İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 93. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Mera kanunu ile bazı kan.değ.yap.hak.kan.tas.

Fahrettin Üstün

Muğla Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 93. Birleşim · 2. yasama yılı · 26 Mayıs 2004 · 586 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Fahrettin Üstün (CHP), 26 Mayıs 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MERA KANUNU İLE BAZI KAN.DEĞ.YAP.HAK.KAN.TAS.); konuşma 586 kelime.

Fahrettin Üstün (CHP, Muğla). “Mera kanunu ile bazı kan.değ.yap.hak.kan.tas”. TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim tutanağı, 26 Mayıs 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/fahrettin-ustun-22-2004-05-26-mera-kanunu-ile-bazi-kan-deg-yap-hak-kan-tas-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

FAHRETTİN ÜSTÜN (Muğla)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Mera Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde şahsım adına söz aldım; Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.

Değerli arkadaşlarım, mera derken, tabiî ki, Türkiye'deki hayvancılığın sorunlarına, ülke hayvancılığının içerisinde bulunduğu sorunlara değinmeden geçmek sanırım yanlış olurdu. Ülke hayvancılığımızdaki mevcut durumu özetlersek:

Büyükbaş ve küçükbaş hayvanlarımızın et ve süt verimleri son derece düşüktür.

Kabayem kaynaklarımız, hayvanlarımızın ihtiyacını karşılayacak yeterlilikte ve kalitede değildir.

Karmayem fiyatları, gelişmiş ülkelere göre yüksektir.

Hayvancılık işletmeleri içerisinde küçük ölçekli işletmelerin oranı oldukça fazladır.

Örgütlenme yetersizdir.

Hayvan hastalıklarıyla mücadele yetersizdir.

Hayvancılığa uygulanan destekleme, üretimi ve gelişmiş ülkelerle rekabet şansımızı artırıcı nitelikte ve yeterlilikte değildir.

İlgisizlik nedeniyle, küçükbaş hayvan ve manda üretiminde, gerek hayvan sayısı gerek üretim açısından gerilemeler yaşanmıştır; Ankara Keçisi, bunun tipik örneğidir.

Hayvancılıkta nasıl kalkınılmaz:

Türkiye Cumhuriyetinin en köklü kurumlarından biri olan Veteriner İşleri Genel Müdürlüğünü ve taşra teşkilatını kaldırarak; ülke hayvancılığına damgasını vurmuş haraları, ipekhaneleri, hayvancılık araştırma kurumlarını kapatarak; tarımsal üretim içinde hayvancılığın payını yüzde 30'ların altına çekerek; ülkenin kısıtlı dövizlerini, ithal inek alacağım diye yabancılara dağıtarak; bir yandan "hayvancılıkta orta ve büyük ölçekli işletme kurmak lazım" deyip, diğer yandan vatandaşa birer ikişer hayvan dağıtarak; özelleştirme adı altında SEK'i, yem fabrikalarını ve Et ve Balık Kurumunu haraç mezat satarak; uçsuz bucaksız tarım arazilerinin sadece yüzde 5'ini yem bitkilerine ayırarak; veteriner hekimlikte uzmanlık eğitimini engelleyip, öte yandan ülke hayvancılığını geliştirsin diye parayla yabancı uzman getirerek; bilimin ve hukukun önüne meslek taassubu koyup, yönetmelikleri, talimatları kafana göre değiştirerek ülke hayvancılığı kalkınamaz.

Değerli arkadaşlarım, SEK, Et ve Balık, Yem Sanayii gibi kurumların özelleştirilmesi ve hayvancılığa yeterli desteğin sağlanamaması sonucu, ülke hayvancılığı korumasız kalmış ve ciddî çıkmazlara düşmüştür. Yükselen et fiyatları, canlı hayvan ve kesilmiş et dış alımıyla dengelenmeye çalışılmıştır; ama, gelinen noktada, ülke, kırmızı ette dışa bağımlı hale getirilmiştir. Hükümetler, belki de en büyük hatayı, kesilmiş hayvan eti dış alımı kararında yapmıştır. Bunun ülke hayvancılığına faturası da maalesef çok ağır olmuştur.

Geleneksel alet ve üretim tarzının hâkim olduğu hayvancılık sektöründe gerekli yapısal değişikliklerin sağlanamamış ve işletme büyüklüklerinin kârlı üretim yapacak kapasitelere ulaştırılamamış olması, hayvancılığımızın geri kalmasının en büyük nedenidir.

İşletmelerde, hayvancılık, bitkisel üretimin yanında, aile içi ihtiyaçların karşılanması için veya en iyi bilinen iş olduğu için sürdürülmektedir. Asıl yapılan faaliyet bitkisel üretimdir. Bitkisel üretim ağırlıklı bu bozuk yapıyla hayvansal üretim faaliyetlerinde bir gelişme kaydedilmesi...

Türkiye'nin coğrafî durumu, Asya-Avrupa Kıtaları arasında köprü durumu, özellikle doğu ve güneydoğudaki komşularımızda yeterli veteriner teşkilatının bulunmaması, ülkemizde bulunan veteriner teşkilatının bağımsız olmaması, hayvan hastalıklarının yayılması açısından ülkemiz için önemli bir tehlike yaratmaktadır. Özellikle şap, brucellos, sığır vebası, tüberküloz, IBR gibi son yıllarda ortaya çıkan pek çok hastalık, önemli ekonomik kayba sebep olmaktadır. Sadece şap hastalığının yol açtığı verim kaybı, hastalık kaynağı ve etkilenen hayvan sayısına göre 100 000 000 ile 500 000 000 dolar arasında değişmektedir. Bitkisel üretim ağırlıklı hayvancılık işletmelerinde hayvan hastalıklarından korunmak ve mücadele etmek mümkün değildir. Ayrıca, gelişmiş ülkelerde 4 000-5 000 hayvana 1 veteriner hekim düşerken, ülkemizde 60 000-70 000 baş hayvana 1 veteriner hekim düşmesi ve çoğu veteriner hekimin istihdamdışı bırakılması, devletin aslî görevi olan salgın hastalıkları önleme ve mücadele çalışmalarında yetersiz bir durum yaratmaktadır. Ülkemizin en batısı olan Muğla İlimizde kuduz hastalığının hâlâ önlenememiş olması bunun tipik örneklerinden biridir.

Aynı şekilde, üreticilerimizin eğitim düzeylerinin düşük olması ve ihtiyaç duydukları personeli yeterince etkin kullanamamaları birtakım sorunların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Türkiye, Sovyetler Birliğinden sonra, dünyada, sunî tohumlamayı başlatan -1926 yılında- ikinci ülke olmasına rağmen, hayvan ıslahında gelinen nokta istenilen ölçüde başarılı olunmadığını göstermektedir. Türkiye'de yerli ırkların verimini artırmak için, önce melezlemeyle, daha sonra da özellikle 1980'li yıllardan itibaren ithalatla...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

38 konuşma daha · 26 Mayıs 2004

38 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook