Vakiflar kanunun 9.11.2006 tarihli ve 5555 sayılı kanunda bazı maddelerinde değişiklik yapılması hakkında (s.s.98)
Genel Kurul, 65. Birleşim · 2. yasama yılı · 14 Şubat 2008 · 576 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Faruk Bal (MHP), 14 Şubat 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 65. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: VAKİFLAR KANUNUN 9.11.2006 TARİHLİ VE 5555 SAYILI KANUNDA BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.98)); konuşma 576 kelime.
Faruk Bal (MHP, Konya). “Vakiflar kanunun 9.11.2006 tarihli ve 5555 sayılı kanunda bazı maddelerinde değişiklik yapılması hakkında (s.s.98)”. TBMM Genel Kurulu, 65. Birleşim tutanağı, 14 Şubat 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/faruk-bal-23-2008-02-14-vakiflar-kanunun-9-11-2006-tarihli-ve-5555-sayili-kanunda-bazi-maddele-2 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
FARUK BAL (Konya)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; anlaşılıyor ki aklıselimi parmak demokrasisi katledecektir, böyle bir gelişme var. Tabii, bu gelişmeye karşı biraz daha bizim ayrıntılı bilgi vermemiz gerekiyor.
Değerli arkadaşlarım, Yunanistan’da 7 Şubat 2008 tarihinde kabul edilen Batı Trakya’da bulunan evladı fatihanın kurmuş olduğu vakıflarla ilgili maddeleri ile bu kanunu ben size olabildiğince sınırlı zaman içerisinde karşılaştırarak, daha fazla bilgi sunma imkânını değerlendirmeye çalışıyorum.
Değerli arkadaşlarım, oradaki kanunda, çıkarılan yasanın Lozan Antlaşması’yla sınırlı olduğu kanunun başlığında ve 1’inci maddede açık ve net bir şekilde belirlidir ve sanki tapu kaydı devredermiş gibi, özellikle Lozan’la sınırlı olduğu ifade edilmiştir. Bizdeki ise Avrupa Birliği çerçevesi içerisinde bir düzenleme gibi takdim edilmiş, ancak sonra bu ölçü değiştirilmiş. Çünkü, bu kanun ortaya çıkınca -Yunanistan’daki kanun- yalan açıklanmıştır. Beş defa yüce Meclisin iradesi yalan üzerine tesis edildiği ortaya çıkmıştır. Bu defa ecdadımızın büyüklüğüne yönelik bir hamaset edebiyatıyla “Biz büyük bir milletiz, herkes bizim arkamızdan gelir” gibi bir lafın arkasına düşürülmek istenmiştir. Bu da bir lafügüzaftır. Bu da yetmemiş, arkasından “küreselleşiyoruz” şeklinde bir düşünceye dönüşülmüştür, dönüştürülmüştür. Küreselleşmenin pazarı oluyoruz. Küresel psikolojik harekâtın merkezi hâline getiriliyoruz bu Kanun’la ve özellikle bu maddeyle.
Değerli arkadaşlarım, 2’nci maddede biraz önceki konuşmamda Yunanistan’daki kanunda “kâr amacı güdemez.” demiştik. Biz, bütün şirket türlerinde herhangi bir sınırlama yapmadan, cemaat vakıfları dâhil olmak üzere, Lozan’a tabi vakıflar dâhil olmak üzere, herkesin at oynatabileceği bir alan yaratıyoruz.
Değerli arkadaşlarım, bunların denetimini de yapmıyoruz. Bakınız, Yunanistan’daki kabul edilen kanunda atanan müftü, seçilen müftü değil, atanan müftü vakfın tüm yönetimini ve tüm mal varlığını her konuda denetlemeye ve yönetmeye yetkili kılınmıştır. Maddesini söylüyorum: 3’üncü maddenin beşinci fıkrası. Yunanistan Parlamentosunda 7 Şubat tarihinde kabul edilen kanunda.
Değerli arkadaşlarım, bu da yetmiyor. Oradaki vakıfların faaliyeti, yaşaması, seçimleri, imam, atanmış müftü, bölge sekreteri ve bunların da üzerinde beş tane bakanın iradesine tabi. Bunların faaliyetleriyle ilgili düzenleme yapılmak üzere seçim tarihlerini bunlar belirleyecek, seçim tarihleri belirlendikten sonra seçmen listesini Yunan makamları belirleyecek, seçmenler oy kullanmak için ancak imamın görüşünü almak kaydıyla oy kullanabilecekler. Müftü bu seçim sonucunu, bakacak, beğenecek mi, beğenmeyecek mi, belli değil; atanmış müftü. Bölge sekreteri de bu seçim hakkında bir görüş bildirecek, ancak bütün bu uyarlamaları, bütün bu işleri -tabire dikkat edin- ayarlamak beş tane bakanın yetkisindedir. Bu beş tane bakanın yetkisiyle ilgili madde de, değerli arkadaşlarım, Yunan Meclisinde kabul edilen 11’nci maddededir.
Şimdi bütün bunları görerek ve toparladığımız zaman Yunanistan şunu diyor: “Lozan’da tanınmış olan bizim evladı fatihanımızın oradaki ecdat yadigârı, arkasında çil çil kubbeler serpen ordunun orada bıraktığı cemaatin vakıflarının hayatiyetini ben istediğim kadar sürdürebilirsin.” diyor. Tersini okuduğumuz zaman “İstersem boğarım.” diyor. Eğer bu anlayış orada hâkimse, biz burada bütün bir geçmişimizi, devletimizin kuruluş belgesi olan Lozan’ı deler ve arkasından da sınırsız ve süresiz bir hak ve yetki tanıyacak bir yasayı geçirirsek, hepimizin bunda vebali olacaktır.
Burada İsa Gök Bey’i de suçluyorum açıkça. Geliyor elindeki belgeyi gösteriyor. Oku kardeşim! Oku ne yazdığını! Okumadığın zaman belge göstermekle kimse ne olduğunu anlamıyor ki.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Bal.
FARUK BAL (Devamla)Değerli arkadaşlarım, bu çerçeve içerisinde değerlendirdiğimiz zaman kimsenin vatanseverlik konusunda bir ölçüsü olmadığını hepimiz biliyoruz. Ancak, bugün bir ortak iradeyi, ortak değerlerimizden yararlanarak sağlayabiliriz. Ortak değerimiz -kim ne derse desin- Lozan hükmüdür. Lozan hükmü dışındaki getirilen uygulamaları reddedersek, o takdirde en hayırlı işimizi yapmış oluruz. O takdirde, evladı fatihanın bedduasına değil, duasına mazhar olmuş oluruz. Hepimiz, hem milletin vicdanında bir muhakemeye tabi tutulacağız hem de kendi vicdanımızda mahkemei kübramızda bir muhakemeye tabi tutulacağız. O muhakemelerin neticesinin salim olması dileğiyle hepinize saygılar sunarım. (MHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
49 konuşma daha · 14 Şubat 2008
