İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 19. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Ssk kanunu,tarım işçileri ssk kanunu ve diğer bağımsız çalışanlar kanunu

Cemal Uysal

Ordu Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 19. Birleşim · 1. yasama yılı · 8 Ocak 2003 · 605 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Cemal Uysal (AK Parti), 8 Ocak 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 19. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SSK KANUNU,TARIM İŞÇİLERİ SSK KANUNU VE DİĞER BAĞIMSIZ ÇALIŞANLAR KANUNU); konuşma 605 kelime.

Cemal Uysal (AK Parti, Ordu). “Ssk kanunu,tarım işçileri ssk kanunu ve diğer bağımsız çalışanlar kanunu”. TBMM Genel Kurulu, 19. Birleşim tutanağı, 8 Ocak 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cemal-uysal-22-2003-01-08-ssk-kanunu-tarim-iscileri-ssk-kanunu-ve-diger-bagimsiz-calisanlar-kanu (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CEMAL UYSAL (Ordu)Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun tasarısı üzerinde şahsî görüşlerimi açıklamak üzere huzurlarınızda bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Türkiye, son çeyrek asırlık bir zaman diliminde, oldukça yüksek ve kronik bir enflasyon konjonktürü içerisinde kıvranıp durdu. Bu yüksek enflasyon, ekonominin bütün dengelerini altüst etti; tasarruf seviyesinden kaynak tahsisine, yatırımlardan ihracata, kambiyo fiyatından kamu finansmanına ve nihayet, gelir dağılımına kadar çok olumsuz etkileri görüldü. Özellikle, gelir dağılımındaki bozukluk son derece önemlidir; çünkü, bozuk gelir dağılımını düzeltmek öyle zannedildiği kadar kolay değildir; çünkü, ekonomide millî gelir oluşurken, aynı zamanda gelir ve servet birikimleri kalıpları oluşur. Bunlar, çok çeşitli reel ve parasal araçlar üzerinde meydana gelir. Bu gelir ve servet yapıları yıllar boyunca oluştuğu ve belli bir kalıba girdiği için, bunları, sonradan, kısa zamanda, bulundukları yerlerden koparmak ve başkalarına, özellikle de dargelirlilere aktarmak mümkün olmaz; güç bir iştir, dirençle karşılaşılır. Bu kesimler arasındaki gelir dağılımının tablosu da bunu göstermektedir. Millî gelirden en düşük payı alan yüzde 20'lik grubun 1968'deki payı yüzde 3 iken, 1994'te yüzde 4,9 olmuştur; yani, 26 yıllık bir devrede bu dargelirlilerin payı sadece 1,9 oranında artmıştır. Bu nedenle, gelir dağılımını, sadece enflasyonu düşürmek suretiyle düzeltmek mümkün değildir; mutlaka, bu kesimlere kaynak aktarmak gereklidir. İşte, bu yapılmıştır. SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin aylıklarının önemli ölçüde artırılmasını bu çerçevede değerlendirmek gerekir.

Evet, bir ülkede kalkınmak için tasarruf asıldır ve önemlidir; ama, bunu, sadece işçiden, memurdan, emekliden beklemek insafsızlık olur. Gelecek neslin selameti uğruna mevcut neslin sefaletinin savunulması mümkün değildir.

Enflasyonun önemli ölçüde düşmüş olması çok olumludur, bunu sevinçle karşılıyoruz. Bir gelire sahip olan insanın bu gelirinin zaman içindeki seyri önemlidir. Gelir artarsa refah düzeyi de artacaktır. Gelirin bir de harcama safhası vardır; harcama safhası enflasyonla çok ilgilidir. Burada, özellikle, fiyatların sürekli artmaması çok önemlidir. Enflasyonun düşmüş olmasının, bu bakımdan da refaha etkisi olacaktır. Enflasyon düşerken, emeklilerin şimdiye kadar uğradıkları gelir kayıplarının da, mutlaka, gelir artışıyla desteklenmesi gerekirdi; işte, şimdi, bu yapılmıştır.

Emekli ödemeleri, üretim faktörlerinin istihdamına bağlı olmayan bir gelirler sistemidir; ancak, herkes emekli olacak, aktif çalışma hayatından çekilecektir. İnsanlar, tabiî ömürlerinin sonlarında geçinebileceği asgarî bir gelire ve hastalandığında tedavi görebileceği bir güvenceye sahip olmalıdır. Çok az sayıdaki bir kesime, 20-30 tane bankaya devlet bütçesinden yılda 60 katrilyonun üzerinde faiz ödenmektedir; bu, aşağı yukarı 40 milyar dolardır. Ayrıca, banka sisteminden de aşağı yukarı bu kadar faiz ödenmektedir. 150 milyar dolar millî geliri olan bir ülkede, aşağı yukarı 70 milyar dolarlık bir faiz ödemesi vardır ve bunların hiçbirini bu emekliler almamaktadır; çünkü emeklilerin böyle alanlara plase edecekleri ne tasarrufları vardır ne ellerinde paraları vardır.

Emeklilere yapılan zamlar, emeklilerimizin rahatlamasını sağlayacağı gibi, özellikle dargelirli tarım üreticilerine de olumlu etki yapacaktır. Çünkü, emekliler dargelirli insanlardır ve harcamaları içerisinde gıda maddelerinin payı çok yüksektir. Bu bakımdan da çiftçilerimiz bundan sonra tarım ürünlerini çok daha iyi fiyatla ve çok daha büyük miktarda satacaklar, bu da ekonomiye mutlaka olumlu etki yapacaktır. Öte yandan ülkemizin her tarafında yaşayan emeklilerimiz aylıklarını bulundukları köyde, beldede mahallede, kasabada, pazarda, bakkalda harcadıklarından, bu, bu dargelirli esnafların gelirlerini de artıracaktır. Bu bakımdan da çok olumlu etkileri olacaktır.

Çok değerli milletvekilleri, sosyal güvenlik sektörü, tabiî ki primli rejime dayanıyor; ama, sosyal politikayı esas aldığınız zaman, bu sosyal sigorta, sosyal yardım ve sosyal hizmet üçlüsünden oluşmaktadır. Gelişmiş ekonomilerde primli rejimlerin dışında, mutlaka, önemli ölçüde destekler; yani sosyal yardımlar yapılmaktadır. Bu bakımdan da gerçekten bu verilmiş olan zamlar ve bunların bir destek ödemesi şeklinde verilmesi, hükümetimizin sosyal politika alanındaki düşüncelerini, sosyal ekonomiyle ilgili politikalarını uygulaması bakımından da fevkalade önemlidir.

Bu bakımdan, ben, tasarının çok olumlu olduğunu ve işçilere yapılan zamların da -çok fazla olmamakla birlikte- onlara büyük imkânlar, büyük kolaylıklar sağlayacağını umuyorum; bu bakımdan da, hükümetimizi, takdirle, tebrikle karşılıyorum.

Hepinize saygılarımı ve sevgilerimi sunuyorum efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

22 konuşma daha · 8 Ocak 2003

22 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook