi de söz konusudur ve üretim malları ile yatırım malları ithalatındaki artışı, her zaman, üretimdeki ve yatırımdaki artışlarla açıklamak mümkün değildir. Yabancı ülkeler bu konuya çok önem vermekte ve o nedenle de, herhangi bir ürünün ithalatında hızlı bir artış olduğunda, derhal gerekli önlemleri almaktadırlar. Türkiye'de ise hükümet, yüzde 45, yüzde 55 gibi artışlara bile duyarsız kalmakta ve tek tek mal bazında inceleme yapmaya ve artışın nereden kaynaklandığını araştırmaya gerek görmemektedir. Zaman zaman, hükümetler, bizzat aldıkları kararlarla, yabancı araba ithalatında olduğu gibi, ithalatı kamçılamaktadırlar. Ekim ayında tüketim malı ithalatındaki artış oranı yüzde 58,3'tür, ocak-ekim dönemindeyse tüketim malları ithalatındaki artış oranı yüzde 45,1'dir; buna rağmen, iktidar, ithalat artışını mutlu bir olay gibi yansıtmaktadır.
Sayın milletvekilleri, yatırımlar dramatik boyutlara yükselmiş olan işsizliğin azalması için de yaşamsal önemdedir; çünkü, işsizliğin azaltılması için yeni tesislerin kurulmasına, yeni iş alanlarının açılmasına ihtiyaç vardır. Önemli olan, üretken yatırımların yapılması, Türkiye'nin ekonomik ve sosyal koşullarının iyileştirilmesi, çiftçilerin ve sanayicilerin yurt içinde ve yurt dışında yabancılarla rekabet etme gücünün geliştirilmesidir. Teknolojinin yenilenmesi, rekabet gücünün ve üretim kapasitesinin artırılması, dışticaret açığının azaltılması, içinde bulunduğumuz koşullarda, takdir edersiniz ki, büyük önem taşımaktadır. Hiçbir hükümetin böyle bir ihtiyaca karşı duyarsız kalma hakkı yoktur. İktidarı yıllardır devam eden yatırım yetersizliğinin yol açacağı sorunlara karşı uyarıyorum ve bir an önce harekete geçmesini ve toplam bütçe harcamaları içinde yüzde 4,7'ler düzeyine inen yatırım oranının yükseltilmesini talep ediyorum.
Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
39 konuşma daha · 23 Aralık 2003