Hukuk usulü muhakemeleri kanunda değişiklik yapılması (s.s.152) ve (152'ye 1inci ek)
Manisa Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 98. Birleşim · 1. yasama yılı · 25 Haziran 2003 · 1.275 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
İsmail Bilen (AK Parti), 25 Haziran 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI (S.S.152) VE (152'YE 1İNCİ EK)); konuşma 1.275 kelime.
İsmail Bilen (AK Parti, Manisa). “Hukuk usulü muhakemeleri kanunda değişiklik yapılması (s.s.152) ve (152'ye 1inci ek)”. TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim tutanağı, 25 Haziran 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ismail-bilen-22-2003-06-25-hukuk-usulu-muhakemeleri-kanunda-degisiklik-yapilmasi-s-s-152-ve-15 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA İSMAİL BİLEN (Manisa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı hakkında, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; Yüce Heyetinizi şahsım ve Grubumuz adına saygıyla selamlıyorum.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununu konuşacaktık; ama, değerli meslektaşım, hukukçu, Adalet Komisyonu üyesi, CHP Grubu adına konuşan Mehmet Ziya Yergök Beyin değinmesi üzerine, kısaca, istinaf mahkemelerinin neden zarurî olduğunu, neden istediğimizi, hatta, bunu, Adalet Komisyonunda neden tartıştığımızı kısaca izah etmek istiyorum.
Bugün, Adalet Bakanlığından aldığım, Yargıtayın iş yükünü gösterir bir cetveli takdirlerinize arz ediyorum. Ceza Genel Kuruluna bugüne kadar giden dosya sayısının toplamını veriyorum: 196 000 geçen yıldan devreden, toplam 244 223 adet. Hukuk Genel Kuruluna giden toplam sayıları söylüyorum: 77 767 geçen yıldan devreden, bu yıl gelen 487 003, toplam 564 770 adet dosya Yargıtaya gitmiş. Bunların bir kısmı yine gelecek yıla devredecek. Geçmiş yıllardan devreden dosyaların bir kısmı bu yıla sarkmış ve demin de konuşmacıların birçoğu söylediler; istinaf mahkemelerini, bölge adliye mahkemelerini tartışırken "geciken adalet, adalet değildir" dediler ve maalesef, geciken adalet yüzünden geçmişte, 1980'li ve 1990'lı yıllarda, adaletin gecikmesinden kaynaklanan boşluğu birileri doldurmuştu ve bunun adına "mafya" demiştik. Özellikle, çek-senet tahsilatı hızla artmıştı.
Bu iş yükü devam ettiği sürece bunların önünü almamız mümkün değil. İstinaf mahkemeleri, adaletin erken tecellisini sağlamak amacıyla ve yargılamada adaleti, yeknesaklığı, bütünlüğü sağlamak adına istenmiştir. Yargıtayın Kuruluş Kanununa da bakarsanız "içtihatlar mahkemesi" diye söz edilir. İşte, bu içtihatlar mahkemesi, asıl yükü -maalesef, ilk derece mahkemesinin yükü gibi- artması sebebiyle, asıl işlevini yapamaz hale gelmiştir.
Geçmişten bugüne kadar istinaf mahkemesinin kurulması yönünde bütün üniversitelerde aşağı yukarı bir bütünlük sağlanmış durumdadır. Buna bazı müellifler, bazı yazarlar, bazı üniversite hocalarımız karşı çıkmışlardır. Bunların başında da Prof. Dr. Baki Kuru gelmektedir. Saygın bir hocamızdır; karşı çıkışı ve gerekçelerinin bir kısmı da haklı olabilir; ancak, bir yerden de başlamak gerekir. Yargıtayın iş yükünü hafifletmezsek, ne adaleti gerçekleştirebiliriz ne de içtihatlarda yeknesaklığı bütünlüğü, birliği sağlayabiliriz.
Hepimiz hukukçuyuz, konuşanların birçoğu hukukçu; hepimiz biliriz ki, Yargıtayın bellibaşlı dairelerinin kendi görüşleri arasında bile bir bütünlük, maalesef, bugün, kalmamıştır. Bir ay önce veya bir yıl önce verdiği kararın tam aksine, bir yıl sonra, kararlar verebilmektedir. Dolayısıyla, Yargıtayın bu iş yükünü hafifletecek istinaf mahkemeleri, kanaatimce de zaruridir.
İstinaf mahkemelerinin kuruluşu hakkındaki kanun tasarısının, aşağı yukarı, 53 maddesi ve geçici 3 maddesiyle birlikte 56 maddesi, biraz önce Heyetiniz tarafından -yürütme ve yürürlük maddeleri dışında- kabul edilerek, yürütme ve yürürlük maddeleri geri çekilmiştir. Bunların tekrar gündeme getirilmesi çok rahat ve çok kolay olacaktır. Görüşmeler tamamlandıktan sonra, komisyonumuzda bulunan ceza muhakemeleri ve ceza kanunu tasarıları da Genel Kurulun gündemine geldiğinde, bu yürürlük maddelerini tekrar Genel Kurulun gündemine taşıyarak, çok kısa sürede bunları gerçekleştirmek mümkün olacaktır.
Adlî yargı ilk derece mahkemelerinin iş yükü, hem halkımızın hem de hepimizin malumlarıdır demiştim. Bu iş yükü, bu yığılmalar, Yargıtayımızın aslî fonksiyonu olan içtihat mahkemesi olma özelliğini de engellemektedir. İşte, Yargıtayımızın bu iş yükünü hafifletmek ve davaların kısa sürede neticelenmesini sağlamak amacıyla, adlî yargı ilk derece mahkemeleri ile bölge adliye mahkemelerinin kuruluş, görev ve yetkilerini düzenleyen yeni tasarı, bugün Genel Kurulun onayına sunulmuştur.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kurulacak olan bu yeni mahkemelerin, yani, bölge adliye mahkemelerinin görev ve yetkilerini düzenlemek amacıyla, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda da değişiklik yapılması zarureti doğmaktadır. Görüşülecek olan bu kanunla, ilk derece mahkemelerince verilen kararların, olaylara, yani, maddî hukuka ve usul hükümlerine uygunluğunu denetlemek görevi, artık, bölge adliye mahkemelerine verilmekte ve böylece, Yargıtaya da, temyiz olunan kararların yalnız hukuka uygunluğunu denetleme ve içtihat oluşturma aslî fonksiyonu getirilmektedir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda yapılacak köklü değişikliklere kadar bu tasarıda aynı hukukî terimlerin kullanılması, kanaatimce, isabetli olmuştur.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda geçen ve ilk derece mahkemelerinin hüküm ve kararlarına karşı kanun yollarını düzenleyen ibareler "istinaf yolu" olarak değiştirilmiştir.
Yine, hâkimin reddi usulünde de aynı yönde değişiklik ve düzenleme getirilmiştir. Bölge mahkemelerinin başkan ve üyelerinin reddi istemlerinin reddi halinde verilecek kararların temyiz olunabileceği hükmü getirilmiştir.
İlk derece mahkemelerinin verecekleri nihaî kararlar aleyhine, kural olarak, istinaf mahkemelerine müracaat hakkı tanınmakta; ancak, miktar ve değeri 500 000 000 TL'yi geçmeyen ilk derece mahkemesi kararları kesin olarak kabul edilmektedir.
İstinaf mahkemelerine başvuru süresi, ilk derece mahkemesinin kararının ilgililere, yani, taraflara usulen tebliğinden itibaren otuz gün olarak düzenlenmektedir. Bu süre, Avrupa ülkelerinde de aynı şekilde uygulanmaktadır.
Yargılama hukukunda maddî gerçeğin ortaya çıkarılması ve yargılamanın makul sürede bitirilmesi ilkeleri gözönünde tutulmuştur.
Bölge adliye mahkemelerinin bakmakta olduğu davalarda yargılamada bulunan eksikliklerin duruşma yapılmaksızın tamamlanabilecek olması halinde, bu eksikliklerin giderilmesini takiben, yeniden esas hakkında karar verilebilecektir. Halen Yargıtayda görülmekte olan davalar hakkında eksikliklerin tamamlanması yolu bulunmamakta, sırf bu sebeple, bu eksiklikler yüzünden davalar bozularak mahkemelerine iade edilmekteydi. Bu nedenle de, davalar gereksiz uzamaktaydı.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bölge adliye mahkemesi, ancak maddî hukuk veya usul hukukunda yer alan kamu düzeniyle alakalı hükümlere aykırılık oluşturan bazı hallerde ilk derece mahkemesinin kararını kaldırarak, yeniden yargılama yapılması için dosyayı mahkemesine veya yargı çevresinde uygun göreceği başka bir mahkemeye ya da görevli veya yetkili mahkemeye gönderecektir.
Bölge adliye mahkemeleri, önlerine gelecek davaların bazılarında yeniden yargılama yapmadan sonuca ulaşmak mümkün olmadığı hallerde, elbette ki, davaya yeniden, yani, başından itibaren bakıp kararını öyle verecektir. Kurulacak olan bölge adliye mahkemesinde yeni delil ileri sürülemeyecek, davaların ıslahı ve birleştirilmesi istenemeyecek, davaya katılma talebinde bulunulamayacak ve karşılık dava açılamayacaktır. Yeni düzenlemeyle, Yargıtay önünde uygulanması gereken usuller, bölge adliye mahkemeleri için de öngörülmüştür.
Tasarıyla, Yargıtayın kararları bozma sebepleri yeniden tanzim edilmiştir. Bunlar sırasıyla; hukukun yanlış uygulanması, sözleşme hükümlerinin yanlış uygulanması, dava şartlarına aykırılık, adil yargılanma hakkı, karara etki edecek nitelikteki yargılanma hatalarının ya da eksikliklerinin varlığı. İşte bu sebeplerden bir veya birkaçının mahkemece ihlali ya da gözetilmemesi durumunda, Yargıtay bunları bozma sebebi ve gerekçesi yapacaktır. Karara etki edecek nitelikteki yargılama hataları, somut olayın şartlarının ve özelliklerinin değerlendirilmesi suretiyle belirlilik kazanacaktır. Adil yargılanma hakkı ise Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesi ile yine Anayasamızda belirtilen hak arama özgürlüğünün yansıması biçimini alan hukukî dinlenilme hakkıyla irtibatlı olarak taraflardan birinin davasını ispat için dayandığı delillerin yasal bir neden olmaksızın kabul edilmemesi durumunu da bozma sebebi olarak saymıştır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kurulacak olan istinaf mahkemelerinin uyması ve uygulaması gerekli yasal değişikliği yapmak, kanaatimce, adalete olan güveni yeniden tesis edecektir.
Ağır işleyen adalet, mağduriyetlere sebep olmakta ve adalete olan güveni de zedelemektedir. Bugün, adaletin tevziindeki gecikme, başka hak arama yöntemlerini devreye sokmaktadır. Bu değişikliklerle, adalet hem daha süratle dağıtılmak istenmekte hem de daha adil bir yargılama sistemi kurulmak istenmektedir. Süratli ve adil olan bir yargılama, hem adalete olan güveni tesis edecek ve hem de daha caydırıcı olacaktır.
Yine, meslektaşlarım beni gayet iyi anlayacaklardır, zaman zaman, eski hukukumuzda, eski kanunlarımızda, özellikle de trafik kazaları ile alacak davalarında yasal faizin uygulanması nedeniyle, mahkemeler, âdeta, davalarla tıka basa dolmaktaydı. Kazaya uğrayan veya haklı bir alacağı ödemek istemeyen borçlular dava yolunu tercih etmekte, alacaklıların veya zarar görenlerin zararını daha çok artırmak amacıyla davaları sebepsiz veya gereksiz bir şekilde uzatma yolunu tercih ederek, mahkemelerin verecekleri -geçmiş yıllardaki- yüzde 30'luk gecikme tazminatı, gecikme zammıyla, alacaklıların veya gerçek hak sahiplerinin mağduriyetine sebep olmaktaydılar.
İşte bu tasarıyla bunların önüne geçilmek istenmiş ve istinaf mahkemelerinin (bölge adliye mahkemelerinin) kuruluşuyla, yargılamada serilik veya süratlilik esas alınmıştır.
Bu uygulama, kanaatimce, içtihatlar arasında yeknesaklığı da sağlayacaktır. Zira, Yargıtayın iş yükü, bu değişikliklerle azalacaktır.
Bugüne kadar, kanunu çıkarılıp da fiilen kurulamayan mahkemelerin sorumlusu AK Parti Hükümeti olmasa gerekir. Evet, trafik mahkemesi, aile mahkemesi, çocuk mahkemesi, hatta iş mahkemesiyle ilgili kanunlar çıkarılmış; ancak, maalesef, bugüne kadar birçok yerde bunların kurulması gerçekleştirilememiştir; ama, temenni ederiz ki, bunların tamamını gerçekleştirmek bizim hükümetimize nasip olur.
Değerli konuşmacı, sevgili meslektaşım, Sayın Bakanın sözünü belki biraz yanlış anlamış, belki de biraz yanlış yorumlamıştır.
MEHMET ZİYA YERGÖK (Adana)Tutanaktan okudum.
İSMAİL BİLEN (Devamla)Sayın Bakan şunu da söylemişti sevgili meslektaşım...
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)Sayın Bakan gelsin cevap versin efendim, siz yorumlamayınız.
İSMAİL BİLEN (Devamla)İzin verirseniz, ne konuşacağıma da ben karar vereyim Sayın Grup Başkanım.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
23 konuşma daha · 25 Haziran 2003