İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 115. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Buğday taban fiyatlarıyla ilgili

Erdoğan Kaplan

Tekirdağ Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 115. Birleşim · 2. yasama yılı · 14 Temmuz 2004 · 580 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Erdoğan Kaplan (CHP), 14 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 115. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BUĞDAY TABAN FİYATLARIYLA İLGİLİ); konuşma 580 kelime.

Erdoğan Kaplan (CHP, Tekirdağ). “Buğday taban fiyatlarıyla ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 115. Birleşim tutanağı, 14 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erdogan-kaplan-22-2004-07-14-bugday-taban-fiyatlariyla-ilgili (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ERDOĞAN KAPLAN (Tekirdağ)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; buğday tabanfiyatları hakkında gündemdışı söz almış bulunmaktayım; Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.

Yasama yılının son günlerinde sizlerin huzuruna daha güzel ve mutlu şeyler söylemek için gelmek isterdim. Gerçi, medya, bir yaldız imparatorluğu diliyle güzel bir Türkiye tablosu çiziyor; ama, gerçek, siz de biliyorsunuz, öyle değil.

Buğday, ülkemizde üretimi yapılan tahıl ürünleri içinde en büyük paya sahiptir ve ülkemiz için önemli bir tarım ürünüdür. Buğday, gerek insan beslenmesinde gerekse hayvan beslenmesinde temel bir gıda maddesidir. Buğdayın tüketimi gelişmiş ülkelerde daha az olmasına karşın, ülkemizde ve kişi başına gelir düzeyi düşük olan ülkelerde, ekmeğe, dolayısıyla, buğdaya dayalı beslenme oldukça fazladır. Ülkemizde yapılan bir araştırmada, günlük kalori ihtiyacımızın yüzde 60'ının buğdaydan karşılandığı ortaya çıkmıştır. 15 000 000 insan için geçim kaynağı olan buğday, tüketimi açısından ise, ülkemizin tüm nüfusunu ilgilendirmektedir.

Ülkemizde buğday tarımı büyük ölçüde kuru koşullarda yapıldığı için, verim düşük ve dolayısıyla, buğday üreticisinin geliri diğer ürün üreticilerine göre daha azdır. Ayrıca, bazı bölgelerimizde buğday üretiminin alternatifi bulunmamaktadır. Bugün, ülkemizde ekili dikili tarım alanlarının yaklaşık yüzde 50'sinde hububat, üçte 1'inde de sadece buğday üretilmektedir. Son yirmi yılda buğday ekim alanlarında fazla bir değişim görülmemekte olup, ekili alanlar, 9 000 000-9 500 000 hektar civarında değişim göstermiştir.

Diğer taraftan, ülkemizde, 3 000 000 tarım işletmesinin yüzde 75'inde buğday üretimi yapılmaktadır. Görüldüğü gibi, buğday başta olmak üzere, hububat ürünlerinin ülkemiz için, hem ekonomik hem de sosyal açıdan taşıdığı önem büyüktür.

Buğday, ülkemizde, 1932 yılından beri destekleme kapsamında olan bir üründür. 1938 yılından itibaren, Toprak Mahsulleri Ofisi, devlet adına alım yaparak, destekleme işlemini sürdürmüştür. Bunun dışında, buğday pazarlama kanalları, borsalar, toplayıcılar, komisyoncular ve tüccarlardır.

Bütün bu gelişmelerden sonra, Türk çiftçisinin genel durumuna bakacak olursak, bu sene, 2004 itibariyle, ülkemizde, buğdayda ürün bolluğu var; ama, buna karşılık, çiftçimiz, geçen yıla oranla daha fakir, daha perişan vaziyettedir. Nedenlerini irdelediğimizde, mazot desteğinin yarısı verildi -yani, 4 000 000 Türk Lirası- diğer yarısı bekliyor. Ayrıca, mazot fiyatı 2003 yılında 1 340 000 lirayken, 2004 yılında 1 560 000 lira olmuştur; aradaki fark çiftçimize zarar olarak yansımaktadır.

Maliyet girdilerini yükselten diğer temel madde de, gübre maliyetinin artmasıdır. 2003 yılı ile 2004 yılı fiyat farkı yaklaşık olarak yüzde 42 dolayındadır. Buna paralel olarak, traktör maliyeti de yüzde 40 oranında artmıştır; yani, geçen yıl 25 milyar lira olan bir traktör, bu yıl 35 milyar liradır. Bütün bunlar çiftçimize ek yük ve külfet getirmektedir.

Bunların yanı sıra, ekipman fiyatlarının artması, buna karşılık, çiftçimizin kendi ürününe, satış fiyatının, asıl olması gereken fiyat değil de, o döneme ait enflasyon düzeyinde fiyat artışı uygulanıyor olmasıdır.

Değerli arkadaşlar, gelin, Türk çiftçisinin yerine kendinizi koyun ve bu giderlerin, bu maliyetlerin içerisinden siz çıkın; çıkamazsınız. Diyeceksiniz ki, doğrudan gelir desteği var. Doğru; 16 000 000 Türk lirası, bunun yarısı ödendi, diğer yarısı da yeni yeni ödenmek üzere. Ödeme şekli, taksitler halinde ve ekonomik durumuyla ilgili istatistiksel verilere dayanılarak, nüfusun yoğun olduğu bölgelerden başlanarak yapılıyor, diğer bölgelere sıra gelene kadar köylü perişan oluyor. Burada soruyorum, bölgesel farklılığın gerekliliği var mıdır? Borsada olduğu gibi, fiyatlar, bölgelere göre değişiklik gösteriyor. Giderler aynı, fakat, satış rakamları farklı. Örneğin, Karacabey'de 355 000-365 000 Türk Lirası buğdayın kilosu, Tekirdağ'da 300 000-320 000 Türk Lirası, Edirne'de 280 000-300 000 Türk Lirası. Şimdi soruyorum; girdileri aynı olan, maliyeti aynı olan malın bölgesel fiyat farklılığının sebebi nedir? O bölgedeki vatandaş ile buradaki vatandaş başka ülkede mi yaşıyor? Yoksa, bizim görmediğimiz başka nedenler mi var?

Bütün bunlardan şu sonuçlar çıkıyor: Çiftçimize, eğer, acil olarak müdahale yapılmazsa, gelir seviyesi bakımından standartlarını yükseltici önlemler alınmaz ise, çiftçimiz batmıştır, bitmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

40 konuşma daha · 14 Temmuz 2004

40 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook