İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 54. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Uzakdoğuda üretilen malların türk ekonomisine etkileri hakkında

Mehmet Küçükaşık

Bursa Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 54. Birleşim · 2. yasama yılı · 18 Şubat 2004 · 946 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Küçükaşık (CHP), 18 Şubat 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: UZAKDOĞUDA ÜRETİLEN MALLARIN TÜRK EKONOMİSİNE ETKİLERİ HAKKINDA); konuşma 946 kelime.

Mehmet Küçükaşık (CHP, Bursa). “Uzakdoğuda üretilen malların türk ekonomisine etkileri hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim tutanağı, 18 Şubat 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-kucukasik-22-2004-02-18-uzakdoguda-uretilen-mallarin-turk-ekonomisine-etkileri-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Bursa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlamadan önce, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Tesadüf ki, Sayın Resul Tosun da bugün aynı nedenle söz almış. Ben, Sayın Resul Tosun'un anlattıklarının bir kısmını teyit edeceğim; fakat, ikinci olarak da, bizim yapmamız gerekenler konusunda bir şeyler söylemek istiyorum.

Bugün, ülkemizdeki en büyük sorun olarak, üretim ve istihdamın artırılması gelmektedir. Bunun için yapılması gereken, ülkemizde yerli ve yabancı yatırımcının, ihracatçının önünün açılmasıdır. Bunun için, yatırımcımızın kullandığı tüm girdileri, maliyetleri düşürmek, mevcut vergi ve sigorta muafiyetlerini korumak, mümkünse genişletmek, sigorta primlerini katlanılabilir bir seviyeye indirmek, döviz kurunda istikrarı korumak ve ihracatçımıza her türlü desteği vermemiz gerekmektedir. Ancak, bugün, ülkemiz sanayicisinin önündeki en büyük engel, ürettikleri malları dışpazarlara satabilmesi değil, Uzakdoğu'dan, özellikle Çin'den ithal edilen ürünler nedeniyle içpazarımızı tamamen Çin mallarının işgal etmesi ve 30 yerli sektörün durma noktasına gelmiş olmasıdır.

Ankara Ticaret Odası ve Bursa Ticaret ve Sanayi Odasının bugüne kadar yapmış olduğu uyarılar, ne yazık ki, ilgililer tarafından dikkate alınmamıştır. Bugün, resmî rakamlara göre, Çin'den 2 065 265 000 dolarlık ithalat yapılırken, bu ülkeye 532 799 000 dolarlık mal ihraç ediyoruz. Her iki odamızın yaptığı araştırmalar, durumun daha da kötü olduğunu, gerçek ithalatın 5 milyar dolar ilâ 7 milyar dolar seviyelerinde olduğunu göstermektedir. Bunun nedeni, Çin ve Uzakdoğu mallarının gerek gümrüklerimizden kaçak olarak geçmesi gerekse normal olarak Çin'den ithalat yapılması veya ucuz Çin mallarının üçüncü ülkelerden, özellikle Ortadoğu ülkelerinden, bu ülkelerin etiketiyle yeniden ihraç edilmesidir.

Şu anda tüm hipermarketlerimizde, mağazalarımızda, hatta semt pazarlarımızda gerek gerçek Çin malı etiketli malları gerekse uluslararası markaların taklitleri gerçek değerlerinin üçte 1'i fiyatla satılmaktadır. Zaten ekonomik zorluk içerisinde yer alan tüketicimiz ise, bu mallara fazlasıyla rağbet etmektedir. Bu ise, yerli üreticimizin bitme noktasına gelmesine neden olmaktadır.

Sektörel bazda örnek vermek gerekirse, ATO kayıtlarına göre, ülkemiz genelinde, oyuncak sektörünün yüzde 95'i, inşaat malzemeleri sektörünün yüzde 20'si, kırtasiye malzemelerinin yüzde 45'i, bilgisayar ve aksamının yüzde 50'si, konfeksiyonda trikoların yüzde 40'ı, abiye kumaşların yüzde 90'ı, manifaturada taşlanmış ipek, battaniye ve muhtelif kumaşların yüzde 45'i, elektronik eşyanın yüzde 55'i, mensucatta pamuklu mensucatın yüzde 75'i, kadifenin yüzde 50'si Çin ve Uzakdoğu mallarının kontrolü altındadır.

Bilindiği üzere, özellikle bu sektörler, ihracatımızın temel sektörlerini oluşturmaktadır. Özellikle en büyük ihraç kaynağımız ve övüncümüz olan tekstil ürünleri konusunda büyük rakibimiz Çin olacaktır. 2003 yılı rakamlarıyla, Çin 63 milyar dolarlık, Türkiye 11 500 000 000 dolarlık tekstil ve hazır giyim ihracatı yapmaktadır. Kota uygulandığı halde, dünya tekstil ihracatının yüzde 30'unu Çin gerçekleştirmektedir. 2005 yılında Çin'e uygulanan tekstil kotalarının kalkacağı gözönüne alınırsa, tüm içpazarımızı ve ihracat yaptığımız Avrupa ülkelerindeki pazar payımızı ucuz Çin mallarına kaptıracağımız kuşkusuzdur. Bu ise, tekstil ve hazır giyim sektörümüzün iflasına ve ülkemizde 2 000 000'u aşkın tekstil çalışanının işsiz kalmasına yol açacaktır. Bu da, yeni bir ekonomik krizin doğmasına sebep olacaktır.

Niye Çin'le özellikle dünyada üçüncü olduğumuz tekstil ve hazır giyim sektöründe rekabet edemiyoruz; Çin'de firmalar devlet tarafından destekleniyor; ücretler düşük, işçilik maliyetleri Türkiye'de 400 dolar iken, Çin'de sadece 50 dolar; vergiler düşük; enerji maliyetleri düşük, bizde elektriğin fiyatı 9,5 sent, Çin'de ise 2 ilâ 3 sent.

Oysa biz ne yapıyoruz; yatırımların ve istihdamın artırılması amacıyla millî geliri 1 500 doların altındaki 36 ile yeni teşvikler verilmesini öngören yasanın 9 uncu maddesiyle, 3218 sayılı Serbest Bölgeler Yasasına geçici 3 üncü madde eklenerek serbest bölgelerdeki vergi istisnası, hem vergi türleri hem de süreleri itibariyle önemli şekilde daraltılmıştır. Gelir veya Kurumlar Vergisinden müstesna kılınma süreleri, ruhsatlarında belirtilen süreyle sınırlandırılmıştır. Bu bölgelerde çalışan personele ödenen ücretler mevzuata göre, Gelir Vergisi stopajından istisna tutulmuş iken, bu süre en fazla 31.12.2008 tarihine kadar daraltılmaktadır. Bu bölgelerde gerçekleştirilen faaliyetlerle ilgili yapılan işlemler, ancak 31.12.2008 tarihine kadar her türlü vergi, resim ve harçtan müstesna tutulacaktır.

Asıl amacı, yatırım avantajı sağlayarak istihdamı artırmak olan ve mal ve sermayenin dolaşımından daha fazla pay almak için oluşturulan, alternatif bir yapılanma olan "serbest bölge" kavramı ve uygulaması, bu yasayla son bulmuştur. 2003 yılında Türkiye'nin toplam ticaret hacminin yüzde 14'üne karşılık gelen 16 600 000 000 dolar tutarındaki ticaret hacmi ve 34 402 kişilik istihdam, serbest bölgelerde yaratılmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun.

MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Devamla)Özellikle, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası öncülüğünde kurulan ve Türkiye'nin 19 uncu serbest bölgesi olan Bursa Serbest Bölgesinde 163 firma faaliyet göstermekte ve toplam 1 200 kişiye istihdam sağlanmaktadır. Mart ayında YAZAKİ firmasının üretime geçmesiyle 2 500 kişiye daha istihdam sağlanacaktır. Aralık ayında 37 firma kullanım izni için başvurmuştur. 2003 yılı itibariyle ticaret hacmi 1 108 767 000 dolara yükselmiştir. Oysa bu maddeyle, kısa bir süre önce mevcut koşullara güvenerek yatırım yapan ve yapmaya hazırlanan yerli ve yabancı yatırımcıların ve sanayi devlerinin yatırımdan veya yeni yatırımlarından vazgeçmesine neden olacak olumsuz bir gelişme oluşmuştur.

Yine, BOTAŞ'tan Bursa Ticaret ve Sanayi Odasına gönderilen 14 Şubat 2004 tarihli yazıda, doğalgazdaki arz-talebin dengelenememesi nedeniyle Bursa'daki 3, Türkiye'deki 52 otoprodüktör şirketinin doğalgazı kesilmiş bulunmaktadır.

BOTAŞ Genel Müdürlüğüyle 16 Şubat 2004 günü yaptığım telefon görüşmesinde, doğalgazın en geç 21 Şubat 2004 tarihinde verileceği bildirilmesine karşın, 16 Şubat 2004 tarihinde TEAŞ tarafından Bursa Ticaret ve Sanayi Odasına gönderilen yazıda, Bursa'da ve tüm Marmara Bölgesinde organize sanayi bölgelerinde bulunan fabrikaların elektrik tüketiminde yüzde 30 kesinti yapılması, aksi halde, ulusal elektrik sisteminin çökeceği belirtilmiştir. Bu ise sanayiciye, yüzde 30 daha az çalışın, daha az üretim yapın demektir. Fabrikalar zaten yüzde 50 kapasiteyle çalışırken, yüzde 30 daha az çalıştırılması düşünülemez. Yapılan görüşmeler neticesi, 16.2.2004 tarihinde tekrar doğalgaz verilmiştir.

Sanayiciye yapılan "kısıntı yapın" isteği, ocak ayında doğalgaza yapılan yüzde 5,2 oranındaki zammın baskılar sonucu geri alınmasından mı; elektrik ve doğalgaz sıkıntısından mı, iletim hattı eksikliğinden mi, yoksa, doğalgaz tarifelerini değiştirme isteğinden mi kaynaklanmaktadır? Bu sorunun yanıtını Sayın Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanımız vermelidir.

Yine, sanayicinin kullandığı tüm girdiler, dolar kuru 1 650 000 Türk Lirasından kullanıldığı halde, Merkez Bankası tarafından dolar 1 350 00 Türk Lirası civarında tutulmuş, ihracatçı bilerek zarar ettirilmiştir.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

51 konuşma daha · 18 Şubat 2004

51 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook