İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 63. BİRLEŞİM · SALI

Amik gölü kurutularak kazanılan arazinin dağıtımı kullanımı ve bu konulardaki bazı iddiların araştırılması (10/13)

Gökhan Durgun

Hatay Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 63. Birleşim · 1. yasama yılı · 8 Nisan 2003 · 815 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Gökhan Durgun (CHP), 8 Nisan 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 63. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: AMİK GÖLÜ KURUTULARAK KAZANILAN ARAZİNİN DAĞITIMI KULLANIMI VE BU KONULARDAKİ BAZI İDDİLARIN ARAŞTIRILMASI (10/13)); konuşma 815 kelime.

Gökhan Durgun (CHP, Hatay). “Amik gölü kurutularak kazanılan arazinin dağıtımı kullanımı ve bu konulardaki bazı iddiların araştırılması (10/13)”. TBMM Genel Kurulu, 63. Birleşim tutanağı, 8 Nisan 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/gokhan-durgun-22-2003-04-08-amik-golu-kurutularak-kazanilan-arazinin-dagitimi-kullanimi-ve-bu-konu (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

GÖKHAN DURGUN (Hatay)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bundan bir ay önce, 4.3.2003 tarihinde, Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergem hakkında, Grubum adına söz alıp konuşmuştum; ancak, çalışmalar yarım kaldığı için, bir ay sonra, bugün, yarım kalan işlerin bitirilmesi amacıyla, gündem gereği, önergem gündeme alındı ve şimdi, kaldığımız yerden çalışmalarımıza devam ediyoruz. Dolayısıyla, bir ay önce yaptığımız konuşma, bir ay önce söylediğimiz sözler unutulmuştur, aradan başka çalışma ortamları geçtiği için gözardı edilmiştir düşüncesiyle, tekrar, kısaca sorunu, konuyu özetlemeye çalışacağım.

Bu önerge, 30 000 - 40 000 insanı ilgilendiriyor; yani, bugün, Türkiye'nin -belli ölçüde bakarsak- bir şehrinde yaşayan insanların sayısı kadar insanı ilgilendiren bir konu. İlgilendirdiği aile sayısı, şu anda, 4 000 - 5 000 dolayında. Sayın Tarım ve Köyişleri Bakanımızın verdiği bilgilere bakarsak, bu iş, toplam 8 792 aileyi kapsayacak; yapılan çalışmalarla, sayıları 8 792'ye ulaşan aileyi ilgilendirecek. Eğer, 8 792 aile, bu işte iskâna tabi tutulacaksa, bunun ilgilendirdiği insan sayısı da, nüfus da, 80 000'i, 90 000'i bulacak demektir; ki, bu da, yine, büyük ölçüdeki bir şehrimizin nüfusu kadar insanı ilgilendiriyor demektir.

Nedir buradaki konu; buradaki konu şudur: Amik Gölünden elde edilen arazinin, iskâna tabi tutularak, Hatay dışından -2510 sayılı İskân Yasasına tabi olarak tanımlanan- insanlara verilmesidir. "8792 aileye tamamı dağıtılacak." İfade bu.

Bu araziler, otuz yıldır, o bölgede, arazisi olmayan, toprağı olmayan, işi olmayan, aşı olmayan insanların ekip biçtiği arazilerdir ve miktarı da, aile başına 10 dönümdür; yani, bu bölgedeki 4 000 - 5 000 çiftçi ailesinin her biri, 10 dönüm toprakla geçinmek durumunda kalmıştır. Otuz yıl önce babası o araziyi kiralamıştır, çocuğu o arazide doğmuştur, onun çocuğu da o arazide doğmuştur; yani, üç nesil geçmiştir. Bugün, baba yok, çocuk "bu arazi benim babamdan kaldı, ben bu topraklar üzerinde doğdum. Şimdi, kim, hangi hakla, hangi yetkiyle bu araziyi benden alıyor; ben olayları anlayamıyorum" diyor ve anlayamadığı olaylardan dolayı da, devletinin kendisine sahip çıkmadığını, şu andaki hükümetin de kendisine sahip çıkmadığını düşünme ve bu konuda kaygı duyma anlayışına doğru yönelme noktasındadır.

2510 sayılı Yasa çok açık "muhacir, mülteci, göçebe ve naklolunanlar bu işlemden faydalanır" deniliyor. Yaptığım incelemeye baktığımda, orada, bu şekilde olan insan sayısının çok az olduğunu, oraya yerleştirilen insanların ise 2510 sayılı Yasada çok açıkça belirtilen nitelikleri taşımadığını da görüyoruz. İşyeri sahibi, evi var, arsası var, dükkânı var, hatta, ufak çapta atölyesi var, o bölgeden 10 dönüm arazi tapulanmış; göçmen statüsünde, muhacir statüsünde, naklolunan insan statüsünde; bu insanlara bu araziler dağıtılmış.

Olayın diğer bir boyutu şu; o da çok daha acı: Bu araziyi alanların zaten ihtiyacı yok; kendisi çalıştırmayacak, 10 dönüme ihtiyacı yok. Aynı bölgede, elinden alınan insana, götürüp, bugünkü değeriyle 500 000 000 - 600 000 000 lira karşılığında tekrar kiraya vermektedirler. Şimdi, düşünebiliyor musunuz; bu arazileri, otuz yıl çalıştırdıktan sonra elinden alacaksınız; İskân Yasasına tabidir diye, araziye ihtiyacı olmayan insanlara vereceksiniz; daha sonra, o verdiğiniz insanlar da gelecek, o elinden alınan insana diyecek ki: Al sana; bana ver 500 000 000, 600 000 000 lira, burayı sen eskisi gibi ek, biç!

Şimdi, böyle bir anlayışla, böyle bir ortamda, o insanların, devlete, hükümete, Meclise bakışı ne olur, nasıl bakar, ne düşünür; kendisine sahip çıkmayan bir hükümet olarak düşünür, kendisine sahip çıkmayan bir devlet olarak düşünür.

Biraz önce, Sayın Soydan arkadaşım, daha önce de Sayın Bakan, bunun bir devlet politikası olduğunu söylediler. Devlet politikası, bu anlattığım çerçevedeki işlemleri kapsamamalı. Eğer, bu bir devlet politikasıysa, 59 uncu hükümet, 58 inci hükümet, bu devlet politikasını hangi araştırmalara göre yaptı; yoksa, kendilerine devredilen bir projeyi ezbere uygulama noktasında devam etmek mi istiyor?!

Devlet politikası dediğimiz zaman, biraz önce anlattığım hadiseye baktığınızda, bir başka boyutu daha çıkıyor; acaba, Hatay'ın kendi kültürel yapısına göre ilgisi alakası olmayan, farklı niyetler taşıyan, doğru bilgiler aktarmayan, bazılarının verdiği raporlara dayanılarak uygulanan bir devlet politikası mı var; insanın aklına o da geliyor.

Devlet politikaları, gözden geçirilmeyen, değiştirilemeyen politikalar değildir. Eğer, bunlar doğru bilgilerse yapılacak hiçbir şey yok; ama, hiç olmazsa araştırılmalıdır. Doğru mudur, yanlış mıdır; doğru bilgilerle mi bu devlet politikası ortaya konulmuştur, yoksa, yanlış bilgilerle mi bu devlet politikası ortaya konulmuştur ve yürütülmektedir; bu, ortaya çıkarılmalıdır, değerlendirilmelidir.

Değerli arkadaşlarım, Hatay'daki bu sorunun çözümü bugün neticelenecek. Ben, bu araştırma önergesini verirken, o bölgedeki insanlar Cumhuriyet Halk Partisine oy verdi diye vermedim. Gerçekten de, bu bölgenin insanı, Cumhuriyet Halk Partisine oy vermedi; sizlere oy verdi, AKP'ye oy verdi, hem de çok büyük ölçüde oy verdi. Şimdi, sizlerden de bu konuda çözüm bekliyor. Bugün burada alacağınız kararla, sizler, oradaki oy potansiyelinize, seçmeninize mesaj vereceksiniz. Artık, nasıl oy kullanırsınız bilemiyorum; ama, şöyle davranmanızı da kesinlikle düşünmek bile istemiyorum: "Bu önergeyi Cumhuriyet Halk Partisi hazırladı, Cumhuriyet Halk Partililer verdi; biz de AKP olarak buna oy vermeyeceğiz" anlayışıyla bakarsanız çok büyük bir yanlış yapmış olursunuz. Bu nedenle, ben, bu önergeye destek vermenizi, bu bölgenin insanlarının çok mağdur insanlar olduğunu, 30 000-40 000 nüfusa yönelik olduğunu, bu insanların sorununu çözmemiz gerektiğini ve bu insanların 3 Kasım seçimlerinde size oy verdiğini ifade etmek istiyorum.

Hepinize tekrar saygılar sunuyorum; bu önergeyi desteklemenizi tekrar rica ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

16 konuşma daha · 8 Nisan 2003

16 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook