İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 54. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)

Tuncay Ercenk

Antalya Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 54. Birleşim · 2. yasama yılı · 18 Şubat 2004 · 1.066 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Tuncay Ercenk (CHP), 18 Şubat 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU TASARISI (SS.349)); konuşma 1.066 kelime.

Tuncay Ercenk (CHP, Antalya). “Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)”. TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim tutanağı, 18 Şubat 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/tuncay-ercenk-22-2004-02-18-kamu-yonetimi-temel-kanunu-tasarisi-ss-349 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA TUNCAY ERCENK (Antalya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

4 üncü maddenin amacı, halkın hayatını kolaylaştırmak, huzur, güvenlik ve refahını sağlamak şeklinde devam ediyor; ancak, kamu yönetiminin amacının, ilkesinin kamu yararı olduğunu unutmamak lazım. Eğer, kamu hizmetini üretmeyi, kamunun dışında bir sektöre, özel sektöre devrederseniz, burada, kamu yararını değil, kâr yararını öne almış olursunuz. Oysa, kamu yönetiminde esas, kamu yararıdır. Böyle bir yasa görüşülürken, öyle sanıyorum ki, toplumun tüm kesimlerinin de görüşü ve desteği alınmalıydı.

Ayrıca, kişi hak ve özgürlüklerinin kullanılmasının önündeki engellerin kaldırılması da 4 üncü maddede sayılmış; ancak, Anayasamızın 5 inci maddesinde de buna benzer bir hüküm var ve bağlayıcıdır. Anayasada düzenlenmiş bir hükmü kanun hükmü haline getirmek, bizce yasa tekniği açısından uygun değildir. Burada, acaba "kamusal alan" deyiminin bir başka şekilde kullanılması veya değerlendirilmesi mi düşünülüyor diye gözden uzak tutmamak lazım.

Şimdi, kamu yönetimi kavramı maddede çok soyut kavramlarla geçmiş. Oysa, kamu yönetiminin somut kavramlarla ele alınması lazım. Nedir o; halkın sağlığını, sosyal güvenliğini, eğitimini, açlığını, yoksulluğunu nasıl çözeceksiniz, bunların somut olarak ele alınıp değerlendirilmesi gerekirdi diye düşünüyorum; bunların hiç birisi yapılmamıştır.

Değerli arkadaşlarım, gerekçelerle birlikte incelediğiniz zaman, yasanın çok temel bir aksaklığını gözönüne sermek lazım. Gerekçenin 3 üncü sayfasını okuyorum: "1980'li yıllarda uygulanan ve daha çok engelleri kaldırma üzerine kurulu 'birinci dalga' yapısal uyum politikaları, yeniden yapılanma yapısal uyum politikalarıyla desteklenmediği için, bugünkü sonuca ulaşılmıştır" deniliyor gerekçede. Şimdi, "birinci dalga" dediğiniz zaman, 24 Ocak kararlarını gözönüne getirmemiz lazım. 24 Ocak kararlarına uygulanma biçimi ve uygulayıcıları açısından baktığımız zaman da, bizce, ülkemizde, yolsuzluğun, yozlaşmanın, rüşvetin, adam kayırmanın temel niteliklerini görürsünüz. Eğer, siz, bu birinci dalgayı, ikinci dalgayla, yani yeniden yapılanmayla destekleme yoluna gidecekseniz, inanıyorum ki, yolsuzluğun, yozlaşmanın, adam kayırmanın, siyaset-ticaret-mafya ilişkisinin daha da fazla ileri gitmesine neden olursunuz. O dönemde, dürüstlük, ahlak kavramları erozyona uğramıştır. Bunu kaldırmak mı istiyoruz, devam ettirmek mi istiyoruz? Bu açıdan bakıldığı zaman, bence, çok dikkatli şekilde yasa tasarısını incelememiz lazım. Deniliyor ki: "Birinci dalga ikinci dalgayla tamamlanmadığı için bu sorunlar ortaya çıkıyor." Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısının, bunu çözmek için gündeme getirildiği söyleniyor. Demek ki, yolsuzluk ve rüşvet, daha fazla olacak; hele bir de denetimi kaldırıyorsanız ortadan, bunun önünü almanız mümkün değildir diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, gerekçenin 4 üncü sayfasında "kamu idaresi planlamadan yoksun olduğu için, stratejik planlamadan yoksun olduğu için, verimli kullanılmayan kaynaklar nedeniyle bütçe açığı verilmektedir. Halkın beklentilerine olumlu yanıt verilmediği için, performans açığı meydana geliyor ve bu performans açığının da sonucu olarak, halkın güveni eriyor" deniliyor. Şimdi, bu yolsuzluk ve halkın güvenini eriten anlayış, kurumsal olarak hangi dönemde meydana gelmiştir; birinci dalga döneminde meydana gelmiştir. Şimdi, siz, o çok övdüğünüz birinci dalganın, ikinci dalgayla, yani, getirilen tasarıyla daha da şiddetlenmesini arzu ediyorsunuz gibi bir görünüm var. Şimdi, o dönemde "benim memurum işini bilir" diyen bir anlayış, "ben zenginleri severim" diyen bir anlayış, "verdimse ben verdim" diyen bir anlayış, "rüşvetin belgesi mi olur" diyen bir anlayış şimdi daha fazla destekleniyor gibi bir anlayış var.

Değerli arkadaşlarım, bu döneme baktığınız zaman da, bir süre önce Yargıtayca onaylanmış bir dosya var, Necmettin Erbakan dosyası ve burada, şu anda, hükümette görevli iki bakanın ismi geçiyor; ayrıca, naylon fatura nedeniyle yargılanan bir Maliye Bakanı var, fezlekesi Türkiye Büyük Millet Meclisine ulaşan bir Başbakan var; şimdi, dokunulmazlıkları kaldırılmaması için uğraşılan milletvekilleri var. Peki, bu tablo içine baktığınız zaman, bu ikinci dalga bunları nasıl önleyecek; bu yolsuzlukları nasıl çözeceksiniz? Onu, bu yasa tasarısından çıkarmak mümkün değil diye düşünüyorum. Hem halkın güveni sarsılmış diyorsunuz hem de halkın güvenini sarsacak eylem ve işlemlerde bulunuyorsunuz; bu, büyük bir çelişkidir.

Değerli arkadaşlarım, halkın güveni nasıl kayboluyor? Bakın, bir kere din ile siyaseti karıştırmayacaksınız.

ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye)Ne alakası var?!

TUNCAY ERCENK (Devamla)Bir dakika...

Ülkenin geleceği olan ormanların satışına "evet" demeyeceksiniz. PKK, Hizbullah ve Sivas katliamı sanıklarının affı yoluna gitmeyeceksiniz.

Irak'ta askerin kafasına çuval geçirildiği zaman çıtınız çıkmayacak...

ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye)Ne alakası var?!

TUNCAY ERCENK (Devamla)Kıbrıs'ta ver kurtul diyeceksin.

DURDU MEHMET KASTAL (Osmaniye)Seçmene selam göndereceksiniz!..

TUNCAY ERCENK (Devamla)Bak, şimdi, dinle, dinle...

Irak'a dış baskılarla, kredi nedeniyle, asker göndermeye çalışacaksınız. Çalışanı mağdur edeceksiniz.

ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye)Ne alakası var?!

TUNCAY ERCENK (Devamla)İkinci dalgayı söylüyorum.

Çalışanı mağdur edeceksiniz; ondan sonra, halkın güveni sarsılmıştır diyeceksiniz, hepsi bu. Bunların bütün sorumluluğu size ait.

Değerli arkadaşlarım, geriye gidilerek yeniden yapılanma olmaz; hep ileriye gideceksiniz.

ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye)Geriye değil, ileriye doğru gidiyoruz.

TUNCAY ERCENK (Devamla)Bakın, yeniden yapılanmanın öncüsü Cumhuriyet Halk Partisidir. (AK Parti sıralarından gülüşmeler) Bakın, 1919'larda başlayan Ulusal Kurtuluş Savaşının getirdiği sonuçları dikkate alsaydınız, şu gülme krizine yakalanmayacaktınız.

MUSA UZUNKAYA (Samsun)Bak sen seksen sene öncesine!..

TUNCAY ERCENK (Devamla)Bakın, söyleyeyim ben, söyleyeyim. Saltanatı ve hilafeti kaldıran Cumhuriyet Halk Partisi düşüncesidir. Evet, cumhuriyeti kuran Cumhuriyet Halk Partisi düşüncesidir. Demokrasi ve çokpartili yaşama geçen anlayış Cumhuriyet Halk Partisi anlayışıdır. seksen yıl önce dağılmış olan ülkeyi, devleti, kamuyu toparlayan Cumhuriyet Halk Partisi düşüncesidir.

ORHAN SEYFİ TERZİBAŞIOĞLU (Muğla)Halen aynı yerdesin.

TUNCAY ERCENK (Devamla)Şimdi, siz seksen yıl önce topladığımız bu devleti, bu kamuyu dağıtmaya çalışıyorsunuz getirdiğiniz tasarıyla. (AK Parti sıralarından gürültüler)

Şimdi, dinleyelim, dinleyelim...

Bakın, gerekçenin 5 inci sayfasını okuyorum: "Ağır borç yükü altında kamu maliyesi halkın taleplerini karşılamaktan uzaklaşmış, insanımızın geleceğe dair umutları kırılmıştır." Şimdi, bunu hükümet, bu getirdiği tasarıya gerekçe olarak almış. Şimdi, ben bakıyorum, Kasım 2002 - Aralık 2003, 15 aylık süre içinde bu hükümetin borçlanma miktarı 62 katrilyon; Ocak 2003 - Aralık 2003, 12 aylık sürede 53 katrilyon. Şimdi, bu gerekçeyle uygulama arasında açık bir çelişkinin varlığını kabul etmek lazım. Eğer bir yasa çıkaracaksak, gerekçelerimizi doğru yazmak zorundayız; buna dikkat etmek lazım.

Gerekçenin 9 uncu sayfası: "İsraf ve yolsuzluklar devam ettiği sürece, halk ile devlet arasındaki güven sağlanamaz." Doğru. "Hesap verme sorumluluğu, kamuoyu denetimi şarttır, aksi halde sorunlar çözülmez" deniyor. Peki, bu yolsuzluklar nasıl önlenecek, kamuya hesap verirseniz önlenecek. Şimdi, biz halk ile devlet arasındaki güvenin sağlanmasını nasıl sağlayacağız; denetimle sağlayacağız. Eğer biz kendi otokontrolümüzü yapmayacak isek, yapmıyor isek, kesinlikle, kamunun, halkın bize güveni sarsılmaya devam edecektir. Bunu, buraya gerekçe olarak almak halkın bize olan güvenini sağlamaya yetmez.

Bu devleti siyasetçi yönetiyor. Bu söylediğimiz yolsuzluğun ve yozlaşmanın bir ayağı da siyasetçi. Bakın, eğer biz siyasetçi olarak, siyasete ve siyasetçiye güveni sağlamaz isek, elbette halk ile devlet arasında güven sarsılır. Bunun da yolu, bir karabasan gibi Meclisin üstüne çökmüş olan dokunulmazlık felaketinden kurtulmaktır. Bakın, bugün bir komisyon toplantımız vardı, -diğer arkadaşlarım da katılıyorlar bu toplantıya- dönem sonuna kadar ertelenmesi... Neden dönem sonuna kadar ertelenmesi... Bunu anlamak mümkün değil.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

51 konuşma daha · 18 Şubat 2004

51 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook