İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 70. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

375 sayılı kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:108)

Kamer Genç

Tunceli Milletvekili · Bağımsız

Genel Kurul, 70. Birleşim · 2. yasama yılı · 27 Şubat 2008 · 649 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Kamer Genç (Bağımsız), 27 Şubat 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 70. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 375 SAYILI KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:108)); konuşma 649 kelime.

Kamer Genç (Bağımsız, Tunceli). “375 sayılı kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:108)”. TBMM Genel Kurulu, 70. Birleşim tutanağı, 27 Şubat 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2008-02-27-375-sayili-kanun-hukmunde-kararnamede-degisiklik-yapilmasina-dair-kanu-2 (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

KAMER GENÇ (Tunceli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 108 sıra sayılı Yasa Tasarısı’nın 1’inci maddesi üzerinde şahsım adına söz aldım. Hepinize saygılar sunuyorum.

Bugün bana, bir zarf içinde, vatandaşın birisi böyle bir fotoğraf göndermiş. Medrese gibi, 21’inci yüzyılda Türkiye’de bir lise.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri)Eskidi o resim, eskidi.

KAMER GENÇ (Devamla)Öğretmen ortaya oturmuş, ayakkabılarını çıkarmışlar “Haydi üniversiteye!” diyor. Çıkardığınız türban kanunu çıkarsa üniversiteler işte bu duruma gelecek, onu belirteyim. (AK Parti sıralarından gürültüler)

M. MÜCAHİT FINDIKLI (Malatya)Geç onu geç, ne kadar provokatör olduğunu biliyoruz, geç!

KAMER GENÇ (Devamla)Şimdi, değerli milletvekilleri, o kadar acayip, o kadar doğru olmayan fikirler burada söyleniyor ki… Hakikaten biraz hukuk nosyonu olan veya bir milletvekili seviyesinde olan insanlar bunları nasıl söylüyorlar burada?

Şimdi, burada az önce konuşuldu, burada dediler ki: “Efendim, görev tazminatı şimdiye kadar kimseye verilmedi, 2001 tarihinde bu Kanun Hükmünde Kararname, bir yetki kanunu çıktı, Bakanlar Kuruluna böyle bir yetki verdi, bu yetkiye istinaden de beş yıldan fazla hizmeti olan memurlara görev tazminatı verilmesi ilkesi kabul edildi.”

Şimdi, aslında bu Hükûmet 2002 yılının sonunda göreve geldiği zaman, eğer bu Kanun Hükmünde Kararname’yi yürütmeyecek idiyse, uygulamayacak idiyse o tarihte bunu kaldırması lazımdı, kaldırmadı. Kaldırmayınca, tabii memurlar gitti “Ey Hükûmet, bana bu hakkımı ver.” dedi, arkasından Danıştaya gidildi. Danıştay 11. Dairesi tabii başlangıçta bu konuyu reddetti. Ama, son İdari Dava Daireleri Kurulu, başvuran memuru haklı gördü ve “Ey Hükûmet, yetki kanununa istinaden çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname’ye istinaden, sen, kamu görevlilerine, beş yıldan fazla hizmeti olan ve makam tazminatları almayan kişilere bu tazminatı vermek zorundasın.” dedi. Sordum biraz önce Hükûmete, kaç tane dava var? Şimdi, bu kanunu çıkarsanız ne olacak? Yani, ortada memurların iktisap hakkı doğmuş, müktesep hakkı doğmuş. Siz geçmişe şamil olarak bu kanunu ortadan kaldırdığınız zaman, şu anda her idari eylem ve işlem, yürürlükte bulunan, o işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan kanunlara göre değerlendirilir ve yargı buna göre karar verecek. Yani, bence sizin Hükûmetiniz sizi boşuna yoruyor. Bu gidecek… Kamu görevlileri, dava zaman aşımı geçmemiş kişiler bu davayı açacaklar, kazanacaklar.

Şimdi, öyle acayip bir kamu personeli sistemini getirdiniz ki sayın milletvekilleri, 4/B, 4/C… Şimdi, hemşire geliyor, ebe geliyor, öğretmen geliyor; “Yahu kardeşim, ben evlendim.” diyor. Türkiye’de bir aile birliği sistemini korumak zorundayız. “Yok, hayır, aile birliğini senin için uygulamam.” diyor. Kanun önünde eşitlik ilkesi var, hani Anayasa’da değiştirdiniz ya, kanun önünde eşitlik ilkesi. Peki, bu insanların aile birliğini niye temin etmiyorsunuz? Personel sistemi böyle allak bullak edilir mi? Bir öğretmen var, 500 milyon alıyor, birisi 1.500 alıyor. Böyle bir şey olur mu arkadaşlar? Öğretmen öğretmendir, ebe ebedir, hemşire hemşiredir. Bunlara uygun olarak bir personel düzenlemesini yapın. Seçimlerden önce polislere söz verdiniz, dediniz ki: “Size 400 milyon lira para vereceğiz.” E verin. Niye o insanları kandırıyorsunuz, niye vermiyorsunuz? Yani, ya yapacağınız şeyi söyleyin ya da söylemeyin.

Bir gün maymuna bir şeftali vermişler. Şeftaliyi önce almış arkasına götürmüş, ondan sonra yemiş. “Niye şeftaliyi arkasına götürdün?” demiş. “Vallahi geçen gün bir şeftali yuttum da çekirdeğini çıkaramadım. Çekirdeğini çıkaramayacağım şeftaliyi yutmamak için, yememek için arkama tuttum.” demiş. Şimdi, bunların hepsi sizlere bir ders olsun.

Bakın, bir bütçe yaptınız, memura yüzde 4 verdiniz, Çankaya’ya yüzde 64 verdiniz. Böyle… Sizin adaletiniz bu, arkadaşlar. Memura yüzde 2 artı 2, Çankaya’ya yüzde 64! Böyle bir anlayış, böyle adalet sistemi olabilir mi? O bakımdan…

Bekçiler… Geçen dönemde çıkarmışsınız, bekçilerin durumunun düzeltilmesi için kanun da çıkmış, Çankaya da veto etmiş, gelmiş. Burada, yedi aydır bu Parlamento çalışıyor, niye bunları getirmiyorsunuz? Yok, ille onları getirmeyeceğiz, ama kamu görevlilerinin kazandığı müktesep hakları vermeyeceğiz. Nasıl vermeyeceksin? Burası hukuk devleti. Hukuk devletinde, sen, nasıl vermemezlik yaparsınız?

Biraz önce, tabii, MHP’nin getirdiği, bu, yerel yönetimlerle ilgili yasanın gündeme alınması konusundaki araştırma önergesi konuşuldu. Sizin arkadaşınız diyor ki: “Evvela kanunu çıkaralım, ondan sonra araştırma önergesini yapalım.” Yahu, zaten mevcut kanunda, 5393 sayılı Kanun’da diyor ki: “2 bin nüfustan az olan belediyelerde, eğer belediyelik vasfını kaybetmişse, Danıştayın da görüşü alınmak suretiyle belediyelikten çıkarılır.” Kanun zaten yürürlükte. Ee, şimdi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

37 konuşma daha · 27 Şubat 2008

37 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook