İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 21. BİRLEŞİM · SALI

Kamu mali yönetimi ve kontrol kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.1014)

Ferit Mevlüt Aslanoğlu

Malatya Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 21. Birleşim · 4. yasama yılı · 22 Kasım 2005 · 957 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ferit Mevlüt Aslanoğlu (CHP), 22 Kasım 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 21. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU MALİ YÖNETİMİ VE KONTROL KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1014)); konuşma 957 kelime.

Ferit Mevlüt Aslanoğlu (CHP, Malatya). “Kamu mali yönetimi ve kontrol kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.1014)”. TBMM Genel Kurulu, 21. Birleşim tutanağı, 22 Kasım 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ferit-mevlut-aslanoglu-22-2005-11-22-kamu-mali-yonetimi-ve-kontrol-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukmunde (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya)Sayın Başkan, Yüce Meclisin çok değerli üyeleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Hesap vermek bir erdemliliktir. Kim, hangi işi yapıyorsa, bunun hesabını veriyorsa, bu bir onurdur, bu bir şereftir, bu bir erdemliliktir. Hesap sormak da bir erdemliliktir. Burada, bu yasa tasarısında, bazı kamu kurumlarının Meclis denetimine tabi olmaması yönünde, bazı kurumlar liste dışına çıkarılıyor; örneğin TRT, örneğin TOKİ, örneğin TMSF.

Değerli milletvekilleri, bu yasa tasarısının tümü üzerinde grup adına konuşan İktidar Partisinin sözcüsü, geçtiğimiz gün, bunların birer şirket gibi olduğunu, bunların, şirketler nasıl hesap veriyorsa, murakıpları, denetçileri olduğunu, böyle hesap vermesi şeklinde bir söz sarf etti ve örnek olarak da Ereğli örneğini gösterdi, örnek olarak da TÜPRAŞ örneğini gösterdi.

Sayın milletvekilleri, Ereğli, parasını kendi kazanıyor, kendi çalışıyor, kendi üretiyor, ticareti kendi yapıyor; TÜPRAŞ da aynı; ancak, soruyorum sizlere, TRT, kendi parasını kazanıyor mu?! TRT'ye kamu adına yardım ediyorsunuz, TOKİ'ye kamu adına para topluyorsunuz -yurt dışına çıkış, tüm insanlardan- ve TOKİ'ye veriyorsunuz; kamu ödüyor bu paraları. Yine, TMSF'ye, kamu adına para veriyorsunuz. Yani, bu kurumlar, kendi kârlarını, kendi paralarını kendileri kazanmıyor; bunlara kamu fonlarından destek veriyoruz. Peki, kamu fonlarından desek verilen bu kurumları, kamu adına denetim yapan Meclis denetiminden niye kaçırıyoruz? Bu, bir kere, etik olarak son derece yanlıştır. Eğer o kurum, kendi olanaklarıyla tüm malî portresini kendisi çiziyorsa, kamu adına bir yardım almıyorsa saygı duyuyorum; ama, TOKİ'ye, TRT'ye veya TMSF'ye kamu adına para aktarılıyor. Tabiî, kamu adına eğer bir para aktarılıyorsa, kamunun bunu denetlemesi de kesinlikle gereklidir. Bir kere bunu bilgilerinize sunuyorum.

Tabiî, öbür taraftan bu madde, özellikle mahallî idarelerle ilgili bir madde. Ben, tabiî, mahallî idarelerle ilgili bir madde olduğu için, biraz da mahallî idarelerin sorunlarını da, bu madde içeriğinde -mademki onların bütçesiyle ilgili- sizlerin bilgisine sunmak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, mahallî idarelerin, bir, İller Bankasından giden kaynaklar, iki, bakanlıkların proje karşılığı verdiği paralar; bunun dışında, Emlak, İlan, Reklam ve Eğlence Vergilerinden oluşan gelirleri var. Tabiî, burada, mahallî idarelerin gelirleri o yörenin nüfusuna göre dağıtılıyor. Burada, gerek Maliye Bakanlığının yaptığı gerekse İller Bankasının belediyelere yaptığı yardımlarda nüfus ölçeği objektif alınıyor -bunu her zaman söyledim- son derece objektif kriterlerle bu paralar dağıtılıyor. Buna her zaman saygı duydum, defalarca da söyledim; ancak, burada bir yanlış var. Tabiî, nüfus oranına göre, gerek Maliye Bakanlığının gerek İller Bankasının bu paraları objektif gidiyor; ama, o yörenin kalkınmışlığı, o yörenin altyapı ihtiyaçları, o yörenin diğer ihtiyaçları hiç gözetilmeksizin, herkese, nüfusuna göre dağıtılıyor; ama, burada bir yanlış yapıyoruz. Tabiî, bazı yörelerimiz son derece bakir, hiçbir altyapısı yok; bu belediyelerimiz son derece güç durumda. Tabiî, nüfusa göre dağıtıldığı için, paranın çoğu, nüfusu yoğun olan belediyelere gidiyor; ama, o belediyelerimizin çoğunda, altyapı hizmetinin hepsi yıllar önce yapılmış. Bu belediyelere yapılan bu yardımlarda, nüfusun yanında, o bölgenin gelişmişliği ve o bölgenin ihtiyaçları mutlaka göz önüne alınmalıdır; aksi halde, o belediyelerimiz, ilelebet, halkına hizmet etmekten çok geri kalacaklardır.

Tabiî, burada, bir başka konuyu da bilgilerinize arz ediyorum: Tabiî, bir Büyükşehir Belediyesi Yasası var. Bu Büyükşehir Belediyesi Yasasında, yıllar önce, 16 belediye büyükşehir ilan edilmiş, nüfusu 300 000'in üzerindeki belediyeler büyükşehir ilan edilmiş. Çok büyük haksızlık yapıyorsunuz; dün de yapılıyordu, bugün de yapılıyor. Burada, bir Büyükşehir Belediyesi Yasası çıkardık. Ben size örnek veriyorum: Erzurum, Samsun, Adapazarı ve Kocaeli Büyükşehir Belediyelerinin nüfusları, bugün, Türkiye'deki birçok ilimizden daha az. Nüfusları o illerden daha fazla olan illere haksızlık yapıyoruz; çünkü, yaklaşık iki katı daha fazla para ödüyoruz bu büyükşehir belediyelerine. Diğer il belediyelerine ise, nüfusları daha çok olmasına rağmen, bu parayı ödemiyoruz. Bu, bir haksızlık. Örneğin, Malatya Belediyesinin merkez nüfusu 400 000 olmasına rağmen, 300 000 nüfuslu bir başka büyükşehir belediyemiz, ondan 2 kat daha fazla para alıyor. Haksızlık yapıyorsunuz. Burada, bir başka vilayete, bir başka büyükşehir belediyesine fazla para vermenizde sakınca yok; ama, diğer belediyelere büyük haksızlık yapıyorsunuz. O belediyelerimizin hizmetlerini engelliyoruz. Bu açıdan Büyükşehir Belediyesi Yasasıyla dağıtılan belediye paylarının, mutlak, bir kez daha gözden geçirilmesini özellikle rica ediyorum.

Tabiî, burada, yine, bazı yöreler Reklam, Emlak ve diğer, Eğlence Vergilerini o kadar çok tahsil ediyorlar ki, o belediyelere büyük imkân; ama, bu imkânları olmayan belediyeleri aynı ölçüye, aynı şeye koyarak, objektif kriter tek nüfus diye dağıtım yaparsak, imkânları olmayan bu belediyelere büyük haksızlık yapıyoruz demektir. Bu açıdan, özellikle gerek büyükşehir belediyelerinin kaynak dağıtımında gerekse altyapısı olmayan belediyelere altyapı imkânı olan belediyelerden daha fazla imkân vermek zorunda olduğumuzu hissediyorum.

Tabiî, ayrıca, bazı belediyelerimiz suyu elektrikle çıkarıyordur. Bu belediyelerimizden ayda 150 milyar, 200 milyar, 300 milyar ödeyen belediyelerimiz var. Bazı belediyeler doğal kaynakla su elde ediyorlar; ama, elektrikle su çıkarmak zorunda kalan belediyelere, bu, çok büyük yük oluyor. O açıdan, bunu da bir kez daha gözden geçirmek zorundayız.

Aynı zamanda, yine -burada defalarca gündeme getirdik- sokak aydınlatması belediyelerin görevi değildir. Sokak aydınlatması, halkın emniyetini, halkın huzur ve mutluluğunu sağlamak için her yerde uygulanması gereken bir uygulamadır. Yani, bu bir güvenliktir; bu, devletin sosyal bir hizmetidir; ama, sokak aydınlatmasındaki tüm elektrik harcama bedellerini belediyelerden tahsil etmemiz, hakikaten bir insafsızlıktır. Bu uygulamaya başladılar; ama, maalesef -dönüp geri bakalım- geçen kasım ayından bu yana, yaklaşık bir yıldır, TEDAŞ, tüm belediyelere aydınlatma bedeli gönderdi. Ancak, hiçbiri ödenmedi, hiçbir belediye ödemedi ve devlet içinde belediyeler ile TEDAŞ arasında büyük kavgalar yaşanıyor. Döndü, belediyeler de, TEDAŞ'a ihtarname çekerek, ben de senin elektrik direklerinden, işgal ettiğin yerlerden vergi alıyorum dedi. Devlet devletle kavga etmez arkadaşlar. Onun için, sokak aydınlatması kamunun bir sosyal görevidir; bu, belediyelerin görevi değildir. Bu konuda, hükümetimizin, 2000 yılında çıkan, 21 inci hükümet döneminde çıkan bu genelgeyi bir kez daha gözden geçirmesini arz ediyorum.

Ayrıca, yine, özel idare bütçeleri, yine nüfusa göre verildiğinden, örneğin, İstanbul'un Şişli İlçesinin özel… Yani, yol yapmayacak, çeşme yapmayacak, hiçbir şey yapmayacak. Yine, oraya da nüfusa göre para verildiğinden, diğer küçük ilçelerimizde, küçük illerimizde, birsürü altyapı ihtiyacı olan illerimizde çok önemli para ihtiyacı olmasına rağmen, nüfusları çok az olduğu için, bu bölgelere bu pay çok az gelmektedir. Bunun da gözden geçirilmesi lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

16 konuşma daha · 22 Kasım 2005

16 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook