İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 13. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

4306 ve 4481 sayılı kan. değişiklik yap. hak. kan. (gelirvergisi vergi usul kanunu)

Enis Tütüncü

Tekirdağ Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 13. Birleşim · 1. yasama yılı · 19 Aralık 2002 · 702 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Enis Tütüncü (CHP), 19 Aralık 2002 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 4306 VE 4481 SAYILI KAN. DEĞİŞİKLİK YAP. HAK. KAN. (GELİRVERGİSİ VERGİ USUL KANUNU)); konuşma 702 kelime.

Enis Tütüncü (CHP, Tekirdağ). “4306 ve 4481 sayılı kan. değişiklik yap. hak. kan. (gelirvergisi vergi usul kanunu)”. TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim tutanağı, 19 Aralık 2002. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/enis-tutuncu-22-2002-12-19-4306-ve-4481-sayili-kan-degisiklik-yap-hak-kan-gelirvergisi-vergi (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlarken, hepinizi, en derin sevgilerle, saygılarla selamlıyorum.

Maddeyle ilgili görüşlerime geçmeden önce, çok önemli saydığım bir hususu sizinle paylaşmak istiyorum.

Sayın milletvekilleri, bilmem dikkatinizi çekti mi, bu tasarının gerekçesi başka, içeriği başka; yani, zarf ile mazruf uymuyor.

Ayrıca, bilmem yine dikkatinizi çekti mi, bu tasarı, AKP'nin Programına uygun düşmeyen kimi hükümleri de içeriyor. Örneğin, AKP Programı sayfa 39'da vergiyle ilgili politikalardan biri şöyle ifade ediliyor: "Belge düzenine işlerlik kazandırılarak, kayıtdışı ekonomik faaliyetlerin vergilendirilmesi sağlanacak ve vergi tabanı genişletilecektir." Oysa, bu tasarıdaki düzenlemelerle, kayıtdışı ekonominin önlenmesi bir yana, kayıtdışılık âdeta teşvik edilmektedir.

Az önce, hükümet, yaşam standardıyla ilgili önerisini geri çekti. Çok iyi yaptı. Cumhuriyet Halk Partisinin, Plan ve Bütçe Komisyonunda, konu üzerindeki eleştirilerini, daha da ötede, haykırışlarını ve çığlıklarını duydu; esnaf ve sanatkârlar adına ve diğer bağımsız çalışanlar adına teşekkür ediyoruz.

Sayın milletvekilleri, bugün yaşadıklarımız ve gördüklerimiz bana bir şeyi anımsatıyor, bir türküyü anımsatıyor: "Karakolda doğru söyler, mahkemede şaşar." AK Parti seçim meydanlarında ve programında doğru söylüyor, Parlamentoda şaşıyor. Ne yazık ki, bugünkü yaşadıklarımız, bana bunu anımsattı.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu maddeyle özerk kurum ve kurulların gelirlerinden belirli tutarların sürekli olarak bütçeye aktarılması öngörülmektedir. Bu uygulama, anımsanacağı üzere, ilk defa 1999 yılında çıkarılan deprem vergileri sırasında gündeme getirilmişti. Daha sonra, uygulama 31.12.2002 tarihine kadar da uzatılmıştı. Şimdi, bu maddeyle uygulama hem kalıcı hale getirilmektedir hem de uygulamanın kapsamı genişletilmektedir.

Değerli milletvekilleri, bilindiği gibi, hızla değişen ve gelişen koşullar çerçevesinde uzmanlaşma gerektiren alanların sayısı, yaşadığımız dönemde, hızla artıyor. Ekonomide hem taraflar hem de işlemler giderek karmaşık hale geliyor. Bu durum, kamusal alanın yaşamsal sektörleri olarak nitelenen konularda hem düzenleyici hem de denetleyici işlevlere sahip, klasik idarî teşkilat yapısından farklı, bağımsız yeni kurum ve kuruluşların oluşturulması zorunluluğunu doğurmuştur. Söz konusu bağımsız kuruluşlar, ulusal ve uluslararası uygulamada, genel kabul görmüş kimi ilkelere sahiptir. Örneğin, bunlar, ayrı bir kamu tüzel kişiliğine sahip olmaları, kamunun önemli alanlarını düzenlemeleri, devletin sorumluluk ve yetki alanına giren düzenleme ve denetim işlevine katılmaları, yönetimlerinin özerk olması ve üyelerinin karar almada bağımsızlığı; faaliyetlerinin, yalnız yargısal denetime sahip olması, tabi olması ve hiyerarşi veya vesayet türü idarî denetime tabi olmamaları, çeşitli idarî yaptırım uygulama yetkilerinin bulunması şeklinde özetlenebilir.

Hepimizin yakından izlediği gibi, bu kurum ve kurulların oluşturulmasının bir nedeni de, ekonominin belirli alanlarındaki karar alma yetkisinin geçmiş dönemlerde siyasî otoritenin elinde olmasının yarattığı sakıncalardır. Bu kapsamda kurulan kurum ve kuruluşların bağımsızlıklarının en önemli göstergesi ve teminatı, malî açıdan da özerk olmaları, genel bütçeden ayrı, özerk bir bütçelerinin olması ve harcamalarını genel idarenin vesayeti altında bulunmadan serbestçe yapabilmeleridir. Nitekim, ülkemizde bu kapsamda faaliyet gösteren kurum ve kurulların her birinin kuruluş kanunlarında, idarî ve malî özerkliği teminat altına alan hükümlere yer verilmiştir.

Burada vurgulamak isterim ki, bu kurulların gelirleri, düzenledikleri veya denetledikleri sektörlerden yapılan kesintilerle karşılanmaktadır. Bütçeden pay almadıklarından, devlete getirdikleri bir yük de bulunmamaktadır. Burada hemen ifade etmeliyim ki, söz konusu gelirlerin bütçe ve Sayıştayın denetimi kapsamına, içerisine alınmasını olumlu karşılıyoruz.

Şu anda görüşmekte olduğumuz tasarı ve benzeri diğer düzenlemelerle bu tür bağımsız ve özerk kurum ve kuruluşların gelirlerine ipotek konulmasını doğru bulmuyoruz. Bu kurum ve kurulların genel idarenin vesayeti altına alınması, idarî ve malî özerkliğe sahip olarak faaliyet göstermelerinin engellenmesi, netice itibariyle, bunların bağımsız karar alabilmelerinin sınırlandırılması anlamına gelmektedir.

Daha da vahimi, tasarıda, bu kurumların gelirlerinden kesilecek miktarın Maliye Bakanının teklifi üzerine Başbakanca belirlenmesi öngörülmektedir ki, bu da, son derece sıkıntı yaratacak bir uygulama olacaktır. Böylelikle, siyasî otorite kendi eğilimi doğrultusunda karar alarak, işlem tesis eden kurumlara daha düşük oran, aksi surette davranan kurumlara ise daha yüksek bir oran belirleyerek, bu kurumların bağımsız karar alabilme yetkilerine açıkça müdahalede bulunabilecektir. Bu yol bir açılırsa, bunun arkası gelebilecektir.

Hükümetin bu kurullara müdahale etme kararlılığı ve kurullar arasında farklılaştırma yapmak suretiyle bu durumu sürekli bir tehdit unsuru olarak elinde bulundurma azmi, görüşülmekte olan kanun tasarısında açıkça ifadesini bulmaktadır.

Ayrıca belirtmek isterim ki, bu kurulların gelirlerinin kesilmesi, hükümetin elinde, kurullar üzerinde dolaylı; ancak, güçlü bir siyasî baskı unsuru olarak kullanılmakla kalmayacak, aynı zamanda, bunların, personel, eğitim gibi gelişmeleri için yaşamsal önemde olacak harcamalarının fiilen kısıtlanması sonucunu doğuracaktır. Dolayısıyla, hükümet, bu tasarıyla, kurulların gelişim ve etkinliğini de, zamanla sekteye uğratma gibi bir eğilimin içerisine girebilecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu gerekçelerle, bu maddenin gündemden çıkarılmasını olurlarınıza sunuyorum.

Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

19 konuşma daha · 19 Aralık 2002

19 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook