Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda değişiklik yapılmasına dair (s.s.307)
Tunceli Milletvekili · Bağımsız
Genel Kurul, 60. Birleşim · 3. yasama yılı · 19 Şubat 2009 · 767 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Kamer Genç (Bağımsız), 19 Şubat 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR (S.S.307)); konuşma 767 kelime.
Kamer Genç (Bağımsız, Tunceli). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda değişiklik yapılmasına dair (s.s.307)”. TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim tutanağı, 19 Şubat 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2009-02-19-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dai (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
KAMER GENÇ (Tunceli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 307 sıra sayılı Yasa Tasarısı’nın 1’inci maddesinin (a) bendinin tasarı metninden çıkarılmasıyla ilgili olarak verdiğim önerge üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.
Bu madde üzerinde gerçekten benden önce konuşan arkadaşlarımız çok ayrıntılı bilgi verdiler ve neden çıkması gerektiğini ayrıntılı bir şekilde söylediler. Arkadaşlarımız dediler ki: “5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun bütçe ilkelerini düzenleyen 13’üncü maddesi ve 14’üncü maddesine aykırı buraya getirilen hüküm.” Hükûmet sözcüsü dedi ki: “Efendim, bu da kanun o da kanun.” Bu kanun o kanun değil işte. Şimdi, bakın, hukuk hiyerarşisi içinde kurallar hiyerarşisinde birinci, anayasadır. İkincisi, bu 5018 sayılı Kanun, Muhasebei Umumiye Kanunu’nun yerine geldi. Yani bütçe ilkelerinin düzenlenmesi, gelirlerin harcanması, toplanması bu temel kanunda toplanıyor. Dolayısıyla, çıkan kanunların buna aykırı olmaması lazım. Tabii, bu kadar inceliği Hükûmeti temsil edenler bilmediği için “O da kanun bu da kanun, ne olacak.” Diyorlar, yani şey değil.
Şimdi, Maliye Bakanlığı mükelleflere bir yazı yazıyor, şimdi beyanname zamanı ya. Diyor ki: “Gelir İdaresi Başkanlığımız veri ambarından elde edilen bilgilere göre vergisel risk altında olan mükelleflerimizdensiniz.” Yani ben böyle bir terim duymadım, “…vergisel risk altında olan mükelleflerimizdensiniz.” Bu da maliyeye yeni kazandırılan bir terim. Yani diyor ki: “İşte 5811 sayılı varlık vergisini çıkardık, vergilerinizi, beyannamelerinizi artırın.” Yani bir yandan böyle, mükellefleri baskı altında tutuyorsunuz, bir yandan da güç odaklarına birtakım olanaklar sağlıyorsunuz.
Şimdi, değerli milletvekilleri, bakın, yani işte eğer bu yolu açarsanız, bu bir nevi özel fondur, yarına tarikatlarına… Güçlü tarikatlar var, efendim, İktidarınıza çok yakın insanlar var, onlar gelecek, onlar da isteyecek. Yani önemli olan bir defa delik açmayacaksınız. Açtığınız zaman o deliğin sonunu tutmak mümkün değil. Dolayısıyla, bakın, önce Bilkente tanınmış, şimdi işte TOBB’a tanıyorsunuz. Niye yani böyle bunlara özel bir vergi muafiyeti getir… Orada toplanan paralarla o öğrencilere burs veriyorsunuz. Bizim bir ilimizde -işte kaç defa bu kürsüde söyledim- üniversite açıldı, daha hâlâ öğrenci yurdu yok. Ayrıca o kadar zor şartlarda öğrenci okuyor ki, bizim yani özellikle Tunceli hudutları içinde imtihan kazanan birçok öğrenci o kadar büyük sıkıntı içindeler ki yani inanınız ki bana 350-400 tane öğrenci başvurmuştur, “Bize burs verin.” diyor. Ben her ay maaşımdan 5,5 milyar lira öğrencilere burs veriyorum. Ama yani bu çok… Hatta geride daha 110-120 tane öğrenci… Müracaat edenlere de vermiyoruz. Şimdi, eğer bu kadar zorluk içinde olan bu insanlara -yani işte 50 milyon veriyoruz, o da fazla bir şey değil gerçi ama- yani böyle, bu kişileri… Yani bunları getirip de özel güç odaklarının üniversitelerine vereceğinize bunları bir fonda toplayalım, Türkiye’de muhtaç olan öğrencilere verelim. Bu, insanlığa uymayan bir davranış. Şimdi, yani Türkiye’de doğru dürüst bir gelir toplanmıyor, doğru dürüst bir vergi incelemesi yapılmıyor ve Türkiye’de, işte maalesef devri iktidarınız zamanında büyük güç odaklarının yine büyük vergi şeyleri affediliyor. İşte dün burada bir kanun çıkardınız. Gümrüklerde araba ithal edilmiş, arabayı ithal edenler satmış, ondan sonra o pahalı listeye göre vergiyi almış, ben inanıyorum ki çoğu da ona göre vergiyi almış, hazineye yatırmamış. Gümrükler de bunların hesaplarını incelemiş, raporları düzenlemiş, kendilerine tebliğ edilecek. Tabii, birilerinin elleri uzun, hemen oradaki idarelere müracaat etmişler “Aman bu ihbarnameleri tebliğ etmeyin, biz af çıkarıyoruz.” Ve affettiğiniz rakam da 3 katrilyon lira. Yani bu hangi vicdana, hangi ahlaka, hangi hukuka sığar, bilmiyorum.
Burada hepimiz Anayasa’ya sadakat yemini gösterdik. E, şimdi, bunlar getirilen Anayasa’ya sadakat yeminine giren konular mı, yani sadakati gösteriyor muyuz? Kanun önünde eşitlik ilkesi var, Anayasa’nın 10’uncu maddesindeki eşitlik var. Şimdi, bunları bir tarafa itip de “Efendim, işte bazı güç odakları bizim İktidarımıza destek veriyor. E, biz de onlara işte bir kıyak yapalım.” Kıyak yaparsan cebinden yap kardeşim, devletin bütçesinden yapma, devletin kesesinden yapma! Artık, vicdan da bunu gerektirir, ahlak da bunu gerektirir, Allah da bunu emreder. Yani, böyle bir şey olur mu? Getiriyorsunuz ondan sonra birtakım insanlara özel birtakım imkânlar sağlıyorsunuz.
Sonra, bunların denetimi ne olacak?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
KAMER GENÇ (Devamla)Burada, tahsil edilen vergiler… Yalnız bu vakıf üniversiteleri birtakım işte özel binek arabalarında kullanılacak yöneticilerin, özel kamp kurulmasında kullanılacak. Çünkü denetimi yok, yani kim denetleyecek bunları? Bence bu maddeyi çıkaralım buradan.
Haa, devlet, gerekirse bu okullarda okuyan insanlara öteki insanlar gibi, işte Krediler ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğünde olduğu gibi bu öğrencilere burs versin. Burada okuyan öğrencilerin ne özelliği var? Ben onu öğrenmek istiyorum. Yani bunları böyle ayırmak eşitlik ilkesine uymuyor ki!
Onun için, yani bunu, zıtlığı… Yani ille “Bizim iktidarımız zamanında getirilen her şey doğrudur, başkalarının söyledikleri yanlıştır.” peşin hükmünden kendinizi kurtarın ve bu önergemizi kabul ederseniz, bence, Anayasa’ya, hukuka uygun bir harekette bulunmuş olursunuz. Yarın öbür gün, bunları kabul ettiğinde peşinden gelir işte vakıf üniversiteleri, o diyecek “Ona tanıdın bana niye tanımıyorsun?” o diyecek “Ona tanıdın niye bana tanımıyorsun?” Dolayısıyla, bütçeler paramparça olacak.
Saygılar sunuyorum.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
52 konuşma daha · 19 Şubat 2009