Optisyenlik hakkında kan.tekl.ile gözlükçülük hakkında kan.değ.yap.dair kan.tas.
Mersin Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 104. Birleşim · 2. yasama yılı · 22 Haziran 2004 · 972 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hüseyin Güler (CHP), 22 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 104. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: OPTİSYENLİK HAKKINDA KAN.TEKL.İLE GÖZLÜKÇÜLÜK HAKKINDA KAN.DEĞ.YAP.DAİR KAN.TAS.); konuşma 972 kelime.
Hüseyin Güler (CHP, Mersin). “Optisyenlik hakkında kan.tekl.ile gözlükçülük hakkında kan.değ.yap.dair kan.tas”. TBMM Genel Kurulu, 104. Birleşim tutanağı, 22 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-guler-22-2004-06-22-optisyenlik-hakkinda-kan-tekl-ile-gozlukculuk-hakkinda-kan-deg-yap-dai (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA HÜSEYİN GÜLER (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Optisyenlik Hakkında Kanun Teklifi ile Gözlükçülük Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısıyla ilgili Grubum adına söz almış bulunuyorum; hepinizi, en içten sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.
Bu kanun tasarısı, daha önce de komisyonda onaylanarak Genel Kurula indirilmişti; ama, ne hikmetse, anlaşılmadan, usulüne de uygun olmadan, milletvekili arkadaşlarımızın teklifi olarak yeniden komisyonda görüştük. Biz, genel anlamda, usul yönünden, bunun tekrar gündeme alınmasının karşısında olduğumuzu ifade ediyor; ama, genel anlamda da, bu kanun teklifine evet oyu vereceğimizi bilmenizi istiyoruz. Birkaç çekincemiz var; bunları da sizlerle paylaşmak istiyoruz.
1990 yılında Sağlık Bakanlığınca düzenlenen kurs programı dahilinde, bu soruna, bir derece bilimsellik katılmış olsa da, 1992 yılında, yüksekokul düzeyinde optisyenlik eğitimine başlanarak, bu iş, üniversitelere havale edilmiştir.
Gözlükçülük mesleğini icra edebilmek için üniversitelerimizin iki yıllık optisyenlik programlarından mezun olmuş; ama, ülkemizdeki bürokratik engeller ve aksaklıklar neticesinde ruhsat hakkı elde edemeyen mağdur durumdaki gözlükçülerimizle ilgili 1940 yılından kalma 3958 sayılı Gözlükçülük Hakkında Kanunun -günümüzün ihtiyaçlarına yanıt veremediğinden dolayı, tekrar gündeme alınarak- yapılan bu düzenlemeyle, günümüzün ihtiyaçlarına yanıt vermesini bekliyoruz. Buna karşın, işin sosyal tarafları, çok ciddî bir şekilde, katılımcılık anlayışından yoksun olduğundan, kısmen de olsa, bu çelişkileri de sizlerle paylaşmak istiyoruz.
Sağlık Bakanlığı, son olarak, 1992 - 1993 döneminde, son defaya mahsus olmak üzere, gözlükçülük hakkında ihtiyaç olan kurs programını düzenlemiş; ancak, yaklaşık onbir yıldır bu ihtiyaca yanıt verilmediğinden, bugünkü kaos yaşanmaktadır.
Yılların verdiği bürokratik ihmaller neticesinde, durum, karmaşaya dönüşmüştür. Bir yandan, optisyenlik ruhsatı olanlar; bir yandan, ruhsat fotokopileri yoluyla veya denetimsizlik neticesinde ruhsatsız olarak gözlükçülük yapanlar mağduriyetlerini dile getirmişlerdir.
Bugünkü koşullar altında baktığımızda, optisyenlik meslek yüksekokulundan mezun olanların sayısı yeterli gözükmemektedir. CHP olarak, her zaman, tercihimizi eğitimden yana koymaktayız.
Bugünkü koşullarda, 2 000 - 2 500 civarında mağdurun olduğunu görmekteyiz; bu sorunun çözümünün de bugünkü Meclisimize kısmet olacağını düşünmekteyiz. Biz de çözümden ve optisyenlik kurumunun kurumsallaşmasından yanayız; ama, bu arada, mağdur olanların, eğitim sürecinden geçmesini istiyoruz; YÖK ve Sağlık Bakanlığı arasında koordinasyon sağlanarak, özellikle, Anadolu Üniversitesi açıköğretim bölümünde, önlisans eğitim programı dahilinde bir eğitim süzgecinden geçmesini istiyoruz. Bu konuda da önerilerimiz mevcut; inşallah, bu konuda da desteğinizi verirsiniz diye düşünüyoruz.
AKP Hükümeti bugün sadece geçici bir çözüm arayışı içerisinde görülmektedir ve altı aylık bir kurs eğitim programı dahilinde, varolan sorunun çözümünden yana tavır koymaktadır. Biz ise bu konuda, eğitimin kurumsallaşmasından yana öncülük etmesini bekliyoruz. Bu doğrultuda da, bugünkü eğitim sürecine baktığımızda, Anadolu Üniversitesinin açıköğretim programı dahilinde bu sürecin çözümleneceğini düşünüyoruz.
Komisyonda kendilerinin vermiş oldukları değişiklik önergelerine baktığımızda, en az lise mezunu olunması ve altı aylık eğitim gibi görülmekteyse de, buna bir meslekî eğitim açısından baktığımızda, ilkokul mezunu ile lise mezunu arasında en ufak bir farkın olmadığını görmekteyiz, meslek eğitimi açısından bahsediyorum. Bu yüzden, biz diyoruz ki, önlisans eğitim programı süzgecinden geçirilerek, bu konunun bir an önce çözümlenmesinden yanayız.
Bugün, Sağlık Bakanlığının yapacağı şey, ülkemizin optisyen ihtiyaç tablosunu gözeterek, planlayıcı bir anlayış içerisinde, önümüzdeki yirmi yılı gözlemleyerek, gerekli optisyen açığını kapamasıdır ve bu doğrultuda bunların teşvik edilerek eğitim planlaması açısından da yarınlarımıza dönük -günübirlik çözümden çok- yapıcı, bilimsel bir çözüm önermekteyiz. Bugün, ülkemizin onbeş yirmi yıllık nüfus planlaması dahil olmak üzere, ihtiyaç olan optisyenlik öğrencisi sayısını da gözönünde bulundurarak, mezuniyetini ona göre planlamak zorundayız.
Ülkemizin sosyal güvenlik kurumları giderlerinin kamu maliyesi üzerinde ciddî problemlere yol açtığı malumunuzdur. Evet, asıl, tabiî ki, bu işte bir eğitim, bir de bugün pratik anlamıyla üretim sorunu yaşanmaktadır. Bugün baktığımızda, gözlükçülük alanında, üretmekten çok ithalatın ağır bastığı bir hâkimiyeti görmekteyiz. Biz de diyoruz ki, bugün, ülkemizde ithalat boyutundan üretken bir boyuta doğru dönüşmesi; ama, buna karşı bir oyuna da gelmemek lazım. Büyük bir kısmı Çin ve Uzakdoğu ülkelerinden ithal edilen gözlüklerin daha büyük oranda İtalya üzerinden ülkemize sokulmak istendiğine ve maliyet açısından da baktığımızda ek külfetlerin oluştuğuna dikkatinizi çekmek istiyorum. Üretimin bir an önce teşvik edilmesinin ülkemizde hem istihdam alanı hem de döviz açısından çok ciddî yararları olacağını düşünüyoruz. Hükümetimizin de bu konuda gerekli tedbirleri almasını öneriyoruz. Tabiî ki, bu, temennimiz; yine, temenniden öteye gitmiyor.
Bugün, gözlük sektörüyle ilgili baktığımızda, yine, sorunları, ciddî sıkıntıları olan işin sosyal taraflarını dinlediğimizde, mağdur olan kesimler de bir an önce çözüm önerisi beklemektedir. Evet, hepimiz ifade ettiğimiz gibi, Grup olarak da önerdiğimiz önergelere destek vermenizi bekliyoruz. Bunun haricinde genel anlamda destek vereceğimizi şimdiden beyan edebiliriz.
Gözlükçülük hakkında teklifin yasalaşmasında... Bugüne kadar, tıbbın ve tıbbî teknolojinin gelişmesiyle gözlükçülük sektörüyle ilgili büyük ve öngörülmeyen değişimler gerçekleştirilmektedir. Göz sağlığı ve tedavisiyle ilgili tedavi araçları ve metotları gözlük sektöründe yer almıştır. Buna paralel olarak, serbest pazar ekonomisinin gelişmesi ve şirketleşme oranının yükselmesiyle, gözlükçülük sektöründe sermaye şirketlerinin egemenliği ortaya çıkmıştır. Gözlükçülük sektörü, her ne kadar ticarî gibi algılansa da, ayrı bir yasanın bulunması ve tıp dünyasındaki yeri dikkate alındığında halkın göz sağlığıyla bire bir ilişkili olduğu inkâr edilemez. Göz hastalıkları tedavi araçlarındaki gelişmeler, teknolojik ilerlemeler ve sermaye gruplarının bu meslek kolunda çok yoğun olarak bulunmaları karşısında, mevcut yasayla bu yasanın icra edilebilmesi ve göz sağlığının titizlikle korunmasına ilişkin düzenleme ve uygulama yapabilme imkânı bulunmamaktadır. Gözlükçülük Hakkında Yasanın mevcut haliyle yetersizliği ve değişiklik yapılması gerekliliği, önemi ortada dururken, Sağlık Bakanlığı, sadece, Gözlükçülük Hakkında Kanuna göre gözlükçülük yapabilecek kişilerin yeniden belirlenmesine yönelik bir kanun tasarısı vermiştir. Teklifin yasalaşması süreci dikkate alındığında, bir yasada yapılması gereken tüm değişikliklerin birbirleriyle uyumlu olması gerektiği kanaatindeyiz. Gözlükçülük Hakkında Kanunda yapılması gereken değişikliklerin daha köklü ve reformist bir yaklaşımla olması gerekmektedir.
Değerli arkadaşlar, birazdan maddeler üzerinde değişiklik önergelerimizi sunacağız ve arkadaşlarımıza maddeler üzerinde gereken uyarı ve görüşlerimizi anlatacağız. Bu konuyu da dikkatle irdelemenizi ve gereken desteği vermenizi bekliyoruz. İnanıyorum ki, sizler de bizim gibi sağduyulu davranarak bilime ve eğitime gereken desteği vereceksiniz; yoksa, yarınlarda, karşınızda asgarî düzeyde sıkıntı yaratacak bir anlayışın hâkim olması sizleri bekliyor olacaktır.
Yine de, olur ya, kuş taşa değer misali, bir şansın olduğu kadar da umutlarımız devam ediyor. Çoğunluğunuza dayanarak karar veriyorsunuz; bu kararlar ülkemize zarar vermektedir. Bunun en son örneği -hep beraber yaşadık- YÖK tasarısı.
Bizim görüş ve yasa üzerindeki değişiklik önergemize destek vereceğinizi umarak hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
28 konuşma daha · 22 Haziran 2004