İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 93. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Maden kan.ve bazı kan.değ.yap.ilişkin kan.tas.

Erdal Karademir

İzmir Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 93. Birleşim · 2. yasama yılı · 26 Mayıs 2004 · 1.048 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Erdal Karademir (CHP), 26 Mayıs 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MADEN KAN.VE BAZI KAN.DEĞ.YAP.İLİŞKİN KAN.TAS.); konuşma 1.048 kelime.

Erdal Karademir (CHP, İzmir). “Maden kan.ve bazı kan.değ.yap.ilişkin kan.tas”. TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim tutanağı, 26 Mayıs 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erdal-karademir-22-2004-05-26-maden-kan-ve-bazi-kan-deg-yap-iliskin-kan-tas (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ERDAL KARADEMİR (İzmir)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 3213 sayılı Maden Yasası ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının tümü hakkında şahsım adına söz almış bulunmaktayım; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, ülkemizde madencilik sektörünün istenilen düzeyde geliştiğini, diğer birçok alanlarda olduğu gibi madencilik alanında da yeterli yol alındığını söylemek elbette mümkün değildir. Bunun, genel olarak, nedenleri de, ulusal kalkınma modellerinin bir türlü geliştirilemeyip, aksine, uluslararası finans kuruluşlarının güdümünde ekonomik ve sosyal politikaların uygulanmaya çalışılması olduğudur.

3213 sayılı Maden Yasasının değiştirilmesi gereken maddeleri ve tanımlanması gereken eksikleri elbette vardır; fakat, bu yasanın, başka yasalarla belirlenmiş alanlara tecavüz etmediği ve Anayasaya aykırılık içermediği de bilinmektedir.

Mevcut yasanın, madenciliğin hammadde ihracı için değil ülke ekonomisinin ihtiyacını karşılamak için özendirilmesi, bu amaçla çıkarılan cevheri yurt içinde işleyecek tesislerin kurulması ve ilgili madencilik faaliyetlerinin teşvik edilmesine yönelik, yine, maden işletme projelerinin, ülkemizin doğal sermayesini de gözönünde bulunduran bir yarar-zarar kıyaslamasıyla değerlendirilmesi ve teşvik veya kısıtlamaların buna göre yapılmasına yönelik, madencilik ve ülke ekonomisiyle ilgili uygulamalar hakkında başka sektörlerin düşüncelerinin de dikkate alınarak, yasal düzenlemelerin ve uygulama kararlarının, ilgili sektör temsilcileri, sivil toplum kuruluşları, ilgili meslek odaları, yerel yönetim temsilcileri, üniversite temsilcileri, demokratik kurallar çerçevesinde tartışarak, ülkemizin ve toplumumuzun çıkarlarına uygun strateji hazırlanması gibi eksiklikleri söz konusudur.

Yukarıda konu edilen eksiklikler giderilerek, ulusal ve toplumsal çıkarlarımıza denk düşen, toplumsal, ekonomik ve çevresel bakımdan sürdürülebilir olan, yoksulluğun azaltılarak gelir dağılımının düzeltilmesini hedefleyen, bilimsel ve teknik temeller üzerinde geliştirilebilen, sektöre ilişkin alınacak kararlarda yöre halkının katılımını sağlayan, kamu yönetimince denetlenebilen bir düzenleme yapılmalıdır ve ihtiyaçtır. Getirilen tasarının, bu eksiklikleri giderecek anlayışla yapıldığını söylemek elbette mümkün değildir.

Değerli milletvekilleri, yürürlükteki yasada, orman, ağaçlandırma alanlarında, askerî yasak bölgelerde ve SİT alanları yakınlarında madencilik faaliyetlerinde bulunulması izne tabi ve sınırlıyken, bu tasarının 3 üncü maddesiyle değiştirilen "Madencilik faaliyetlerinde izinler" başlıklı 7 nci madde, halkımızın ve ülkemizin çıkarlarını gözardı eden, yeraltı kaynaklarımızı yabancı tekellere açan, ormanlarımızın, ağaçlandırma alanlarımızın, özel koruma bölgelerinin, millî parklarımızın, tabiat parklarımızın, tarım topraklarımızın, mera alanlarımızın, kıyılarımızın ve sahil şeritlerimizin, karasularının, turizm gelişim ve koruma bölgelerinin, askerî yasak bölgelerin talanının önünü açan düzenleme olduğu açıktır.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının birçok maddesine bu tasarı aykırılık içermektedir.

Tasarıya, bu şekliyle, olsa olsa, Maden Yasası değil, tahribat yasası demek daha uygun olacaktır.

Değerli milletvekilleri, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yasasının 7 nci maddesi "korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının tespiti Bakanlıkça doğrudan doğruya veya diğer ilgili kurum ve kuruluşların uzmanlarının yardımlarından faydalanılarak yapılır" hükmünü içermekte iken, tasarının 26 ncı maddesiyle "korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının ve doğal SİT alanlarının tespiti, Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinatörlüğünde ilgili ve faaliyetleri etkilenen kurum ve kuruluşların görüşü alınarak yapılır" hükmü getirilmektedir.

Burada dikkat edilmesi, gözden kaçırılmaması gereken konu "faaliyetleri etkilenen kurum ve kuruluşların" denilirken "kamu" teriminin kullanılmamış olmasıdır.

Bu tasarıdan, görüşü alınacak kurum ve kuruluşların, maden şirketleri ve çokuluslu yabancı şirketler olduğu anlaşılmaktadır.

Bu tasarının yasalaşması halinde, maden şirketlerinin olumlu görüşleri alınmadan, artık, hiçbir yerde taşınmaz ve kültür varlığının korunmasına yönelik yeni kararlar alınamayacaktır.

Değerli milletvekilleri, yine, bu tasarıyla, madencilik çalışmalarında, artık, ÇED raporu aranmayacaktır.

Tasarının 28 inci maddesiyle, üretim yapılmadan yürütülecek petrol, jeotermal ve maden arama faaliyetleri, ÇED kapsamı dışına çıkarılmaktadır. Tasarıya göre, Çevre Bakanlığının, arama dışında, maden işletme çalışmalarında da yetkisi olmayacaktır.

Ülkemizin yalnızca yüzde 1'i koruma altında iken, bu tasarının 29 uncu maddesiyle yeni bir millî park oluşturabilmek için, artık, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığının iznine ihtiyaç duyulacaktır.

Ülkemizde, 33 millî park, 17 tabiat parkı, 35 tabiatı koruma alanı ve 89 tabiat anıtı olmak üzere, toplam 839 624 hektar alan koruma altındadır.

Dünya Doğayı Koruma Birliği verilerine göre, dünya yüzeyinin yüzde 5'inden fazlası korunan alan olarak ayrılmış olup, koruma konusunda duyarlı ülkelerde bu oran yüzde 10'lara varır, ülkemizde ise, bu oran, ne yazık ki, yüzde 1'dir.

Tasarının 31 inci maddesine göre, ağaçlandırma alanlarında da kayıtsız koşulsuz madencilik yapılabilecektir. Ruhsat sahibi, yalnızca, daha önce yapılmış olan ağaçlandırma masraflarını ödemekle yetinecektir. Açıkçası, maden arama ya da işletme ruhsatı verilen bütün ağaçlandırma alanlarında, artık, ormansız alan statüsü uygulanacaktır.

Değerli milletvekilleri, altkomisyonun kabul ettiği metinde yer alan kıyılar ve meralarla ilgili bölüm Plan ve Bütçe Komisyonunda çıkarılmıştır. Dolayısıyla, tasarının 3 üncü maddesine ve Meclis Genel Kuruluna inen 4342 sayılı Mera Yasasında değişiklik içeren tasarıya da baktığımızda, AKP İktidarının niyetinin değişmediğini, kıyıların ve meraların amacı dışında kullanıma açılacağını görmekteyiz.

Bu tasarıyla, kıyılarımız, artık, herkesin yararlanmasına açık olmayacaktır. Hâlâ yürürlükte olan Kıyı Yasasına göre "kıyılar, herkesin eşitlik ve serbestlikle yararlanmasına açık olup, buralarda hiçbir yapı yapılamaz; duvar, çit, parmaklık, tel örgü, hendek, kazık ve benzeri engeller oluşturulamaz" hükmü yer almaktayken, tasarının 3 üncü maddesiyle, kıyı alanlarının ve sahil şeritlerinin maden sahası olacağı anlaşılmaktadır.

Yine, bu tasarıyla, meralar da maden sahası olacaktır. 4342 sayılı Mera Yasasının "Tahsis amacının değiştirilmesi" başlıklı 14 üncü maddesine göre "tahsis amacı değiştirilmedikçe mera, yaylak ve kışlaktan bu Kanunda gösterilenden başka şekilde yararlanılamaz" hükmüne rağmen, tasarıya göre, meralarda da kayıtsız ve koşulsuz madencilik yapılabilecektir.

Yine, bu tasarıyla, tarım topraklarında da madencilik yapılabilecektir. Her çeşit ve her ölçekte koruma tedbirini madenciliğin önünde engel olarak gören anlayışla hazırlanan bu tasarı, madenciliğin geliştirilmesi savıyla, şu anda sınırlı da olsa korunan tarım topraklarımızı, meralarımızı sıradan madencilik faaliyet sahası olarak kabul etmekte ve dolayısıyla, doğal ve kültürel varlıklarımızın talanına ve tahribatına yol açmaktadır.

Tasarının 3 üncü maddesine göre, artık, tarım topraklarında, koşulsuz, kum, çakıl, tuğla ocakları işletilebilecektir.

Yine, tasarının 21 inci maddesiyle değiştirilen Maden Yasasının 47 nci maddesiyle, MTA Genel Müdürlüğünün, ruhsatlı alanlarda yapacağı aramalar sonucu elde ettiği bilgi ve belgeleri, bir rapor halinde, ruhsat sahibine, bir bedel talep etmeksizin vereceği öngörülmektedir.

Tasarının bu maddesi, haksız kaynak aktarımı, tasarruf ve eşitlik gibi ilkelere ve disiplin altına alınmaya çalışılan kamu maliyesi ve kamu yararı kavramlarına ters düşmektedir.

Yine, bu tasarıya göre, devletin mülkiyeti ve sorumluluğu altındaki araziler de madencilere bedava verilecektir.

Tasarıda "Hazinenin özel mülkiyetinde veya devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerde yapılan madencilik faaliyetleri için, kira ve ecrimsil bedeli alınmaz" (Madde 20) denilmektedir.

Bu tür bir düzenleme, kaçak ve ruhsatsız işletmeler üzerinde af niteliği taşıyacağı gibi, yasadışı işletmeleri de özendirecektir.

Yine bu tasarıyla, tüm toplumun malı olan kamu arazilerinin madencilik faaliyetlerine açılmasındaki tüm sınırlamalar kaldırılacaktır

Değerli milletvekilleri, bor madenlerimiz üzerindeki oyunları görmezlikten gelemeyiz. Bu tasarının geçici 1 inci maddesine "bor yatakları devletçe işletilir" ibaresi konulmalıdır. Bilindiği gibi, bor, stratejik bir madendir.

Bu tasarı, ulusal bağımsızlığımıza denk düşmemektedir. Madenciliğin, ülkemizdeki koruyucu yasaların getirdiği kısıtlamalar nedeniyle gelişmediği gerekçesine dayanılarak hazırlanan ve topraklarımızın, meralarımızın, ormanlarımızın, kıyılarımızın, koruyucu hükümlerini değiştirmeyi amaçlayan bu tasarının gerçek amacı...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

38 konuşma daha · 26 Mayıs 2004

38 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook