İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 93. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Maden kan.ve bazı kan.değ.yap.ilişkin kan.tas.

Sedat Pekel

Balıkesir Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 93. Birleşim · 2. yasama yılı · 26 Mayıs 2004 · 626 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Sedat Pekel (CHP), 26 Mayıs 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MADEN KAN.VE BAZI KAN.DEĞ.YAP.İLİŞKİN KAN.TAS.); konuşma 626 kelime.

Sedat Pekel (CHP, Balıkesir). “Maden kan.ve bazı kan.değ.yap.ilişkin kan.tas”. TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim tutanağı, 26 Mayıs 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sedat-pekel-22-2004-05-26-maden-kan-ve-bazi-kan-deg-yap-iliskin-kan-tas (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA SEDAT PEKEL (Balıkesir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Maden Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının 3 üncü maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini sunmak için söz almış bulunuyorum; görüşlerimi açıklamadan önce Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, insanlık tarihi boyunca, yeryüzündeki toplumların gelişmesinde ve güçlenmesinde doğal kaynaklar çok önemli bir rol oynamıştır. Tarihteki büyük uygarlıkların doğuşu ve el değiştirmesi, daima yeraltı zenginliklerinin değerlendirilmesine ve kıymetlendirilmesine bağlı olmuştur. Kıymetlendirilen bu yeraltı zenginliklerinin başında madenler gelmektedir. Madenler, çağdaş bir ulusun refahının yükselmesinde ve kalkınmasında etkin bir rol oynar. Yeraltı kaynakları uluslararası etkililiğin ve rekabetin yaratılmasında vazgeçilmez bir öğe ve itici güçtür. Gün geçtikçe daha fazla hammadde üreterek, hammaddesini ara ve uç ürünlere dönüştürerek uluslararası arenada daha çok pazar payı elde edip ihracatını yapan ülkeler, hızla kalkınmalarına önemli katkılar sağlarlar. Günümüzde uygulanan ve tartışılan ekonomik sistemlerin tümündeki vazgeçilmez ortak nokta, hammadde girdisinin üretim unsurları üzerindeki önemi ve vazgeçilmezliğidir. Bunun anlamı ise, önceden insan şimdi ise ülke temelinde ihmal edilmemesi gereken en önemli olgunun madencilik sektörü olduğudur. Bu anlamda, madencilik, insanlık tarihi kadar köklü bir geçmişe sahip, toplumların gelişmesinde birinci derece rol oynayan ve uygarlıklara damgasını vuran bir olgu ve dinamik bir kültür olarak karşımızda durmaktadır.

Toplumsal refah ve zenginliğe sahip gelişmiş ülkeler, sanayileşme süreçlerini, ilkin kendi maden varlıklarına dayandırarak gerçekleştirmişlerdir. Bir başka deyişle, madencilik, uygarlığın gereğidir ve gereği olmaya da devam edecektir.

Değerli milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz kanun tasarısının 3 üncü maddesi, 3213 sayılı Maden Kanununun 7 nci maddesinde değişiklikler yaparak yeni düzenlemeler getirmektedir. Tasarının ilgili maddesinde, madencilik faaliyetlerinde izinler hüküm altına alınmakta; buna göre, orman ve ağaçlandırma alanları, millî parklar, tarım, mera, SİT alanları, su havzaları, karasuları ve turizm bölgeleri gibi doğal zenginliklerimizin bulunduğu yerlerde madencilik faaliyetlerinin hangi şartlara göre yürütüleceği, ilgili bakanlıkların görüşü alınarak, Bakanlar Kurulunun çıkaracağı bir yönetmelikle belirleneceği düzenlenmektedir. Bu hüküm, bu haliyle sakıncalı bir durum arz etmektedir. İlgili bakanlıkların bürokratları tarafından verilecek çok farklı raporlar ile bakanlıklar arasında uyuşmazlıklar söz konusu olabilecek; ayrıca, kamu yararını gözeten bir kararın gecikmesi de meydana gelebilecektir. Bununla birlikte, böyle bir hükümle, madencilik çalışması adına, kamu yararı ve idarî yargı kararları hiçe sayılabilecektir. Bu durum ise, içinden çıkılmaz kargaşa ve sorunlara neden olabilecek, giderilmesi mümkün olmayan zararlara yol açabilecektir.

Sayın milletvekilleri, az önce de sözünü ettiğim gibi, madencilik uygarlığın gereğidir; fakat, madencilik, uygun önlemler alınmazsa, su alanlarını kirleten, SİT alanlarını bozan, zeytinlik ve mera alanlarını yok eden bir sektör olabilmektedir. Ne yazık ki, bu tasarı, her türden ve her ölçekte koruma önlemlerini madenciliğin önünde engel olarak görmüş ve bu şekilde hazırlanmıştır. Öyle ki, tasarı yasalaşırsa, madencilik sektörünün geliştirilmesi söylemiyle, yasalarla sınırlı da olsa korunan tarım topraklarımız, mera alanlarımız, ormanlarımız, millî parklarımız, SİT alanlarımız, ağaçlandırma alanlarımız, sulak alanlarımız, su havzalarımız, turizm bölgelerimiz sıradan madencilik faaliyet sahası olarak kabul edilecek, bütün bu değerlerimiz büyük bir talan ve tahribata açık hale getirilmiş olacaktır. Hepiniz de takdir edersiniz ki, uygarlığın gereğini yerine getirirken, uygarlığın bir diğer gereğini yok etmek doğru bir davranış olmayacaktır.

Değerli milletvekilleri, doğal kaynaklarımızı koruyan yasalarda değişiklik yapılmasını öngören tasarının 3 üncü maddesi, köprü gibi, havaalanı gibi, liman veya baraj gibi devlet yatırımları ile madencilik faaliyetlerinin aynı anda yapılarak birbirlerini engellemesi durumunda ya da kamu kurum ve kuruluşlarının uygulamalarından dolayı maden işletme faaliyetlerinin yapılamaz hale gelmesi durumunda, madencilik ve yatırımla ilgili karar, Başbakanlık Müsteşarlığının oluşturacağı bir kurula bırakılmıştır. Bürokrasiyi azaltmak adına hukuksal kurumları devredışı bırakmaya yönelik bu durum, mevcut hukuk düzenini yok sayabilecek hukuk devleti ilkesine aykırı bir rol üstlenmektedir. Bu nedenle, madencilik faaliyetlerini doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyen diğer bakanlıkların görev alanına giren yasal düzenlemeler, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı ve ilgili diğer bakanlıklarca ortaklaşa hazırlanan yönetmeliklerle belirlenmelidir.

Sayın milletvekilleri, sözlerime son verirken, bu tasarının, daha ciddî ve daha geniş kapsamlı, ülke ve kamu yararını gözeten, yalnızca madencilik sektörünü önplana almayan, eşitlik ilkesiyle değerlendirilmesi gerektiğine dikkatinizi çekiyor, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

38 konuşma daha · 26 Mayıs 2004

38 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook