İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 54. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)

İzzet Çetin

Kocaeli Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 54. Birleşim · 2. yasama yılı · 18 Şubat 2004 · 1.017 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

İzzet Çetin (CHP), 18 Şubat 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU TASARISI (SS.349)); konuşma 1.017 kelime.

İzzet Çetin (CHP, Kocaeli). “Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)”. TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim tutanağı, 18 Şubat 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/izzet-cetin-22-2004-02-18-kamu-yonetimi-temel-kanunu-tasarisi-ss-349 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA İZZET ÇETİN (Kocaeli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biraz evvel, adından rahatsızlık duydunuz herhalde, değiştirdiğiniz isme uygun olarak okuyacağım; Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısının 2 nci maddesi üzerinde, Grubum adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, tabiî, burada yapılan konuşmalar, gerçekten, amacını tam olarak ortaya koymaktan uzak bir şekilde, İktidar Partisince gündeme getiriliyor. Gerçekten, Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısının amacını, kapsamını çok iyi irdelememiz gerekir. 2 nci madde kapsamla ilgili olmakla birlikte, çok açık, net olarak, bir cümleyle "bu Kanun, Merkezî idare ile mahallî idareleri ve bunların bağlı, ilgili ve ilişkili kurum ve kuruluşlarını kapsar" deniliyor.

Sayın Bakan da, az evvel yapmış olduğu konuşmada -bütünü üzerinde yapılan konuşmalardan sonra- bu tasarının geçici maddesi görüşülürken, Köy Hizmetlerinin kaldırılacağını, başka kurumların belli yerlere aktarılacağını, bunların lüzumsuz olduğunu, şunun, şunun, şunun kaldırılacağını söyledi. Peki Sayın Bakan, o zaman sormazlar mı, bütününü kapsıyor, bunları yapıyorsunuz da, kamu personel rejimi yasası taslağını, bölge kalkınma ajansları kanunu taslağını, üst kurullar kanunu taslağını, kamu sermaye şirketleri kanunu taslağını, idarî usul taslaklarını hazırladığınızı söylediniz, onların işi ne?! Yani, bu yasa tasarısı, toplumun seksen yıllık, cumhuriyetten bugüne kadar geçen süre içerisindeki idarî yapısını köklü olarak değiştirmeyi hedefleyen bir yasa tasarısı.

Şunu açıkça belirtmek istiyorum: Türkiye'nin, kuşkusuz, bir idarî reforma ihtiyacı var; fakat bunun, hem idarî işlerin basitleştirilmesi ve hızlandırılması hem de suiistimalleri önleyecek ciddî bir denetim sisteminin geliştirilmesi suretiyle yapılması gerekirken, tasarıda böyle bir nitelik gözükmüyor.

Ayrıca, mahallî idarelerin daha etkin olması isteniyorsa, onlara merkezin önemli görevlerinin devredilmesi yerine, eskimiş yasal düzenlemeler yerine, çağdaş ve akılcı yöntemlerle düzenleme yapılması, bunların daha özerk bir yapıya kavuşturularak çalışmalarını kolaylaştırıcı tedbirlerin alınması ve malî imkânlarının artırılması daha iyi olmaz mı?

Biraz evvel, AKP Grup sözcüsü "kamuda reform yapılması sizin de sözünüz" diyerek, bizim, 1999 yılında hazırlanan "Çözüm 2000" raporumuzu gösteriyor; gerçekten bu doğrudur. Biz de, kamu yönetiminin hantal yapısının değiştirilmesini ve ciddî önlemler alınmasını bir ihtiyaç olarak görüyoruz; ama biz, sizin göstermelik olarak, şeffaflık, katılım, saydamlık, verimlilik artışı ve sair saydıklarınızı sadece topluma şirin gözükmek ya da buradaki gerçek amacımızı gizlemek için değil, daha demokratik, gerçekten daha katılımcı ve yereli güçlendirilmiş bir kamu yönetimini savunuyoruz. Burada, yerel güçlendirilmiyor, özele vermenin ara istasyonu haline getiriliyor. Bu tasarıyla, Türkiye'de 81 ara istasyon, bundan sonra yerli- yabancı özel sermaye gruplarına, yabancı şirketlere hizmet sunan ara istasyon haline getiriliyor.

Değerli arkadaşlarım, gerçekten bu tasarı bir bütün olarak değerlendirildiğinde -bütün konuşmacılar söyledi- teftiş ve denetim mekanizmalarını yok edici hükümler içeriyor. Sayın Oğuz Oyan Hocamız da söyledi konuşmasında, denetimden kaçmanın mantığını ben bulamıyorum, göremiyorum; yani, kamu kurum ve kuruluşlarının yöneticileri, kendi denetçilerini kendileri tayin edecek; niçin diye sorduğumda, aklıma bazı uygulamalarınız geldi.

Bir konuşmacınız, yolsuzluklarla mücadele ettiğinizi söylüyor. Keşke, gerçek anlamda yolsuzluklarla mücadele verseniz de, biz de katkıda bulunsak. Yolsuzluklarla mücadele veriliyor gibi gözüküyor; ama, Balıkesir SEKA Fabrikası 1 100 000 dolara Albayraklara veriliyor, altı ay sonra, Sayın Başbakanın kızı ile Albayrakların oğlu nişanlanıyor! (AK Parti sıralarından "Ne alakası var" sesleri)

AHMET YENİ (Samsun)Sana mı soracağız?

İZZET ÇETİN (Devamla)Bunun denetimi yapılmasın, bunun konuşması yapılmasın istiyorsunuz.

Yine, sayın bakanlarınızdan birinin oğlu, ortaokulu arka kapıdan bitiriyor; 20 yaşında filo sahibi olacak neredeyse!

MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli)Yasayla ne alakası var?..

İZZET ÇETİN (Devamla)Yine, bir bakanınız, bir kamu kuruluşu hakkında soruşturma açtırıyor, arkasından, oğlu, o kamu kuruluşuna, 7 500 000 000 lira maaşla müşavir atanınca, o dava düşüyor! Tabiî ki denetim mekanizmalarını yok edeceksiniz; ama, unutmayınız, bunları, bugün, bu çoğunlukla gizlemiş olsanız bile, gelecekte, bunların hesabı, mutlak surette birileri tarafından sorulacak, hiçbir şey denetimsiz kalmayacak. Yolsuzluklarla mücadele edebilmenin yolu, denetim mekanizmasını güçlendirmekten ve ciddileştirmekten geçer.

Değerli arkadaşlarım, kamu yönetimi, gerçekten, kamu diye tanımlanan toplumun, yani, halkın yönetimi demektir. Kaynakların nasıl ve hangi çıkar grupları doğrultusunda dağıtılacağının bir mekanizmasıdır kamu yönetimi. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında -her ne kadar Sayın Başbakan, geçtiğimiz yıl, Malezya'da, Türkiye Cumhuriyetini modern bir İslam cumhuriyeti olarak tanımlamışsa da- Türkiye Cumhuriyeti...

ÖNER ERGENÇ (Siirt)Böyle bir tabiri kim kullandı?..

MAHFUZ GÜLER (Bingöl)Müdahale etmeniz lazım Sayın Başkan.

İZZET ÇETİN (Devamla)... tam bağımsız, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti olarak tanımlanmaktadır. Anayasamıza göre, kamuyu yönetenler gücünü ulusun egemenlik hakkından almak zorundadır. Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı, kamunun yönetimini egemenlerin çıkarlarına göre tanımlarken, kamuyu yönetenlerin gücünü de sermayenin belirleyeceği örgütlenmelere bırakmaktadır. Burada sorun, düne kadar devletin etkin olduğu eğitim, sağlık, sosyal güvenlik, trafik, kanalizasyon, maden, ulaştırma, orman alanları gibi alanlarda özel kesimin boy göstermesi değildir. Sorun, bu alanların nasıl yönetileceği; yatırım, üretim ve gelirin nasıl paylaşılacağı ve karar mekanizmalarını kimlerin oluşturacağıyla ilgilidir.

Öte yandan, kamu hizmeti olarak tanımlanan alanların özel kesim tarafından işletilmesi, hem bu hizmetleri metalaştırıyor hem de kullanıcıları, yani yurttaşları müşteri haline getiriyor; yani hizmetlerin satın alma gücü olanlar için üretildiği bir yönetim biçimi ortaya çıkıyor. Bu kapsamda, halkın refah içinde yaşaması için üretilen hizmetlerden eşit ve adil yararlanma ilkesi ortadan kalkıyor.

Aynı hizmetlerden devletin nasıl yararlanacağına gelince, devletin, kamu hizmeti alanlarından çekilerek, bu alanı yerli yabancı özel kesime bırakması, devleti vazgeçilmez bir müşteri konumuna sokacaktır. Bu noktada, devlet, sosyal devlet olma özelliğinden hızla uzaklaşacaktır. Daha bugünden, hastanelerden okullara, Silahlı Kuvvetlerimizden Türkiye Büyük Millet Meclisine, havayollarından belediyelere, temizlik, su, yemek hizmetleri, ulaşım gibi konularda ihale alan yabancı firmalara bir bakın; kamunun yemek ihalelerine giren firmalar, bir yabancı yemek tekeline rüşvet vermeden ihale alamaz konuma geldi. Yani, şimdiden bunlar açıkken, kamu hizmetlerinin tamamını özele devretme mantığı çok doğru gelmiyor.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye gibi az gelişmişlik koşulları yaşayan bir ülkede, devletin sosyal hizmet alanının genişlemesine, yaşamsal önemde gereksinim var. Bölgelerarası eşitsizlik, doğrudan devletin sosyoekonomik girişimleriyle ortadan kaldırılabilir. Sınıflar arasındaki, kentler içinde semtler arasındaki eşitsizliği gidermede, kamu kesiminin çok önemli rolleri üstlenmesi gerekir. Devletin, sosyal devletten düzenleyici devlet haline getirilmesi, Türkiye'de var olan toplumsal eşitsizliği baş edilemez bir düzeyde derinleştirecektir.

Tasarının amaç maddesinde belirlenen hedef, yani, rekabetçi piyasa şartlarına odaklanmış, temel işlevi düzenlemeyle sınırlanmış bir devlet hedefi, tüm toplumsal yaşamı piyasa gereklerine göre organize edecek bir devlet yaratmak demektir. Toplumsal eşitsizlik sorununu piyasa sistemine bırakan, bu nedenle eşitsizlikleri bugünkünden daha da baş edilmez hale getiren böyle bir ilkenin kabul edilmesi mümkün değildir. Üreten ve dağıtan değişince, kamunun, yani, halkın diye tanımladığımız hizmetler, kâr maksimizasyonu amacıyla arz edilen hizmetler haline dönüştürülecektir. Üreten ve dağıtan devletin yerini, piyasanın çıkarlarını gözeten devlet alacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

51 konuşma daha · 18 Şubat 2004

51 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook