İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 13. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

1.8.2008 tarihli ve 5803 sayılı elektronik haberleşme kanunu ve anayasanın 89 uncu ve 104 üncü maddeleri gereğince cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderme tezkeresi ile bayındırlık, imar, ulaştırma ve turizm komisyonu raporu (s.s.:297)

Kamer Genç

Tunceli Milletvekili · Bağımsız

Genel Kurul, 13. Birleşim · 3. yasama yılı · 5 Kasım 2008 · 574 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Kamer Genç (Bağımsız), 5 Kasım 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 1.8.2008 TARİHLİ VE 5803 SAYILI ELEKTRONİK HABERLEŞME KANUNU VE ANAYASANIN 89 UNCU VE 104 ÜNCÜ MADDELERİ GEREĞİNCE CUMHURBAŞKANINCA BİR DAHA GÖRÜŞÜLMEK ÜZERE GERİ GÖNDERME TEZKERESİ İLE BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU RAPORU (S.S.:297)); konuşma 574 kelime.

Kamer Genç (Bağımsız, Tunceli). “1.8.2008 tarihli ve 5803 sayılı elektronik haberleşme kanunu ve anayasanın 89 uncu ve 104 üncü maddeleri gereğince cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderme tezkeresi ile bayındırlık, imar, ulaştırma ve turizm komisyonu raporu (s.s.:297)”. TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim tutanağı, 5 Kasım 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2008-11-05-1-8-2008-tarihli-ve-5803-sayili-elektronik-haberlesme-kanunu-ve-anayas (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

KAMER GENÇ (Tunceli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 297 sıra sayılı yasanın 67’nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci bendi üzerinde söz almış bulunuyorum.

Şimdi, öyle bir kanun karşımıza gelmiş ki ne başı belli ne sonu belli. Ondan sonra… Yani Türkiye Cumhuriyeti devletinde böyle bir kanun yapmak kanuna ihanet demektir. Şimdi, burada kanunlar birbirine öyle karıştırılıyor ki şuraya şu ilave edilmiştir, şuradan şu çıkarılmıştır… Kanun tekniği bu değil ki yani kanunların Genel Kurula gelip de net, anlaşılır bir dille yazılması lazım. Böyle oradan oraya atıflar… Birileri yazıyor, gönderiyor, ondan sonra da bu kanunların ne manaya geldiği maalesef burada da anlaşılmıyor. Uygulamada da uygulanabilir nitelikleri yoktur.

Şimdi değerli milletvekilleri, tabii Telekom, Türkiye'nin çok önemli bir kurumudur. Bu kurum özelleştirildi. Özelleştirildikten sonra büyük de kârlar… Aslında büyük tesisleri var bunun, büyük kârları var. Devlet buraya zamanında çok büyük yatırımlar yaptı. Türkiye'nin iletişiminde temel bir kurum. Şimdi, Türkiye, iletişim konusunda maalesef herkes… Bugün artık en samimi iki dost dahi birbiriyle konuşamıyor. Hatta bir gün birisi bir olay anlattı. Hâkimin birisi bir avukatın telefonunun dinlenmesi konusunda karar vermiş, sonra o hâkim de onunla konuşurken telefonu dinlemişler ve adamı görevden uzaklaştırmışlar. Yani böyle de bir sonuç meydana getiriyor.

Şimdi, biliyorsunuz Jandarma ve Emniyet Genel Müdürlüğüne bu iletişimin dinlenmesi konusunda bir yetki verilmişti. Adalet Bakanlığı, Jandarmaya verilen iletişimin dinlenmesini bozma yoluyla Yargıtaya gitti, Yargıtay bunu kaldırdı ama Emniyete verilen iletişimin dinlenmesini serbest eden… Yani Emniyet Genel Müdürlüğü içinde özellikle birtakım tarikatlara mensup kişilerin kadrolarını oluşturduğu kişilerden oluşan bu kişilere verilen bu yetki kaldırılmadı. Tabii, bu yetkiyi bilerek bu Hükûmet kaldırmak istemiyor, Adalet Bakanlığı kaldırmak istemiyor. Niye? Çünkü kendi menfaatine uygun, kendilerine uygun bilgiler toplanıyor ve maalesef, Türkiye’de artık haberleşme güvenliği diye bir hak, konu kalmadı. Arkadaşlarımız sordu: “Telefon güvenliğini ve e-mail güvenliğini Türkiye’de siz nasıl sağlıyorsunuz Sayın Bakan?” Buna dahi cevap veremiyorsunuz. Türkiye artık bir korku ülkesi hâline getirildi. Türkiye bir korku imparatorluğu hâline getirildi. Böyle bir devlette devlet ciddiyeti kalır mı? Devletin gizli kalması gereken bilgileri kalır mı? Kalmaz. Ayrıca, Telekom’un belli hisseleri devlet kurumuna ait ama başındaki yöneticiler çok büyük para alıyorlar. 80 milyar lira aylık alan kişiler var. 50 milyar lira aylık alan kişiler var. Bunların yönetim kurulu toplantıları Türkiye’nin en lüks otellerinde, yurt dışına gittikleri zaman da en lüks yerlerde yapılıyor. Bunun bir kısmı her ne kadar şeyden gidiyorsa da, yani özelleşen firmaların cebinden gidiyorsa bir kısmı da devletin cebinden gidiyor. Bana göre bunlara çekidüzen verilmesi lazım.

Ayrıca, bunlar özelleştirilirken özelleştirme koşullarında okullar yapma şartı aranmış. Mesela, bizim oralarda hiçbir okul yapıldığını görmedim ve o zaman, eğer yapılacaksa okullar, bunların bir kısmının geri kalmış yerlerde yapılması lazım. Mesela, bizim Tunceli’de bir yere bir lise yapılabilirdi pekâlâ. Yani bunların ille siyasi iktidara yakın olan kişilerin mensup olduğu illere yapılmaması lazım.

Ayrıca, sık sık -burada çalışan personellerin hiçbir güvenliği yok- ille personele yazı yazılıyor “hemen çıkın, gidin” diyorlar. Şimdi, yapılan sözleşmeye göre kaç personel çalıştırması lazım, hangi senede ne kadar personel çalıştırılması lazım, bunları da bence idarenin kontrol etmesi lazım. Kontrol etmeyip de satın alan firmanın keyfine bırakırsanız, maalesef Türkiye Cumhuriyeti devletinin vatandaşları burada çok mağdur oluyorlar. Bu mağduriyetin giderilmesi lazım.

Kanun her yönüyle de eksik, anlaşılmaz hükümler taşıyor. Bir iki maddeyi şöyle şey ettik. Tabii, çok teknik bir konu. Bizim bu komisyonlarda da bulunma imkânımız olmadığı için, burada aniden gündeme alınıyor ve aynı gün birçok konu müzakereye gelince çok enine boyuna tartışmak mümkün değil. Kanunlar yapılırken Anayasa’nın temel ilkeleri bir yana bırakılıyor. Anayasa’nın 123’üncü maddesi “İdare bir bütündür ve idari kurumlar kanunla korunur.” diyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

59 konuşma daha · 5 Kasım 2008

59 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook