İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 64. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Vakiflar kanunun 9.11.2006 tarihli ve 5555 sayılı kanunda bazı maddelerinde değişiklik yapılması hakkında (s.s.98)

Kamer Genç

Tunceli Milletvekili · Bağımsız

Genel Kurul, 64. Birleşim · 2. yasama yılı · 13 Şubat 2008 · 709 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Kamer Genç (Bağımsız), 13 Şubat 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: VAKİFLAR KANUNUN 9.11.2006 TARİHLİ VE 5555 SAYILI KANUNDA BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.98)); konuşma 709 kelime.

Kamer Genç (Bağımsız, Tunceli). “Vakiflar kanunun 9.11.2006 tarihli ve 5555 sayılı kanunda bazı maddelerinde değişiklik yapılması hakkında (s.s.98)”. TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim tutanağı, 13 Şubat 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2008-02-13-vakiflar-kanunun-9-11-2006-tarihli-ve-5555-sayili-kanunda-bazi-maddele (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

KAMER GENÇ (Tunceli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Vakıflar Kanunu’nun 14’üncü maddesinin tasarı metninden çıkarılması için önerge verdim. Bu nedenle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, aslında bu Vakıflar Kanunu Türkiye bakımından çok sıkıntı yaratabilecek, enine boyuna tartışılması gereken bir kanun.

Şimdi, bu Kanun’un çıkması için Amerikan Büyükelçiliği 2005 yılında Amerikan Senatosunu ziyaret ediyor ve diyor ki: “Ben Türkiye’de bu Vakıflar Kanunu’nun çıkması için gerekli çabayı göstereceğim ve Patriğin de ekümenlik hakkını kazanması için gerekli çalışmaları yapacağız” diyor. Seçimden sonra Amerikan Dışişleri Bakanlığının üç numaralı kişisi Nicholas Burns geliyor ve bu Kanun’un çıkarılması için gayret sarf ediyor.

Şimdi, beyler, bakın, bu Kanun’un amacı ne? İstanbul surları içinde 11.555 tane gayrimenkul var. Bu Kanun çıktıktan sonra bu 11.555 tane gayrimenkulün sahiplerine iade edilmesinin alt hazırlığını yapıyor.

Yine, 2.336 tane, hileli yoldan… Şimdi, geçmişte, bakın, bu vakıflar kurulduktan sonra… 160 tane cemaat vakıfları vardır. İşte Hükûmetin burada temsilcisi vardır. Çıksın, desin ki… Bu 160 tane cemaat vakfının vakfiyeleri vardır. Göstersin bize arkadaşlar burada. Gösteremez. Göstermesi lazım. Şimdi, bundan şu sisteme gidiyorlar: Şimdi, eskiden vakıflar kuruldu. Kurulduktan belli bir süre sonra onu kuran irade ortadan kaybolunca bu vakıflar otomatikman Vakıflar Genel Müdürlüğüne devrediliyor. Bunlara galiba “mülhak vakıflar” deniliyor. Bir de mazbut vakıflar var. Yani, yanlış da söyleyebilirim.

Şimdi, burada getirilen şeyle… Geçmişte bu şekilde kurulan vakıflar mallarını kaybetmiş, ortada kalan kimse yok, ondan sonra Vakıflar Genel Müdürlüğüne geçmiş bu mallar. Şimdi, bu Kanun’la ne yapıyorsunuz? Özellikle ecnebi cemaatlere, bu şekilde, bu Kanun’la bu mallarını iade ediyorsunuz.

Şimdi, yine 2.336 tane vakıf malı var. Bunlar nasıl olmuş? Geçmişte birtakım ecnebi kişiler ölmüş. Bir Hristiyan, yabancı uyruklu bir vatandaş ölmüş. Ölünce, o kadar göz açıklık yapmışlar ki, gitmişler... Normal olarak, Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre, bir kişi miras bırakmadan ölürse onun mal varlığı doğrudan doğruya hazineye intikal ediyor. Fakat bu ecnebi vakıflar çok güzü açıkça davranmışlar, gitmişler, hileli olarak –tabii hepsi değil- o ölen kişinin malının kendisine vasiyet edildiğini, sahte vasiyet senetleri düzenlemişler ve bu vesileyle kendi üzerlerine geçirmişler.

Arkadaşlar, bakın, 1974 yılında Yargıtayın verdiği birtakım kararlar var. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu diyor ki: Bunların vakfiyeleri yok, vakfiyesi olmayan bir vakfın mal edinmesi mümkün değil. Yani vakıflar, vakfiyeleri çerçevesi… Yani onların statüleri var, bu statülerine göre mal alabilmeleri için vakfiyelerinde hüküm olması lazım. Şimdi, bunların vakfiyelerinde böyle bir hüküm yok. İşte, burada Hükûmet temsilcisi, çıkarsın, desin ki, buyurun vakfiyeleri burada…

Bunların, 1936’da Vakıflar Genel Müdürlüğüne verdikleri beyannameler var. Bu beyannamelerde adlarına gayrimenkul alma yetkisinin bulunduğuna dair herhangi bir yetkileri yok. Ondan sonra, tabii, geçmişte, Osmanlı padişahları zamanında, 1912’de, birtakım, işte o zaman bir geçici kanun nedeniyle galiba bir tane Rum vakfı, otuza yakın da Ermeni vakfının o zaman tespit edilen bazı durumlar var.

Şimdi, nedense, önce 2001 yılında 4771 sayılı Kanun çıkarılıyor. Arkasından, bu Hükûmet başa gelir gelmez, 4778 sayılı Vakıflar Kanunu’nu getiriyor. Şimdi, orada, vakıflara mal satın alma hakkını veriyorlar. Aslında bu nedir? İşte, bu, geçmişte yabancı, ecnebi kişilere ait olan bu malları hileli olarak bunlara devrediliyor. Tabii, bu arada birtakım İslami örgütler de var bunun neticesinde. Mesela, Anadolu’nun belli yerlerinde, tabii, hem yabancı cemaat var… Mesela bir yerde bir kilise var, şimdi bu kanun çıktığı zaman, birtakım kişiler gidecekler, mesela Tunceli’nin dağındaki bir kilisenin çevresindeki araziye sahip çıkacaklar. Yani Türkiye’deki mülkiyeti…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun.

KAMER GENÇ (Devamla)Yani orada da çok büyük sıkıntılar Türkiye’nin başına yaratacak ki… Bunları, ben Hükûmete bir teklifte bulunuyorum: Bu Kanun çok ciddi bir kanundur. Gelin, bu Kanun’un burada müzakeresini keselim, bir araştırma komisyonu kuralım.

Arkadaşlar, bizim de çok şeyleri doğru bildiğimizi ben iddia etmiyorum. Hakikaten bu Kanun nedir, ne getiriyor? Ülkeye ne zarar getiriyor? Ülkenin hangi kesimine, hangi yabancı cemaatlere, hangi, ne bileyim, örgütlere, devletin elinde, Vakıflar Genel Müdürlüğünün elinde olan ne taşınmazları iade ettiriyor? Bunların Türkiye’ye maliyeti ne?

İşte, ileride, önergelerim var, yine konuşurum, mesela bir vakfın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde açtığı bir dava var. Bu dava evvela Vakıflar Genel Müdürüne işte dostça çözüm için öneriliyor, “Yok efendim biz bunu dostça çözmeyelim.” diyor. Ondan sonra da şimdi bu Vakıf Kanunu’nun çıkması için hararetle bunu savunuyor.

Şimdi bu fikir değişikliği niye burada meydana geldi? 90-100 bin euroluk bir gayrimenkulü Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 9-10 bin euro tazminatla Türkiye’yi mahkûm ettiler.

Şimdi, bunlar çok ciddi meseleler. Bunları biz bir inceleme yapalım, gerçeği anlayalım, ondan sonra da Kanunu müzakere edelim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

29 konuşma daha · 13 Şubat 2008

29 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook