Mera kanunu ile bazı kan.değ.yap.hak.kan.tas.
Ardahan Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 93. Birleşim · 2. yasama yılı · 26 Mayıs 2004 · 885 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ensar Öğüt (CHP), 26 Mayıs 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MERA KANUNU İLE BAZI KAN.DEĞ.YAP.HAK.KAN.TAS.); konuşma 885 kelime.
Ensar Öğüt (CHP, Ardahan). “Mera kanunu ile bazı kan.değ.yap.hak.kan.tas”. TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim tutanağı, 26 Mayıs 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ensar-ogut-22-2004-05-26-mera-kanunu-ile-bazi-kan-deg-yap-hak-kan-tas (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ENSAR ÖĞÜT (Ardahan)Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; Mera Kanunuyla ilgili tasarının 6 ncı maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; bizleri izleyen değerli vatandaşlarımı ve sizleri saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, tabiî, saat 24.00'ü geçti; ama, biliyorsunuz, Türkiye'de, mera çok önemli. Türkiye'nin arazilerinin, arsalarının, daha doğrusu, topraklarının yüzde 10'u tapulu mülkiyet, yüzde 25'i orman, yüzde 65'i de mera ve hazine arazisi; 15 000 000 insanımız da işsiz... İnsanımız kahvede oturuyor, topraklarımız boş duruyor. Bir yandan da, topraklarımızı, mezarlık yeri, cami yeri, okul yeri olarak; yani, köy tüzelkişiliğinde değerlendirmek açısından bir çalışma var.
Şimdi, 6 ncı maddede şu deniliyor: "Mera, yaylak, kışlak, otlak ve çayır olarak kullanılmayan yerler vasıflarını kaybeder. Vasıflarını kaybettiği zaman, Maliye Bakanlığının görüşü alınarak, köy tüzelkişiliğine verilir ve köy adına tapu edilir."
Değerli arkadaşlar, hepimiz köylüyüz. Demin de söylediğim gibi, Türkiye'nin yüzde 65'inde tapu yok. Şu anda, köylerimizde de tapu yok. Var mı?.. Hangimizin köyünde tapu var; yok... Hep, zilyetlik.
M.NECATİ ÇETİNKAYA (Elazığ)Var... Var...
ENSAR ÖĞÜT (Devamla)Tamam, bazılarının var; olabilir... Zilyetlik olan mülk, ecdattan, dededen, babadan kalma, kullanılan yerlerdir.
Şimdi, burayı, muhtara ve ihtiyar heyetine ve oradaki komisyona bırakacağız, o komisyon "efendim, burası kullanılmıyorsa, burayı, getirin, köyün adına kayıt yapalım" diyecek.
Şimdi, vatandaşın malı... Eğer, muhtar, o vatandaşla biraz da tersse, diyecek ki, burası köyün malıdır, bu kullanmıyor, gelin, bunu, köy adına tapu edin. Halbuki, adamın ecdadından kalma bir yer; yani, yetmiş seksen senelik zilyetliği var, bu yetmiş seksen senelik zilyetlik mülkünü tapulu malı gibi görüyor ve onu işliyor. Şimdi, bu malı onun elinden alıp mezar yeri gibi bir şey yapmaya kalktığınız zaman, vatandaşa büyük bir haksızlık olur, büyük bir mağduriyet olur. Ben, bunu, Sayın Bakanla da görüştüm.
Burada, yapılacak olan şu: Bunların üzerinde mera ıslah planları yapılsın ve mera ıslah planları yapılsın ve mera ıslah planları yapılarak tarıma kazandırılsın, üretim yapılsın.
Değerli arkadaşlar, en önemlisi, bunları yapmak için, bunlardan önce, kadastro geçmesi lazımdır. Kadastro geçip, zilyetliği altında bulunduran hak sahiplerine bu toprakların verilmesi lazım; yani, kullanan kişileri, hak sahiplerini, oradaki komisyonlar zaten belirlediği zaman, onlara tapuları verilir ve onların da arazileri ıslah edilirse, üretim olur; üretim olursa köylü kalkınır, ülkemiz kalkınır. Bu açıdan çok önemlidir, çok önem arz ediyor.
Eğer, orada köylüyü kalkındırmak istiyorsak, kadastro geçirelim, tapularını verelim, vatandaş kendi toprağını kullansın.
Bir de ikinci bir olay var. Şimdi, genelde, bizim Doğu Anadoluda, Güneydoğu Anadoluda çok göç var. Mera ve hazine arazisi olarak kullanılan toprakların da yüzde 70'i Doğu Anadoluda ve bu insanların çoğu da göç etmiş. Şimdi, adam İstanbul'a gelmiş veya başka bir yere gelmiş, oradaki arazisini kullanmıyor, tarlasını yıllardır sürüyordu, şimdi kullanmıyor. Muhtar, şimdi diyecek ki, bu adam burayı kullanmıyor, gelin, bunu köy tüzelkişiliği adına tapuya tescil edelim. Şimdi, vatandaş İstanbul'dan kalkıp oraya gittiğinde, babamdan kalan yerimi nasıl götürüp de köyün adına yaparsın diyecek ve köylerde kavga ve tartışma çıkacak.
Sayın Başkanım, bunlar önemli. Sayın Bakanım, benim sizden istirhamım, hakikaten bu kargaşayı önlemek istiyorsanız, bu tasarıyı geri çekelim; çünkü, büyük bir kargaşa çıkacaktır; ama, kadastro çıksın, hak sahipleri belirlensin, hak sahiplerine, zilyetlik hakları olanlara mülkleri verilsin, ondan sonra kullanılmayanlar köy tüzelkişiliği adına geçsin. Kadastro geçmeden, hak sahipleri tespit edilmeden, hak sahiplerine verilmeden, eğer, bunlar yapılırsa, o zaman köylüleri mağdur edersiniz. O zaman, vatandaşın malını alıyorsun, devletleştiriyorsun. Diyorduk ki: "Özelleştirelim, vatandaşa verelim; vatandaş kullansın, gelişsin, üretsin." Şimdi, vatandaştan alıyoruz, köye veriyoruz; yani, üretimi durduruyoruz. Bunu anlatmaya çalışıyorum değerli arkadaşlar. Bu, çok önemli bir şeydir. 6 ncı maddedeki olay budur.
Bu anlamda, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, biz, şunu diyoruz: Köylümüzü öldürmeyelim, mağdur etmeyelim, köylüye verelim, kullansın. O kullansın, üretsin; üretmese, o zaman, bize bir şey kazandırmaz, bize bir şey getirmez.
Biliyorsunuz, bir de meralarımızda, otlak, çayır, bu tip yerlerde hayvancılığımız bitti; yani, meramızda otlayacak hayvan yok. Eğer tarımı ve bitki örtüsünü geliştirmek istiyorsak, arazi ıslah planları yaparak, bunları tarıma kazandırmamız lazım.
Şu anda, doğu ve güneydoğuda, hayvancılığımız yüzde 50 azaldı. Ardahan'da, hakikaten bütün hayat durdu. Bu, Ardahan'da da durdu, Kars'ta da durdu, Diyarbakır'da da durdu, Doğu Anadoluda ve bütün Türkiye'de de durdu. Niçin durdu...
Sayın Bakanım, ben, birkaç defa da size soru önergesi verdim. Bu soru önergem neydi; İran'dan, Gürcistan'dan, Bulgaristan'dan, Romanya'dan kaçak hayvan ve kaçak et geliyor değerli arkadaşlar. Bakın, ben, Ardahan Etin ortağıyım. Ben etçiyim, biliyorum. Şu anda, köylünün elindeki hayvan para etmiyor. Niye etmiyor; biliyorsunuz, eskiden bir kaçak buffalo geliyordu, et geliyordu. Ben, Carrefour'a gidiyordum, ucuz -bize maliyeti bile değil- biz o fiyata satamıyorduk, elimizde kalıyordu. Şimdi aynı duruma düştük.
Onun için, sizden rica ediyorum efendim; bu sınır illerimizi, mutlak surette... Hele, bilhassa İran'dan, korkunç, kaçak hayvan geliyor. Erzurumlu milletvekillerimiz de burada; biliyorlar.
Onun için, sizden istirham ediyorum; hayvancılığımızın ölmemesi için, meralarımızın gelişmesi için, mutlak surette kaçak et ve hayvanın önlenmesi lazım. Bunun tedbirini hükümet alsın; hatta, bu kaçak hayvan geçirenlere çok ağır para ve hapis cezaları getirelim -ben, şimdi, onun kanun teklifini hazırlıyorum- çünkü, başka türlü, tarım ve hayvancılıkla uğraşan insanlarımızın geliştirilmesi, kalkınması mümkün değil.
Biliyorsunuz, nüfusumuzun yüzde 40'ını istihdam eden bir tarım, hayvancılık sektörü var. Bu yüzde 40 nüfus, nereden baksanız 30 000 000 civarında insan yapıyor. Bunun için, tarım ve hayvancılığa önem vermemiz için, meralarımızın da gelişmesi için, mutlak surette tarım ıslah planları yapılması lazım, kadastro geçirerek hak sahiplerine tapularının verilmesi lazım, kaçak hayvan ve kaçan etin Türkiye'ye sokulmaması için acil önlem olarak, mutlak surette ağır para cezası ve hapis cezası getiren yasaları bir an evvel Meclisten çıkarmamız gerekiyor diye düşünüyor, hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
38 konuşma daha · 26 Mayıs 2004