Mersin ilinin tarımla ilgili sorunları hk.
Mersin Milletvekili ·
Genel Kurul, 27. Birleşim · 3. yasama yılı · 4 Aralık 2004 · 512 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hüseyin Özcan, 4 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MERSİN İLİNİN TARIMLA İLGİLİ SORUNLARI HK.); konuşma 512 kelime.
Hüseyin Özcan (Mersin). “Mersin ilinin tarımla ilgili sorunları hk”. TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim tutanağı, 4 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-ozcan-22-2004-12-04-mersin-ilinin-tarimla-ilgili-sorunlari-hk (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
HÜSEYİN ÖZCAN (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; başta narenciye ve üzüm olmak üzere, bölgemiz tarımı konusunda düşüncelerimi sizlerle paylaşmak için söz almış bulunuyorum; Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, çoğumuz, yaz tatilinde ve bayramda seçim bölgelerimize gittik; köy, belde ve ilçelerimizi dolaştık, sorunları orada yaşayan yöre halkıyla paylaştık; ama, maalesef, yöre halkı, perişan, tedirgin ve üzüntülü. Köylü, perişanlığını öyle anlatıyor ki "artık, ben, para bulup da şehre gidemez duruma geldim" diyor.
Değerli arkadaşlar, çiftçilerimiz, başta üzüm olmak üzere, limon, portakal, mandalina gibi narenciye ürünlerimizi satmakta güçlük çekmektedirler. Oysa, hükümetimiz, çiftçilerimiz konusunda taahhüt etmiş oldukları sözlerin hiçbirini yerine getirememiştir ve çiftçimizin çığlıklarını duymazlıktan gelmiştir. Ramazan ayı boyunca iftar çadırlarında birsürü reklam yapmışlardı; oysa, bugün her köyde bir iftar çadırı kuracak zemini hazırlamışlardır. Halkımızı, bu iftar çadırlarında değil, her zaman doyabileceği, muhtaç olmaktan kurtaracak bir seviyeye getirmeliyiz. İşte, ramazan ayı boyunca kamyonlardan yardım adı altında erzak dağıtılması, halkımızın ne kadar perişan ve tedirgin olduğunu göstermiştir. Bu tablo, gerçekten, Avrupa Birliğine girmek üzere olan ülkemiz için acı bir tablodur. Köylerimize gidiyoruz, köylerimiz perişan. Bayramda, köylüler "Bayramımız zehir oldu, narenciyemizi satamıyoruz; gerekirse, Meclisin önüne kamyonlarla narenciyemizi getirip, dayanacağız" diye serzenişte bulundular; gerçekten üzücü bir tabloydu.
Değerli arkadaşlar, bölgemiz çiftçisinin büyük bir çoğunluğunun ana geçim kaynağı narenciyedir. Narenciye üreticisi çiftçilerimiz, yıllardan beri süregelen, tarımsal girdi maliyetlerinin yüksekliği, pazarlama sorunlarıyla her yıl mağdur olmakta, ürününü yok fiyatına tüccara satmaktadır. Dünya ülkelerinde, ihracatı yapılan narenciye ürünlerinde, her yıl, zamanında teşvik primi verilmektedir. Bizim ülkemizde ise, her geçen gün girdiler artmasına rağmen, bir önceki yıla oranla teşvik primleri düşmekte, zamanında açıklanmamaktadır.
Teşvik miktarlarını yıllara göre incelediğimizde, narenciye üreticisi köylülerimizin perişan olduğunu görüyoruz. Teşvik primleri, ton başına, 1999 yılında, limon 100, mandalina ve portakal 80, greyfurt 60 dolar; 2001 yılında, limon 90, mandalina ve portakal 72, greyfurt 54 dolar; 2002 yılında, limon 80, mandalina ve portakal 65, greyfurt 48 dolar; 2003 yılında, limon 50, mandalina ve portakal 40, greyfurt 30 dolar olarak açıklanmış iken, 2004 yılında ise, limon 42, mandalina ve portakal 35, greyfurt 30 dolara düşmüştür. Bu şartlarda, diğer ülkelerle rekabet şansımızın çok az olduğu görülmektedir. Narenciye ürünlerimiz, geçen yılda olduğu gibi bu yıl da dalında kalmıştır. Özellikle limon ve mandalina satılmamaktadır. Böyle giderse, narenciye ürünlerimiz, gelecek yıllarda yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır. Çiftçilerimizin mağduriyetini gidermek için, acilen, teşvik primlerinin 100 dolar olarak verilmesi gerekmektedir; Türk çiftçisi bunu beklemektedir.
Değerli milletvekilleri, tarım politikalarının yetersizliği ve mevcut durumun etkinsizliği, ülkemizde tarımın teknik ve ekonomik bakımdan istenilen düzeye ulaşmasını engellemiştir. Bunun başlıca sebepleri ise tarımsal girdilerin -ziraî ilaç, gübre, elektrik, akaryakıt, sulama gibi- her yıl maliyetinin artmasıyla, çiftçimizin, sürekli, gelecek yıla borçlu girmesi sağlanmıştır.
Yaşsebze ve meyvenin ani fiyat artış ve düşüşü çiftçiyi olumsuz etkilemiştir. Oysa, yaşsebze ve meyve türlerine sübvansiyon uygulanarak istikrarlı bir fiyat politikası hayata geçirilmelidir.
Bütün yaşsebze ve meyvelerde ihracata önem verilmeli, ihracat yapan kişi, kurum ve kuruluşlara zamanında ve değerinde teşvik primi verilmelidir.
Değerli milletvekilleri, kalkınmakta olan ülkeler açısından sanayi ne ise tarım da o demektir. Sanayi alanları kolay bulunabilse bile, tarım alanı olarak belirlenen herhangi bir yerde tarım ürününü yetiştirmek ve istenilen ürün ve kaliteyi elde etmek son derece zordur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
26 konuşma daha · 4 Aralık 2004