Sosyal sigortalar kanunu,tarım işçileri sosyal sigortalar kanunu,esnaf ve sanatkarlar ve diğer bağımsız çalışanlar sosyal sigortalar kurumu kanunu ile tarımda kendi hesabına çalışanlar sosyal sigortalar kanunu kapsamında ödenen gelir ve aylıklarda 2005 yılında yapılacak artışlar hakkında kan.tas.(ss.727)
Kocaeli Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 44. Birleşim · 3. yasama yılı · 29 Aralık 2004 · 1.095 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
İzzet Çetin (CHP), 29 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL SİGORTALAR KANUNU,TARIM İŞÇİLERİ SOSYAL SİGORTALAR KANUNU,ESNAF VE SANATKARLAR VE DİĞER BAĞIMSIZ ÇALIŞANLAR SOSYAL SİGORTALAR KURUMU KANUNU İLE TARIMDA KENDİ HESABINA ÇALIŞANLAR SOSYAL SİGORTALAR KANUNU KAPSAMINDA ÖDENEN GELİR VE AYLIKLARDA 2005 YILINDA YAPILACAK ARTIŞLAR HAKKINDA KAN.TAS.(SS.727)); konuşma 1.095 kelime.
İzzet Çetin (CHP, Kocaeli). “Sosyal sigortalar kanunu,tarım işçileri sosyal sigortalar kanunu,esnaf ve sanatkarlar ve diğer bağımsız çalışanlar sosyal sigortalar kurumu kanunu ile tarımda kendi hesabına çalışanlar sosyal sigortalar kanunu kapsamında ödenen gelir ve aylıklarda 2005 yılında yapılacak artışlar hakkında kan.tas.(ss.727)”. TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim tutanağı, 29 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/izzet-cetin-22-2004-12-29-sosyal-sigortalar-kanunu-tarim-iscileri-sosyal-sigortalar-kanunu-esnaf (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA İZZET ÇETİN (Kocaeli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sosyal Sigortalar Kanunu, Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanunu, Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu ile Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu Kapsamında Ödenen Gelir ve Aylıklarda 2005 Yılında Yapılacak Artışlar Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi, saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, kısa adı Bağ-Kur ve SSK emeklileri ile bunların malullük, yaşlılık ve ölüm aylığı alanların 2005 yılındaki maaş artışlarını içeren bir kanun tasarısıyla karşı karşıyayız. Tabiî ki, bu, emeklilerimiz açısından, malullük, yaşlılık ve ölüm aylığı alanların beklentileri açısından son derece önemli bir kanun tasarısı; ama, her şeyden önce, belirtmek isterim ki -tabiî, bu, alışkanlık haline geldi- biz, bunu yılbaşından evvel Meclisten geçirelim, emeklilerimiz de, bir an evvel, bu maaşlarındaki artışa kavuşsunlar diye böylesi bir gün içerisine sıkıştırılmış tasarıyı, milletvekillerine dağıtılmayan, zamanında Meclise gelmemiş, komisyonu aynı gün toplanmış, komisyonda tartışmalar sağlıklı yapılmamış; kanun tasarısına dikkatlice bakacak olursanız, tasarının hazırlanmasında bile gerekli özen ve itina -kanun tekniği açısından- gösterilmemiş bir metinle karşı karşıyayız.
Her şeyden evvel, baktığımızda, göreceğiz ki, 1.1.2005'ten itibaren hüküm ifade edecek olan bu tasarıda, dün daha, Sayın Başbakan, buradaki konuşmasında "31.12.2004 gece 00.01'den itibaren YTL'yle tanışacaksınız; YTL'ye alışın, hazırlanın" dedi; ama, öyle görüyorum ki, kanun tasarısını hazırlayanların bile daha hazır olmadığı ortada. Burada, milyonlar konuşuluyor; oysa, 1.1.2005'ten itibaren YTL geçerli olacak.
Ben şunu açıkça ifade etmek istiyorum; çok fazla vaktinizi almak istemiyorum. Gerçekten, AKP'nin, Başbakanından milletvekillerine kadar, bir şeyi çok iyi allayıp pullayıp orta yere koyduğuna tanık oluyorum. Bu, tasarıda da mevcut. 2003 yılında, aynı konumda olan Bağ-Kur ve SSK emeklilerine yapılan düzenlemede -o gün de, hatırlarsınız bu kürsüde yine konuşmuştum- 75 000 000-100 000 000 lira verilmiş; eğer Cumhuriyet Halk Partisinin ve emeklilerin feryadı olmasa, onlar aylıklara ilave edilmeyecek idi. 2004 yılındaki artışlar da, yine malumunuz olduğu üzere, ocak ve temmuz aylarında yüzde 10-10 olarak uygulamaya girmiş idi.
Şimdi, bakıyoruz, gerekçenin daha birinci paragrafında geriye doğru reklamlar var. Görüşeceğimiz kanun tasarısı, 2005'e ilişkin bir düzenleme olmasına rağmen, 2003'te bunu yaptık, 2004'te bunu yaptık... Bunlara hiç gerek yok. Yapılması gereken, düzenlemeyi sağlıklı hale getirmek; emekli, dul ve yetim aylığı alanlar ile Bağ-Kur ve SSK emeklilerinin başkalarına muhtaç olmadan, aldıkları emekli maaşıyla insanca yaşabilmelerini sağlamak, akşam karanlığında pazar artıklarını toplamaktan, çocuklarının, torunlarının eline bakmaktan kurtarmak olmalıydı.
Şimdi, tasarıya baktığımız zaman, hükümetin teklif ettiği metin ile komisyonun kabul ettiği metin arasında fark görüyoruz. Komisyon metni de çelişkilerle dolu. Neresine bakarsanız, bakın. Arkadaşlarımız, komisyonda -ara vererek komisyona- yeni bir düzenleme getirdiler; kademelendirdiler; yani "200 000 000'a kadar yüzde 8; 200 000 000 ile 318 000 000 arasındakiler yüzde 7; 318 000 000 liranın üstü de yüzde 6 artış alsın" dediler.
Değerli arkadaşlarım, rakamların büyüklüğü sizleri aldatmasın. 200 000 000 liranın yüzde 7'si 14 000 000 liradır. 14 000 000 liralık bir zammı, bir maaş artışını artış diye getirmek; hele hele, biz emeklilerimizi, dul ve yetimlerimizi düşünüyoruz deyip, böylesi, geceyarısı çok çalışıyormuşuz, onları çok düşünüyormuşuz edası içerisinde buraya getirmek, herhalde, sizin, emekli, dul ve yetimlere ve emeklilerin tümüne bakış açınızı ortaya koymaya yeter. 300 000 000'un yüzde 7'si 21 000 000 lira eder; 21 000 000 ya da 21 Yeni Türk Lirası
Değerli arkadaşlarım, el insaf!... 4 kişilik bir aile açısından, açlık sınırı 515 000 000 lira olarak açıklandı. Yoksulluk sınırı 1 500 000 000 liradan fazla. Şimdi, bu insanlarımızın büyük bir bölümü aile geçindiriyor, çoluk çocuk okutuyor ve yaşamını, aldığı emekli maaşıyla sürdürmeye çalışıyor. SSK emeklilerinin ortalama aylıklarını size söyleyeyim: SSK'da, bugün, en düşük emekli maaşı 400 000 000-402 000 000 lira, en yükseği 700 000 000, ortalaması 438 000 000. Bağ-Kurda bu oranlar daha düşük. Malulük, yaşlılık ve ölüm aylığı alanların aldıkları maaşa da maaş demenin olanağı yok; onların miktarları daha da düşük.
Tabiî, SSK emeklileri ve Bağ-Kur emeklilerinin aldıkları maaşlara bakıldığında, emekli maaşları kendi içinde de çelişkilerle dolu. 1980'lerden itibaren çeşitli defalar düzenlemeler yapıldı. Çeşitli kategorilerde farklı farklı emekli maaşı alanlar var. Bunlar, iki önemli konuda her yerde itiraz ediyorlar; diyorlar ki, emekliler arasındaki maaş adaletsizliği giderilsin, intibak yasamız bir an evvel çıkarılsın, emekliler, emekli prim ödeme gün sayılarına göre, hizmet sürelerine göre, bir barem sistemine, bir derece sistemine -geçmişte olduğu gibi- oturtulsun; bugün emekli olanın maaşı beş yıl sonra, çok düşük, çok komik bir maaş seviyesine gelmesin, memurlarda olduğu gibi, en yüksek dereceden emekli olan, hiç olmazsa, onun karşılığı, emeklilik yaşamını daha iyi biçimde sürdürsün; ama, sizin yaklaşımınız bunlara izin vermiyor. Yani, biz, ne yaparsak yapalım, ne söylersek söyleyelim, nasıl katkı yapmak, emeklilerin, yoksulların çilesini azaltmak istersek isteyelim, bir avuç mutlu azınlığı mutlu edebilmek için, onların rant gelirlerinin 345 milyar liralık kısmını vergiden muaf tutarken...
SALİH KAPUSUZ (Ankara)Bugün vergilendirdik...
İZZET ÇETİN (Devamla)... işçinin, yoksulun maaşından vergi keselim istiyorsunuz ve bunu başarıyorsunuz.
Değerli arkadaşlarım, emekliler maaşlarından tasarruf yapmıyorlar, yapamazlar, bu mümkün değil, maaşlarının tamamını harcıyorlar ve dolayısıyla, o harcama içerisinde... Çok ağır olan vergi gelirlerimizin -bütçe kanunu içerisinde gördünüz- yüzde 73'ü dolaylı vergilerden oluşuyor. Bunlar üzerinde zaten olabildiğince ağır bir vergi yükü varken, bunlara 14 liralık, 20 liralık, 40 liralık, yıl içerisinde, maaş artışını öngörüyorsunuz ve bunun için de, gelip, burada "emeklilerimizi düşünüyoruz, onlar için gece bu çileye katlanalım" diyorsunuz. Keşke öyle yapmasaydık da, emeklilerin sesine kulak verseydik; yetimlerin, dul ve ölüm aylığı alanların feryatlarına kulak verseydik. 2005 yılında, onları da, insanca yaşayabilecekleri bir seviyeye getiremesek bile, hiç olmazsa "oh be, birazcık nefes alacağım" diyebilecekleri bir noktaya taşımış olsaydık.
Değerli arkadaşlarım, tabiî, ben, bunu çok görmüyorum. Emekli, dul, yetim aylığı alanlara bakış açınızı çok iyi anlıyorum; onların da anlamasını gerçekten istiyorum. Buna en somut örnek, siz, daha dün -asgarî ücret için "civciv çıkacak, kuş çıkacak, sürpriz çıkacak" diye toplumu beklentiye soktunuz- net 318 000 000 lira olan asgarî ücreti, 350 000 000 liraya çıkardınız. 4 500 000-5 000 000 insan asgarî ücretle yaşamını sürdürüyor. Tabiî ki, 4 500 000-5 000 000 insanın, sizin açınızdan çok fazla bir önemi olmayabilir. Sayın sözcüleriniz biraz sonra çıkıp, burada, "biz, asgarî ücreti, 225 000 000 lira olarak aldık, buraya çıkardık" diyebilir.
Değerli arkadaşlarım, aynı şey emekli maaşlarında ortaya çıkıyor; yani, yüzde 6'lık, yüzde 8'lik artışları zannediyorsunuz ki, birkaç milyar maaş alıyorlar da önemli. Yani, bir önemi yok bu artışların. Ee, emekli bizim dönemimizde şunu aldı...
Değerli arkadaşlarım, sizin açıkladığınız, dün, Başbakanın burada açıkladığı enflasyon rakamlarıyla emeklilerin, işçilerin, yoksulların mutfağındaki enflasyon ne yazık ki, örtüşmüyor. Ne yazık ki, birbiriyle çelişkilerle dolu.
SALİH KAPUSUZ (Ankara)Daha da düşük... Fakir fukaranın enflasyonu daha da düşük.
İZZET ÇETİN (Devamla)Çünkü, harcayacak parası yok.
SALİH KAPUSUZ (Ankara)Hesap bilirseniz, öyle...
İZZET ÇETİN (Devamla)Harcayacak parası yok. Onları, evet, o hale getirmenin mutluluğunu yaşıyorsunuz Sayın Kapusuz. Sayın Kapusuz, o hale getiren sizsizin.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
35 konuşma daha · 29 Aralık 2004