2005 mali yılı bütçe kan.tas. (5 inci tur görüşmelerinde ) gençlik ve spor genel müdürlüğü,vakıflar genel müdürlüğü,danıştay başkanlığı
Karaman Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 37. Birleşim · 3. yasama yılı · 22 Aralık 2004 · 1.698 kelime · yaklaşık 8 dakikalık okuma
Kaynak göster
Fikret Ünlü (CHP), 22 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2005 MALİ YILI BÜTÇE KAN.TAS. (5 İNCİ TUR GÖRÜŞMELERİNDE ) GENÇLİK VE SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ,VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ,DANIŞTAY BAŞKANLIĞI); konuşma 1.698 kelime.
Fikret Ünlü (CHP, Karaman). “2005 mali yılı bütçe kan.tas. (5 inci tur görüşmelerinde ) gençlik ve spor genel müdürlüğü,vakıflar genel müdürlüğü,danıştay başkanlığı”. TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim tutanağı, 22 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/fikret-unlu-22-2004-12-22-2005-mali-yili-butce-kan-tas-5-inci-tur-gorusmelerinde-genclik-ve (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA FİKRET ÜNLÜ (Karaman)- Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü bütçesi üzerinde konuşmak üzere huzurunuzdayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, takdir edeceğiniz ve gördüğünüz gibi, spor bütçesi eskiden olduğu gibi bugün de yetersiz. Bunun altını hep beraber çizelim ve görelim. Gelecekte de bu böyle olacak; yeni bir şey değil. Bunun nedenleri üzerinde kısaca durmak istiyorum. Bir amacım da zaten bu gerekçeye katkı yapmak.
Öteden beri, biz, sporadamları, spor yöneticileri, toplumsal spor bilincini, spor kültürünü bir türlü geliştirmeyi beceremedik, bunu yapamadık. O nedenle, bütün bütçelerde ne yazık ki gençliğin, sporcuların, hatta bütün vatandaşlarımızın, spor yapmak arzusunda olan insanlarımızın ihtiyaçlarını karşılayabilecek düzeyde, düzeyini bırakın, onun belki de yüzde 1'i oranında bile bütçeye sahip olamadık. Bu hepimizin ortak üzüntü kaynağı. Ben, doğrusunu isterseniz, bugünkü hükümet göreve başladığı zaman umutlanmıştım. Hatırlarsınız, bu umudumu da, bundan iki yıl önce yine bu kürsüde yapmış olduğum konuşmamda dile getirmiştim. Ne yazık ki, bugün bu umutlarım, açık söyleyeyim, tamamen suya düşmüştür.
Değerli arkadaşlarım, ben, eleştiri yeteneği yüksek bir insan değilim; ama, bu kadarını söylememe de izin verin. Şimdi, nedeni şu: O gün dedim ki, iki yıl önce, aynı şekilde bütçe üzerinde konuşma yaparken, Sayın Başbakanın spora yakınlığı, yatkınlığı, ilgisi, siz spor yöneticileri açısından büyük bir avantajdır; bunu kullanabilirseniz, gerçekten, Türkiye'de sporda bir mesafe katedilebilir, bir ilerleme sağlanabilir. Ama, bunu, ne yazık ki, bugün göremiyoruz değerli arkadaşlarım; ancak, spor yöneticilerimizi -kırmak istemem- ben spor basınında, hep Başbakanın yanındaki fotoğraflarda görüyorum. Bu yanlış değil, güzel bir şey; ama, bu ilgiyi, bu yakınlığı, yarım kalan tesisleri tamamlayabilmek için, toplumda spor kültürünü, spor bilincini geliştirebilmek için kullanın diye iki yıl önce söyledim. Sayın Bakan da, tabiî ki, dedi ki konuşmasında haklı olarak: "Ben, Başbakan Yardımcısıyım, sözüm daha çok geçecek, göreceksiniz daha çok hizmet üretilecek."
Şimdi, planlanan ve yıl içerisinde tamamlanması gereken tesislerin sayısına baktığımız zaman, önceki yıllara oranla bunların yarı yarıya düştüğünü görüyorum. O yüzden de, yine, katkı yapabilmek açısından, geçmişte başlatılan projelere dikkat çekmeye çalışmıştım. Bugün de bunu yapmaya çalışacağım değerli arkadaşlarım.
Sayın Bakan, değerli arkadaşlarım; şimdi, bizim ülkemiz, gerçekten, bir tesis mezarlığı haline dönüşmüştür. Ben bunu kendi dönemimde de gördüm, bugün de bu böyledir. Bunun altından kalkabilmenin yolu olarak, düşündük taşındık bir proje geliştirdik, daha doğrusu bir kampanya başlattık; "yarım kalan tesisleri tamamlayın, adınızla yaşasın." Bu kampanyayla bir yılda yapımını tamamladığımız tesislerin harcama tutarları, giderleri, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün tesisler için ayrılan yıllık bütçesinden fazlaydı değerli arkadaşlarım. Özel idarelerle, belediyelerle, rahmetli Sabancısından, Aydın Doğanından bütün işadamlarımıza varıncaya kadar bu projeye sahip çıktılar ve bir ilde -dikkatinizi çekmek istiyorum- bu kampanyayla tamamlanan tesislere harcanan para -tesisler açısından söylüyorum-Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün yıllık bütçesine eşitti. Bunu, Sayın Başbakanın spora yakınlığı ve yatkınlığından yararlanarak, siz daha çok kullanabilirsiniz, sporcular ve spor kamuoyu bundan daha çok yararlanabilir diye söylemiştim. Bu sözüm hâlâ geçerli; çünkü, iktidardasınız.
Bundan yararlanmalıyız değerli arkadaşlarım; çünkü, 2001'de, diyelim ki, tamamlanması planlanan proje sayısı 43 olarak ele alınmış, bunun 23'ü tamamlanmış; 50 olarak almışız, diyelim ki yarı yarıya tamamlanmış. Daha sonraki yıllarda, 2003'te ve 2004'te görüyoruz ki, bu sayılar yarı yarıya azalıyor; oysa, artması beklenir. Koalisyon dönemlerinde, o zorluklar içerisinde hizmet üretmek kolay değildir. Benim kendi dönemim açısından söylemiyorum, böyle bir kıyaslamaya girmek istemem; ama, bu avantaj, tek parti iktidarında sizlerin elinde çok daha fazla var diye düşünüyorum değerli arkadaşlarım.
Şimdi, Türkiye'de benim gördüğüm... Ben bu teşkilatın genel müdürlüğünü de yaptım, bakan müşavirliğini de yaptım; Başbakan başdanışmanı olarak da, milletvekili olarak da görev yaptım. Benim mesleğim de bu olduğu için çok kafa yordum; nasıl bu yükün altından kalkabiliriz, gerçekten, Türkiye'de hepimizin ortak sevinç kaynağı olan, yeri geldiğinde hepimizin gurur ve onur kaynağı olan böyle bir spor sektörünü, spor kurumunu nasıl ayağa kaldırabiliriz, toplumsal spor bilincini, spor kültürünü nasıl geliştirebiliriz diye çok kafa yordum. Bunun bir tek çıkış yolu var değerli arkadaşlarım; sporu, kurumsal olarak, bir destekleme ve yönlendirici bir kurum olarak, bağımsız bir kurum olarak, bir üstkurul olarak düzenlemek durumundayız. Bunun adına, ister yüksek spor konseyi diyelim, ister yüksek spor kurumu diyelim. Sayın Bakan böyle bir çalışma başlatınca, baştan umutlandım ve birçok toplantısına da katıldım; ama, aradan iki yıl geçti, görüyorsunuz, hâlâ bu konuda da bir mesafe alınamadı.
Şimdi, burada bulunan yaptırım gücündeki insanlar, kurum temsilcileri kimler; işte, 50'ye yakın federasyon başkanının kendi aralarından seçecekleri 3 veya 4 kişi, Türkiye Millî Olimpiyat Komitesi Başkanı ve Genel Sekreteri, Başbakanın atayacağı, spor bilgisine, birikimine inandığı 3 ya da 4 kişi -belki de Başbakanın başkanlığında; anlatabildim mi- beden eğitimi ve spor yüksekokulları müdürlerinin -sanıyorum sayıları 54'e yaklaştı- kendi aralarından seçecekleri 2 veya 3 kişi -yani, bunların toplam sayısı 17 olabilir, 19 olabilir, 13 olabilir; her neyse- Millî Eğitim Bakanlığı Müsteşarı, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarı, tabiî ki Maliye Bakanlığı Müsteşarı olabilir, üç müsteşarın da içinde bulunacağı bir yüksek spor kurulu... Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunda olduğu gibi, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu gibi, Din İşleri Yüksek Kurulu gibi, Sermaye Piyasası Kurulu gibi; yani, bu tür kurum ve kurullara benzeyen bir spor üstkuruluna ihtiyaç var; ancak, bu kurulun mutlaka yaptırım gücü de olması gerekir.
Şimdi, ben, televizyonlarda izliyorum, görüyorum ki, benim bu önerilerimi bürokratik ağırlığı fazla diye eleştiren değerli spor yorumcuları, Atina Olimpiyatlarından sonra diyorlar ki; bu toplantıda Millî Eğitim Müsteşarı niye yok, Maliye Müsteşarı niye yok? Ben kendi kendime soruyorum; niye arıyorsun değerli arkadaşım, düne kadar karşıydın?! Diyorlar ki: "Çünkü, Türkiye'de sporun kaynağı okullarda, para Maliyede, bunu planlayacak olan Planlama Müsteşarı; bunlar bu toplantıda olmalıydı." Ben de bu nedenle öneriyorum değerli arkadaşlarım.
Bunu, şunun için gündeme getiriyorum: Hâlâ arkadaşlarımızın kafası bu konuda bir türlü netleşemedi. Genelkurmay İkinci Başkanının -onlarla bizzat görüşülerek bunlar oluşturulmuştu- içinde bulunacağı bir üstkurul; çünkü, 400 000-500 000 gencimiz askerde bugün. Böyle bir kurulla, biz, bu meselelerin üstesinden gelebiliriz.
Tabiî ki, zaman zaman, değerli bakan arkadaşımızın, Başbakanın katkılarıyla, daha önceden çıkarılmış olan ödül kanununa destek verilebiliyor, artırılıyor, sponsorluk yasası genişletilebiliyor. Bunlar çok takdir edilecek meseleler. Tabiî ki, bunlara olumlu yaklaşıyoruz ve destekliyoruz; ama, her an, her zaman, sizi destekleyecek üst yöneticiler bulamayabilirsiniz. Onun için, şiddetiyle, şikesiyle her konuda sporun sorunlarını üç ayda bir, iki ayda bir toplanarak çözecek olan, bu tür bir üstkuruldur değerli arkadaşlar; ama, bu, sporun içinden gelmiş, yetişmiş insanlarla beraber, sporun ihtiyacını karşılayacak olan Maliye Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı bürokratlarının, birinci derecede sorumlu insanlarının içerisinde bulunacağı bir kuruldur.
Şimdi, Türkiye'de sporun üç önemli desteğe ihtiyacı var; birincisi, malî destektir, çok doğal olarak. Evvel Allah, tabiî ki, manevî desteği veriyoruz hepimiz, her zaman, bütün sporcularımızın yanındayız, kulüplerimizi destekliyoruz, gençlerimizi destekliyoruz; ama, malî destek, kalıcı, sürdürülebilir bir destek her zaman için gereklidir. Bunun yolu da -Sayın Bakanın veya Sayın Genel Müdürün Maliye bürokratlarının kapılarında dolanmalarıyla olacak şey değildir- Maliye Bakanlığı Müsteşarının orada olmasıdır, orada olacak. Bugün Universiade var önümüzde, yarın 2005 Formula 1 var, 2010 var. Bütün bu sorunları çözecek olan bu insanlar bir araya gelecekler.
Değerli arkadaşlarım, diğeri, bilimsel katkıdır. Bilimsel kurumlarla, kişilerle kurumun bağı yok. Onun için, bunu mutlaka sağlamak gerekiyor. Biz, daha önce, 54 üniversitemizin, beden eğitimi yüksekokullarının, federasyon başkanlarının, il müdürlerimizin ve spor teşkilatının yöneticilerinin katılımıyla, Bilgi Paylaşım Projesi adı altında bir proje geliştirmiştik. Ne yapıyorduk burada; 54 üniversite, yüzlerce profesörümüz ve doçentimiz, asistanımız var artık, bunlarda hiçbir eksiğimiz yok; ama, teşkilatın kendi yapısı içerisinde, bu bilimsel desteği almak mümkün değil; çünkü, hepimiz memuruz. Ben de oralardan yetiştim; yani, Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğünde yıllarımı geçirerek ben nasıl bilimsel gelişmeleri izleyebilirim. Hele, yabancı dilleri de yoksa yöneticilerin, nasıl bunu yapacaklar; bunu, üniversitelerle bir iletişim kurarak ve onlarla her an beraber olarak yapabilecekler. Üç ayda bir, Bilgi Paylaşım Projesi adı altında bu toplantıları sürdürüyordum ve gerçekten, çok büyük, çok kapsamlı, derin projeler gündeme getiriliyor, teşkilat bunları dinliyor ve uygun gördüklerini uygulamaya koyuyorlardı. İşte, atletizmi geliştirme projesi olsun, semt sahaları projesi olsun, sporcuların desteklenmesi için itici güç projelerinden, yönetmeliğinden tutun, bu son gelişmelere gelinceye kadar, bunlar hep gündeme getirildi. Olimpiyatlar İçin Sporcu Kaynağı Projesi, bu tür karşılıklı tartışmalardan ortaya çıktı.
Sayın Bakan, Sayın Genel Müdür, değerli arkadaşlarım; bu proje mutlaka desteklenmeli ve sürdürülebilir hale getirilmelidir.
Türk sporunun üçüncü bir ihtiyacı, özerkliktir. Özerklik, federasyonların birkaçında oldu, basketbolde, voleybolda, teniste oldu -satranç veya birisinde daha oldu sanıyorum, şimdi aklıma gelmiyor- diğerlerinde de olacak; ama, kurumsal bir özerkliğe ihtiyaç var. O da, baştan söylediğim, spor üstkuruludur. Bunu yaptığımız zaman, bu şeyler yerli yerine oturacak diye düşünüyorum.
Değerli arkadaşlarım, temel ihtiyacımız, spor idealimizin oluşmasıdır. Toplum olarak, yalnız kazanmak için değil, kazanacak sporcuların yetişeceği ortamı... İnsanlara ne amaçla spor yaptırıyoruz? Yalnız 300, 500 veya 10 000, 20 000 sporcuyu yetiştirmek için mi, Türkiye'yi temsil etmeleri için mi? Onlar zaten çıkacaklar; ama, bütün amacımız, Büyük Atatürk'ten bu yana, hatta üçbin yıl öncesindeki filozofların, sporadamlarının çizdiği veya ortaya koyduğu bilimsel gerçekler ışığında, toplumsal bir spor kültürünü geliştirmektir. Bütün insanların spor yapabilmesi için, dünyadaki barışı da, dostluğu da, hoşgörüyü de, centilmenliği de yaymanın, spor sahalarındaki şiddeti de, şikeyi de önleyebilmenin yolu, insanların spor kültürünü geliştirmek ve spor yapabilecekleri olanakları sağlamaktır.
Bugün, Türkiye büyüklüğündeki ülkelere bakıyorsunuz, benim ülkemde diyelim 1 000 spor salonu var, ona yakın spor sahası var; ama, onlarda yüzbinlerle ifade ediliyor. Bir ilimizin büyüklüğündeki bir ülkenin spor tesisleri potansiyeli, benim ülkemin 10 katı değerli arkadaşlarım. Bunları nasıl yapacağız; bunları, baştan söylediğim gibi, bu tesisler konusunda bir kampanya başlatarak... Sayın Başbakan bir talimat verecek, Sayın Başbakan Yardımcısı... Talimat dediysem, özür dilerim; yani, özel sektöre talimat anlamında değil, valilerimiz, belediye başkanlarımız, bir spor salonunun akan çatısı için para vermezlerdi; telefon ediyorlardı 2 trilyon, 3 trilyon, 5 trilyon para ayırdık diye ve gerçekten büyük tesisler yapıyorlardı. Bunu yönlendirmek, bir araya gelerek konuşmak, tartışmak gerekiyor.
Bir de, kısaca şunu söyleyeyim: Birkaç ay önce, Universiade konusunda, beraber bir yasa çıkardık; ama, bizim bu konuda büyük tereddütlerimiz var Sayın Bakan. Bugünden Universiade'ın broşürleri hazırlanmalı, tanıtım afişleri yapılmalı, bütün ülkelere gönderilmeli; hatta, oradaki büyükelçilerimiz uyarılarak, toplantı yapmaları sağlanmalı. Biz, Akdeniz Oyunlarına giderken bile, Akdeniz ülkeleri, tanıtım için bizleri çağırdılar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Ünlü; toparlayın lütfen.
FİKRET ÜNLÜ (Devamla)O bakımdan, bunlara büyük ihtiyaç var. Onu bekliyoruz sizden.
Bir de, uluslararası ve ulusal gençlik kampları projemizin desteklenmesinde ve bunun, artık, gerçekten kalıcı hale getirilmesinde büyük yarar var.
Bir cümleyle şunu da söyleyeyim: Otuz yıl aradan sonra, Üniversiteler Spor Haftasını yeniden başlatmıştık; sanıyorum, tekrar durduruldu. Hepsinin gerekçesi aynı noktaya geliyor. O bakımdan, bunun da yeniden başlatılmasında yarar görüyorum.
Şimdiden, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü bütçesinin hayırlı olmasını diliyor, yaptıkları hizmetler için, başta Sayın Bakan olmak üzere, arkadaşlarıma teşekkür ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
40 konuşma daha · 22 Aralık 2004