Mera kanunu ile bazı kan.değ.yap.hak.kan.tas.
Antalya Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 93. Birleşim · 2. yasama yılı · 26 Mayıs 2004 · 1.538 kelime · yaklaşık 8 dakikalık okuma
Kaynak göster
Nail Kamacı (CHP), 26 Mayıs 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MERA KANUNU İLE BAZI KAN.DEĞ.YAP.HAK.KAN.TAS.); konuşma 1.538 kelime.
Nail Kamacı (CHP, Antalya). “Mera kanunu ile bazı kan.değ.yap.hak.kan.tas”. TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim tutanağı, 26 Mayıs 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nail-kamaci-22-2004-05-26-mera-kanunu-ile-bazi-kan-deg-yap-hak-kan-tas (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA NAİL KAMACI (Antalya)Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Mera Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 1 inci maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Yasa tasarısında yer alan gerekçelere baktığımız zaman, bu tasarının 11 000 000 büyükbaş hayvan varlığımızın ihtiyacı olan 50 000 000 ton kabayemin yüzde 30'unun çayır ve meralardan karşılandığı ve bu yasa tasarısının, aynı zamanda, ıslah çalışmalarına da faydalı olacağı, buna yönelik olduğu söylenmektedir. Bu yasa tasarısı, gerçekten, meraların ıslahı ve hayvancılığın gelişmesine faydalı olacak bir yasa tasarısı ise, bunu kabul etmemek mümkün değil; çünkü, bugün, ülkemizde var olan duruma göre, hayvancılık sektörü, maalesef, dibe vurmuş vaziyettedir. Bu hususta, yaklaşık birbuçuk yıldır işbaşında olan bu hükümetin de sorumluluğu vardır.
Değerli arkadaşlar, etin kilosunun 6 700 000 liraya düştüğü, hayvan yemi fiyatlarının arttığı dönemde, bu yasayı, eğer, bunun arkasına sığınarak çıkarmaya çalışıyorsak ve başka amaçları varsa, hayvancılığı bu işe hiç karıştırmamak lazım; çünkü, bu yasa tasarısı, hayvancılığa kabayem bulmak amacıyla yapılmış bir yasa tasarısı değildir. Bunun asıl amacı, bence, geçtiğimiz yasama döneminde 2/B uygulaması, iki kez geriye dönüşünden sonra, referanduma götürülmediği için -o dönemde Sayın Başbakan tarafından "2/B uygulaması buradan geçmediği takdirde referanduma götürülecektir" denilmesine rağmen götürülemediği için- bu yasa tasarısı onun yerine ikame edilmeye çalışılmıştır değerli arkadaşlar ve en önemli bir sebep de budur.
Sadece hayvancılığın arkasına sığınarak, hayvancılığın arkasında bulunarak, bunları yapmak doğru bir iş değildir. Bunu, komisyonda değerlendirirken de konuştuk. Komisyon üyesi bazı arkadaşlarımız, halihazırda, şu anda bulunan mera alanları üzerinde imar planlarına aykırı şekilde inşaatların olduğunu söylediler. Bunu söyleyenler de AKP'li arkadaşlarımızdı.
FİKRET BADAZLI (Antalya)Doğru.
NAİL KAMACI (Devamla)Bunu kabul etmemek mümkün değil, doğrudur; ama, bunu, hayvancılık sektörünün kabayem ihtiyacını karşılayacak bir tasarı diye ortaya çıkarırsak, bu, gerçeğe aykırıdır. Bu, tamamen, mera alanlarının hazineye devredilerek bu alanların satılması anlamına geliyor değerli arkadaşlar. Bu anlamda, bu tasarının adını doğru koymak lazım. Bu tasarı, 2/B'yle çıkarılamayan orman alanlarının, çıkarılarak, hazineye devri ve arkasından bazı rantiyecilere peşkeş çekilmesidir; bunun başka bir amacı yoktur.
FİKRET BADAZLI (Antalya)Yapma!..
NAİL KAMACI (Devamla)Değerli arkadaşlar, bu tasarı şanslı bir tasarı; şanslı tarafı da şu: 28 Şubat 1998'de yürürlüğe girmiş... Her tasarı bu kadar şanslı değil; çünkü, komisyonlardan çıkıp da Genel Kurula gelmeden kadük olan tasarılar var. Bu tasarı, altı yıl içerisinde ikinci kez önümüze geliyor. Bundan önceki dönemlerde getirilmiş, bu, uygulamaya başlanmış; ancak, eksik var diye altı yıl içinde tekrar geliyor; ama, önemli saydığımız tarımla ilgili tasarılar daha bu Meclis gündemine gelmedi. Öncelikle o tasarıların bu Meclis gündemine gelmesi lazım değerli arkadaşlarım.
Acaba, bu tasarıyı şanslı kılan nedir; bu tasarıyı şanslı kılan, dediğimiz gibi, hayvancılık sektörünün kabayem ihtiyacı değildir; bu tasarıyı şanslı kılan, son zamanlarda kırılgan duruma gelen ekonominin durumudur. Bunu gerçek olarak söylemek lazım, hiç saklamamak lazım. Bir şeyin arkasına saklanmaya da gerek yok, açık açık, bu tasarıyı bu anlamda çıkarıyoruz derlerse, saygı duyarım. Olabilir de bu; ama, bunu, orman alanlarından çıkarılacak arazilerin peşkeş çekilmesi olarak değerlendirirlerse, bu yazıktır. Hatta, altı yıl boyunca, bu tasarı çıktıktan sonra, bu alanların daha yüzde 10'u tahdit komisyonlarından geçmemiş; komisyonlardan geçmemiş yüzde 10'u. Sanıyorum, siz İktidardasınız birbuçuk yıldan beri, siz de bu konuda doğru dürüst bir şey yapmamışsınız demektir. Üstelik, bu ıslah çalışmalarını, bu tahditleri yapacağız diye düşünüyorsanız, Türkiye'de, 1937'den sonra orman alanlarının yüzde 70'i, yüzde 75'i tamamlanmıştır daha, yüzde 30'u tamamlanmamıştır. Eğer, siz, bu, beş yıl içinde tamamlanacaktır diye söylüyorsanız, gerçeğe aykırıdır değerli arkadaşlar.
Şimdi, geldiğimizden beri söylediğimiz bir şey var. Değerli arkadaşlar, biz milletvekiliyiz, yasama görevi yapıyoruz. Ancak, sivil toplum örgütlerini komisyonlarda dinleyelim, onların görüşlerini alalım; ama sonuçta da, kendi görüşlerimiz veya iktidar görüşleri yapılabilir; ancak, bunları hazırlarken bunlara pek değer vermiyoruz.
Değerli arkadaşlar, bir ülkede yaşıyoruz. Ülke, sadece bizden ibaret değil. Bu ülkenin içerisinde sivil toplum kuruluşları var, meslek örgütleri var ve bunların da görüşlerini dinlemek lazım; bunu ister uygularsın ister uygulamazsın; ama, sonuçta onları dinlemek lazım. Çünkü, Türkiye'yi sadece biz yönetmiyoruz. Daha önceki kanuna göre, komisyonda, ziraat odalarından bir üye yer almaktayken, bu, tasarıyla kaldırılmaktadır.
Değerli arkadaşlar, şimdi, bütün komisyon üyeleri devlet memurlarından oluşuyor; komisyonun devlet memurlarından oluşması konusunu, bence, bir iktidarın değerlendirmesine bırakabiliriz; ancak, sivil toplum örgütlerinden bu komisyonun içine katılacaklarla, bunu daha yaygın hale getirme şansımız var.
Şimdi, daha önceki kanunda olan sivil toplum örgütlerinden ziraat odasının, bu tasarıyla çıkarılması manidar bana göre. Niye çıkarılıyor? Biz, aslında, önümüzdeki günlerde, Ziraat Odaları Birliğinin burada tasarısını görüşeceğiz, yasalaştıracağız; hem onları, daha fazla katılımcı hale getirmeye çalışıyoruz hem de onların örgütlenmesinden sağlayacakları herhangi bir kişiyi bu komisyonlara almıyoruz.
Değerli arkadaşlar, şimdi, siz, tarımla ilgili, hayvancılıkla ilgili bir kanun çıkarıyorsanız, bu konuda taraf olanları bu komisyonlara almak durumundasınız; almazsanız, Sayın Bakanın emrettiği şekilde olur veya Sayın Müsteşarın emrettiği şekilde olur; bundan kurtulma şansı yoktur. Bakın, yine, bu alanlarda, mera alanlarının tahribiyle ilgili, İstanbul Pirinçli Köyü... Sayın Bakanıma da gelmiştir sanıyorum böyle bir şey...
Şimdi, değerli arkadaşlar, nasıl kullanıldığı konusunda bir örnek vereceğim: 13.1.2004 tarihli Vatan Gazetesinde yer alan habere göre, İstanbul'un Pirinçli Köyünde -Gaziosmanpaşa'da bulunuyor, ben bilmiyorum, tabiî İstanbullu olanlar biliyordur- bir mera düzenlemesi yapılıyor ve buradan, bir mera alanı bazı müteahhitlere veriliyor. Müteahhitler bu alanları moloz dökmek için kullanıyorlar. Bakın, biz ıslah etmek için uğraşıyoruz, onlar moloz döküyorlar ve her kamyon başına 10 000 000 lira para alıyorlar -bu, İstanbul'da yaşanıyor şu anda- ve büyük kazançlar sağlıyorlar; çünkü, İstanbul'da inşaat sektöründe çalışanlar iyi bilir ki, inşaat molozunu dökmek bir marifettir; çünkü, yer yoktur. Bu alanlar hangi alanlar; mera alanları... İleride siz burada düzenleme yapacaksınız, ıslah edeceksiniz, moloz dökülen alanları tekrar düzenleyeceksiniz; bu, bu ülkenin hazinesine ikinci kere yüktür değerli arkadaşlar.
Şimdi, mera alanları köylünün ortak malıdır; bu alanlarda yapılan işlerden köy muhtarlığının, köy ihtiyar meclisinin haberi yoktur değerli arkadaşlar; ama, orayı alanlar, orayı işletenler veya işgal edenler, bu kamyon başına 15 000 000-20 000 000 lirayı almakla trilyonları vurmaktadır değerli arkadaşlar.
Çayır ve meraların ıslah edilerek verimliliklerinin artırılması, böylelikle, hayvancılığın geliştirilmesi, toprak muhafaza ve erozyon kontrolünün sağlanması amaçlarını gerçekleştirmek için çıkarılan 4342 sayılı Mera Kanunu, uygun yönetim ve finansman organizasyonlarının bir türlü kurulamaması nedeniyle, aradan geçen zaman zarfında bir sonuç getirmemiştir değerli arkadaşlar.
Yine, 1998 yılında yürürlüğü giren 4342 sayılı Mera Kanununa göre Türkiye genelindeki tespit, tahdit ve tahsise yönelik mera kadastro çalışmalarının, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş yıl içerisinde tamamlanması planlanmasına ve aradan geçen altı yıl gibi süreye rağmen henüz daha bitirilebilmiş değildir değerli arkadaşlar.
Yine, tasarının 1 inci maddesinde, 4342 sayılı Mera Kanununun 6 ncı maddesinin dördüncü fıkrasında yapılan değişiklikle, mera tespit, tahdit çalışmalarını gerçekleştirecek olan mera teknik ekibinde yer alan -baştan da söylediğim gibi- ziraat odası temsilcisi ekip üyeliğinden çıkarılmıştır değerli arkadaşlar.
Bu konuda bir önergem vardır, önerim vardır; eğer, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu da destek verirse, tekrar, bu ziraat odası temsilcisinin bu komisyonlarda görev alması sağlanabilir değerli arkadaşlar. Bu konuda desteğinizi istiyorum.
Gerek hükümetin ve gerekse diğer iki komisyonun gerekçe ve raporlarında bu konuya yer verilmediği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, mera ve yaylaklardan faydalanacak olan çiftçi aileleri olup, çiftçilerin örgütlü temsilcileri Türkiye Ziraat Odaları Birliğidir. Bu birlik temsilcilerinin teknik ekiplerden çıkarılmasıyla tespit, tahdit ve tahsis çalışmaları askı ilanlarında, mera alanlarını kullanma hakkı olanlar aleyhine yanlışlıklar yapıldığında, bu yanlışlıkların önlenmesinde ekip çalışması sırasında birinci derecede yardımcı olabilecek üyelerden yoksun olunacaktır değerli arkadaşlar.
Gazete ve dergiler incelendiğinde, açılan davalar dikkate alındığında, bu konuda şimdiye kadar birçok yanlışlığın yapıldığı görülmektedir. Yoksa, ziraat odası temsilcisinin, çiftçi kullanım haklarını savunarak, yanlış da olsa, hızlı bitirilmesi... Planlanan çalışmaları yavaşlatacağından mı korkulmaktadır? Bu nedenlerle, bu temsilcinin, eskiden olduğu gibi, mera teknik ekibinde olmasında fayda vardır.
Ayrıca, aynı maddede, mahallî bilirkişilerle ilgili olarak yer alan "...ve o yerin en yüksek mülkî amiri tarafından seçilen iki mahallî bilirkişiden oluşur" ifadesi "...komisyonun teklifi ve valinin onayı ile seçilen iki mahallî bilirkişiden oluşur" şeklinde değiştirilmiştir. Bu değişiklikle, önceden, ilçelerde kaymakamlık tarafından seçilen mahallî bilirkişilerin seçiminin komisyon tarafından yapılarak valilik onayına sunulması planlanmıştır.
Mahallî bilirkişilerin seçiminde hangi kıstaslara yer verileceğiyle ilgili 4342 sayılı Mera Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra altı yılı aşkın süre geçmesine rağmen, Bakanlık merkez teşkilatı tarafından bu konuda herhangi bir yönetmelik ya da talimat çıkarılmadığı için, bu uygulamalarda büyük yanlışlıklara neden olunduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle, değiştirilen taslakta da bu duruma yer verilmediğinden, bu değişikliğin hiçbir anlamı bulunmamaktadır.
Mahallî bilirkişi seçim işlemlerinin, çalışma yapılacak köy veya beldede bulunan karar organları tarafından yapılmasının sağlanması ve bu seçim sonuçlarının komisyonun teklifiyle valiliğin onayına sunulması için yönetmelik hazırlanması hususuna bu maddenin sonunda yer verilmelidir.
Şimdiye kadar yapılan uygulamalarda, genellikle mahallî bilirkişilerin belirlenmesi işlemleri, çalışma yapılacak yerin en yüksek mülkî amiri tarafından doğrudan belirlenmeyerek, belirlenme işlemleri il ve ilçe tarım müdürlüklerine bırakılmaktadır. Bu değişiklikle de aynı durum söz konusu olup, komisyon seçim işlemi, yine, il ve ilçe müdürlüklerine bırakılacaktır. Bu durumda, mahallî bilirkişilerin kimlerden oluşacağı, ikamet durumuyla ilgili hangi kıstasların uygulanacağı, bilirkişi olarak hangi özellikleri taşımaları gerektiği gibi konularda, yönetmelik ve uygulama talimatlarında herhangi bir bilgiye yer verilmediğinden, seçim işlemleri hususunda yanlış uygulamalara neden olunmaktadır.
Türkiye genelindeki bazı uygulamalarda, mahallî bilirkişi seçiminde bazı yanlışlıkların yapıldığı, bazı uygulamalarda ise hiç mahallî bilirkişi bulunmadığı ve bunun sonucu olarak da, komisyonlar tarafından mera ve yaylak alanlarının kullanım hakkıyla ilgili yapılan tahditlerde yanlışlık yapıldığı bilinmektedir. Örnek verecek olursak, bu durum neticesinde, duyuru, tespit, tahdit ve askı ilanlarının uygun yerlerde yapılmaması sonucu bir ilçeye bağlı köyün merasının ayrı bir ilçe veya il sınırları içinde bulunması durumunda veya bu alanda, bu köy halkı tarafından ortak kullanım hakkına sahip olunduğu halde, bu mera alanının tahsisinin bu köye değil de başka bir köye, bir ilçeye, bir ile yapıldığı bilinmektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
38 konuşma daha · 26 Mayıs 2004