Ssk kanunu,tarım işçileri ssk kanunu ve diğer bağımsız çalışanlar kanunu
Kocaeli Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 19. Birleşim · 1. yasama yılı · 8 Ocak 2003 · 926 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
İzzet Çetin (CHP), 8 Ocak 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 19. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SSK KANUNU,TARIM İŞÇİLERİ SSK KANUNU VE DİĞER BAĞIMSIZ ÇALIŞANLAR KANUNU); konuşma 926 kelime.
İzzet Çetin (CHP, Kocaeli). “Ssk kanunu,tarım işçileri ssk kanunu ve diğer bağımsız çalışanlar kanunu”. TBMM Genel Kurulu, 19. Birleşim tutanağı, 8 Ocak 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/izzet-cetin-22-2003-01-08-ssk-kanunu-tarim-iscileri-ssk-kanunu-ve-diger-bagimsiz-calisanlar-kanu (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA İZZET ÇETİN (Kocaeli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şahsım ve Grubum adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bugün, iktidarıyla, muhalefetiyle, ülkemizin bugünlere gelmesinde büyük emekleri olan emeklilerimizin durumlarının düzeltilmesine ilişkin bir kanun tasarısını görüşmekteyiz ve yine -sevindirici olan bir durum- hem iktidar hem muhalefet, emeklilerimizin yıllardır içinde bulundukları, yaşadıkları sıkıntılardan kurtarılmasında hemfikirler ve bu tasarıyı bir an evvel çıkararak, hiç olmazsa kısmen rahatlamalarına imkân vereceğiz.
Değerli milletvekilleri, gerçekten, hem 506 sayılı Yasaya göre hem de bu tasarıda sayılan diğer kanunlara göre emekli aylığı almakta olan emeklilerimizin durumuna ilişkin düzenleme, ne yazık ki, biraz evvel Grup Başkanvekilimin de belirttiği gibi, hem yasa tekniğinden yoksun hem de birtakım çelişkiler taşıyor. Gerçekten, emeklilerimiz sevindi. Anımsarsanız, 57 nci hükümet, ekim ayı içerisinde, kamu çalışanlarına, memurlara 100 000 000 lira -ki, onun 75 000 000'u uygulanmış, kalanı daha sonraya bırakılmıştı- zam yapmıştı. Başta işçi emeklilerimiz olmak üzere, hemen hemen tüm emekliler, seçildiğimiz günden bugüne kadar hepimizi, faks yağmuruna tutarak; telefon ederek, 1 Kasımda, 57 nci hükümet döneminde alınan karar gereği, memur emeklilerine verilen zammın bir an önce kendilerine de verilmesi talebini dile getirdiler.
Sayın Bakanın belirttiği gibi, 57 nci hükümet yapmış olduğu çalışmada, yani, memur emeklilerine 2002 yılı içerisinde yapılan zam ile -işçi emeklilerinin emekli aylıklarındaki artış TÜFE esas alınarak belirlendiği için- işçi emeklilerine yapılan zam arasında bir fark oluşmuşsa, bu farkın, aralık ayı içerisinde maaşlara yansıtılacağını öngörmekteydi. Bu doğrultuda yapılan hesaplamaya göre -ki, hangi kriterler esas alındı pek bilemiyoruz- yüzde 2,7'lik bir fark, yani, 5 000 000 ile 10 000 000 lira arasında bir rakam -Sayın Bakanımızın belirttiği gibi- işçi emeklilerimizin tepkisini çekmişti.
Hükümetin, emeklilerimize, kademeli bir biçimde artış öngören bu düzenlemeyi, bu kanun tasarısını Yüce Meclise sunmadan önce açıklamış olması, emeklilerimizi sevindirdi; fakat, hükümetle, yani, yürütme ile yasama arasındaki bir çelişkiyi daha gündeme getirdi.
Değerli milletvekilleri, burada bir kanun yapıyoruz. Gerçekten, bunun hangi usul ve esaslara göre yapılacağı belirlenmiştir. Miktarları önceden belirlenmiş, açıklaması yapılmış ve uygulanması için buraya getirilen bir metin, herhalde, Meclisimizin çalışma ilişkilerine gölge düşürür diye düşünüyorum. O nedenle, bu tür çalışmaları, hepimizin ortak olduğu çalışmaları, hiç olmazsa Mecliste görüşüldükten sonra, kanunlaştıktan sonra açıklamanın daha saygın bir tutum olacağını düşünüyorum.
Diğer taraftan, sosyal destek ödemesi bir yıl süreyi öngörüyor. Yine bu madde içerisinde, aylık gelir ve tutarlarına göre aylar itibariyle farklılaştırmaya Bakanlar Kurulu yetkili kılınıyor. Oysa, Anayasamızın 7 ve 8 inci maddeleri, bu konuda bir yetki devrinin, yani, Meclisimizin, yürütmeye, hükümete bu konularda bir yetki devretmesinin yanlış olacağını, en azından tavanının ve tabanının belirtilmesi gerektiğini hatırlatmak istiyorum. Yani, bu tasarı teknik olarak hazırlanırken bir sakatlığı içeriyor. Yarın, herhangi bir şekilde, Anayasaya aykırılığı gerekçesiyle, düzenleniş biçimi yönünden eğer iptal edilirse, "ne yapalım, böyle oldu" deyip, emeklilerin karşısına çıkma gibi bir şey mi düşündünüz diye aklımdan geçiyor. Onun için, gelin, emeklileri huzursuz etmeyelim.
Bir yıllık bir süre için 75 000 000 lira, 100 000 000 lira öngörülüyor; ama, bu oranı belirleme yetkisi Bakanlar Kuruluna devrediliyor. Üç ay geçtikten sonra, Bakanlar Kurulu "ben bunu 50 kuruş artıracağım" ya da "10 000 000 lira artıracağım" gibi bir keyfiliğin içerisine girerse, bu Meclisi boşuna meşgul etmiş olmaz mıyız?! Onun için, mümkün olduğunca keyfî uygulamalardan kaçınmamız gerektiği düşünüyorum.
Yine, bu tasarı, tarafımızdan desteklenen bir tasarı; ama, sürekli iş göremezlik gelirini de sakatlık oranlarına göre uygulamak doğru değil. Bunların almış olduğu iş göremezlik ödenekleri 120 000 000-140 000 000 lira gibi tutarlar olup, zaten, son derece düşüktür. Sakatlık oranları neyse -yüzde 20, yüzde 30- o oranda uygulayacağız diyerek, bunları, bu haktan mahrum bırakmanın ya da eksik uygulamanın hakkaniyet ölçülerine pek uygun düşmeyeceğini düşünüyorum.
Değerli milletvekilleri, gerçekten kabul etmek gerekir ki, emeklilerimiz, bu konuda, bu miktarlardan memnundur; biz de, bu miktarların daha da artırılması gerektiğini düşünüyoruz. Biraz evvel Sayın Bakanımızın söylediği gibi, biz, kaynağı sormuyoruz; hükümetimiz kaynak açıklamak zorunda değil; kaynağı soran IMF. Eğer, seçimlerden önce IMF karşıtı tutum izleyip de, bugün, IMF'ye "kaynağımız şudur" deme ihtiyacı hissediyorsanız, o, sizin sorununuz, Yüce Meclisimizin IMF'ye hesap verme gibi bir yükümlülüğü olduğunu düşünmüyorum.
Diğer taraftan, emeklilerimizin içerisinde, 7 500'e yakın Türk Ticaret Bankası emeklisi de, durumlarının bir an evvel düzeltilmesini beklemektedirler. Bildiğiniz gibi, son üç aylıklarını ağustos ayında aldılar, kasımdan bu yana aylıkları ödenmiyor. Gerekçeleri de, Türk Ticaret Bankası tasfiye ediliyor, biz bunu ödemeyiz... Böyle bir gerekçe olmaz; yani, bütçesinde karşılığı konulmuş ve 7 500 kişiyi; yani, 7 500 aileyi ilgilendiren Türk Ticaret Bankası emeklilerinin de sorunlarının bir an evvel çözümlenmesi gerektiğini düşünüyorum.
Diğer taraftan, tabiî, tasarı, buraya, Meclise geldiğimizde önümüze getirildi, tasarıyla burada karşılaştık. 57 nci hükümet döneminde memurlara verilen 75 000 000 liraların Kore ve Kıbrıs gazilerine uygulanıp uygulanmadığı, eğer uygulanmamış ise bu tasarıyla birlikte onların da kapsama alınması gerektiği, onları da sevindirecek bir tutumdur, bir davranıştır diye düşünüyorum.
Yine, Grup Başkanvekilimin belirttiği yaşlılık aylığı miktarları son derece gülünç. Sosyal devlet olmanın gereği o aylıkların da bir an önce artırılmasıdır.
Gerçekten, bu tasarı, Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizim de desteklediğimiz ve bir an önce gerçekleştirilmesini istediğimiz bir tasarı. Özellikle, çalışanlarımız, gelecekte emekli olacaklar, bugün, sosyal sigorta hizmetlerinden memnun değiller, onu biliyoruz. Sayın Bakanımız biraz evvel rakamlar verdi "SSK'da emeklinin çalışana oranı 1,6, dünya ortalaması 4" diye. Evet, doğru, gerçekten Sosyal Sigortalar Kurumuna ek yük getirmemesi düşüncesiyle bütçeden karşılanacağı ve sosyal destek primi olarak ödeneceği öngörülüyor; ama, bugün işyerlerinde çalışanlar yılın son günlerinde, yılın ilk günlerinde "hemen, acaba, tensikat var mı, emeklilik yaşı yükseltilmiş olmasına rağmen, işte, bütçe imkânları ya da kamunun küçültülmesi politikaları çerçevesinde zorla emekli olacak mıyız" kaygısı içerisinde. Bugün işyerlerinde çalışanlar huzursuz, pek çoğu "15 Ocakta emekli olmamızın yararı nedir" diye soruyor. Gelecekte, önümüzdeki günlerde önümüze gelecek olan, belki, işverenlere verilen bir söz gereği önümüze gelecek olan İş Kanunu tasarısıyla kıdem tazminatları ellerinden gidecek mi kaygısını taşıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
22 konuşma daha · 8 Ocak 2003