İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 92. BİRLEŞİM · SALI

Türkiye futbol federasyonu kuruluş ve görevleri hk (s.s.454)

Fikret Ünlü

Karaman Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 92. Birleşim · 2. yasama yılı · 25 Mayıs 2004 · 2.416 kelime · yaklaşık 12 dakikalık okuma

Kaynak göster

Fikret Ünlü (CHP), 25 Mayıs 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 92. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE FUTBOL FEDERASYONU KURULUŞ VE GÖREVLERİ HK (S.S.454)); konuşma 2.416 kelime.

Fikret Ünlü (CHP, Karaman). “Türkiye futbol federasyonu kuruluş ve görevleri hk (s.s.454)”. TBMM Genel Kurulu, 92. Birleşim tutanağı, 25 Mayıs 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/fikret-unlu-22-2004-05-25-turkiye-futbol-federasyonu-kurulus-ve-gorevleri-hk-s-s-454 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA FİKRET ÜNLÜ (Karaman)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde Cumhuriyet Halk Partisinin görüş ve düşüncelerini anlatmak üzere huzurunuzdayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, biliyorsunuz, Futbol Federasyonunun kuruluş amacı, bu kanunun amacı, Türkiye'deki futbol faaliyetlerini, ulusal ve uluslararası kurallar çerçevesi içerisinde yürütmek, organize etmek ve geliştirmektir. Tabiî ki, tüm federasyonların amacı aynı doğrultudadır ve bu çerçeve içerisinde, çok doğal olarak, yarışma platformu içerisinde, federasyonlarımız, takımlarımızın, millî takımlarımızın ve kulüplerimizin en üst düzeyde başarılı olması için de büyük bir amaç gütmektedir. Şimdi, hepimizin amacı, bu kanun tasarısının da amacı, bu genel amaca hizmet edebilecek düzenlemeleri yapmaktır. Bu nedenle, hükümetimizin getirmiş olduğu değişiklik tasarısının maddelerini genel olarak destekliyoruz. Bir an önce çıkması için sayın hükümet çaba sarf ediyor. Doğrusunu isterseniz, ne kadar hızlı hareket ederlerse etsinler, getirilen bu değişiklik maddeleriyle mesafe alabilecekleri inancını da taşımıyorum. Onu da, daha önce çalışmalarda da bulunmuş bir insan olarak söylüyorum; çünkü, kamuoyunda çok doğal olarak bir beklenti yaratıldı. Acaba, hükümet, bu değişikliklerle, Türkiye Futbol Federasyonunun seçimlerinde ya da organizasyonlarında ve asıl önemlisi, Türkiye'de yaşanmakta olan şaibe ortamında ve gerçekten, Türkiye'de futbol camiamızda görülen kirlilikte bir başarı elde edebilir mi diye bekliyoruz; ama, ne yazık ki, getirilen değişiklikler bu amacı gütmüyor. Onu açık olarak baştan söylemek istiyorum; fakat, her şeye rağmen, Cumhuriyet Halk Partisi olarak destekliyoruz ve bu konuda da mesafe alabilmeniz için -mutlaka iyi niyetle hazırlanmış bir değişiklik tasarısıdır- sonuç alabilmeniz için yardımcı olmaya çalışacağız.

Değerli arkadaşlarım, hepiniz biliyorsunuz; bütün spor faaliyetleri, spor, bütün dünyada ortak kurallarla işleyen bir kurumdur, organizasyondur. Belki de, dünyada, spor gibi, ortak kurallarla, kurumlarıyla, koşullarıyla işleyen başka bir sektör yoktur ne ekonomide ne dilde ne siyasette ne dinde; aklınıza hangisi gelirse, yargıdan yayın organlarına varıncaya kadar, parlamentolardan sendikaların, demokratik kuruluşların, hatta, anayasaların oluşumuna varıncaya kadar, bu kuruluşlar, bütün dünyada farklı kurumlar, kurallarla işlemektedir; ama, spor faaliyetleri bütün dünyada ortak kurallarla çalışıyor. Onun için de, bu niteliğinden ötürü müthiş bir tanıtım gücü vardır dünyada. Ortak koşullarda işlediği için, yürütüldüğü için, sonuçlarında muazzam bir tanıtım etkisi bırakıyor. Bu nedenle, yapacağımız her düzenleme büyük önem taşıyor; ona da hep birlikte dikkat etmemiz gerekir diye düşünüyorum.

Şimdi, eskiye göre, Sayın Bakan da sık sık ifade ediyorlar, getirilen değişikliklerin ilki genel kurulun oluşumunda göze çarpıyor. Sayın Bakan, sayın hükümet, genel kurulun üye sayısını aşağı yukarı 2 katına çıkardı. Bu, eskiden, bugünkü durumun 3 katına yakındı zaten, 285'ti sanıyorum,

(x) 454 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

biz, bunu, 57 nci hükümet döneminde 106'ya indirmiştik, şimdi yeniden 215'e çıkarılıyor. Aslında, kulüp sayısında bir artış yok, profesyonel liglerde mücadele eden, faaliyet gösteren 155 kulübümüz var; bugün getirilen değişiklikle, birinci, ikinci ve üçüncü liglerden 57 kulüple temsil edilecek. Bu, aşağı yukarı eskiden de aynıydı, 50'ye yakındı; fakat, ne biz ne de şimdiki hükümet, Türkiye Futbol Federasyonunun faaliyetleri içerisinde gözüken 3 434 tane amatör kulübü gereği gibi temsil ettiremedik. Ben, bunu her zaman söylüyorum, gerçekten, Türkiye'deki kirliliğin önlenmesi; şaibe ortamından, federasyonun ve faaliyetlerinin kurtarılması, belki de bu sayının çok yüksek tutulmasında yatıyor; ama, bunu biz başaramadık; şimdi görüyorum ki, yeni değişiklikle de böyle bir sonuca varamayacağız. Sanıyorum 3 434 amatör kulübümüzden, ancak, Amatör Spor Kulüpleri Konfederasyonu 5 üyeyle -biz de 3 üye çağırıyorduk- temsil ediliyor. Ne kadar temsil ediyorlar, o kulüplerin haklarını ne kadar arıyorlar, o bile tartışma konusudur; çünkü, getirilen 3813 sayılı Yasanın daha önceki değişikliklerinde "Türkiye Futbol Federasyonunun yıllık toplam gelirlerinin en az yüzde 30'u, projeler karşılığında, ikinci, üçüncü lig kulüpleri ile aynı amaca hizmet eden kuruluş veya kulüplere, eşit oranda, genel kurul kararıyla dağıtılır" hükmü getirilmişti; bu maddenin bile sağlıklı bir şekilde işletildiği kanısında değilim ne yazık ki.

Şimdi, burada, tabiî, gönül isterdi ki, Sayın Bakanın da ilk başlarda 600 veya 800 olarak telaffuz ettiği genel kurul üye sayısı o rakamlara ulaşabilseydi.

Ben, bir noktada, çıkış yolunu burada görüyorum; çünkü, hepimiz biliyoruz, hepimiz yaşıyoruz; değerli yayın organlarımızda bu konularda deneyimli, birikimli olan spor yazarlarımız, yorumcularımız, hemen hemen her gün akşam, konunun kirliliğinden, şaibe ortamından ve yapılan haksızlıklardan... Kulüplerimizin yöneticileri, illere varıncaya kadar, hep bunlara tanık oluyoruz. Peki, bu, nereden kaynaklanıyor; iki nedeni var.

Değerli arkadaşlarım, birincisi, genel kurullar görevini yapamıyor, Türkiye Futbol Federasyonu Genel Kurulu görevini yapamıyor; yaptırılmıyor. Üzerinde, siyasî, ekonomik, sosyal baskılar var; oluyor. Kulüplerin beklentileri var; küme düşerken çığlık çığlığa bağırıyorlar; ama, bir süre sonra kulaklarına fısıldıyorlar, diyorlar ki; sesini çıkarma, Federasyonu kızdırmayalım, belki seneye bir üst kümeye tekrar çıkarız veya -sesinizi çıkarmayın- düşeriz. Bunlar, hem Federasyonu yaralıyor hem de bu şaibe ortamının, bu kirliliğin spor adına yaygınlaşmasına neden oluyor.

Değerli arkadaşlarım, ben, bunu, nasıl olabilir, nasıl önlenebilir diye çok düşündüm; çok sıkıntısını çektiğim için çok düşündüm.

Bir nedeni, genel kurul üye sayısının belki de çok yüksek tutulmasındadır; ikincisi de, Futbol Federasyonu üzerinde ve tüm federasyonların üzerinde bir spor yüksek üst kurulunun oluşturulmasıdır. Bunun başka bir çıkış yolunu ben görmüyorum. En önemlisi, belki de, genel kurul olmazsa bile -bu yasa, artık, bugün, öyle anlaşılıyor ki, geçirilecek- ileride, spor yüksek kurumu ya da spor yüksek konseyi, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu gibi, Sermaye Piyasası Kurulu gibi, Din İşleri Yüksek Kurulu, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu gibi, aklınıza ne gelirse, bu tür kurulmuş üst kurullara uygun bir üst kurul oluşturmak lazımdır. Federasyonların üzerinde, onları denetleyecek, yasal dayanağı olan, yaptırım gücünde, gücünü geldikleri kurumlardan alan kişilerden, spor bilgisiyle, otoritesiyle ve temsil ettiği kurumun spor üzerindeki ağırlığıyla, olimpiyat komitesinden tutunuz, federasyon başkanlarının kendi aralarından seçecekleri 3 veya 5 kişiyle, üniversitelerden gelecek temsilcilerle, Amatör Spor Kulüpleri Konfederasyonuyla ve başta Millî Eğitim Bakanlığından, Türk Silahlı Kuvvetlerinden gelecek üst düzey temsilcilerle -en az müsteşarlık düzeyinde- 17-19 kişiden oluşan bir spor yüksek kuruluyla, hepimizin en büyük sorunu haline gelen, kamu vicdanını çok yaralayan, çok rencide eden bu ortamdan kurtuluruz diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, sık sık konuşuluyor "bunlar, Federasyon Başkanına bağlanıyor" deniliyor; Federasyon Yönetim Kurulu içerisinde Merkez Hakem Kurulu Başkanı ve diğer üyeler hakkında değişik dedikodular, söylentiler oluyor ve yıpratıcı yayınlar yapılıyor. Bunları önlemenin yolu budur. Bu tür kurumları korumak da bizim görevimizdir; Parlamento olarak, korumak da bizim görevimizdir; aksi halde, dün bu eleştirilerden kurtulamadılar, bugün kurtulamıyorlar, yarın hiç kurtulamazlar değerli arkadaşlarım. Onun için, ben, şahsen, böyle bir üst kurul ihtiyacını görüyorum.

Şimdi, tasarı ne değişiklik getiriyor; birincisi, genel kurulda temsilde getiriyor. Sayın Bakana şunu söyleyeyim: Sayın Bakan "kulüp temsilcilerini yüzde 42'den yüzde 72'ye çıkardık" diyorlar; bu, doğru değil. Bu, eskiden de yüzde 70'in üzerindeydi. Birinci ligde 18 kulübümüz var; genel kurula, çağrı tarihinde ilk 10 sırada olan kulüplerden 2'şer kişi, diğerlerinden de 1'er kişi geliyor. 2'şer kişiden 20 kişi eder, 18 kişiyi de eklerseniz 38 kişi eder, 8 kişiyi de eklerseniz 46 kişi eder. Birinci ligden, bir kere, 46 kişi geliyor. Yasa çıktığında, ikinci ligde 5 grup var, onlardan 2'şer kişi geliyor. Ayrıca, üçüncü ligde de 8 grup var. Bunları da sayarsanız, zaten 70'in üzerindedir; 106 kişinin yüzde 42'si 70 kişi etmiyor. Neyse, bu, maddî bir hata; ama, sürekli konuşuluyor; o bakımdan, bu oranlamanın da doğru yapılmasında yarar var.

İkinci değişiklik Merkez Hakem Kurulunda yapılıyor. Merkez Hakem Kurulu üyelerini, biz, Federasyon Başkanının, yönetiminin yetkisine vermiştik oluşumunu. Neden; değerli arkadaşlarım, o günlerdeki genel kurulları hatırlayın; içinizde sporla ilgili çok değerli arkadaşlarımız var, bilirler, başta Sayın Başbakan olmak üzere bilirler; kulüpler, ne yazık ki, Merkez Hakem Kurulunda görev alacak hakemlerle diyaloğa girmeye başladılar; bunlar yaşandı, çok çirkin olaylar yaşandı. Onun için, biz, bundan kurtarıp, Federasyonun yetkisine verelim; Federasyon her şeyiyle yetkili olsun; hakem hatalarından da, atamalarından da, kendi faaliyetlerinden de sorumlu olsun; genel kurul gereğini yerine getirsin dedik ve bu düşünceyle, Federasyon yönetimini güçlendirmiştik; ama, şimdi, Sayın Bakan, sayın hükümet diyorlar ki: "Hayır, biz, daha bağımsız olmasını sağlayıcı bütçe imkânları da sağladık; bir de böyle deneyeceğiz." Tekrar denenmiş oluyor, denensin; destekliyoruz, bir itiraz yok, denensin; ama, göreceksiniz ki, bu tartışmalar, bu eleştiriler önümüzdeki yıllarda da devam edecektir.

Bize göre, bir diğer önemli değişiklik, satır aralarında geçiştirilmek istenmiş olan bir değişiklik -değerli arkadaşlarım, bunu, şiddetle reddediyoruz- Türkiye liginin adının satılması meselesidir. Buradan sağlanacak gelirlerin, ikinci, üçüncü lig kulüplerine yüzde 35'ini, yüzde 45'ini vereceğiz, kalanını, payları düştükten sonra, Federasyon ile diğer kuruluşlar arasında bölüştüreceğiz gibi... Sanki, maddî bir menfaat sağlıyormuş veya katkı yapıyormuş düşüncesiyle, Türkiye liginin adı satılmak istenilmektedir. Geçmişte satıldı. Hatırlayın, bir gün, spordan sorumlu Devlet Bakanı olarak haberim bile olmadan, gazetelerde, televizyonlarda, manşetlerde tanık olduk ki, Türkiye Futbol Liginin adı Telsim Türkiye Ligi olarak değiştirilmiş. İtiraz ettik; çok uğraştım, kabul etmediler; mahkemeye verdim; tedbir koydurduk; tedbire itiraz ettiler, itirazları reddedildi. Bu kez, "Türkiye" adını kullanamazsınız diye itiraz ettik; neyse; onu, tekrar "Türkiye" adını başa alarak, "Türkiye Telsim Ligi" yaptılar. Ona da itiraz ettik; tedbir koydurduk. Tedbire itiraz ettiler; reddedildi. Arkasından "Telsim Ligi" yaptılar; çok uğraştılar. En sonunda, Bakanlar Kurulu kararıyla biz, bu uygulamayı, bana bağlı olan Federasyonun uygulamasını durdurduk. Danıştaya başvurdu, Federasyonumuz; hem de Danıştaya başvururken -denetim, gözetim görevi altındaki bir kuruluşun, özerkliği nasıl kullandığını düşünün- hükümeti, Federasyonun yetkilerini gasbetmekle suçlayarak Danıştaya başvurdular.

Düşünün; Bakanlar Kuruluna bağlı bir kuruluş, kamu kuruluşu niteliğinde, özerk, ama, böyle bir serbestliği, böyle bir keyfîliği asla düşünülemez; Danıştaya başvurdular, Danıştay 10. Dairesi reddetti. 10. Dairenin reddine karşılık, genel kurula götürdüler; 15 kişilik Danıştay Genel Kurulu yine reddetti.

Ben, bunu ilk kez burada söylüyor değilim; daha önce genel müdürlükten, "çalışmalarımıza katkı yapın "diye davet ettiler; orada bu düşüncelerimi söyledim; ardından da, komisyonlarda, Sayın Bakana, bu mahkeme kararları dahil, anlattım.

Değerli arkadaşlarım, bu konuda önergemiz var. Hiçbirimize yakıştıramam; açık söyleyeyim; Türkiye Cumhuriyeti Devleti, eğer, ihtiyaç varsa, ikinci, üçüncü, dörtüncü liglerin, amatör liglerin ihtiyaçlarını karşılayabilecek imkânları sağlayabilecek güce sahiptir.

Biz, büyük bir devletiz; bizim ortak değer yargılarımız var; ortak sevinç kaynaklarımız var. Türkiye ligleri, Türkiye Ligi; herkesin kendini o kurumun içerisinde hissettiği kuruluşlardır bunlar; adını satamazsınız. Her birinizin aklına başka bir isim gelebilir. Dün, Telsim Ligi idi, yarın başka bir firmanın ismi olabilir. İlgili kurumlarla ilgili neler yaşandığını hep beraber gördük. Türkiye Liginin adını bir kişinin adıyla, bir kurumun adıyla özdeşleştirmek, bir firmayla özdeşleştirmek hiçbirimize uygun düşecek bir yaklaşım değildir, buna imkân sağlamak doğru değildir.

Doğru değildir; Türkiye birinci liginde, hepimizin tuttuğu takımlar vardır; Elazığlıyız, Karamanlıyız, Trabzonluyuz, Karslıyız, Vanlıyız; ama, oralarda olsak bile, bugün birinci ligde yarışan özellikle, 3 büyük kulüpten, 4 büyük kulüpten herbirimizin tuttuğu kulüpler vardır. Bunların yarıştığı bir ligin adı, başka bir firma adıyla anılamaz; bu satılamaz, satılmamalıdır. Değerli arkadaşlar, o nedenle, bu 23 üncü maddede değişiklik yapan 12 nci madde kesinlikle tasarıdan çıkarılmalıdır. Değerli arkadaşlarım, ben, AKP'ye, başta Sayın Başbakanımız olmak üzere, hiç kimseye, böyle bir şeye imkân sağlamayı yakıştıramam. Bu, tasarıya getirilmiş, gizli -açık söyleyeyim, değerli arkadaşlarım kusura bakmasın- buraya sokuşturulmuş bir maddedir; bunu yapmak doğru değildir.

Şimdi, Türkiye'de spor kamuoyunu bir beklenti içerisine sokuyoruz, diyoruz ki: Yasayı, Futbol Federasyonu genel kurulundan önce çıkarırsak çok şey değişecek. Ne değişecek; Merkez Hakem Kurulunu genel kurul seçecek, genel kurul üye sayısı 106'dan 215'e çıkacak; 215'e çıkarken, temsil edilen 55 kulüp sayısı 155'e mi çıkıyor; bütün profesyonel liglerdeki 155 kulüp mü temsil ediliyor; yok, kulüp sayısı yine aynı; ama, aynı kulüpten 3 kişi çağırıyorsunuz, 5 kişi çağırıyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, o kulübün içerisinden genel kurula giden insanların kulüp başkanlarının iradesi dışında hareket edebileceklerini varsaymak çok büyük bir iyi niyettir. Burada bir değişiklik olmaz; ama, değerli arkadaşlar, hükümet getirsin, biz, bu değişikliği de destekliyoruz.

Tabiî, idarî birimler 1 inci maddede yer alıyor. İdarî birimlerin yerlerinin tespit edilmesi yetkisi Federasyona veriliyor; Ankara, merkez olarak kalıyor; ama, takdir edeceğiniz ve tahmin edeceğiniz gibi, bugün, aslında, fiilen de İstanbul olarak kullanılıyor. Bütün hakemlerimiz dahil, tahkim kuruluyla, denetleme kuruluyla, her şeyiyle, Futbol Federasyonu İstanbul'a taşınıyor. Niçin taşınıyor; orada 400'ün üzerinde amatör kulübümüz müsabaka yapıyor, Türkiye genelinde yılda binlerce müsabaka oluyor; en büyük ilimiz, ikinci ilden 2 kat daha fazla nüfusa sahip, 3 büyüklerimiz orada; her neyse; bir yarar umuluyor. Peki, olabilir, her şey denensin, spor adına, bütün bürokratik engeller aşılarak her şey denensin; ama, değerli arkadaşlarım, bunlar denenirken, denemesi yapılırken, tabiî ki, Türkiye Büyük Millet Meclisinin yüksek idaresiyle bazı yanlışları da önlememiz gerekiyor.

Belki izlediniz -sürem de tamamlanıyor- daha dün akşam spor yorumcusu değerli arkadaşlarım, başta değerli dostum Hıncal Uluç olmak üzere, beni hep suçlamışlardır. Ben nerede karşılaştıysam "bu Futbol Federasyonuyla başa çıkamadın ya, o sana yetiyor" demişlerdir bana. Onlara da sorsam başka şey söylerler.

Değerli arkadaşlarım, toplum yararına, kamu yararına, hiçbir hatalarına göz yummadım. Her zaman, teftiş kurullarıyla, mahkemelerle, Danıştayıyla, Sayıştayıyla, her şeyiyle, kamu yararı gözetilerek, üzerlerine gidilmiştir; ama, ben, özerkliğine dokunmamayı temel prensip edindim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun efendim, sözlerinizi tamamlayın.

FİKRET ÜNLÜ (Devamla)Futbol Federasyonuyla ilgili kanunun 31 inci maddesinde, bakanın denetim ve gözetim görevi vardı, bunu genişlettik; denetimi ve gözetimi altındadır. Nasıl denetleyeceğiz, nasıl gözetleyeceğiz; bu belli değil; açıklık getirdik; dedik ki: "Başbakanlık Teftiş Kurulu tarafından yapılacak inceleme ve soruşturma sonucunda, Futbol Federasyonu yönetiminin görevde kalmalarında sakınca görülürse, spordan sorumlu Devlet Bakanı Genel Kurulu olağanüstü toplantıya çağırır." Bundan daha büyük özerklik olur mu, özerklik bundan daha güzel korunabilir mi değerli arkadaşlarım?! Ama, Futbol Federasyonu Genel Kurulu, Başbakanlık Teftiş Kurulunun "görevde kalmalarında sakınca vardır" demesine rağmen, tekrar, aynı yönetimi seçti. Peki, bunlar neden oluyor; işte, bunlar, Futbol Federasyonunun üzerindeki siyasal ve sosyal baskı güçlerinin etkisinden ötürü oluyor. Bunun karşısında durmak ve direnmek gerekir, taviz vermeden direnmek gerekir.

Bir yönden suçlanıyoruz; deniliyor ki: "Futbol Federasyonu Başkanı yüksekokul mezunu olsun." Değerli arkadaşlarım, kanunu ben çıkarmadım, bu, önceden çıkarılmış bir kanun. Federasyonda, herkesin aklında kalan şu: Spordan sorumlu Devlet Bakanı olarak, Fikret Ünlü'nün getirdiği kanunla oldu... Kanun çok önceden çıktı. Biz, bazı maddelerini değiştirdik, anlattığım gibi, daha da özerk hale getirdik.

Değerli arkadaşlarım, siz, büyük çoğunluğa sahipsiniz, yüksekokul mezunu olma koşulunu getirin. 47 federasyonun yönetmeliğini değiştirdim ben, benim zamanımda değişti; 47'sinde de yüksekokul mezunu olma koşulu vardır, lisan bilgisi koşulu vardır, hem de okuldan ve kurslardan almak şartıyla, belgelemek şartıyla.

İçişlerinize karışmak benim haddim değil; ama, dünden duyuyorum, merkez yürütme kurullarında "artık seçimlere gidiyoruz, müdahil olmayalım, bu işlere karışmayalım..."

Değerli arkadaşlarım, işte, en büyük baskı, en büyük taviz orada başlıyor. Benim üzerimden şey yapmayın. Getirilsin... Cumhuriyet Halk Partisi hazır; yüksekokul koşulunu mu getireceksiniz, dil bilme koşulunu mu getireceksiniz, getirin; ne getirirseniz getirin. Kaldı ki, bu, Federasyon seçimlerini de etkilemesin; kim seçilecekse seçilsin; ama, gerçekten, bu şartların yerine getirilmesi kaçınılmazdır.

Değerli arkadaşlarım, hele, bugün, bütün dünyada herkesin gözdesi, herkesin ilgi odağı haline gelmiş futbolun başkanlarının, yönetim kurulu üyelerinin -uluslararası ilişkiler içerisinde bütün bu faaliyetleri yürütürken- yabancı dil bilmesi çok büyük ihtiyaçtır. Kendi hayatımdan bildiğim için söylüyorum. Bütün o üst kurullarda, görüşmelerde, müzakerelerde, bunlar, tabiî, çok büyük ihtiyaç olarak ortaya çıkıyor.

Değerli arkadaşlarım, unutulmamak üzere, başa dönerek, bir tavsiye olarak söylüyorum -bugünkü konu içerisinde değil- bütün bu tartışmaların üstesinden gelecek olan düzenleme, spor yüksek kuruludur, yüksek spor konseyi meselesidir. Bütün federasyonlar için geçerli olabilecek bir üst kurulla, bu tartışmalara son verebiliriz diye düşünüyorum.

Gerçi, tabiî, insan unsuru; ne kadar güzel yaparsanız yapın, insanlar, iyi yönetmezlerse, iyi niyetli yaklaşmazlarsa, tabiî ki, her aşamada bu tür sorunları yaşamak mümkündür.

Sabrınız için teşekkür ediyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

27 konuşma daha · 25 Mayıs 2004

27 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook