Kamu mali yönetimi ve kontrol kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.1014)
Genel Kurul, 21. Birleşim · 4. yasama yılı · 22 Kasım 2005 · 1.016 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Kemal Sağ (CHP), 22 Kasım 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 21. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU MALİ YÖNETİMİ VE KONTROL KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1014)); konuşma 1.016 kelime.
Kemal Sağ (CHP, Adana). “Kamu mali yönetimi ve kontrol kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.1014)”. TBMM Genel Kurulu, 21. Birleşim tutanağı, 22 Kasım 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kemal-sag-22-2005-11-22-kamu-mali-yonetimi-ve-kontrol-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukmunde-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA KEMAL SAĞ (Adana)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1014 sıra sayılı yasa tasarısının 8 inci maddesi hakkında, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının 8 inci maddesiyle, 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun 62 nci maddesindeki "muhasebe yetkilisinin nitelikleri ve atanması" usul ve esasları değiştirilmek istenmektedir.
Yapılan bu düzenlemeyle, 1050 sayılı Genel Muhasebe Yasasının 9 uncu maddesince tanımlanan saymanlık unvanını ve saymanın mevzuata uygunluk denetimi yetkisini kaldırıyorsunuz; yani, yapılan harcama karşılığı oluşan giderin, devletin kasasından çıkışı sırasında yapılan denetimi ortadan kaldırıyorsunuz.
Neden acaba? Bu denetimden rahatsızlık mı duyuyorsunuz? Oysa, bu denetimden rahatsızlık duyulması yerine, bilhassa memnuniyet duyulmalıdır. Hemen belirtelim ki, ön malî kontrol sürecinde yapılacak inceleme, maalesef, yeterli olmayacaktır.
Ödeme sırasındaki denetimi kaldırmakla, ön malî kontrol sürecinde yapılan hatalar görülemeyecektir. Bu durumda, hatalı ödemelere neden olunacağı gibi, kötü niyetli kişilerin bu eksikliği fırsat bilerek, emellerine ulaşacak ortamı da hazırlamış oluyoruz.
Bürokraside çalıştığım süre içinde şunu çok iyi saptamış bulunmaktayım: Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğümüzce çok uzun yıllardan beri saymanların yetişmesine büyük önem verilmiş ve bunun sonucu olarak işini çok iyi yapan, bilgili, deneyimli sayısız saymanlar yetiştirilmiştir. Bu sayede giderin ödenmesi sırasında çok önem arz eden denetim görevi layıkıyla yerine getirilmiştir. Bu vesileyle, kamu çalışanlarını ve bilhassa Maliye Bakanlığı yetkililerini, bugüne kadarki yaptıkları çalışmalar için kutluyorum.
Tasarının bu maddesinin yasalaşması ve yasanın yürürlüğe girmesiyle, muhasebe yetkilisi olarak atanacak saymanlar, muhasebe kayıt memuru düzeyine ineceklerdir. Bu nedenle, bu kamu görevlileri, bugüne kadar gider kanunlarıyla ilgili olarak edinmiş oldukları mevzuat bilgisini tatbik edemeyeceklerdir. Bir başka ifadeyle, bunca bilgiye sahip yüzlerce insanın bugüne kadar edinmiş oldukları bilgi atıl hale gelecek, bu kişilerin yetişmesi için verilen emek ve yapılan masraflar da heba edilmiş olacaktır.
Aslında, konu, saymanların bürokratik hiyerarşide bulundukları yer ile üstlendikleri görevleri itibariyle, konumlarındaki çelişkidir. Bir başka anlatımla, saymanlar, kamuda üstlenmiş oldukları göreve ve bu yetkilerine uygun olarak bürokratik hiyerarşide yer alamayacaklardır. İdare hukukumuz açısından onları bağımsız kamu görevlisi olarak kabul etmemize rağmen, bazı mevzuatla bağımsızlıkları ortadan kaldırılmış, ücret ve bazı ödemelerde de hak kaybına uğratılmışlardır. Bu yasayla da bu hususa çözüm bulunması yerine, yetkilerinin ellerinden alınması tercih edilmiş olacaktır.
Özetle söylemek gerekirse, saymanlara 1050 sayılı Yasayla verilen giderlerin mevzuata uygunluk denetim yetkileri, 5018 sayılı Yasayla yeni muhasebe yetkilisine verilmemiş ve denetim yetkilerinin çoğu da, maalesef, kaldırılmış olacaktır.
Tasarının bu maddesiyle yapılmakta olan bir başka yanlışı da ifade etmek istiyorum bu vesileyle; o da, muhasebe yetkilisi görevini yürütmek üzere atanacaklarda, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesindeki genel şartların dışında aranacak şartların belirlenmesindeki yanlıştır; şöyle ki: Tasarıyla, muhasebe yetkilisi olarak atanacaklarda aranacak şartlar arasında "son üç yılda olumsuz sicil ve aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezası almamış olmak" şartını aramak, sadece yanlış değil, aynı zamanda, hukuka da uygun değildir. Bu yasada sayılan diğer görevlilerin atamalarında bu ve benzeri şartlar aranmadığı gibi, bu şartların arandığı başka kamu görevi de pek yoktur. Kaldı ki, daha sonra olumsuz sicil ve aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını alacakların da görevlerine son verilmesi haklılığını ve sonucunu doğurabilecek düzenleme olması nedeniyle de yanlış ve gayrihukukî buluyoruz.
Burada getireceğim diğer bir başka eleştiri ise, hem bu maddeyle hem de diğer birçok maddeyle, bu yasanın teknik bir mevzuat olmaktan çıkarılarak, neredeyse personelin özlük ve atanma usul ve esaslarını düzenleyen yasa haline getirilmesidir.
Değerli milletvekilleri, 1050 sayılı Yasa, yürürlüğe girdiği 1938 yılından bu yana malî bir anayasa niteliğini taşıyarak bugüne kadar yürürlükte kalmış ve malî mevzuatımızı düzenleyen temel yasa olma niteliğini korumuştur.
Bu yasanın sistematiğinin bozuk, terimler arasında uyum sorunu olduğunu ve sorumluluk müessesesinin yeterince ve adil olarak düzenlenmediğini de belirtmek istiyorum. 5018 sayılı Yasa, sözde, bazı olumsuzlukları gidermek ve malî yapıyı çağdaş hale getirmek üzere hazırlanmıştır; ama, görüyoruz ki, 1050 sayılı Yasadaki olumsuzluklar, 5018 sayılı Yasayla giderilmiş olmayacaktır.
Çok önemsenmesi gereken ve Sayıştay Kanunu bakımından da çok önemli bir husus olarak görülen hesap verme sorumluluğu ve hesap verecek sorumlular, bu yasayla, maalesef, belirlenmemiştir. 1050 sayılı Yasayla sayman tarafından verileceği belirtilen yönetim dönemi hesabının bu yasayla kim tarafından verileceği belirtilmediği gibi, bu ve buna benzer bir hesap tamını da yapılmamıştır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gelir İdaresinin başkanlık şeklinde yapılandırılmasından sonra, bu idarenin ileride de ayrı bir müsteşarlık veya bakanlık şekline dönüşeceği anlaşılmaktadır. Maliye Bakanlığı, bütçenin uygulanmasına ve denetimine yönelik yetki ve görevlerini bu kanunla büyük ölçüde bırakmış olmaktadır. Bu, bir siyasî tercih konusudur, buna bir diyeceğimiz yok. Ancak, burada eleştiri konusu yapılabilecek husus, Maliye Bakanlığının bıraktığı bu yetkileri kullanacak olan kurum ve kuruluşların buna hazırlıklı olup olmadığıdır. Kanaatimizce, kamu kurum ve kuruluşları buna hazır değildir ve hatta, bu yasayla üstlenmeleri gerekecek yetki ve sorumluluklardan da haberleri bulunmamaktadır.
Bir başka husus, bu yasayla, hiçbir yasayla olmadığı kadar çok sayıda yönetmelik çıkarılması gereğidir. Saptayabildiğim kadarıyla bu sayı 20'nin üzerindedir. "İkincil mevzuat" olarak adlandırılan bu düzenlemelerin ise bugüne kadar sadece iki tanesinin çıkarılmış olduğunu görüyoruz.
Değerli arkadaşlar, 2005 yılı bitiyor ve 2006'nın ilk gününden itibaren de bu yasa uygulanmaya başlanacaktır. Bu durumda, kurumların bu yeni duruma adapte olma ve uygulama konusunda yeterince hazır olmamaları nedeniyle önemli sorunlar yaşanacağı yönünde ciddî endişelerimiz vardır.
Oysa, bugüne kadar, yasa değişikliği çoktan yapılmış, ikincil mevzuat çoktan yayımlanmış ve kurumlarda malî hizmet dilimleri oluşturularak, bu birimlerde görev alacak kamu görevlilerinin eğitimlerinin tamamlanmış olması gerekirdi. Bunların yapılmamış olması kurumlarda sorun yaratacak, yanlış ve eksik uygulamalara neden olacaktır.
Değerli arkadaşlar, bir özel durumu burada belirtmek istiyorum. Şu anda, Maliye Bakanlığının birçok biriminde 5018 sayılı Yasaya ilişkin eğitimler yapılıyor. Değerli arkadaşlar, biz, burada yasa değişikliklerini henüz yapıyoruz; ama, bu değişiklikler yapılmış gibi, şu anda, Maliye Bakanlığı eğitim yapmaya ve yaptırmaya devam ediyor.
Daha önce belirttiğim gibi, kamu giderinin ödenmesi çok ciddî bir iştir ve önemsenmesi gerekir. Kamu giderinin ödenmesi sürecinde görev alacak kamu görevlilerinin deneyimli, mevzuatın gerektirdiği bilgi ve beceriye sahip olması gerektiğini, yapılan düzenlemeyle, aksine, bu durumdan uzaklaşılmakta olduğunu hatırlatmak istiyorum.
Muhasebe yetkilisi görevini yürütmek üzere atanacak olanlarda aranacak şartları düzenleyen bu maddenin hatalı olarak düzenlendiğini, 5018 sayılı Yasanın personel mevzuatını düzenleyen yasa olmaması gerektiğini ifade etmek istiyorum.
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak, bu konudaki endişelerimizi, Yüce Meclis aracılığıyla, sizlerle ve kamuoyuyla, bu kürsüden, bir kez daha paylaşmış oluyoruz.
Anlatmaya çalıştığım nedenlerle, maddenin yeniden değerlendirilmesinde yarar olduğunu düşünüyor ve bu duygularla, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
16 konuşma daha · 22 Kasım 2005
