İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
KOMİSYON · PAZARTESİ

Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma

Hakkı Saruhan Oluç

Antalya Milletvekili · DEM Parti

Plan ve Bütçe Komisyonu · 5. yasama yılı · 2 Kasım 2026 · 1.136 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hakkı Saruhan Oluç (DEM Parti), 2 Kasım 2026 tarihinde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu oturumunda konuştu (gündem: Tutanak Metni); konuşma 1.136 kelime.

Hakkı Saruhan Oluç (DEM Parti, Antalya). “Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma”. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu tutanağı, 2 Kasım 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hakki-saruhan-oluc-2026-11-02-ham-tutanak-1 (erişim: 2 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeKomisyonKonusmaTutanakDetay?tutanakId=90986

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

HAKKI SARUHAN OLUÇ (Antalya)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, sunumunuz için teşekkür ederiz.

Her sene siz buraya geldiğinizde bu yüksek teknoloji üretimiyle ilgili bir şeyler söylüyorum, hani, taktığım konulardan bir tanesi olduğu için. Şimdi TÜİK verilerina baktık. Bu TÜİK verilerinde son on yılda -siz son yılla ilgili değerlendirme yaptınız- sayısı en hızlı artan grup yüksek teknolojiyle çalışan girişimler olmuş. TÜİK böyle söylüyor yani on yılda yüzde 260 civarında bir artış görünüyor. İkinci sırada orta yüksek teknoloji girişimler geliyor. Bunu olumlu bir şey diye söylüyorum, bu bir eleştiri yapmak için değil. Fakat, buna rağmen imalat sanayisinin teknolojik örüntüsünde çok büyük bir değişiklik olduğu hâlâ söylenemez çünkü genel olarak baktığımızda hâlâ girişimlerin yüzde 86'sı düşük ve orta düşük teknolojili girişimlerden meydana geliyor. Dolayısıyla, yüksek teknolojinin payı bir sıçrama yapmasına rağmen henüz yeterli bir durumda değil, daha gidilecek çok yol var. Bunu söylemek istiyorum. Birincisi bu.

İkincisi, yine ciro, üretim değeri ve katma değerdeki artış açısından da baktığımızda teknoloji düzeyi yükseldikçe artan bir artış söz konusu. Bu da olumlu. Veriler sizde de vardır, ben vakit kaybetmeyim diye söylemiyorum ama son on yılda reel olarak neredeyse yüzde 94'e yakın bir artış olmuş. Bu açıdan baktığımızda bu da iyi bir şey. Fakat, konuya, girişim başına ve çalışan başına üretim, ciro ve katma değer penceresinden baktığımızda manzara tersine dönüyor. Burada on yıl öncesine göre yüksek teknolojili girişimlerde verimsiz bir gidiş görünüyor. Buna dikkat çekmek istedim. Dolayısıyla, bu bir sorun yani yüksek teknolojide girişim başına ortalama üretim, ciro ve katma değerin on yıl öncesine göre altına düştüğü görünüyor. Bu alanda teşviklerle yaratılan büyümede bazı sorunlar olup olmadığı tartışması var. Bu konuya dikkatinizi çekmek istedim çünkü yüksek teknoloji gerçekten Türkiye'nin üretimi açısından baktığımızda son derece önemli.

Şimdi, ikincisi, biraz reel sektöre bakmak gerekiyor, siz, yine pembe bir tablo çizdiniz ama. Reel sektör son yılların en karamsar dönemini yaşıyor yani "Nereden çıkarıyorsunuz bunu?" diyeceksiniz. Merkez Bankasının her ay yaptığı bir araştırma var. Reel sektör kuruluşlarına "Sanayi dalınızdaki genel gidişatla ilgili olarak bir ay önceye kıyasla görüşünüz nedir?" diye soruyor. 3 cevap verebiliyorlar: Daha iyimser, aynı, daha kötümser. Ekim ayında verilen yanıtlar reel sektörün son yılların en karamsar dönemini yaşadığını gösteriyor. Ekim ayında reel sektörün yüzde 5'i "Bir önceki aya göre daha iyimser." demiş, yüzde 21'i "kötümser" olduğunu söylemiş; aradaki fark 16 puan. Ekim ayındaki bu oran 2023 yılı başından bu yana dönemin en yüksek ikinci oranı oluyor yani bu ekim ayından bahsediyorum. Şimdi, dolayısıyla, reel sektörde bir sorun yaşanıyor. Şimdi, fon vurgununun buraya yansımalarının henüz görülmediği bir dönemden bahsediyoruz üstelik. Önümüzdeki aylarda bunun sonuçlarını da göreceğiz. Yani reel sektörün bilançosunda bir kötüleşme var, buna işaret etmek istiyorum. Özellikle 2023-2025 dönemine ilişkin bilanço ve gelir tablosu verilerine baktığımızda, reel sektörde durumun iyiye gitmediği görünüyor ve oradan da zaten eleştiriler yükseliyor. Siz, herhâlde izlediniz, İstanbul Sanayi Odasından başlamak üzere, çeşitli yerlerde bu konuda eleştiriler dile getirildi. Yani imalat sanayisi açısından baktığımızda "ekonominin can damarı" diyebiliriz, son iki yılda reel aktiflerde yüzde 6,5; öz kaynaklarda yüzde 17 gerilemiş, borçlar yüzde 6'ya yakın artmış, net kârlarda yüzde 63 civarında bir kayıp var. Dolayısıyla, ekonominin motoru, büyümeye rağmen bilanço ve kârlılıkta ağır yara almış vaziyette; bunu vurgulamak istiyorum. Yani o kadar pembe bir tabloyla karşı karşıya değiliz, bunu söylemek istiyorum. Hem Merkez Bankasının hem TÜİK'in sektör bilançoları son iki yılda reel sektörde aktiflerin reel olarak küçüldüğünü gösteriyor, borçluluğun arttığını gösteriyor ve faaliyet kârlarının eridiğini ortaya koyuyor. 18 temel sektörün 14'ü bilanço gelir ve kârlılık cephesinde hasar almış vaziyette, imalat sanayisi başta olmak üzere kritik sektörlerde de kayıplar var; buna işaret etmek istiyorum.

Şimdi, bir başka konu Sayın Bakan, çeşitli arkadaşlarımız da dile getirdi, bu "Made in Europe" meselesi. Bu, gerçekten hani geliyorum diye diye gelen bir konu oldu fakat sadece sizin Bakanlığınızla iyi değil bu eleştiri çünkü çok daha kapsamlı bir konuyla karşı karşıyayız. Ama bu "Made in Europe" tehlikesinin öngörülmemiş olması, gereken önlemlerin alınmamış olması ciddi bir sorun. 2022 tarihinde başladı bu mesele yani Biden yönetiminde Amerika enflasyonu düşürme yasasını çıkardığında aslında bu işi tetikledi ve ortaya çıkan tabloda Avrupa Birliği Amerika ve Çin'le rekabet edebilmek için çeşitli hamleler yapmaya başladı; bunun son hamlesi, bu "Made in Europe" düzenlemesi. Bu çok açık yani Avrupa Birliği rekabet gücünü korumak için, Amerika ve Çin karşısında açılan inovasyon makasını kapatmak için, yeşil dönüşümü finanse etmek için adımlar atıyor ve bu adımların Türkiye'ye yönelik çok büyük etkisi var; bunu söylemek istiyorum. Mesela, BYD'nin buradan Macaristan'a gitmiş olmasının nedeni de bu. Çünkü Avrupa Birliğinin aldığı kararlar bunu gerektirdiğinden, başka türlü Çin pazarının Avrupa'ya açılamayacağını gördüklerinden bu adımı attılar. Dolayısıyla, bu "Made in Europe" ciddi bir sorun. Bunun aşılabilmesi için neler yapılacağına dair kapsamlı bir çalışmaya ihtiyaç var ve maalesef sizin buna hazır olmadığınızı görüyoruz. Geçen sene de bunu konuşmadık, bu sene de konuşmadık; umarız, müzakere masasında bu meselenin halledilebileceği bir ortam sağlanır ve Türkiye bu "Made in Europe" meselesinin vereceği büyük zarardan kendini koruyabilir. Her şey bitmiş değil dediğim gibi, müzakere masasında bu meselede adımlar atılabilir. Türkiye'nin yapabilecekleri var, Avrupa Birliğini yapabilecekleri var, özellikle Fransa ve Almanya ama buna dair henüz çok somut bir gelişme yok, varsa siz aktarırsınız, bunu sormuş olayım, biz de aydınlanırız.

Şimdi, son söylemek istediğim Sayın Bakan, siz, geçen sene, 2026 bütçesinde, Meclis Genel Kurulunda dediniz ki: "Sanayi tesislerinin yoğunluğunu Marmara Bölgesi'nden Anadolu'nun diğer illerine taşıyacağız. Samsun-Mersin, Mersin-Şırnak, Sivas-Iğdır ve Trabzon-Şırnak olmak üzere 4 yeni sanayi koridoru oluşturacağız." ve buna ilişkin uzunca bir konuşma yaptınız, biz de heyecanla bekledik fakat ocak ayında Resmî Gazete'de sadece Samsun-Mersin koridoru yayınlandı, diğer koridorlara dair herhangi bir şey söylenmedi. Şimdi, siz diyebilirsiniz ki: "İşte, bu ilk adımı attık, sonrakiler de sonra gelecek." filan fakat ben size bir acı haber vereyim, sonrakiler hiç gelmiyor. "Neden?" derseniz, neden, söyleyeceğim: Şimdi, bu sizin yaptırdığınız araştırma var, 2025 yılı Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sıralaması, SEGE, orada altıncı kademe yani sosyoekonomik gelişmişlik açısından en kötü durumda olan iller -sizin araştırmanızda- bakın hangi iller? Adıyaman, Ağrı, Ardahan, Batman, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Hakkâri, Iğdır, Kars, Mardin, Muş, Siirt, Urfa, Şırnak, Van yani bu, bir şey hatırlatıyor değil mi? Bakın, bu haritanın şu kırmızıyla çizmiş olduğum yuvarlağın içinde kalan illerden bahsediyorum ve cumhuriyet tarihinde buraya bir türlü sıra gelmemiş dolayısıyla sizin Bakanlığınız bu işe yetişmeyebilir. Hâlbuki, biz beklerdik ki sadece birinci koridor değil, birinci koridorun açılması tabii ki iyi, Samsun-Mersin, o konuda bir itiraz olsun diye söylemiyorum ama ikinci koridor Mersin-Şırnak, Sivas-Iğdır ya da Trabzon-Şırnak gibi 3 koridordan 1 tanesinde de adım atılabilirdi ve çok sayıda ilin sanayi açısından da baktığımızda, istihdam açısından da baktığımızda, genel refah açısından da baktığımızda ilerlemesine dair bazı adımlar atılabilirdi ama bir kez daha bu adımlar atılmamış oldu, geleneksel politikaları sizin Bakanlığınız döneminde de sürdürüyorsunuz, bunu bir eleştiri olarak kabul edin lütfen. Umarız, bu konuda biz yanlış çıkarız ve önümüzdeki çok kısa zamanda bu konuda da adımlar atıldığını görürüz, o zaman öz elleştirimizi de gelir yaparız ama dediğim gibi, yüz yıllık bir cumhuriyet dönemi var ki o tablo, o harita kolay kolay değişmemiş.

Dinlediğiniz için teşekkür ederim.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI TOPLANTIDA

Aynı gün bu komisyonda konuşanlar

24 konuşma daha · 2 Kasım 2026

Tümü →
24 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook