İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 114. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Genel kadro ve usulu hakkında kanun hükmünde kararnamenin eki cetvellerin dış ticaret müsteşarlığına ait bölümünde değişiklik yapılması hakkında (s.s.476)

Enis Tütüncü

Tekirdağ Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 114. Birleşim · 4. yasama yılı · 9 Haziran 2010 · 1.294 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Enis Tütüncü (CHP), 9 Haziran 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GENEL KADRO VE USULU HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMENİN EKİ CETVELLERİN DIŞ TİCARET MÜSTEŞARLIĞINA AİT BÖLÜMÜNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.476)); konuşma 1.294 kelime.

Enis Tütüncü (CHP, Tekirdağ). “Genel kadro ve usulu hakkında kanun hükmünde kararnamenin eki cetvellerin dış ticaret müsteşarlığına ait bölümünde değişiklik yapılması hakkında (s.s.476)”. TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim tutanağı, 9 Haziran 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/enis-tutuncu-23-2010-06-09-genel-kadro-ve-usulu-hakkinda-kanun-hukmunde-kararnamenin-eki-cetvelle (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sözlerime başlarken hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum.

Aslında, az önce kabul ettiğimiz ya da kabul edilen –biz kabul etmedik- önergenin son derece sakıncalı bir önerge olduğunu ve gerekçesini anlamakta güçlük çektiğimizi ifade etmeliyim. Yani bakınız Sayın Başkan, değerli milletvekilleri ve Sayın Bakanımız; lütfen… Yani siz buraya bir yasa tasarısı sevk ediyorsunuz ve “Hâlen 115 olan yurt dışı kadro sayısını 145’e yükselteceğiz.” diyorsunuz, 30 kişilik kadro için buraya geliyorsunuz ve burada bir önerge veriyorsunuz, “30 adet kadro yetersizdir, 135 adede çıkarılması…” Ya, böyle bir şey olabilir mi? Biz mi yanlış anladık yoksa? Daha mürekkebi kurumamış. Bu nasıl iş? Yani ne yapılmak isteniyor? 30 adet kadro için geliyorsunuz, yasa tasarısı o yani Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığında, dışarıda tabii ki ihtiyaç var -biliyorum- yıllardan bu yana bazı sıkıntılar var ama el insaf, yani 30’la geliyorsunuz, 135 adede çıkarıyorsunuz, 105 tane artırıyorsunuz. Bunu anlamakta zorlanıyoruz ve lütfen Sayın Bakandan bunun doyurucu bir açıklamasını rica ediyorum. Aksi hâlde şöyle bir -bir şeyin şüyuu vukuundan beterdir- suçlamayla ya da düşünceyle karşı karşıya kalabilirsiniz: “Ne o yani, siz Dış ticaret Müsteşarlığının dış temsilciliklerini çiftliğe mi çevirmek istiyorsunuz?” E bunu söylerler. Gülüyorsunuz ama Sayın Bakan, lütfen… 30 kadro istiyorsunuz, burada bir önergeyle… Yani böyle bir şeyi anlamak mümkün değil. Lütfen burada doyurucu bir açıklama rica ediyorum.

Ayrıca da -burada yazmıyor- “2010 plan dönemi sonunda dış temsilcilik sayısının 110’a çıkarılması…” Kaçtı, kaçtan kaça? Yurt dışı kadro sayısını 115’ten 145’e yükseltmeyi öngörüyorsunuz. Bu çerçevede de bir açıklama rica ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Dış Ticaret Müsteşarlığının bir vizyonu var. Bu vizyonu ne? Genel gerekçede görebildiğimiz kadarıyla ülkemizin dünya ticaretinde lider ülkeler arasında yer almasını sağlayacak dış ticaret politikalarını oluşturmak ve uygulamak. Şimdi, lütfen… Ne demek bu? Dünya ticaretinde lider ülkeler arasında yer almasını sağlayacak dış ticaret politikası ne anlama geliyor? Ne anlama geliyor? Burada kastedilen dış ticaret hacminin büyüklüğüdür. Yani siz diyorsanız dünya ticaretinde lider ülkeler arasında yer almasını sağlayacak dış ticaret politikaları, yani ihracat artı ithalat, yani dış ticaret hacmidir. İşte, yanlış burada. İşte, yanlış burada.

Bu yanlışla ne olur? Ne olur? Dünya ticaretinde kaybeden ülkeler safında yer almaya mahkûm olursunuz. Nitekim öyle oldu. Böyle bir hedef olabilir mi? Anlamak mümkün değil. Bakınız, yanlış burada. Dış ticaret açığını ihmal ediyorsunuz. Bizim asıl sorunumuz dış ticaret açığı değil mi değerli arkadaşlarım? Ve son tahlilde cari işlemler açığı değil mi? Yineliyorum, dünya ticaretinde lider ülkeler arasında yer alma hedefi, bizi gözü kapalı bir şekilde dış borçla finanse edilen bir ithalat bağımlısı konumuna düşürmez mi? Nitekim düşürdü.

Hedef ne olmalıdır? Bakınız, hedef ne olmalıdır? Hedef, dünya ticaretinde kazanan ülkeler safında yer tutmak olmalıdır. Bu ne anlama geliyor? İhracat fazlası vereceksin ve dolayısıyla cari açığın olmayacak. Yani ihracat fazlası vereceksin, dış ticaret açığın olmayacak. Güney Kore öyle yapıyor.

Bir başka çarpıklık var. Özür dilerim, çok saydığım -ismini söylemeyeceğim- bazı arkadaşlarım burada konuşuyorlar. Yani anlamakta güçlük çekiyorum. Efendim, neymiş? İthalata yönelik kalkınma stratejisi, ihracata dönük kalkınma stratejisi yokmuş. Aman Allah’ım! Böyle şeyler olabilir mi?

Şimdi, bakınız, ekonomik kalkınma açısından kalkınma literatüründe iki ana strateji vardır. Buna ekonomik büyüme modeli de diyebilirsiniz. Biri, ithal ikamesine yönelik ya da ithal ikamesine dayalı kalkınma stratejisi, öbürü de ihracata dayalı, yani ihracata yönelik kalkınma stratejisi. Peki, rica ediyorum, ithalata dayalı kalkınma stratejisi olur mu? Olmaz.

Siz eğer “Dünya ticaretinde lider ülkeler arasında yer almayı istiyoruz.” derseniz bunun sonu ithalata dayalı bir kalkınma stratejisi olur. Böyle bir şey yok. Ne yazık ki bu yanlış yapıldı ve Türkiye, afyon bağımlısı gibi yabancının parasıyla, dış borçla finanse edilen bir ithalat bağımlısı dış büyüme modelinin tutsağı hâline getirildi. Ne oldu? Bakınız ne oldu? Sonuçta ne oldu? Nasıl kaybettik?

Burada seçilmiş sektörler itibarıyla ihracatın ithal ara mallara bağımlılığı var, dâhilde işleme rejimine göre bunu hesapladık.

Bakınız, ana metal sanayisinde -ki orta düşük sanayidir teknoloji açısından- 2000 yılında ihracatın ithal mallarına bağımlılığı yüzde 68 iken bu bağımlılık yüzde 73’e çıkmış, 5 puan daha fazla ithalata bağımlı hâle getirmişsiniz.

Bakınız, elektrikli makineler, bu da orta yüksek teknoloji yoğunluğunda olan bir sektördür, burada ihracatın ithal ara malına bağımlılığı yüzde 63 iken yüzde 65’e çıkmış, 2 puan daha bağımlı hâle getirmişsiniz.

Makine imalat sanayisi, Türkiye'nin makine imalat sanayisinde bir ihracat üssü olabilme potansiyeli var. Cumhuriyet Halk Partisi olarak yıllardan beri biz bunun ciddi bir teşvik politikasıyla sağlanmasını, bunun sağlanmasını savunuyoruz. Ama bakınız, makine imalat sanayisinde ihracatın ithal ara malına bağımlılığı yüzde 40’mış yüzde 59’a çıkartmışsınız; 19 puan.

Değerli arkadaşlarım, sevgili milletvekilleri; böyle bir şey olabilir mi? İşte, sizin bu götürdüğünüz bilinçsiz dış ticaret politikası, stratejisiz dış ticaret politikası Türkiye’yi buraya getirmiş.

Bakınız, başka ne olmuş bu bilinçsiz dış ticaret politikası? Türkiye’de imalat sanayisinin üretim yapısı, bakınız, yüksek teknoloji tamamen düşmüş üretim yapısında, imalat sanayisinin üretim yapısında yüksek teknolojili mal üretimi düşmüş; yüzde 5’in üzerindeymiş, yüzde 5,2 oran olarak, yüzde 5’in altına düşmüş. Daha vahimi orta, yüksek teknoloji yoğunluktaki mal üretimi imalat sanayisinde yüzde 25’e yakın iken 2000 yılında yüzde 20’ye düşmüş.

Şimdi, Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; çok yazık olmuştur. Çok yazık olmuştur. Türkiye, bu bilinçsiz ihracat politikasıyla, stratejisi belirli olmayan, stratejisi olmayan bu ihracat politikasıyla yabancı ülkelerin finansmanını kullanmış, yabancı ülkelerin mallarını kendi piyasalarında yerli sanayiciyi piyasadan kovma pahasına kullanmış. Yani ihracat, ithalat, yani dış ticaret çarkları yabancı ülkelere istihdam yaratmış, yabancı ülkelere üretim yaratmış; yabancı ülkelerin değirmenine su taşımışız, Türkiye kaybetmiş.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bakınız IMF geldi. IMF geldi ve ekonomiyi değerlendirdi. Bu ay başında giderayak, giderken IMF bir tespitte bulundu ve bir açıklamada bulundu, dedi ki: “İçeride tüketim artışı başladı. Ancak bundan yerli üretici yararlanamıyor -IMF diyor bunu- ithalatçı yararlanıyor.” Aslında yerli…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun)IMF’nin dediğine inanmayın siz Sayın Tütüncü, IMF’nin dediğine inanmayın.

ENİS TÜTÜNCÜ (Devamla)Bir yere geleceğim. Şimdiye kadar inandınız.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun)İnanmadık, gönderdik zaten.

ENİS TÜTÜNCÜ (Devamla)Efendim, gönderdiniz. Ne olacağı belli değil. Sekiz yıl siz uyguladınız. Bakınız…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun)Ama bir anda atamıyorsunuz yani.

ENİS TÜTÜNCÜ (Devamla)Efendim, bir dakika, şimdi asıl noktaya geleceğim ben. IMF ile ilgili düşüncelerimizi zaten biliyorsunuz, yıllardan bu yana ağzımızda tüy bitti; bırakın şu IMF’yi, bırakın IMF’yi… Geç de olsa bıraktınız, teşekkür ediyoruz ama başka bir şey söylemek istiyorum, şimdi bir tuzağa tekrar dikkatinizi çekmek istiyorum Sayın Canikli. Şimdi, sanki yerli üretici kaldı da yerli üretici yararlanamıyormuş. Kalmadı ki yerli üretici, piyasadan kovuldu ihracata üretim yapan.

İki tavsiyede bulunuyor IMF, diyor ki: “Tüketimi kıs.” Dikkatinizi çekiyorum. “Bunun için sıkı para politikası uygula, faizleri yükselt.”

NURETTİN CANİKLİ (Giresun)Desin, varsın desin…

ENİS TÜTÜNCÜ (Devamla)Efendim, bir yere geleceğim.

Şimdi, burada şöyle kritik bir nokta var: “Değerli Türk lirasına ve ucuz dövize karşı döviz fiyatını artırıcı önlemler al.” diyor IMF. Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bizler ucuz dövizin hem tarımda hem de sanayide üretim yapısına nasıl darbe vurduğunu, döviz açığını nasıl artırdığını yaşayarak öğrendik ve onun içindir ki IMF’ye “Buyurun dışarıya!” dedik.

Nitekim -dikkatinizi çekiyorum- 2010 yılının ilk dört ayında ihracattaki artış yüzde 11,3 oldu, ithalattaki artış yüzde 36,6 oldu; yani ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 67’ye geriledi. İlk dört aydaki dış ticaret açığı 17 milyar 600 milyon dolar oldu. Buna göre, şöyle kaba bir tahminle, 2010 yılı dış ticaret açığının 45-50 milyar dolar düzeyinde olma ihtimali güçlü gözüküyor.

Değerli milletvekilleri, dış ticaret açığı bizim kronik hastalığımız. Bu kronik hastalığımızın tedavisi için, ihracata yönelik, ihracata dayalı kalkınma stratejisini bir an önce kabul edip ve gereğini yapmanız lazım. Dış ticaret hacmini ön planda tutan bir hedef hedef değildir -dikkatinizi çekiyorum- çünkü bizim cari açığımızı belirleyen ana faktör dış ticaret açığıdır. Cari açığı dışarıdan borçlanarak kapatıyoruz. Açık anlatımıyla, ucuz döviz ve ucuz ithalat politikasını sürdüren faktör dış borçlanmadır, öyle değil mi? Dış borçlanma ile bulunan döviz nereye gidiyor? Az önce belirtmeye çalıştım, dış ülkelerin üretimini ve dış ülkelerin istihdamını artırmaya gidiyor.

Şimdi, bu nedenle, bir an önce, lütfen, ciddi bir şekilde Türkiye, ihracata yönelik kalkınma stratejisi mi yoksa ithalata yönelik kalkınma stratejisi mi, hangisiyse, bunda karar verecek.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

106 konuşma daha · 9 Haziran 2010

106 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook